Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/412 E. 2026/821 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/412
Karar No
2026/821
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/412

KARAR NO: 2026/821

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/970

KARAR NO: 2025/1021

KARAR TARİHİ: 25/11/2025

DAVA: Kooperatif Ortaklığından İhraç Kararının İptali ve Tazminat

KARAR TARİHİ: 10/06/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kooperatif yönetim kurulunun vermiş olduğu ihraç kararının mevzuat ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, davalı kooperatif tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan tüm tebliğ işlemlerinin usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, 03/11/2023 tarihinde fevkalade 2.alacaklılar toplantısı yapılarak iflas idare memurları seçilmiş ise de toplantıya yönelik davalar ikame edildiğinden bu aşamada iflas idare memurlarının kesin olarak belirlenemediğini ve neticeten iflas idare memurlarının görevinin çok sonra fiilen başladığını, ilk tebliğ işlemi sırasında iflas idare memurlarının görevli ve de yetkili olmadığını, anılan tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olmadığını, ortaklıktan çıkartılma kararının Kooperatifler Kanununun temel amacına aykırı olduğunu, davalı tarafın aldığı kararın keyfi olarak verildiğini beyanla; davalı kooperatif yönetim kurulunun 31/07/2024 tarihli, 2024/... sayılı kararının iptalini, zararlarına karşılık şimdilik 1.000,00-TL'nin avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihracın iptali davasının 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, tebligatların iflas idare memurlarına iflas masasınca usulüne uygun olarak yapıldığını, ihracın iptaliyle birlikte tazminat istenemeyeceğini, ihracın iptali davasında arabuluculuk başvurusunun zorunlu dava şartı olmadığından dava açma süresini durdurmadığını, kooperatifin tür değiştirerek işletme kooperatife dönüştüğünü, ortaklık koşullarından birinin "site dahilinde işyeri veya genel hizmet tesislerinden birinin maliki olmak ve bu durumu tevsik ve ispat etmek" olduğunu, tapu ibrazı için müflis iflas idare memurlarına tebligat çıkartılarak tapu evraklarının ibrazının istenildiğini, iflas idare memurları ...'e 28/02/2024, iflas idare memuru ...'e 28/02/2024 tarihinde ve ... A.Ş'ye 15/01/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, kooperatif yönetim kurulu ortaklarının anasözleşmedeki ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadığını araştırmak yükümlülüğünde olduğunu, davacıya anasözleşme koşulları sağlaması için ihtar gönderilmesine rağmen ortaklık şartlarını sağlamadığı için 31/07/2024 tarihli 2024/... no.lu ihraç kararı verildiği, bu kararın iflas idare memurları ...'e 28/08/2024, iflas idare memuru ...'e 28/08/2024 tarihinde ve ... A.Ş'ye 28/08/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının anasözleşme 10. Madde gereğince site içerisinde işyeri olmadığı ve ortaklık şartlarını kaybettiği için ihraç kararının kooperatif kanunu, anasözleşmeye uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "...Dava konusu somut olayda, davacı şirketin, davalı Kooperatif Yönetim Kurulunun 31/07/2024 tarihli, 2024/... sayılı kararının iptali ile uğranılan zararın tazmini istemiyle eldeki dava ikame edilmiş ise de, davaya konu ihraç kararının, davalının 31/07/2024 tarih 2024/... sayılı yönetim kurulu kararı ile alındığı, işbu kararın müflis olan davacıya, .... İcra Dairesinin ... sayılı iflas dosyasından tebliğe çıkarıldığı ve iflas idare memuru ...'e 28/08/2024, iflas idare memuru ...'e 28/08/2024 tarihinde ve ... A.Ş'ye 28/08/2024 tarihinde tebliğ edilmiş ve eldeki dava tarihinin ise 02/12/2024 olduğu görülmüştür. İşbu hususta göz önüne alınması gereken Kooperatif Kanunu 16 da belirtilen 3 aylık hak düşürücü süre resen göze alınacak olup sürenin başlaması için haricen öğrenme, hatta yüze karşı verilme dahi yeterli olmayıp, tebliğin zorunlu olduğu anlaşılmakla davacının, ihraç kararını 28/08/2024 tarihinde tebliğ aldığı ve eldeki davanın yasal hak düşürücü sürede içerisinde açılmadığı görülmüş olup, yukarıda açıklanan hususlar ile davanın HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan reddine" dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından gerçekleştirilen tüm tebliğ işlemleri usul ve esas bakımdan hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve kararda sadece ortaklıktan çıkarılma kararının tebliğ durumunun tartışıldığını, ortaklıktan çıkarma kararına dayanak olarak gösterilen önceki tebliğ işlemlerinin değerlendirilmediğini, davalı tarafça gerçekleştirilen ilk tebliğ işlemleri aşamasında yani bilgilendirme aşamasında iflas idare memurları görevli ve yetkili olmadığından anılan tebliğ işlemlerinin usulüne uygun gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceğini, dava konusunun ortaklıktan çıkarma kararının iptali ile alacak taleplerini içerdiğini ayrıca işbu dava açılmadan önce dava konusu edilen hususlara yönelik arabuluculuk müracaatında bulunulduğunu, bu nedenle arabuluculuk başvurusu nedeniyle hak düşürücü sürenin uzayacağını ve bu süre nazara alındığında ise davanın süresinde ikame edildiğini beyan ederek dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali ile hukuka aykırı olduğu iddia edilen ihraç kararı nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle açılmıştır.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun, "ortaklıktan çıkarılma esasları ve itiraz" başlıklı 16.maddesinde; "Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.

Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir.

Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği, çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır.

Üç aylık süre içinde,genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir.

Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder." düzenlemesi yer almaktadır.

Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğundan öncelikle eldeki davanın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 07/06/2012 tarihinde kabul edilerek, 22/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Kanunun amacı ve kapsamı 1. maddede, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemek olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise, bu kanunun yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanacağı, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığı belirtilmiştir. Yasanın, ikinci bölümünde "Arabuluculuğa İlişkin Temel İlkeler" üst başlığı altında, 3. maddede "İradi olma ve eşitlik" başlığı ile; tarafların, arabuluculuğa başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbest oldukları, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A madde hükmünün saklı olduğu ifade edilmiştir.

Yasanın 18/A bendinde "Dava şartı olarak arabuluculuk" düzenlenmiştir. İlk fıkrada, ilgili kanunlarda arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine uygulanması gereken hükümlerin devam eden fıkralarda düzenlendiği vurgulanmış, 2. fıkranın son cümlesinde ise, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden red kararı verileceği ifade edilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme 06/12/2018 tarihinde kabul edilerek, 19/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Yasal düzenleme, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunun 23. maddesi ile getirilmiştir. Aynı yasanın 20. maddesinde ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinden sonra gelmek üzere "3.Dava şartı olarak arabuluculuk" maddesinin eklendiği belirtilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesinde, bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir.

Kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemiyle açılan dava zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi değildir. Ancak davacı tarafından işbu davada ayrıca zararlarının tazmini talep edilmiş, arabuluculuk son tutağı incelendiğinde, arabuluculuk başvurusu sırasında da tarafların ortaklıktan çıkarma kararının iptali ve buna bağlı tazminat talepleri hususunda anlaşamadıkları tespitine yer verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde; hak arama hürriyetine yer verilmiştir. Maddede, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin birçok emsal kararında, 36.maddenin ihlali, mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.

Kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemi zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi değil ise de işbu dava ile ortaklıktan çıkarma kararının iptalinin yanı sıra tazminat talep edildiğinden ve mahkemeye erişim hakkının ihlalinin önlenmesi ve hak kaybının önüne geçilmesi açısından, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında sürelerin değerlendirilmesi isabetli ve hakkaniyetli olacaktır.

6325 Sayılı Yasanın "Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi" başlıklı 16.maddesinde; "Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz." düzenlemesi yer almaktadır.

02/06/2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 19/2. fıkrasında, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen sürenin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı belirtilmiş, Yönetmeliğin 27. maddesinde ise, dava şartı olarak arabuluculuğun sürelere etkisi başlığı altında "Adliye arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede uyuşmazlık konusu hususlarda zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" ifadesine yer verilmiştir

Somut olay değerlendirildiğinde; ihraç kararının iflas idare memurları ...'e, ...'e ve ... A.Ş vekiline 28/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, normal şartlarda 3 aylık hak düşürücü sürenin 28/11/2024 tarihinde dolduğu ancak davacı tarafından 01/11/2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı, 22/11/2024 tarihinde arabulucuk sürecinin anlaşamama şeklinde sonuçlandığı, arabuluculukta geçen 01/11/2024-22/11/2024 tarihleri arasındaki süre hesaba katılmadığı takdirde eldeki davanın 02/12/2024 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edildiğinden, mahkemece esasa dair inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bu gerekçeler doğrultusunda kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/.. E. 2025/.... K. Sayılı ..../11/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,

4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,

5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/412, K. 2026/821, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-412-e-2026-821-k-a7fa999041ef