Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1384 E. 2026/1218 K. – Şirketin Haklı
Konu: Şirketin Haklı Nedenle Fesih İstemli
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1384
- Karar No
- 2026/1218
- Karar Tarihi
- Konu
- Şirketin Haklı Nedenle Fesih İstemli
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1384 Esas 2026/1218 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1384 KARAR NO : 2026/1218
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 06/07/2026 NUMARASI : 2026/542 Esas (Ara Karar)
TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 06/07/2026 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2026
Taraflar arasındaki şirketin haklı nedenle fesih istemli davasında kayyım tayinine yönelik ihtiyati tedbir konulması taleplerinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin %40 paya sahip ortağı olduğunu, diğer ortakların %40 paya sahip ... ve %20 paya sahip ... olduğunu, şirkette 2 müdür bulunmakta olup bunların %20 oranında paya sahip ... ve oğlu ... olup her ikisinin münferiden temsile yetkili bulunduğunu, şirketin olağan ve zorunlu genel kurul toplantılarının yapılmadığını, son olarak 2024 yılında müvekkilini ortaklığa dahil etmek amacıyla bir toplantı yapılmışsa da bu toplantıda da olağan genel kurul toplantısı gündeminin yer almadığını, 2022 ve 2024 yılındaki toplantıların olağan genel kurul niteliğini haiz olmadığını, genel kurul toplanmaması üzerine davalı şirkete ihtarname keşide edilip hem toplantının yapılması hem soru ve talepler hem de bir takım hakların ihtar edildiğini, davalı şirket yönetiminin cevabi bir ihtarname göndererek bir toplantı süreci başlattığını ancak usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı için toplantı gündemi görüşülemediğinden toplantının sona erdirilmek zorunda kalındığını, müvekkili tarafından bilgi alma dahil bir takım hakların kullanılması ve genel kurul toplantısı yapılması taleplerini de içeren ihtarname keşide edilmesi sonrasında şirket müdürü tarafından hukuka aykırı bir şekilde müvekkiline ihtarname keşide edilip, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasını konu alan gündemle usule aykırı olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasının istenildiğini, yapılmak istenen ancak toplanıldıktan sonra usulsüzlüğü taraflarınca izah edildiğinde gündeme geçilmeden sonlandırılan toplantının hukuka aykırılıklarının açık olduğun, nihayetinde 2026 yılında da genel kurul toplantısının yapılmadığını, mevzuata ve esas sözleşmeye uygun kar dağıtımı gerçekleştirilmediğinden, müvekkilinin bilgi alma hakkını kullanamadığını, şirket muhasebesinde eksiklikler bulunduğunu, kasa zimmetinden şüphe edilmekte olduğunu, şirkette kar payı dağıtımının yasaya ve esas sözleşmeye aykırı yürütülmekte olup bankaya günlük hasılatın yatırılmaması ve bu konuda gerçeğe aykırı beyan verilmesi dahi çeşitli sebeplerle kasa zimmeti suçu işlendiği yönünden kuvvetli şüphe ve delillerin bulunduğunu, tüm bu hukuka aykırı eylemlerin, davalı müdürlerin azlini, şirkete kayyım atanmasını, zararın tazminini ve davalı şahısların ortaklıktan çıkarılmasını zorunlu kıldığını, şirket hesaplarının tutulmasında ve bahse konu kafe işletmesinde sigortasız olarak çalıştırılan bir şahsın işletmenin günlük hasılatını kasanın altındaki bir yoğurt kovasına sakladığı ve akşam saatlerinde bu paraları alarak işletmeden ayrıldığının tespit edildiğini, başka bir gün sabah saatlerinde hasılat kontrolüne gidildiğinde kasa ile nakit para arasında fark çıktığının tespit edildiğini, alım bedeli farkları bulunduğunu, hatalı KDV içerikli faturalar bulunduğunu, gereksiz komisyon ödemeleri ile şirketin zararı uğratıldığını, kar marjını azaltacak ürünlerin alımında ısrar edildiğini, şirketin fütursuzca yönetiminin kamu zararına da yol açtığını, şirket yönetiminin ortaklardan birinin tek elinde olmak suretiyle yönetim görev ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile şirket hasılatının kayıt dışı bırakıldığına dair somut deliller ve genel kurulun toplanamaması nedeniyle doğacak telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla, dava sonuna kadar HMK madde 389 vd uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla, şirket müdürlerinin banka hesaplarındaki tasarruf yetkilerinin mahkemece atanacak bir denetim / yönetim kayyımının onayına bağlanmasına ve şirkete derhal tarafsız bir yönetim kayyımı atanmasına, şirket iş ve işlemleri incelendikten sonra gerekli raporlamaların yapılması için kayyıma yetki verilmesine, TTK 636/3 maddesi kapsamında haklı nedenle fesih nedenlerinin olmasına ve işbu davanın haklı nedenle fesih davası olmasına karşın feshin son çare olması ilkesi gereği, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verme yetkisi uyarınca şirketteki usulsüzlüklerin müsebbibi olan ve sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal eden diğer ortakların pay bedelleri ödenerek ortaklıktan çıkarılmalarına, mahkeme aksi kanaatte ise davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dosya kapsamı, davanın niteliği, tedbir talebinin içeriği, mevcut delil durumu da nazara alınarak, HMK 390/3 maddede belirtildiği şekilde yaklaşık ispata yarar nitelikte görülemediği anlaşılmakla bu aşamada yasal koşulları oluşmayan yönetim kayyumu atanmasına ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, dosyaya sunulan uzman görüşü yaklaşık ispatı ve kayyım ihtiyacını doğrulamakta olduğunu, genel kurulun toplanmaması ve bilgi alma hakkının ihlali çoğun içinde az da vardır ilkesi gereği temsil/denetim kayyumu atanması ve genel kurulun toplanması zorunluluğunu gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep;HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları" başlıklı 636.maddesinde; "(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." düzenlemeleri mevcuttur.
Somut olayda , davacı yanca uzun süredir genel kurulun toplanmadığı, bilgi alma hakkının engellendiği, kar payı dağıtılmadığı, müdürler tarafından kasa zimmeti dahil ağır finansal usulsüzler gerçekleştirildiğinden bahisle davalı şirketin feshinin talep edildiği, ihtiyati tedbir isteyen tarafından, ihtiyati tedbirin dayandığı hakkın açıkça belirtilmesi ,ihtiyati tedbirin dayandığı sebep veya sebeplerin somut ve açık olarak tam olarak belirtilmesi,dilekçede bu hususların belirtilmesi yeterli olmayıp bunları en azından yaklaşık ispat seviyesinde ispata elverişli olarak dayanak ve delillerin gösterilmesi zorunlu olduğu ve dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla şirkete kayyım atanmasına yönelik talebin reddine dair ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harç peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...