Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1318 E. 2026/1209 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1318
- Karar No
- 2026/1209
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1318 KARAR NO : 2026/1209
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/714 DAVA TARİHİ : 21/07/2026 ARA KARAR TARİHİ : 21/07/2026 DAVA : Alacak İSTEM : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 11.09.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 12.09.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/714 Esas sayılı dosyasından verilen 21.07.2026 tarihli ara kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili, ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şti. ile davalı ... Şirketi arasında 23.10.2020 tarihinde Kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, ek sözleşmeler ve cayma tazminatı protokolü imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkil şirketin Kat karşılığı ödemeler, ruhsat, imar, jeoloji ve proje giderleri ile arsa bedeline ilişkin tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalıya toplam 3.150.000 TL tutarında ödeme yapıldığını, davalının ise sözleşmeye aykırı davranarak ruhsat yenileme ve inşaat faaliyetlerine ilişkin edimlerini yerine getirmediğini, müvekkili sürekli oyaladığını, bu süreçte davalının kötü niyetli bir şekilde müvekkili saf dışı bırakarak üçüncü bir şirket olan ... isimli firma ile 25.07.2024 tarihinde yeni bir Kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını ve tapuda şerh işlettiğini, davalının müvekkilden aldığı bedelleri kullanarak sebepsiz zenginleştiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 77,78 ve 79. maddeleri uyarınca davalının hem aldığı bedelleri hem de bu bedellerle elde ettiği ekonomik faydaları iade etmekle yükümlü olduğunu, denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedellerin sözleşme tarihindeki reel değerinin TÜFE artış oranları, döviz kuru değişimleri, altın fiyatları ve Merkez Bankası mevduat faizleri dikkate alınarak güncellenmesi gerektiğini, müvekkilin bu ödemeleri yapabilmek için 65 milyon Türk Lirası değerindeki taşınmazlarını satmak zorunda kaldığını ve ciddi ticari zarar ile kar mahrumiyeti yaşadığını, davalının mal kaçırma riski bulunduğunu belirterek davalı şirketin banka hesapları ile taşınır ve taşınmaz malları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, ödenen 3.150.000 TL tutarın denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenerek sözleşme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca uğranılan ticari zarar ve kar mahrumiyeti tazminatının bilirkişi marifetiyle belirlenerek davalıdan alınmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 2026/714 Esas sayılı dosyasından verilen 21.07.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...İİK.'nun 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. İİK.'nın 258. maddesine göre de alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarının tespiti hususunun yargılamayı gerektirmesi, nafaka, işçilik alacağı ve rehinli/ imtiyazlı alacak olmaması, alacağın yargılamayı gerektirmesi ve yaklaşık ispatın gerçekleşmemesi nazara alındığında ihtiyati haciz talebinin reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 07.08.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın tam ve kesin şekilde ispat edilmesi değil, yaklaşık ispat edilmesinin yeterli olduğunu, dosya kapsamında sunulmuş bulunan; 23.10.2020 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, Ek sözleşmeler, Cayma Tazminatı Protokolü, Banka dekontları, Ödeme belgeleri, Tapu kayıtları ile taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi gösteren sair yazılı deliller birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilinin davalıya toplam 3.150.000,00 TL ödeme yaptığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve alacağın varlığının güçlü biçimde ortaya konulduğunu, mahkemenin ise yaklaşık ispat ölçüsü yerine fiilen tam ispat aradığını, ihtiyati haciz yargılamasında amacın uyuşmazlığı kesin olarak çözmek değil, ileride verilecek hükmün etkisiz kalmasını önlemek olduğunu, dilekçelerinde emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2019 tarih, 2019/2300 Esas, 2019/5531 Karar sayılı ilamına değinildiğini, Yargıtay’ın açıkça ortaya koyduğu üzere, ihtiyati haciz bakımından alacağın tam ve kesin şekilde ispatın aranamayacağını, somut olayda ise dosyada bulunan sözleşmeler, ek protokoller, banka dekontları ve diğer yazılı belgeler birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin alacağı yaklaşık ispat ölçüsünün de ötesinde güçlü delillerle ortaya konulduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin yaklaşık ispat yerine tam ispat arayarak ihtiyati haciz taleplerini reddetmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi heyetinde bulunan üyenin çoğunluk kararına katılmayarak mahkeme heyeti üyelerinden birinin dahi dosya kapsamındaki sözleşmeler ve banka dekontlarının yaklaşık ispat şartını karşıladığını açıkça kabul ettiğini, ayrıca ihtiyati haciz verilmemesi halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağını da değerlendirdiğin,i bu muhalefet şerhinin, dosyadaki delillerin ihtiyati haciz için yeterli olduğunu ortaya koyan son derece güçlü bir hukuki tespit olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak incelemede, dosya kapsamındaki sözleşmeler, ödeme dekontları, yazılı deliller ve muhalefet şerhi birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde görüleceğini, dosya kapsamından davalının sözleşmeye aykırı davrandığı, edimlerini yerine getirmediği, üçüncü kişilerle yeni sözleşmeler yaptığı, müvekkilinin yaptığı ödemeleri uhdesinde tuttuğu, taşınmazlar üzerinde işlemler gerçekleştirdiğinin anlaşıldığını, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin malvarlığını azaltması veya üçüncü kişilere devretmesi ihtimali ciddi olup, ileride verilecek hükmün icrasını imkânsız veya güç hale getirebileceğini, ihtiyati haciz kurumunun temel amacının da tam olarak bu riskin önüne geçtiğini, Yukarıda izah olunan nedenlerle; Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.07.2026 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasına, İİK’nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca, davalı ... Şirketi’nin banka hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, taşınır ve taşınmaz malları üzerine alacak miktarını karşılayacak ölçüde ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenen bedelin iadesi ve tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin 21/07/2026 tarihli ara karar ile reddedilmesi üzerine davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”; 258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur. İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur. Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince: Davacı vekili, taraflar arasında 23/10/2020 tarihinde kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, ek sözleşmeler ve cayma tazminatı protokolü imzalandığını, müvekkili şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında ödemeler, ruhsat, imar, jeoloji ve proje giderleri ile arsa bedeline ilişkin tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalıya toplam 3.150.000 TL tutarında ödeme yapıldığını, davalının ise sözleşmeye aykırı davranarak ruhsat yenileme ve inşaat faaliyetlerine ilişkin edimlerini yerine getirmediğini belirterek davalının malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. Somut olayda dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili ve tazminat istemine ilişkin olup İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince dosya kapsamında sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin "yaklaşık ispat" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği, ayrıca İİK 257/2 maddesine göre davalının taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya hazırlandığı iddiasıyla ilgili olarak da yaklaşık ispata yarar dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/714 Esas sayılı dosyasından verilen 21.07.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.206,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile kalan 474,00 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 11.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.