Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/469 E. 2026/905 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/469
- Karar No
- 2026/905
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/469
KARAR NO: 2026/905
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/837
KARAR NO: 2025/432
DAVA TARİHİ : 18/12/2020
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Artvin’de bulunan ... Santrali’nin üretim lisansı sahibi olduğunu, ...'in müvekkilinin başvurusu üzerine 2015 yılında ...tarafından Yenilenebilir ... (...) kapsamına alındığını, 29/04/2016 tarih ve 29698 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ... Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ile ... Yönetmeliği’nin 27. Maddesine 2.fıkra hükmünün eklendiğini, davalı ... tarafından, yönetmelik yürürlüğe girdikten yaklaşık 18 ay sonra bu yönetmelik değişikliğinden hareketle, müvekkilinin “2015 yılında gerekli şartları taşımadığı halde ...’den faydalandığı” gerekçesiyle müvekkilinin ... kapsamında elde ettiğini iddia ettiği gelir ve işlemiş faiz olarak 5.048.970,61 TL asıl alacak ve 1.890.006,94 TL gecikme faizi olmak üzere toplamda 6.938.977,55 TL + KDV'nin İnternet Vergi Dairesi’ne borç olarak kaydedildiğini, müvekkili tarafından 23/10/2017 tarihli yazısıyla geçmişe dönük olarak yapılan bu işleme ve davalının talebine itiraz edilmiş ise de hak kaybına sebebiyet verilmemesi açısından borcun ihtirazi kayıtla ödendiğini, itiraz sonucunda davalı tarafından yalnızca taksit taleplerinin kabul edilerek ve toplam 6.938.977,55 TL + KDV’nin müvekkilinden Geçmişe Dönük Düzeltme Kalemi adı altında talep edildiğini, yapılan tahsilatın haksız olduğunu, bahse konu alacağın tahsili amacıyla İstanbul 3. ATM'nin 2018/107 E sayılı dosyasında 5.000 TL üzerinden açılan davada müvekkilinin yanıltıcı bilgi vermediği gibi kusurunun da bulunmadığı gerekçesiyle davalıya yapılan 8.334.848,72 TL tutarındaki ödemelerin yersiz olduğu yönünde davanın kabulüne dair kesin karar verildiğini,
Müvekkilinin ...’den faydalanmak için 2015 yılında ...’ya yapmış olduğu başvurunun kabul edildiğini ancak 2016 yılında yapmış olduğu başvurunun reddedildiğini, davaya konu uyuşmazlığın müvekkilinin 2015 yılında gerekli koşulları taşımadığı halde ...’den faydalandığının iddia edilmesi ve ...’nın kamu gücünü kullanarak tesis ettiği idari işlemlerin taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisine hatalı bir şekilde uygulanmasından kaynaklandığını, davalının müvekkilinden tahsil ettiği borcun tek hukuki dayanağının 01/05/2016’da yürürlüğe girmek üzere 29/04/2016’da 27. maddeye eklenen 2. fıkra (“(2) Gerekli şartları taşımadığı halde ...’den faydalandığı tespiti edilen katılımcının geçmişe dönük olarak ... kapsamında bulunduğu her bir uzlaştırma dönemi için kendisine ödeme yapılan birim fiyat ile ilgili uzlaştırma dönemi piyasa takas fiyatı ve sistem marjinal fiyatından küçük olan arasındaki fark ve üretim miktarları kullanılarak hesaplanan bedel 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek katılımcıya Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir ve tahsil edilen bedel takip eden uzlaştırma dönemi ... gelirine eklenir.”) olduğunu, bir sistem katılımcısından geçmişe dönük tahsilat yapılabilmesi için bu katılımcının gerekli şartları taşımadığı halde ...’den faydalandığının tespit edilmiş olması gerektiğini, müvekkilinin ...’den faydalanmak için gerekli şartları taşımadığına dair yapılan tespitin doğruluğuna dair her türlü itiraz ve dava hakkımızı saklı olmakla birlikte müvekkil şirketi iade yükümlüsü kılan hükmün Yönetmeliğin 27. maddesine eklenen ikinci fıkra hükmü olduğunu, Yönetmeliğin 16. maddesinde açıkça “Yönetmelik’in 01/05/2016 tarihinde yürürlüğe gireceği” hüküm altına alındığından 2015 yılında ... kapsamında elde edilen ve kesinleşen gelirlerin uzlaştırma dönemi kapandıktan sonra yürürlüğe giren bir Yönetmelik hükmü dolayısıyla müvekkili şirketten talep edilemeyeceğini, bu bağlamda Yönetmelik hükmünün hukuka aykırılığı bir yana, anılan Yönetmelik hükmü 01/05/2016 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği için, bu hükmün ileriye dönük olarak ve ... kapsamında yer almaması gereken şirketlere uygulanması gerektiğini, geçmişe yürütülmek suretiyle 2015 yılında ... kapsamında olan müvekkil şirkete de uygulanması ve hatalı hesaplama yöntemiyle müvekkili şirketin toplam 8.187.993,51 TL tutarındaki fahiş bedeli iade ile yükümlü tutulmasının hukuka aykırı olup asıl alacağın ve faizinin tamamının davalıdan istirdadı gerektiğini,
Müvekkilinin 2015 yılı uzlaştırma döneminde ... için gerekli koşulları taşıdığına ...tarafından karar verildiğini, müvekkilinin ... için başvuru yaparken ...’nın iradesini sakatlamaya yönelik hiçbir kusurlu davranışı olmadığını, ...’den faydalanması sürecinde hiçbir kusuru bulunmayan müvekkilinden yapılan geçmişe dönük tahsilat bütünüyle hukuka aykırı olup davalıdan istirdadı gerektiğini,
Yönetmelik hükmünün hukuka aykırılığına ve müvekkil Şirkete uygulanamayacağına ilişkin iddiaları saklı kalmak üzere, müvekkili şirketin ... kapsamına katılımcı olarak alınmadığı varsayımında, ...’i ticari yönden çok daha farklı şekilde işleteceği ve ... kapsamında olmadığı için bu statünün doğurduğu avantajlar mevcut olmayacağından bambaşka bir satış ve uzlaştırma stratejisi uygulayacağını, müvekkilinin ... Yönetmeliği çerçevesinde iadeyle yükümlü olduğuna kanaat getirilse dahi, müvekkilinin iade yükümlülüğünün en fazla ...’e dahil edilmiş olması sebebiyle fiilen elde ettiği fazla kazanç ile sınırlı olması gerektiğini, dolayısıyla ...’e hiç dahil edilmemiş olsaydı zaten elde edebilecek olduğu kazancın konunun uzmanı bilirkişiler tarafından hesap edilerek müvekkiline iadesine karar verilmesi gerektiğini,
Müvekkili Şirket daha önce temerrüde düşürülmeksizin asıl alacağa işletilen ve 6183 sayılı kanun hükümleri uyarınca hesaplanan faizin istirdadı gerektiğini, davalı ... tarafından haklı hiçbir gerekçe olmaksızın yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten 18 ay sonra fatura kesilmiş olasının iade ile yükümlü olunan faizi arttırdığını beyan ederek, İstanbul 3. ATM'nin 2018/107 E sayılı dosyasında kabul edilen 5.000 TL'nin düşümü ile bakiye 8.182.993,51 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hususların idari yargı denetimine tabi olduğunu, görevli mahkemenin İdare Mahkemeleri olduğunu, davanın 2 yıllık sebepsiz zenginleşme zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin satıcı ve alıcılar arasında aracı konumda olduğunu, ... kapsamına alınacaklara veya çıkarılacaklara ...tarafından karar verildiğini, bu kapsamda davacının başvuruda yanıltıcı beyanda bulunması nedeniyle ...'nın davacıyı ... mekanizmasından çıkartığını ve idari işlemin piyasa işletmecisi olan müvekkiline icra edilmesi için bildirildiğini, yönetmelik hükmünün geriye yürütülmediğini, önceki yönetmelikte de bu durumun mevcut olduğunu, hesaba ilişkin açıklama getirildiğini, davacının kazanılmış hakkının ihlal edilmediğini veya geri alınmadığını, davacıdan tahsil edilen tutarın mevzuata uygun hesaplandığını, davacının sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle geri vermekle yükümlü olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI
1-Mahkemenin 30/09/2021 tarihli kararı; Davacı tarafın ilgili yönetmelik hükümleri gereği, yararlanma koşullarını taşımaması gerekçesiyle ...'den çıkartılması ve buna bağlı olarak elde ettiği gelirin 6183 sayılı yasa hükümleri gereği tahsili yönündeki işlemler, "idari" nitelikte olup bu işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin idari yargının görev alanına girdiği, işlemin tesisinde kamu gücünün kullanılması hususu göz önüne alındığında, davalı şirketin özel hukuk tüzel kişisi olmasının uyuşmazlığa ticari dava niteliği kazandırmayacağı gerekçesiyle, davanın yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
2-Dairemizin 16/11/2022 tarihli kararı; davanın her iki tarafı tacir sıfatını taşımakta olan anonim şirket tüzel kişiliğine haiz olup, tarafların iş ve işlemlerinin 6102 sayılı Kanun'a tabi olduğu, davacının iddiası ve talebinin kurum işleminin iptali istemine yönelik olmadığı, dava konusu bedelin haksız tahsil edildiği, bedelin yanlış hesaplandığı, temerrüt oluşmadığı ve faiz miktarının hatalı olduğu iddialarının ileri sürüldüğü, tahsil edilen bedellerin davalıdan iadesi talebiyle eldeki davanın açıldığı, ancak davacının ... için başvuru yaparken ...'nın iradesini sakatlamaya yönelik hiçbir kusurlu davranışı olmadığı, ...'den faydalanması sürecinde hiçbir kusuru bulunmayan davacıdan geçmişe dönük tahsilat yapılmasının bütünüyle hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialarının incelenebilmesinin ...'nın işleminin iptal edilip edilmemesine bağlı olarak değerlendirilebilecek mahiyette olduğu, bu nedenle davacıdan idari işlemin iptali yönünde dava açıp açmadığı sorularak, gerekirse bu yönde süre verilerek, sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği, davacının dava konusu ettiği diğer iddiaları ise bedelin hatalı hesap edildiği, temerrüt oluşmadığı ve yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten 18 ay sonra fatura kesilerek faizin arttırdığına yönelik olup dava konusu faturalar ... tarafından düzenlendiğinden, davacının hesaplamaya yönelik bu itirazlarının ise adli yargıda çözümlenmesi gerektiği, bu açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlık yönünden adli yargının görevli olduğu gözetilip taraf delilleri toplanıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
3-Mahkemenin 29/05/2025 tarihli kararı; "...İdari makam ya da mercilerin, idare hukuku alanında gördüğü idari faaliyetlerle ilgili olarak, kamu hukuku kurallarını uygulayarak, kamusal alanda tesis ettikleri tek taraflı, doğrudan uygulanabilir nitelikteki hukuki tasarruflara idari işlem denir (Danıştay 10. Dairesi'nin 2012/8907 E-2015/4943 K sayılı kararı).
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ilişkili kuruluşu olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun organik anlamda İdarenin bir parçası olduğu ve gördüğü idari faaliyetleriyle ilgili işlemlerinin de idari işlem mahiyetinde olduğu aşikardır. Bu nedenledir ki, ...tarafından tesis edilen idari işlemler, idari işlemin yargı mercilerince iptal edilene dek geçerli ve yürürlükte olduğunu ifade eden hukuka uygunluk karinesinden faydalanır.
Bu açıklamalardan sonra eldeki davaya dönüldüğünde; iddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın temelinin ...'nın idari işleminin hukuka uygun olmadığı savına dayandığı, hukuka uygunluk karinesinden yararlanan söz konusu işlemin idari yargı mercilerince iptal edilene kadar geçerli olduğu, davacının haklılık durumunun idari işlemin iptal edilme durumuna göre belirlenebileceği, "... hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialarının incelenebilmesi, ...'nın işleminin iptal edilip edilmemesine bağlı olarak değerlendirilebilecek mahiyettedir." denilerek esasen istinaf ilamında da bu hususa işaret edildiği, ne var ki verilen süreye rağmen davacı tarafça idari yargıda iptal davası açılmadığı gibi davacı vekilinin 05/10/2023 tarihli oturumda dava açmayacaklarını beyan ettiği, idari yargı denetimine tabi olan bir idari işlemin hukuka uygunluk incelemesinin adli yargı mercilerince yapılmasının olanaklı olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (aynı yönde Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/807-873 E.K sayılı kararı)" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki bir kısım açıklamaları tekrar ederek, davalı ...'ın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olarak faaliyet gösterdiğini, ...'nın tesis ettiği 22/06/2017 tarihli Kurul Kararının uyuşmazlığın ortaya çıkmasında etkisi olduğu doğru olmakla birlikte söz konusu karara karşı dava açma hakkı saklı kalmak üzere bu davanın konusunun adı geçen işlemin iptali olmadığını, ...'ın tesis ettiği hukuki işlemin sebebinin bir idari işlem oluşunun ...'ın söz konusu hukuki işlemin özel hukuk nezdinde yarattığı hukuki sonuçlardan muaf olacağı anlamına gelmeyeceğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında Piyasa Katılım Anlaşması, Gün Öncesi Piyasa Katılım Anlaşması ve Gün İçi Piyasa Katılım Anlaşması akdedildiğini, davanın taraflarının özel hukuk ilişkisi içerisinde olduğunu, davalı şirketin salt ...kararlarını uygulamış olmasının davalının özel hukuk alanındaki sorumluluğunda bir değişikliğe neden olmayacağı gibi adli yargının görevli olduğu gerçeğini de değiştirmeyeceğini, somut olayda ...tarafından değil, ... tarafından haksız tahsilat yapıldığını, taraflar arasında salt elektrik mevzuatına ve ...kararlarına bağlı bir ilişki değil aynı zamanda borçlar hukukuna tabi sözleşmesel bir ilişki bulunduğunu, ...'nın tek yanlı idari işlemininin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden dava edilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını, neticeten ...'ın hukukun genel ilkeleri ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri başta olmak üzere özel hukuk kurallarına aykırı hareket ederek müvekkili şirketten fazla tahsilat yapılmasına neden olduğundan davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini, yönetmelikler sebebiyle uygulanan işlemler bakımından ilgili yönetmeliklere idari yargıda dava açıp iptalinin talep edilmesinin zorunlu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla istinaf ilamında yer alan ''bedelin hatalı hesap edildiği, temerrüt oluşmadığı ve yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten 18 ay sonra fatura kesilerek faizin arttırdığına yöneliktir. Dava konusu faturalar ... tarafından düzenlendiğinden, davacının hesaplamaya yönelik bu itirazlarının ise adli yargıda çözümlenmesi gerekmektedir.'' şeklindeki gerekçe ile bedelin hatalı hesap edildiği, temerrüt oluşmadığı ve yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten 18 ay sonra fatura kesilerek faizin artırıldığı iddialarının adli yargı yolu ile incelenmesi gerektiğini, bu hususların adli yargıdaki incelemesinin idari dava açılıp açılmamasından bağımsız olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından istinaf ilamında açıkça belirtilen hususların dahi salt idari dava açılmadığından bahisle hiçbir şekilde inceleme konusu edilmemesinin fahiş derecede hatalı olduğunu, gerek İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/107 E. 2020/9 K. Sayılı dosyasında gerekse işbu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile haklılıklarının açıkça ortaya konulduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacının talebi Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik'te yapılan değişikliğin geriye etkili uygulandığı, tahsil edilen bedellerin hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığı bu nedenle ödenen bedelin iadesi gerektiği, ayrıca bedelin hatalı hesap edildiği, temerrüt oluşmadığı ve yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten 18 ay sonra fatura kesilerek faizin arttırdığına yöneliktir.
30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Piyasa işletim faaliyeti ve ... (... Anonim Şirketi)’ın kuruluşu" başlıklı 11. maddesinde; piyasa işletim faaliyetinin, organize toptan elektrik piyasalarının işletilmesi ve bu piyasalarda gerçekleştirilen faaliyetlerin mali uzlaştırma işlemleri ile söz konusu faaliyetlere ilişkin diğer mali işlemler olduğu, bu Kanunla kuruluş ve tescile ilişkin hükümleri hariç olmak üzere 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi, ... Anonim Şirketi ticaret unvanı altında bir anonim şirketin kurulacağı, ...'ın bu Kanun ve 6102 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olmayacak şekilde Kurum tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde hazırlanacak ana sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı ile faaliyete geçeceği, ...'ın piyasa işletim lisansı kapsamında ...Anonim Şirketi ile ... tarafından bu Kanun kapsamında işletilen piyasalar dışındaki organize toptan elektrik piyasalarının işletim faaliyetini yürüteceği, ...'ın ... tarafından piyasa işletim lisansı kapsamında işletilen organize toptan elektrik piyasalarının mali uzlaştırma işlemleri ile birlikte gerekli diğer mali işlemleri de yürüteceği, ...'ın kurulmasından itibaren altı ay içerisinde Kurumdan gerekli piyasa işletim lisansı alarak piyasa işletim faaliyetlerini yürütmeye başlayacağı, ... piyasa işletim lisansı alana kadar ilgili piyasa işletim faaliyetinin ... tarafından piyasa işletim lisansı alınmaksızın yürütülmesine devam edileceği ifade edilmiştir.
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmeliğin 27. maddesi "(1) Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca Kuruma yapılan başvurularda başvuru sahibinin yanıltıcı bilgi ve/veya belge verdiğinin/düzenlediğinin tespiti halinde üretim lisansı sahibi tüzel kişi bu Yönetmelik kapsamındaki haklardan yararlandırılmaz, ödenmiş tutarlar geri alınır ve Kanunun 16 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilir." şeklinde iken 29 Nisan 2016 tarih ve 29698 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 13.maddesi ile "(1) Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca Kuruma yapılan başvurularda başvuru sahibinin yanıltıcı bilgi ve/veya belge verdiğinin/düzenlediğinin tespiti halinde üretim lisansı sahibi tüzel kişi bu Yönetmelik kapsamındaki haklardan yararlandırılmaz, ödenmiş tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından katılımcıya fatura edilir ve Kanunun 16 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilir. Bu kapsamda tahsil edilen tutar takip eden uzlaştırma dönemi ... gelirine eklenir. (2) Gerekli şartları taşımadığı halde ...’den faydalandığı tespiti edilen katılımcının geçmişe dönük olarak ... kapsamında bulunduğu her bir uzlaştırma dönemi için kendisine ödeme yapılan birim fiyat ile ilgili uzlaştırma dönemi piyasa takas fiyatı ve sistem marjinal fiyatından küçük olan arasındaki fark ve üretim miktarları kullanılarak hesaplanan bedel 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek katılımcıya Piyasa İşletmecisi tarafından fatura edilir ve tahsil edilen bedel takip eden uzlaştırma dönemi ... gelirine eklenir." şeklinde değiştirilmiş, 16.maddesinde yönetmeliğin 01/05/2016 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
...'nın 22/06/2017 tarih ve 7144-31 sayılı kararıyla davacı şirketin 2015 yılında ...'den yararlanmasına ilişkin olarak;
"a) 2015 yılı 'Nihai YEK Listesi' hakkında alınan 25/11/2014 tarihli ve 5317-12 sayılı Kurul Kararı ekinde yer alan listede 55 inci sırada yer alan Şirketin söz konusu listeden çıkarılmasına,
b) Şirketin 2015 yılına ilişkin ... başvurusu hakkırıda Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi Ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik'in (Yönetmelik) 27 nci Maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem tesis edilmesine,
c) Yönetmeliğin 27 nci Maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde Şirkete 2015 yılında ödenen bedellerle ilgili işlemlerin yapılmasını teminen konunun piyasa işletmecisi olan ... A.Ş. 'ye bildirilmesine" karar verilmiştir.
Davalının savunması bu karar gereğince işlemin tesis edildiği yönündedir.
Davacı tarafından idari işlemin iptali yönünde dava açıldığına dair bir beyan sunulmadığından, Dairemizin kaldırma kararında bu hususun sorulması, gerekirse süre verilmesi, idari işlemin iptali yönünde dava açılması halinde bekletici mesele yapılması, dava açılmaması halinde ise davacının iadeye konu bedelin hesaplanmasına yönelik itirazlarının incelenmesi gerektiği yönündedir.
Mahkemece verilen süreye rağmen dava açılmadığı bildirilmiştir.
Kaldırma kararının ardından SMMM, Elektrik Mühendisi ve Enerji Uygulamaları Dağıtım konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında;
"1. Tarafların ibraz olunan ticari defterlerinin e-defter Beralarının süresinde oluşturulduğu, açılış ve kapanış noter tasdiklerinin süresinden yaptırılmış olduğu, her iki tarafın da 2015 - 2017 yılı ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu,
2. Davacının, dava konusu maddi vakıaya konu ... ödemelerinin iadesine ilişkin faturalar karşılığı davalıya 8.334.848,72 TL ödediği,
3. Davacıya ait ...lisans numaralı Üretim lisansının Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunu'nun YEK Destekleme Mekanizması başlıklı 6. Maddesinde belirtilen 18/5/2005 tarihinden 31/12/2015 tarihine kadar işletmeye girmiş veya girecek YEK Destekleme Mekanizmasına tabi üretim lisansı sahipleri hükmünde bahsedilen lisanslara tabi olduğu,
4. Davacı şirket 24/11/2014 tarih ve...... sayılı kurul kararı ile 2015 YEK listesinde 55. Sırada yer almıştır. Davacı şirketin santralinin işletmeye giriş tarihinin YEK kanununun öngördüğü 18.05.2005 tarihinden önce olduğu başvuru kanununun 6.maddesi birinci fıkrası çerçevesinde 02.12.2015 tarihli ve ..... kurul kararıyla reddedilmiş olduğu,
5. ... Yönetmeliği'nin 27. Maddesinin Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca Kuruma yapılan başvurularda başvuru sahibinin yanıltıcı bilgi ve/veya belge verdiğinin/düzenlediğinin tespiti halinde üretim lisansı sahibi tüzel kişi bu Yönetmelik kapsamındaki haklardan yararlandırılmaz, ödenmiş tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen faiz oranı ile güncellenerek Piyasa İşletmecisi tarafından katılımcıya fatura edilir ve Kanunun 16 ncı maddesi hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilir. Bu kapsamda tahsil edilen tutar takip eden uzlaştırma dönemi ... gelirine eklenir hükmü bulunduğu,
6. 01.10.2013 tarih, 28782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ... yönetmeliğinin 27.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davalı tarafından davacı adına düzenlenen toplam KDV dahil 8.334.848,72 TL tutarındaki faturaların 2.729.332,00 TL'sinin 24.10.2017 tarihinde, 2.769.480,91 TL'sinin 23.11.2017 tarihinde, kalan 2.836.035,81 TL'sinin de 25.12.2017 tarihinde davacı tarafından ihtirazi kayıtla davalıya ödenmiş olduğu,
7. Davalı ... tarafından ...kararı uygulanmak suretiyle yönetmelikler çerçevesinde işlem yapıldığı,
8. ...kayıtlarında ... Santralı için verilen tüm lisansların bulunduğu, dolayısıyla Davacı tarafından ...tarafından bilinen bir veri ile başvuru yapıldığı,
9. ...kararının YEK Kanunu'nun salt uygulanması yerine yorumlanması sonucunda alındığı,
10. Davacı tarafından ihtirazi kayıtla davalıya yapılan toplam 8.334.848,72 TL tutarındaki ödemelerin yersiz olduğu,
11. Davacı dava dilekçesinde, İstanbul 3. ATM'nin 2018/107 E sayılı dosyasından verilen kararda davalıya yapılan 8.334.848,72TL tutarındaki ödemelerin yersiz olduğu yönünde 5.000TL üzerinden açılan davanın kabulüne karar verildiğinden bahisle bakiye 8.182.993,51TL alacak talebinde bulunduğu,
12. Sayın Mahkemece davacının alacak talebinin benimsenmesi durumunda, her bir ödeme tarihi esas alınarak, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının talep olunan alacağına 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 2/2 maddesi çerçevesinde toplam 3.777.228,90TL işlemiş avans faizi hesaplandığı,
13. Davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 18.18.2020 dava tarihi itibari ile avans faizi oranının %10 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına dava tarihinden itibaren % 10 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği..." yönünde rapor düzenlenmiştir.
Davacı tarafından idari işleme karşı dava açılmadığından kaldırma kararında da ifade edildiği gibi davacının diğer iddiası olan hesaplamaya yönelik itirazlarının incelenmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Gerekçeli karar hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi gereğince adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına göre ise herkes adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmü ile, mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmektedir. Bu kurala 6100 sayılı HMK'nun "hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı 27. maddesinde de yer verilmiştir. Hukuki dinlenilme hakkı, mahkemenin tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. HMK'nun 297/1.c bendinde ise kararın "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gibi, kararda teminat mektubu yönünden değerlendirme yapılmasına rağmen, verilen temmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmektedir. Bu kurala 6100 sayılı HMK'nun "hukuki dinlenilme hakkı" başlıklı 27. maddesinde de yer verilmiştir. Hukuki dinlenilme hakkı, mahkemenin tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. HMK'nun 297/1.c bendinde ise kararın "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Kaldırma kararında da ifade edildiği üzere, davacının hesaplamaya yönelik itirazlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan düzenlemelere aykırı ve adil yargılanma hakkının ihlali mahiyetinde olup davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/.... E. 2025/.. K. Sayılı ve ../05/2025 karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/06/2026