Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/372 E. 2026/593 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/372
- Karar No
- 2026/593
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/372
KARAR NO: 2026/593
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2025
NUMARASI: 2025/1062 Esas - 2025/941 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, asıl alacak, KDV ve vade farkı olmak üzere toplam 107.500,00 TL alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince, dilekçelerin teatisi yapılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; "... Taraf iddia ve savunmaları bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının tacir olmadığı, davanın niteliği dikkate alındığında mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı anlaşıldığından eldeki dosya bakımından mahkememizin görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiş, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine karar verilmiş..." gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, davaya konu uyşmazlığı incelemeye görevinin İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan mahkemizin görevsizliğine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkemece müvekkilinin tacir olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, kararın TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, uyuşmazlığın kaynağının TTK'da düzenlenen hukuki işe dayandığını, mutlak ticari dava kapsamında kaldığını, son dönemde verilen emsal kararların somut olayla birebir örtüştüğünü, göreve ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, kamu düzenine aykırı olduğunu iddia ederek, ret kararının kaldırılmasını davanın ticari dava niteliğinde olduğunun tespiti ile dosyanın kararı veren asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, faturalardan kaynaklanan bakiye alacak miktarının tespiti ile tahsili, vade farkı ve faiz alacağının tespiti ile tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Uyuşmazlık, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi olduğu, davalının tacir sıfatına haiz olup olmadığına ilişkindir. Davacı şirket tarafından... Üniversitesi Hastanesi adına fatura düzenlemiştir. Fatura iade faturası niteliğindedir. Mahkemece, dosya üzerinde yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı üniversitenin istinaf dilekçesine ekli 24.02.2020 tarihli vekaletname ve ekleri incelenmiştir. vekaletnamede; dayanak olarak imza sirkülerinden... Üniversitesi unvanlı tüzel kişinin 16.09.2019 tarihinden itibaren yazılı şekilde temsile yetkili olanların belirtildiği anlaşılmıştır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK’nın 115. maddesine göre ise dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Diğer taraftan görevsiz mahkeme davanın esası hakkında karar veremez. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. Görev nedeniyle dava dilekçesinin reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20).Taraflar arasındaki uyuşmazlık satım ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Her iki tarafın tacir olduğu satım ilişkilerinden kaynaklanan davalar, nispi ticari dava niteliğinde olup davaya bakma görevi asliye ticaret mahkemesine ait olacaktır. Davacı tacir olup davalı üniversitenin tacir olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir.TTK'nın 11/1. maddesinde; “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği hükme bağlanmıştır (TTK m. 11/2). Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet, iktisadî faaliyet olup amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticarî işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmaktadır (YİBBGK, 12.11.2021 tarih ve 2020/2Esas - 2021/3 Karar)Ticaret hayatının temel süjesi olan tacir, yine modern sistem gereği ticari işletme kavramı bağlamında gerçek kişi ve tüzel kişi yönünden ayrı ayrı düzenlenmiştir. Buna göre, "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi" tacirdir. Tüzel kişi tacirlere ilişkin olarak ise TTK’nin 16/1'nci maddesi; “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” düzenlemesini içermektedir. Görüleceği üzere ticaret şirketleri, tüzel kişi tacir olarak tanımlanmıştır. Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen tüzel kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açık olup amaçlarına varmak için kendi adlarına ticari işletme işleten diğer tüzel kişiler de tacirdir. Bu bağlamda ticari işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da anılan kanuni düzenleme uyarınca tacir sayılmışlardır. Fakat, Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar (TTK m. 16/2). Hiç şüphesiz, amacını gerçekleştirmek için ticari işletme işleten vakıf, tacir sayılır. Ancak gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya ister dolaylı olarak işletsinler tacir sayılmazlar. Kanun koyucu, hayır amaçlı veya kamuya yarar sağlayan bu faaliyetlerin son bulması tehlikesini önlemek için bu kişileri, tacir olmanın hüküm ve sonuçları dışında bırakmıştır. Hatta, bu tüzel kişilere malî olanaklarının tamamının veya büyük bir kısmının farklı iş ve faaliyetlerde harcanmasını önlemek amacıyla bazı muafiyet ve olanaklar da tanınmıştır (..., .., ''Hukuk Yargılamasında Özel Hukuk Tüzel Kişilerinin Adlî Yardımdan Yararlanması Meselesi'', NEÜHFD, C. 7, S. 3, Aralık, 2024, s. 703). (Emsal Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/3729 Esas, 2025/4450 Karar sayılı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 2025/29 Esas, 2025/29 Karar ve 24.10.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine İstemine Dair Yargıtay Kararı).Bu durumda, TTK'nın 16. maddesi kapsamında davalı vakıf üniversitesinin, ticaret odasına kaydının olup olmadığı, vergi muafiyetinin olup olmadığı, gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işe harcayıp harcamadığı, ticari işletme işletip işletmediği ve bu hâli ile tacir konumunda olup olmadığı üzerinde durularak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle ve eksik inceleme ile verilen karar isabetli görülmemiştir. Yapılacak araştırmalar neticesinde, davalının ticari işletme işlettiği, ticaret odasına kaydının olduğu, vergi muafiyetinin olmadığı, gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işe harcamadığı ve bu hâliyle tacir konumunda olduğunun tespiti halinde ticaret mahkemesinin davaya bakmakta görevli olduğu dikkate alınarak işin esasının incelenmesi, aksi halde ise görevsizlik kararı verilmesi gerekecektir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu karanının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.04.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.