Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/260 E. 2026/1512 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/260
Karar No
2026/1512
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/260 KARAR NO : 2026/1512

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/12/2025 NUMARASI : 2025/196 Esas 2025/934 Karar DAVANIN KONUSU : İflas (Doğrudan Borçlu Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 178)) BAM KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 18/06/2026

Müdahiller .... .ile müdahil .... vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, yapmış olduğu ticari faaliyetler neticesinde, işlerinin iyi gitmemesi nedeni ile büyük borçlar altına girdiğini ve borçlarını ödeyemez duruma geldiğini, şirketin bütün aktiflerinin borçlarını karşılayamayacak durumda olduğunu, Torbalı İcra Müdürlüğünün 2025/394 esası ile müvekkil hakkında icra takibi yapıldığını ve iş bu borcu ödeyemeyecek durumda olduğunu, İİK Kanunu Madde 178 – (Değişik: 18/2/1965-538/93 md.) (Değişik: 9/11/1988-3494/37 md.) İflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebileceğini, borçlunun, bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını iflas talebine eklemek zorunda olduğunu, bu belgenin mahkemeye ibraz edilmedikçe iflasa karar verilemez denildiğini, yine aynı maddenin 3. Fıkrasında "İflasa tabi bir borçlu aleyhine alacaklılardan birinin haciz yolu ile takibi neticesinde yapılan haciz borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkmasına sebep olup da kalanı muaccel ve vadesi bir sene içinde hülül edecek diğer borçlarını ödemeye yetişmiyorsa borçlu derhal aczini bildirerek iflasını istemeye mecburdur. " denildiğini, şirketin acze düşmesinden hemen önceki mizanının sunulduğunu, şirketin borca batık olması nedeni ile iflâsı talep etme zarureti hâsıl olduğundan, müvekkili şirketin aciz içerisinde bulunduğundan iflâsına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: SGK vekili beyan dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, ticari faaliyetleri neticesinde yüklü miktarda borçlandığını ifade ederek iflasına karar verilmesini talep ettiğini, davacının iflas talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı, hakkındaki icra takiplerini ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için iflas talebinde bulunduğunu, davacının asıl amacı alacaklıların tüm tahsil yollarını engellediğini, davacının, malvarlığının tüm aktif ve pasifini alacaklılarının isim ve adresleriyle beraber ibraz etmesi gerekirken bu yönde bir belge sunmadığını, Müvekkili Kurum kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda; iflasını isteyen şirketin 33.200,21 TL Asıl ve 7.386,76 TL gecikme zammı (31/05/2025 tarihi itibariyle hesaplanmıştır) olmak üzere toplam 40.586,97 TL sigorta primi ve işsizlik sigorta primi borcunun bulunduğunun tespit edildiğini, davaya müdahil olarak kabulü ile haksız ve mesnetsiz iflas talebinin reddine, aksi kanaat hasıl olması halinde kurum alacağının iflas masasına kaydı ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava, borçlu davacının doğrudan iflas istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ve ekindeki belgeler ile, Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı, Kuşadası SGK dan gelen yazı cevabı, Kuşadası Sosyal Güvenlik Merkezinden gelen yazı cevabı, Kuşadası Vergi Dairesinden gelen yazı cevabı, Torbalı İcra Müdürlüğünden gelen yazı cevabı, Kuşadası Tapu Müdürlüğünden gelen yazı cevapları, alacaklılar listesi incelenmiş bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememize sunulan 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirkete ait ticari defterleri Üzerinde yerinde yapmış olduğu tespit ve incelemeleri neticesinde; davacı şirket defter ve kayıtlarına göre 31/12/2024 sonu itibariyle; aktif toplamın 1 5.925.119,88.-TL, pasif toplamının : 4.364 475,08.-7L, özvalık toplamının 1: 1.560.644,80.-TL olduğu, şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 31/12/2018 tarihli öz varlığının 1.560.644,80.-TL olduğu ödenmiş sermayenin şirket bünyesinde mevcut olduğunun, davacı şirketin TTK-376 maddesine göre borca batık ve münfesih durumda olmadığının bildirildiği görülmüştür. Bilirkişi raporunda, davacının dosyaya yansıyan SGK ve icra dosya borcunun değerlendirilmediği, vergi borcunun da bildirilenden daha az değerlendirildiği anlaşılmakla ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Mahkememize sunulan 01/12/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle: Davacının rayiç bilançoya göre 31/12/2024 sonu itibariyle; aktif toplamın 43.120,09-TL, pasif toplamının 610.694,95.-TL, özvarlık toplamının 567.574,86.-TL olduğu, şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 31/12/2024 tarihli öz varlığının -567.574,86.-TL olduğu ödenmiş sermayenin şirket bünyesinde mevcut olmadığı, davacı şirketin TTK-376 maddesine göre borca batık ve münfesih durumda olduğunun bildirildiği görülmüştür. Torbalı İcra Dairesinin 2025/394 Esas sayılı dosyasından gelen yazı cevabı incelendiğinde: Alacaklının ...., borçlunun ... ile davalı ... Şti olduğu, alacağın 546.703,00-TL olduğu, iflas yoluyla adi takiplere mahsus ödeme emrinin 24/01/2025 tarihinde düzenlenerek davalı borçluya tebliğ edildiği, yasal süresinde itiraz olmaması üzerine takibin kesinleştiği, güncel borç miktarının 826.515,07TL olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Davacının, Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 12...sicil numarası ile kayıtlı, ...Mahallesi, ... Bulv., No:..., Kuşadası/Aydın adresinde bulunan “.. . .” olduğu, davacı vekilinin müvekkilinin borca batık olduğunu belirterek İİK'nın 178. maddesi gereğince iflasına karar verilmesini talep ettiği, dosyada davacı hakkında yapılan icra dosyasının bir suretinin ve güncel kapak hesabının getirildiği, dosyada alınan mali müşavir bilirkişinin 01/12/2025 tarihli ek raporuna göre, davacının rayiç bilançoya göre 31/12/2024 sonu itibariyle; aktif toplamın 43.120,09-TL, pasif toplamının 610.694,95.-TL, özvarlık toplamının 567.574,86.-TL olduğu, şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 31/12/2024 tarihli öz varlığının -567.574,86.-TL olduğu ödenmiş sermayenin şirket bünyesinde mevcut olmadığı, davacı şirketin TTK-376 maddesine göre borca batık ve münfesih durumda olduğu, adına kayıtlı araç, taşınmaz ve menkul mal olmadığı, davacının finansal tablolarına göre, öz kaynaklarını yitirdiği, borca batık olduğu, davacı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal bulunmadığı, bu haliyle iflas şarlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuşur," gerekçesi ile; "Davanın KABULÜ ile Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğünün 12... sicil numarasında kayıtlı “...”nin İFLASINA, İflasın 31/12/2025 günü saat 10.35 'de açılmasına,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı müdahil Kuşadası Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili ile müdahil SGK vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Müdahil .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilindiği üzere İcra İflas Kanunu 178.maddesine göre "İflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir. Borçlu, bu halde bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını iflas talebine eklemek zorundadır. Bu belge mahkemeye ibraz edilmedikçe iflasa karar verilemez. İflas talebi 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. Alacaklılar iflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek borçlunun iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler." anılan madde hükmüne göre iflas talebine eklenecek belgeler mevcut olup davacı tarafından bu belgelerin eksiksiz olarak sunulmak zorunda olduğunu, bu eksikliklerin sonradan tamamlanması durumunun da söz konusu olmadığını, ayrıca iflas isteminde bulunulabilmesi için, iflas için gerekli koşulların da oluşmasının gerektiğini, bu sebeple yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini stinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Müdahil .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davacının gerçek borcu tespit edilmediğini, raporlar arasındaki çelişki tam anlamıyla giderilmeden davanın kabulüne dair hüküm tesis edildiğini, dosya kapsamında alınan 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda şirketin öz varlığının 1.560.644,80 TL olduğu, borca batık ve münfesih durumda olmadığının belirtildiğini, 01/12/2025 tarihli ek raporda ise şirketin borca batık ve münfesih durumda olduğunun değerlendirildiğini, alınan bilirkişi raporunda davacıya ait varlıkların değerlerinin piyasa rayiçlerine uygun bir şekilde belirlenmediğini, gerekli araştırmalar ve incelemeler yapılmadan eksik inceleme ile ek raporda borca batık olduğu tespitinde bulunulduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden yerel mahkemece eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, ek rapordaki tespitlerin tamamen objektiflikten uzak ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının mali veriler ve rayiç değerlere göre borca batık olmadığı açıkça ortaya konulmuş iken piyasa borçlarının da ticari kayıtlarda karşılığı bulunmadığı dikkate alındığında davacının iflas talebinin yasal şartları karşılamadığının açık olduğunu, bununla birlikte icra dosyalarının açık olmasının davacı tarafından dosyalara ödeme yapılmadığı anlamına gelmediğini, dosyaya ödeme yapılıp harcı yatırılmadığı için kapatılmama ya da bu takiplerin muvazaalı olma ihtimalinin de bulunduğunu, bu hususların yerel mahkemece araştırılmadığını, yine davacının ortaklara gerçekten borcu olup olmadığının tespit edilmediğini, zira bu borçların danışıklı olmasının da ihtimal dahilinde olduğunu, davacının asıl amacının alacaklıların tüm tahsil yollarını engellemek olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, borçlunun talebi üzerine doğrudan iflas istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İİK'nun 178. Maddesindeki düzenlemelere göre: Borçlu, kendi iflasını (ticaret mahkemesinden) bir dilekçe ile ister. Borçlu, iflas talebi dilekçesine, bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını eklemek zorundadır (m.178/I c.2). Bu belge (mal beyanı) ticaret mahkemesine ibraz edilmedikçe, iflasa karar verilemez(m.178,I c.3). Borçlunun (kendi) iflas talebini alan ticaret mahkemesi, hemen (ilk önce), borçlunun iflas talebinin (yani, borçlunun kendi iflasını istediğini) ilan eder (m.178,II c,m1, m.166,II). Borçlunun alacaklıları, iflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde, ticaret mahkemesindeki iflas dosyasına (asli) müdahale ve itiraz ederek, borçlunun iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek, ticaret mahkemesinden borçlunun iflas talebinin reddini isteyebilirler (m. 178,II c.2). Alacaklılardan biri veya bir kaçı, onbeş gün içinde iflas dosyasına müdahale ile iflas talebine itiraz ederse, ticaret mahkemesinin, duruşma açarak, itiraz eden alacaklıları duruşmaya davet etmesi ve gelen alacaklıları duruşmada dinlemesi gerekir. Borçlunun kendi iflasını istemesi (İİK m.178), başlangıçta bir çekişmesiz yargı işidir (HMK m.382/2-f/2). Ancak, borçlunun iflas talebinin ilanından (İİK m.178, II) itibaren 15 gün içinde, bir (veya birden fazla) alacaklı borçlunun iflas talebine itiraz ederse, borçlunun kendi iflasını istemesi, çekişmesiz yargıdan çıkıp, çekişmeli yargıya girer. Ticaret mahkemesi, iflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflas doyasına müdahale ile iflas talebine itiraz eden alacaklıları duruşmada dinledikten sonra, borçlunun, iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığı kanısına varırsa, borçlunun (kendi) iflas talebinin reddine karar verir. Ticaret mahkemesi, onbeş gün içinde iflas dosyasına müdahale ile iflas talebine itiraz eden alacaklıların itirazlarını reddeder veya onbeş gün içinde hiçbir alacaklı iflas dosyasına müdahale ve itiraz etmemiş ise ve borçlu aciz halinde bulunduğunu (b.178,I) ispat ederse, borçlunun iflasına karar verir.(Bknz.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2013/5632 esas-2013/7281 karar sayılı emsal ilamı). İİK'nın 178. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için borçlunun borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali, borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki yeterli ekonomik imkana sahip olmamasıdır. Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun "İİK'nın 178/III maddesindeki durum olmadıkça" kendi iflâsını isteyen borçlu, aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak iflas talebinin yerinde olup olmadığı belirlenmesi gerekir. Borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, davacının öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı şirketin borca batık olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı SGK ve Vergi Dairesi vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/12/2025 tarih, 2025/196 Esas ve 2025/934 Karar sayılı kararına karşı müdahil .... ile müdahil ... vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran ... harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran müdahil ... harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/260, K. 2026/1512, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-260-e-2026-1512-k-02311ba5e97a