Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/339 E. 2026/1159 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/339
Karar No
2026/1159
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/339

KARAR NO: 2026/1159

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/11/2025

NUMARASI: 2024/493 Esas - 2025/900 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/06/2026

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tekstil ve kumaşçılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, kendi üretimini yapmakta ve sektöre ürün tedarik ettiğini, davalı şirketin müvekkilden “584 metre ...” ve “560 metre ... kumaş” satın aldığını, bu satışa ilişkin faturanın 28/04/2021 tarihinde düzenlenerek e-fatura olarak davalıya gönderildiğini, malların teslim edildiğini ancak bedelinin ödenmediğini, davalının ödeme yapacağını beyan ederek süreci uzattığını, ancak ödeme yapılmadığını beyan ettiği, faturanın 7.042,46 USD tutarında olduğu ve faiz başlangıç tarihinin 28/05/2021 olduğu, davalı tarafça bu borcun ödenmediğini belirttiği, alacağın tahsili için İstanbul.... İcra Dairesi... Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 22/02/2024 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının borca ilişkin herhangi bir ödeme belgesi sunmadığını, itirazın alacağı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, alacağın likit olduğunu, davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiğini, ayrıca ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul.... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyasında, takip talebinde ve ödeme emrinde toplam 8.331,31-USD alacağın tahsili için takip başlatıldığı, takip talebi ve ödeme emrinde, yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği gibi yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının da yazılmadığı, geçerli bir icra takibinin varlığının, itirazın iptali davasının görülebilmesi için dava şartı olduğu anlaşılmakla, İİK'nın 58/3. maddesi uyarınca geçerli bir icra takibi bulunmadığından özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2. ve HMK 115.madde hükümleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her ne kadar yerel mahkeme gerekçesinde takip talebi ve ödeme emrinde, yabancı para alacağının "TL" karşılığının gösterilmediğinden bahsetmiş olsa da dava dilekçesinde açıkça davanın itirazın iptali davası olarak görülmesinin mümkün olmaması halinde dosyanın alacak davası olarak değerlendirilmesini talep ettiklerini, dolayısıyla yerel mahkemece dava dilekçesindeki talepleri yeterince değerlendirilmemiş olup itirazın iptali mümkün görülmese dahi dosyanın alacak davası olarak değerlendirilmesi talebinin dikkate alınmadığını, mahkemece dosyaya alacak davası olarak devam edilip edilmemesi hususunda beyanda bulunmak üzere kesin süre verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan karar verilmesi usul ve yasaya açık bir şekilde aykırı olduğunu, yerel mahkemece taraflarına dosyanın alacak davası olarak devam edilmesi yönünde ıslah yapılabilmesi adına fırsat verilmeden davanın reddine karar verildiğini, itirazın iptali davası açılmış olduğu ve Yargıtay kararı uyarınca alacak davası açmaları halinde hukuki yararın olmaması dikkate alındığında dosyanın itirazın iptali olarak devam edilebilmesinin mümkün olmadığı kanaatinin hasıl olması halinde taraflarına dosyanın alacak davası olarak devam edilmesi hususunda beyanda bulunmak adına süre verilmesi gerektiğini, bu haliyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini beyanla Yargıtay kararları dikkate alınarak yerel mahkemede açılan davanın özellikle Anayasa'nın 141/son maddesinde belirtilen usul ekonomisi de gözönüne alınarak davaya alacak davası olarak devam etmek gerekirken bu hususun gözardı edilerek karar verilmesi usul ve yasa'ya aykırı olduğundan istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkeme huzurunda ikame etmiş olunan davanın alacak davası olarak değerlendirilmesi üzere dosyanın yerel mahkemeye iade edilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, ticari satım ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir

İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, usulüne uygun icra takibi bulunup bulunmadığı noktasındadır

Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu hakkında İstanbul.... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasında 7.042,46 USD asıl alacak, 1.288,85 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.331,31 USD alacağın tahsili amacıyla 30.01.2024 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur

Davacı tarafça 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali istemiyle eldeki dava açılmıştır 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 4949 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile değiştirilen 58/3. Maddesinde, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, İİK.nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur.

Anılan değişikliğin gerekçesinde, yabancı para alacaklarının takip talebinde nasıl istenebileceği yönündeki tereddütün uygulamadaki kararlar da esas alınarak giderildiği ve yapılan yeni düzenlemede alacaklının yabancı para alacağının Türk Parası karşılığını takip talebinde göstermesi yanında bu alacağının hangi tarihteki kur üzerinden tahsilini istiyorsa bunu da açıkça göstermesi ve yine yabancı para alacağına ilişkin faiz alacağına ilişkin talebini belirtmesi esası getirildiği ifade edilmiştir.

Yabancı para alacağın karşılığı Türk Lirası’nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. Kamu düzeni ile ilgili bulunan bu hususun mahkemece re’sen gözönüne alınması gerekir (HGK’nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E, 1999/301 K. sayılı kararı).

Somut olayda, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediği , bu nedenle davalı yönünden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartı gerçekleşmediğinden bahisle mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş ise de davacı vekili katıldığı 06.11.2025 tarihli duruşmada ıslah dilekçesi sunmak üzere süre verilmesini talep etmiştir.

Dava konusunda veya istem sonucunun değiştirilmesi yönünde yapılabilecek değişiklik, tamamen ıslah veya kısmen ıslah şeklinde gerçekleşebilir. (HMK)'nın davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde; “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcut iken 181. maddede kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir.

Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, dava dilekçesinde davanın itirazının iptali olarak görülmesinin mümkün olmadığı düşüncesi halinde davanın alacak davası olarak yürütülmesi şeklinde açıklamaya yer verildiği gibi davacı vekili katıldığı 06.11.2025 tarihli duruşmada ıslah dilekçesi sunmak üzere süre verilmesini talep etmiş olmakla birlikte mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece HMK'nın 181. maddesi uyarınca, davayı ıslah edeceğini beyan eden davacı vekiline bir hafta içerisinde ıslah dilekçesini sunmak için süre verilmesi gerekirken, bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/339, K. 2026/1159, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-339-e-2026-1159-k-53c5bad5da70