Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1746 E. 2026/2343 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1746
- Karar No
- 2026/2343
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1746 KARAR NO : 2026/2343
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/07/2026 NUMARASI : 2026/222 D.İş, 2026/226 D.İş Karar TALEP : İHTİYATİ HACİZ BAM KARAR TARİHİ : 20/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/10/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/222 D.İş ve 2026/226 D.İş karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati haciz isteyen vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili ile karşı taraf (borçlu) arasında ticari bir ilişki bulunmakta olduğunu, bu ilişki neticesinde müvekkilinin borçludan 26.06.2026 tarihli, AYC2026000000548 no'lu, 1.445.000,00 TL bedelli e-fatura, 23.06.2026 tarihli, AYC2026000000539 no'lu, 862.900,00 TL bedelli e-fatura, 19.06.2026 tarihli, AYC2026000000503 no'lu, 16.240,00 TL bedelli e-fatura, 12.06.2026 tarihli, AYC2026000000484 no'lu, 3.116.600,00 TL bedelli e-fatura toplamı 5.440.740,00 TL tutarında muaccel (vadesi gelmiş) alacağı bulunduğunu, bunun yanında, bu ticarete ilişkin, malı taşıyan dava dışı....A.Ş. tarafından düzenlenen ve karşı tarafça kabul edilen irsaliyelerin de sunulduğunu, ayrıca malın teslimine ilişkin nakliye firmasına düzenlenen faturaların da sunulduğunu, karşı taraf tarafından e-faturalara ve e-irsaliyelere hiçbir itiraz gelmediğini, faturaların borçlu tarafından teslim alındığına ilişkin ve itiraz edilmediğine ilişkin fatura sistem görüntülerinin de sunulduğunu, borçlu taraf, vadesi gelmiş olmasına ve müteaddit defalar şifahi/yazılı olarak uyarılmasına rağmen borcunu ödemekten kaçındığını, müvekkilinin alacağına kavuşabilmesi için borçlu aleyhine icra takibi başlatacağını, ancak, borçlunun icra takibinden haberdar olması halinde, takibi akamete uğratmak ve alacağın tahsilini imkânsız hale getirmek maksadıyla üzerine kayıtlı bulunan menkul ve gayrimenkul malları ile banka hesaplarındaki nakit varlıklarını üçüncü kişilere devretme, gizleme ve mal kaçırma ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu, borçlunun borca yetecek miktardaki menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine önce teminatsız olarak, aksi kanaat durumunda teminat mektubu ile cüzi bir teminatla ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin karşı taraf/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "İhtiyati haciz talep eden vekilinin mahkememize sunduğu dilekçe ile; müvekkili ile karşı yan arasında ticari ilişki olduğunu, bu ilişki neticesinde karşı yandan 4 faturadan kaynaklı 5.440.740,00-TL alacaklı olduğunu, fatura örneklerinin ve borçlu tarafından faturaların teslim alındığına dair fatura sistem ekran görüntüsü sunulduğunu, tüm bu nedenlerle davalının taşınır taşınmaz, 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar yukarıdaki gerekçeler ile karşı taraf aleyhine 5.440.740,00-TL miktarda menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması talep olunmuş ise de muaccel bir alacağın varlığı ve miktarı ile ilgili iddialar yargılamayı gerektirmekle, bu aşamada yeterli kanaat oluşmadığından yerinde görülmeyen ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile; "İhtiyati haciz talebinin REDDİNE" şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: İhtiyati Haciz isteyen vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararları için tam ispat şartı aranmamakta olduğunu, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, dosyada bulunan faturalar ile faturaların kabul edildiği ekran görüntüleri bu iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, ayrıca müvekkili, mahkemenin kabulü dahilinde teminat yatırmaya da hazır olduğunu, hal böyle iken talebin reddedilmesi hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep: İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında 30.07.2026 tarihli karar ile tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İş bu karar ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istinaf erilmiştir. İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir. İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından önemlidir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. İcra ve İflâs Kanunu'nun 258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı şirket, ihtiyati haciz istemini faturalara dayandırmış ve faturaların birer suretini dava dilekçesi ekinde dosyaya sunmuş olup faturalar içeriği malların teslim edildiğine dair davalı taraf adına imza taşıyan sevk irsaliyeleri sunulmamıştır. Bu kapsamda ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından dava dilekçesine eklenen faturalar bedeline ilişkin ve haciz sebepleri hakkında İİK'nın 258.maddesi uyarınca ispat ölçüsünde olumlu kanaat oluşmadığı gibi, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin malvarlığını kaçırdığına dair kanaat uyandıracak derecede yeterli delil sunulmadığından İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılması yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Buna göre dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, talep ve istinaf sebeplerine göre ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/222 D.İş ve 2026/226 D.İş karar sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 30/07/2026 tarihli karar usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.