Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/265 E. 2026/542 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/265
Karar No
2026/542
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/265

KARAR NO: 2026/542

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/12/2025

NUMARASI: 2025/1138 E. - 2025/1041 K.

DAVANIN KONUSU: Zayi nedeniyle bono iptali

Kıymetli evrak iptali talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Limited Şirketi tarafından aralarında ticari ilişki bulunan dava dışı ... AŞ'nin talebi üzerine, dava dışı ... ...AŞ lehine 31/10/2025 tarihinde, 2.350.000,00 TL tutarlı iki adet bono tanzim edildiğini, söz konusu iki adet bono üzerinde aynı zamanda müvekkili şirketin ortağı ve tek başına temsile yetkili müdürü olan dava dışı ...'nin avali de bulunduğunu, bonoların kargo ile gönderildiğini, dava dışı ... AŞ yetkilileri tarafından kargo paketinde yapılan kontrolde sözleşmelerin bulunduğunun ancak bonoların bulunamadığının tespit edildiğini, müvekkili şirketçe keşide edilen 31/10/2025 düzenleme tarihli ve 2.350.000,00 TL tutarlı iki adet bononun, henüz lehtarın eline geçmeden kargo taşıma sürecinde zayi olduğunu, bu sebeple keşideci sıfatıyla müvekkili şirketin dava açma hakkının var olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, dava dışı lehtarın bonoları eline geçiremediği için yetkili hamil sıfatını haiz olmadığından huzurdaki davayı ikame edemeyeceğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin E. 2021/710- K. 2021/625 sayılı, 20.5.2021 tarihli ilamında, keşidecinin lehtara iletilmek üzere kargoya teslim ettiği çeklerin lehtara ulaşmadan kaybolduğu ve çekin iptali için lehtarın davayı ikame ettiği, ancak söz konusu çekler henüz lehtara ulaşmadığı için yetkili hamil sıfatını haiz olmadığı ve bu nedenle hukuki yararı bulunmadığı hususlarının belirtildiğini ileri sürerek, dava konusu bonoların zayi olduğunun tespitine ve iptaline, dava konusu bonolara ilişkin ödeme yasağı tedbiri ile tahsili amacıyla kambiyo takibine konu edilmemesine ilişkin tedbire karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle TTK'nın 778 (1) ı) madde hükmü delaletiyle, aynı kanunun 757. madde hükümlerinde belirtilen zayi nedeniyle bono iptali isteğine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun İptal kararı I - Şartları başlıklı 651 nci maddesi "(1) Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir. (2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.", II - Hükümleri başlıklı 652 nci maddesi "(1) İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir. (2) Bunun dışında iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın çeşitli türlerine ilişkin özel hükümler uygulanır.", IV - Açık poliçe başlıklı 680 inci maddesi "(1) Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." ve F) İptal I - Önleyici önlemler başlıklı 757 nci maddesi "(1) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir. (2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir." hükmünü düzenlemiştir. Hamil, TTK 651. maddesi uyarınca bononun zayi edilmesi halinde iptal davası açabilecek. TTK 652 maddesine göre iptal kararı ile hamil hakkını bono olmadan ileri sürebilecek ya da borçludan yeni bir senet tanzim edilmesini isteyebilecektir.Bono iptali davası sonucunda verilen karar borçluya ibraz ile borçludan bono bedelinin tahsili imkanını sağlamaktır. Bu davayı açma hakkı hamile aittir. Bono keşidecisinin TTK'nın 757 ve 778 (1) ı) maddesi gereğince iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır.Somut olayda, talebe konu bonolarda davacı keşideci olup yukarıda değinildiği üzere keşidecinin iptal davası açma hakkı bulunmadığından hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davacının dava açmakta hukuki yararın bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;bonoların kargo sürecinde zayi olduğunu, lehtarın yetkili hamil sıfatını hiç kazanamadığını, bu halde bonolara varlık kazandıran iradenin münhasıran keşidecide somutlaştığını, keşidecinin bu aşamada senet üzerinde haklı zilyet konumunda bulunduğunu, ilk derece mahkemesince, hukuki yararın yalnızca “hamil” sıfatına indirgenerek TTK’nın amacına aykırı olarak dar bir yorum yapıldığını, keşidecinin iptal davası açamayacağı yönündeki bu kabulün zayi olan bononun kötü niyetli üçüncü kişilerce kullanılması halinde keşidecinin hiçbir hukuki korunmadan yararlanamayacağı sonucunu doğuracağını, davacının hukuki dinlenilme hakkının zedelendiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin E. 2021/710- K. 2021/625 sayılı, 20.5.2021 tarihli ilamında açıkça, keşidecinin lehtara iletilmek üzere kargoya teslim ettiği çeklerin lehtara ulaşmadan kaybolduğu ve çekin iptali için lehtarın davayı ikame ettiği, ancak söz konusu çekler henüz lehtara ulaşmadığı için yetkili hamil sıfatını haiz olmadığı ve bu nedenle hukuki yararı bulunmadığının belirtildiğini, somut uyuşmazlık bakımından da benzer şekilde lehtar dava konusu iki adet bononun yetkili hamili sıfatını taşımadığından bono iptali davasını ikame edemeyecek vaziyette olduğunu, davacı tarafından keşide edilen dava konusu bonolar, henüz lehtarın eline geçmeden kargo taşıma sürecinde zayi olduğundan, keşideci sıfatıyla müvekkilinin dava açma hakkının var olduğunun kabul edilmesinin çok temel bir özgürlük olan hak arama hürriyeti açısından da daha uygun olacağını, düzenleyenin kıymetli evrakın iptalini talep etme yetkisi ve hukuki yararı bulunduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın esası incelenmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Talep, hukuki niteliği itibariyle TTK'nın 818/1.ı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 757 ve devamı hükümleri uyarınca, zayi olduğu iddia edilen iki adet bononun iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava konusu iki adet senedin incelenmesinde; 31.10.2025 tarihli ve 2.350.000'ar TL bedelli olduğu, davacı şirket tarafından keşide edildiği, lehtarın dava dışı ....AŞ olduğu anlaşılmaktadır. Kıymetli evrakın iptali, kıymetli evraka ilişkin ''umumi hükümler'' arasında TTK'nın 651 ve 652'de genel bir şekilde düzenlenmiş, ayrıca nama (TTK m. 657) ve hâmiline senetlerin iptali hakkında (TTK m. 661-668) özel hükümler öngörülmüştür. TTK'da emre yazılı senetlerin iptaline dair ayrık hükümler bulunmamaktadır. Bunun yerine poliçenin iptali için özel bir düzenleme (TTK m. 757-765) getirilerek bu hükümlerin TTK m. 778/1-ı yollamasıyla bonolar bakımından, 818/1-s yollamasıyla çekler bakımından da uygulanacağı öngörülmüştür. 818/1-ı maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK'nun 757/1 maddesinde "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiş olup bono zayii davası açılmasında, hamilin hakları esas alınmış, iptal davası hamilin senetten kaynaklanan haklarını korumasına ve haklarını temine yönelik bir davadır. Öncelikle dava hasımsız olduğundan, 3. kişiler açısından kesin hüküm doğurmadığından, mahkemece iptal kararı verilse dahi yasal çerçevede bonoyu elinde bulunduran kişi henüz ödeme yapmamış keşideci, lehtar veya kendisinden önceki cirantalara müracaat edebilir. Alınan iptal kararı da meşru hamilin senetten kaynaklanan haklarını sona erdirmez. Senedi kaybeden hamilin mahkemeden alacağı iptal kararı, senedi elinde bulunduran kişi meşru hamil ise sorumluluktan kurtarmaz. Ayrıca iptal kararı verilmemiş olması da, davacıyı ileride gerçekleşmesi muhtemel haksız takipte menfi tespit davası açmasına engel olmaz. Yasa koyucunun iptal davasına gerek duymasının nedeni; iptal kararı sonrası hakkın hamil tarafından senetsiz tahsilini veya yeni bir senet düzenlenmesini sağlamak (TTK'nun 652) iyi niyetle, iptal kararı getiren hamile ödeme yapan borçluyu, senedi ele geçiren üçüncü kişilere karşı senetten kaynaklanan borç nedeniyle sorumluluktan kurtarmaktır.TTK'nın 757-764. maddelerinde yer alan yasal düzenlemelere göre bono keşidecisinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptalini isteme hakkı TTK'nın 651/2. maddesi uyarınca senet üzerinde hak sahibi bulunan hamile aittir. Kıymetli evrakta hakkın senede bağlı olması nedeniyle, senedin zayi olması halinde hak sahibi hamile iptal kararı alarak, hakkını senetsiz olarak ileri sürme, ya da yeni bir kıymetli evrak tanzimini isteme olanağı tanınmak istenmiştir.Somut olayda davacının iki adet bononun keşidecisi olduğu ve iptal davası açma hakkı olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi yerinde olup davacı vekilinini istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun olup davacı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/265, K. 2026/542, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-265-e-2026-542-k-d124ef016fd9