Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/16 E. 2026/32 K. – Ticari Nitelikteki

Konu: Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/16
Karar No
2026/32
Karar Tarihi
Konu
Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

69. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/16

KARAR NO : 2026/32

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/474

KARAR NO : 2022/948

DAVA TARİHİ: 20/05/2022

KARAR TARİHİ: 05/10/2022

DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasındaki Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinde özetle; davacının iş kolunda fuar düzenleme yetkisi olan davalı şirket ile Fuar Katılım sözleşmesi imzalandığı, sözleşme bedelinin ödendiği, davalının tek satıcı konumunu kötüye kullanarak tek taraflı konumunu kötüye kullanarak tek taraflı maddelerle davacının durumunu ağırlaştırdığı, salgın bahanesi ile fuarın iki kez ertelendiği, bunun üzerine sözleşmeden dönme isteğinin noter marifetiyle ihtar edildiği ve fakat davalı tarafın bunu kabul etmediği ileri sürülerek TBK 25. madde ve TTK 55/f. maddesi hükümleri gereğince ödenen ve karşılıksız kalan 99.044,26 TL'nin 20.10.2021 ihtar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir.

Davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; pandemi nedeniyle fuarın ertelendiği, davalının fuar tarihini değiştirme hakkı olduğu ve bunun katılımcıya fesih hakkı vermediği, alınan ücretle fuar organizasyonu harcamaları yapıldığı, istihdam sağlanarak Devlete vergiler ödendiği, davalının basiretli tacir sorumluluğunu taşıdığı, TMK 2. Madde ile ilgili iddianın yerinde olmadığı, ahde vefa ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiği savunularak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Fuar katılım sözleşmesi 2. Maddesine göre davalının fuar tarihini değiştirme hakkı olduğu, bu durumun davacıya fesih hakkı vermediği, sözleşmenin bu hükmünün geçerli olduğu, haksız şart olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğünde olduğu, ödenen bedelin iadesini talep hakkının olmadğı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Karar davacı vekiline 06.12.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup, gerekli harçlar yatırılmak suretiyle 12.12.2022 tarihinde yapılan istinaf başvurusu süresindedir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili tarafından ibraz edilen istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmenin 2. Maddesindeki hüküm herhalde keyfi olarak uygulanmasına cevaz verilmemesi gerektiği, genel işlem şartının TMK 2. Madde düzenlemesini ortadan kaldırmayacağıı, dürüstlük kuralına aykırı sözleşme maddesinin geçersiz olduğu ileri sürülerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf edilmiştir.

Davalı vekili tarafından ibraz edilen istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararın hukuka uygun olduğu, davalının sözleşmeye göre Fuarı erteleme hakkına sahip olduğu, erteleme ile katılımcıların haklarının aynen korunması ve aynı şartlarla fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği, ayrıca söz konusu fuarın 10-14 Eylül 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildiği halde davacı tarafın katılmadığı ileri sürülerek ve davaya cevaplar tekrarlanarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Dava, fuar katılım sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen bedelin istirdatına ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekilince istinaf edilmiştir.

İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının fuar katılım sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı ve ödenen paranın istirdatı isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.

Somut olayda 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuara davacının katılımı hususunda taraflar arasında sözleşme düzenlenmiştir. Söz konusu sözleşmenin 2. maddesinde; "KATILIMCI, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. DÜZENLEYİCİ'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder." hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin fuara katılım koşullarına ilişkin 2. maddesi gereği, davalı şirketin fuarın düzenleme tarihi ve fuar alanındaki katılımcının yerini tek taraflı olarak değiştirme hakkı bulunup, bu değişiklikler sözleşmenin fesih sebebi yapılamayacağı gibi, katılımcının ücret ödeme yükümlülüğünü de kaldırmamaktadır. Nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 23. HD'nin 2014/5250 Esas, 2014/7346 karar sayılı kararı bu doğrultudadır.

Fuar katılım sözleşmeleri ; tarafların menfaatlerinin zamana yayıldığı, düzenleyicinin aylar öncesinden hazırlık işlemlerine başladığı, fuarın gerçekleşmesinden sonra da yapılması gereken iş ve işlemlerinin devam ettiği, süreç içinde büyük emek ve istisnai mesainin özgülendiği , gözetilmesi gereken komplike prosedürün hayata geçirilebilmesini mümkün kılacak sözleşme hükümlerinin öngörülmesinin işin mahiyeti gereği zorunlu olduğu sözleşmelerdir. Söz konusu zaruret , tacir olan tarafların basireti kapsamında olmak üzere sözleşme serbestisi ilkesinin güvenli bir şekilde hayat bulmasına hizmet ettiği gibi zorluğu karşılayan sözleşme hükmünü gözetemeyecek olan tarafın iradesinin sakatlanmasını baştan önleyeceği için esasında dürüstlüğün de gereğidir.

Fuar katılım sözleşmelerinin açıklanan bu niteliği dikkate alındığında, davalıya sözleşmenin 2. Maddesi gereğince fuar erteleme, fesih ve iptal gibi geniş haklar verilmesi sözleşmenin niteliğine aykırı olmadığı gibi tacir olan davacı da düzenleyicinin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahip olduğundan ve davacı tacir yönünden bu hüküm ekonomik yıkım yaratacak düzeyde de olmadığından, ortada genel işlem koşullarına aykırılık teşkil edecek bir hususun bulunmadığının kabulü gerekir. Yine, tacirler arasında imzalanan sözleşmede davalıya fuar erteleme yetkisi verildiğinden somut olayda dürüstlük kuralına aykırılıktan da bahsedilemeyecektir.

Yukarıda yapılan açıklamalar, ihtilafsız sözleşme, basiretli tacir sorumluluğu, ertelenen fuar tarihleri, pandemi süreci ve en nihayetinde fuarın yapılmış olması nedenleriyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup Mahkemenin kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Öte yandan davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen vekaletnamesinin süreli vekaletname olduğu, 31/01/2023 tarihine kadar geçerli olan vekaletname süresinin dolduğu, usulüne uygun yeni vekaletnamenin Dairemizin karar tarihi itibariyle dosyaya sunulmadığı ve UYAP sisteminde de olmadığından vekilin ismi gerekçeli karara alınmamıştır.

Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-Davacı adına yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın ilk derece mahkemesince iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince tebliğ edilmesine,

İlişkin olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 362/1.a hükmü gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/16, K. 2026/32, T. 05.10.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-16-e-2026-32-k-c47374065aea