Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1366 E. 2026/1366 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1366
Karar No
2026/1366
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1366 - 2026/1307 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1366 KARAR NO : 2026/1307 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 07/03/2024 KARAR TARİHİ : 24/06/2026 NUMARASI : 2026/22 Esas - 2026/415 Karar

DAVACI : SUR CEPHE İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İcra takibe konu yapılan çekten dolayı davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali istemi HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İSTİNAF EDEN : Davacı vekili

Taraflar arasındaki icra takibe konu yapılan çekten dolayı davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali istemi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2024/1552 Esas sayılı icra takip dosyası ile davacı hakkında Kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, davacının davalıya borçlu olmadığını, davacı ile dava dışı Tufan Dış Ticaret LTD. Şti. arasında Sakarya İli Erenler İlçesi ... Ada ... Parsel üzerindeki Yapı Home Mall Avm isimli iş yerinin inşasına ilişkin Ana Taşeronluk Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme gereğince Yapı Home Mall şantiyesinde yapılacak olan cephe kaplamalarının alüminyum kapaklı cephe ve kompozit imalat ve montaj bedeli olarak davacı şirkete ödenmek üzere Tufan Dış Ticaret Ltd. Şti. tarafından 2022 yılının 3. ayından başlayan 10 aya yayılmış toplam 30 adet çek düzenlendiğini ve ayrıca bu çekler ile birlikte nakit 2.500.000 TL 'nin de yine davacı hesabına ödenmesi hususunda anlaşıldığını, nakit ve çek olarak alınan toplam tutar karşılığında davacının 8.000.000,00-TL bedelli TEB ... seri nolu çeki keşide tarihi boş şekilde davalıya teminat olarak verdiğini, bu hususta taraflar arasında 15/09/2021 tarihli Teminat Çeki Sözleşmesi bulunduğunu, davacının ana taşeronluk sözleşmesi gereği edimlerini yerine getirmesine rağmen dava dışı Tufan Ltd Şti nin bahsi geçen teminat senedini davacıya iade etmediğini, bu sebeple Tufan Ltd Şti ile aralarındaki sözleşmenin fesih aşamasına geldiğini, muhatap şirkete Sakarya 1. Noterliği'nin 22/01/2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek teminat çekinin iadesinin istendiğini, dava dışı şirketin bu çeki keşide tarihini gerçeğe aykırı olarak doldurarak kötüniyetle ve muvazaalı olarak davalı ...'a ciro ettiğini, çekteki keşideci imzasının şüpheli olduğunu ve icra hukuk mahkemesinde yargılama konusu olduğunu, ayrıca çek sebebiyle savcılıkta soruşturma bulunduğunu, davalının çeki aldığı dava dışı Tufan Ltd Şti ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Çekin teminat çeki olduğuna dair bir kaydın bulunmadığını, teminat çeki olmadığını, iddianın yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, teminat iddiasının kişisel bir defi olup kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, çeki ciro yoluyla iyiniyetle devraldıklarını, zorunlu arabuluculuk şartının gerçekleştirilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "Davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğunu bildiği ve bile bile borçlu davacı aleyhine senedi iktisap ettiği hususu sabit görülmemiş, ispatlanamayan davanın Davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflarca davanın açıldığı 07.03.2024 tarihli dava dilekçesinden itibaren, uyuşmazlık konusu çekin herhangi bir borç ilişkisine dayanmayan, yalnızca dava dışı lehtar ile aradaki ticari ilişkinin teminatı olarak verilen bir “teminat çeki” olduğunu ve davalının bu vasfı bilerek çeki iktisap ettiği hususu kararlılıkla ileri sürüldüğünü, davalı yan, davanın başlangıcında sunduğu 01.04.2024 tarihli cevap dilekçesinde; çekin kendisine ciro yoluyla geçtiğini, kendisinin "iyiniyetli üçüncü kişi" olduğunu ve lehtar ile vekil eden arasındaki ilişkiyi bilmediğini beyan ettiğini, davalının, geçersiz bir sözleşmeden kaynaklanan ve hukuken var olmayan bir "cezai şart alacağını" bahane ederek 8.000.000,00 TL gibi fahiş bedelli bir çekin hamili olduğunu iddia ettiğini, buradan dahi davalı tarafın kötü niyetli olarak hareket ettiği anlaşıldığını ve hatta imzaların dahi davalı veya dava dışı Tufan Şirketi tarafından atılabildiği ihtimalini doğurduğunu, vekil eden şirketin işbu çek sebebiyle ne dava dışı Tufan şirketine ne de davalı ...'a herhangi bir borcu bulunmadığını, yerel mahkeme 'nin 26.06.2026 tarihli, 2026/22 e. ve 2026/415 k. sayılı hatalı kararının istinafen incelenerek kaldırılmasına, davamızın kabulünü, vekil eden şirketin takibe konu 8.000.000,00 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibe konu yapılan çekten dolayı davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali s istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK

3. Değerlendirme ve karar Dava, icra takibe konu yapılan çekten dolayı davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinafa başvurulmuştur. Dairemizin 30/12/2025 tarih, 2025/1294 Esas, 2025/1961 Karar sayılı ilamıyla "...Somut olayda, Davacı, senedi elinde bulunduran davalı hamilin iyiniyetli hamil olmayıp, senedi iktisabında bile bile kendi zararına hareket ettiğini iddia etmektedir. Davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Mahkemece, senedi elinde bulunduran davalı hamilin iyiniyetli hamil olmayıp, senedi iktisabında bile bile davacı zararına hareket ettiğini ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek, davacı tarafa iddiası doğrultusunda yemin hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi hususunda süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilmiştir...." denilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu çekin teminat senedi olup olmadığı ve teminat senedi ise bu hususun davalıya karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Kural olarak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu bakımdan kambiyo senedinin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer. Bu itibarla, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacının öncelikle bu iddiasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması ve bundan sonra da senedi elinde bulunduran hamilin iyiniyetli hamil olmayıp, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlaması gerekmektedir. Çekin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir. Çekin sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def'i olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu definin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Çekin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise 2004 sayılı Kanun’un 169/a maddesi kapsamında çekin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile dava dışı Tufan Dış Ticaret Ltd. Şti. arasında Sakarya İli Erenler İlçesi ... Ada ... Parsel üzerindeki Yapı Home Mall Avm isimli iş yerinin inşasına ilişkin Ana Taşeronluk Sözleşmesi yapıldığı, sözleşme gereğince Yapı Home Mall şantiyesinde yapılacak olan cephe kaplamalarının alüminyum kapaklı cephe ve kompozit imalat ve montaj bedeli olarak davacı şirkete ödenmek üzere Tufan Dış Ticaret Ltd. Şti. tarafından 2022 yılının 3. ayından başlayıp, 10 ay vadeli toplam 30 adet çek düzenlendiği, çeklerin toplam bedelinin 5.500.000,00 TL olduğu, çekler ile birlikte nakit 2.500.000,00 TL davacı hesabına ödeneceği konusunda anlaşıldığını, toplam tutar karşılığında davacının 8.000.000,00 TL bedelli TEB ... seri nolu çeki davalıya teminat olarak verdiği, bu hususta taraflar arasında 15/09/2021 tarihli teminat çeki sözleşmesi bulunduğunu, dava dışı şirketin dava konusu çeki davalıya ciro ettiği, dava ve takip konusu çekin teminat çeki sözleşmesinde belirtilen aynı numaralı ve miktarlı çek olduğu ve dolayısıyla anılan çekin protokol hükümlerinin teminatı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Teminat senedi mahiyetindeki çekin üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare yer almamaktadır. Her ne kadar, söz konusu çekin teminat senedi olduğunun davalı tarafından da bilindiği ileri sürülmüş ise de; temel ilişkinin tarafı olmayan davalı hamilin dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığını bilerek davacı zararına hareketle çeki iktisap ettiğinin davacı tarafça ispatı gerekeceği, dolayısıyla 687.maddedeki iktisap anında borçlunun zararına hareket etmesi gerektiği hususunun davacı tarafından dosya kapsamıyla ispat edilemediği, davacıya dayandığı yemin delili kapsamında davalı teminat çeki olmadığı şeklinde yeminli beyanda bulunduğu, çekin teminat çeki olduğu hususunun da çek üzerinden anlaşılamamakla birlikte bu yönde delil de ibraz edilmediği, davalının kötüniyetli olduğuna dair ispatın yapılamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, çekin teminat senedi olduğu anlaşılmakla birlikte, senet metninden anlaşılamayan bu şahsi def’inin, borçlunun zararına hareket ettiği ispatlanamayan ve çeki ciro ile teslim alan davalıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Belirtilen sebeple, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakta olup, davacının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Sakarya Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2026 tarih, 2026/22 Esas - 2026/415 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcının peşin harçtan mahsubu ile fazladan alınan 149.437,49-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, 3-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve diğer işlemlerin Dairemizce yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.2 ve 361/1 maddeleri gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

* Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1366, K. 2026/1366, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1366-e-2026-1366-k-7ebc27bcd82f