Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/131 E. 2026/250 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/131
Karar No
2026/250
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/131 KARAR NO : 2026/250

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2025 NUMARASI : 2025/889 Esas 2025/861 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 04/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/02/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 30.10.2025 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, 01.04.2022 ve 01.04.2024 tarihli ticari kiralama sözleşmeleri akdedildiğini ve bu sözleşmelere konu yapılan 7 adet Manlift tipi muhtelif iş makinaları, kira bedelleri karşılığı çeşitli tarihlerde davalının "... Mah. Sk... Sk. No: ..." adresindeki fabrikada kullanılmak üzere davalıya uzun dönem ticari kiralama yoluyla tam ve eksiksiz olarak... marka, ... model, ... seri no, ... marka, ... model, .. seri no, ..marka, ... model... seri no,.. marka, ... model, .. seri no,.. marka,.. model, ... seri no,.. marka, .. model, ... seri no, ... marka, ... model, ...seri no ekipmanların davalıya teslim edildiğini, karşı tarafın, sözleşmeden ve kanundan kaynaklı, kiralanan makineleri özenli kullanma, bakım ve onarım yapma/yapılmasına müsaade etme yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi kira bedellerini ödemekten de acze düştüğünü, davalının müvekkili şirket ile akdedilen söz konusu uzun dönem kiralama sözleşmesinden kaynaklanan, 24.09.2025 tarihi itibarı ile toplam vadesi geçmiş 326.399,98 TL ve 14.333,79 Euro anapara borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğünü, müvekkili şirketin gerek karşı tarafın vadesi geçmiş borçlarının tahsili gerekse makinelerin zorunlu bakımları için iletişime geçme çabalarını karşılıksız bıraktığını, Davalının piyasadaki pek çok alacağını peşin olarak tahsil etmesine karşın uzun süredir alacaklılarına ödemelerini bilinçli olarak yapmayarak hisselerini yurtdışındaki bir şirkete aktarması, kamuoyunda "planlı bir şekilde malvarlığının yurtdışına aktarılması" şeklinde yorumlanması üzerine müvekkili tarafından Çorlu 10. Noterliği'nin 24.09.2025 tarih ve 41334 yevmiye nolu ihtarnamesi davalı tarafa gönderilerek, borçların yasal süre içinde ödenmesi ve ödenmediği takdirde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı ihtar edilmesine rağmen makinelerin müvekkili şirkete teslim edilmemesi üzerine kiralanan makinelerin mevcut durumlarının ve uğranılan zararın boyutunun tespiti amacıyla Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2025/44 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti sonucunda makinelerin tamamında bir takım hasarlar bulunduğu, bazı makinelerin kaporta kısımlarında hasar olduğu, bu nedenle tamamının boyanması ve kaporta hasarlarının tamiri gerektiği, söz konusu boya ve tamir işlemleri için KDV dâhil yaklaşık 660.000,00 TL masraf öngörüldüğü tespit edildiğini, mevcut zararların artmaması, ileride telafisi mümkün olmayan zararların meydana gelmesini önlemek amacıyla, davanın açılmasından önce Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/193 D.İş sayılı dosyası üzerinden taşınırların yeddiemin sıfatıyla müvekkili şirkete teslimi talep edilerek 05.11.2025 tarihli kararında "talebe konu iş makineleri ile ilgili olarak sunulan ruhsatlar ve belgeler ile talep eden ve karşı taraf arasında imzalanmış bulunan kira sözleşmesi ve ayrıca karşı taraf hakkında mahkememize açılmış bulunan iflas dosyası birlikte değerlendirildiğinde, talebe konu iş makinelerinin yediemin sıfatı ile talep eden tarafından gösterilen ve yedieminliği kabul eden şirket çalışanına yediemin olarak teslimi talebinin yerinde olduğu, mülkiyet iddiasının dosyaya sunulan deliller ile yaklaşık ispat seviyesinde ispatlandığı, keşif mahallinde beyanda bulunan karşı taraf vekilinin talebe konu iş makinelerinin talep eden şirkete ait olduğunu kabul edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde talep eden vekilinin talebinin kabulüne dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir" denilmek suretiyle dosyaya sunulan belgelerden yaklaşık ispat şartının yerine gelmesi sebebiyle söz konusu makineler yeddiemin sıfatıyla müvekkili şirket çalışanına teslim edildiğini, Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin tarafımızca gönderilen ihtarname uyarınca temerrüt sebebiyle feshedildiğinden ve TBK m. 316 uyarınca kiralanan taşınırların özensiz kullanımı sebebiyle de, işbu dava dilekçesinin davalıya tebliğiyle feshedilmiş sayılması gerektiğinden yapılacak yargılama sonunda makinalar üzerindeki tedbir kararı kaldırılarak söz konusu makinelerin ve taraflarınca yatırılan teminatın müvekkiline iadesinin gerektiğini, Kiralama sözleşmesinin feshedilmesi ve dava konusu makinaların mülkiyetinin müvekkile ait olduğu resmi belgelerle ispatlanmış olması söz konusu taşınırların müvekkile teslimine karar verilmesi için zaten yeterli olsa da, bundan başka, TBK m. 316 uyarınca kiralanan taşınırın özenle kullanma yükümlülüğünün ihlal edilmesi de başlı başına bir fesih sebebi olduğunu, davalıya gönderilen fesih ihtarnamesinden hariç olmak üzere "kiralanan taşınırın özensiz kullanımı"na dayalı olarak da fesih haklarını kullandıklarını bildirerek sözleşmenin bu sebeple de feshedildiğinin tespitinin gerektiğini, Sözleşme konusu iş makinelerinin müvekkili şirkete iade edilmesi hususunda fiilî imkânsızlık ortaya çıkması hâlinde, İcra ve İflas Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca iş makinelerinin değerinin, işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin gerektiğini ileri sürerek açılan davanın kabulüne karar verilerek yargılama sonunda sözleşme konusu; tamamı Haulotte marka: COMPACT10N model, 2008545 seri no'lu, COMPACT12DX model, 2109210 seri no'lu, COMPACT8 model, 2099281 seri no, COMPACT8 model, 2108349 seri no'lu, COMPACT8 model, 2108815 seri no'lu ve HA15IP model, 2003430 seri no'lu, STAR10 AE model, 2109457 seri no'lu iş makinalarının müvekkili şirkete aynen iadesine ve teslimine, yapılacak yargılamanın sonunda Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/193 D.İş no'lu dosyasında verilen tedbir kararının kaldırılarak ilgili dosyaya yatırılan teminat mektubunun iadesine ve yeddieminlik görevinin sonlandırılarak söz konusu makinaların müvekkilinde bırakılmasına, iş makinelerinin aynen iadesinde fiilî imkânsızlık bulunduğu takdirde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, fiilî imkânsızlığın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek akdî faizi ile birlikte iş makinelerinin değerinin İcra ve İflas Kanunu’nun 24. ve devamı maddeleri uyarınca davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının her ne kadar kira konusu 7 adet manlift makinasında çeşitli hasarlar bulunduğunu ileri sürse de, bu hasarların müvekkili şirket tarafından meydana getirildiğini gösteren somut hiçbir delil sunamadığını, kaldı ki sözleşmenin bakım–onarım yükümlülüklerini düzenleyen hükümleri incelendiğinde; Kiralayan’ın yani davacının, sözleşmenin 4. maddesi kapsamında “Kiralayan, ekipmanların 4 aylık periyotlarda yapılması gereken akü kontrollerini ücretsiz olarak yapacaktır” ve yine “Kiralayan, ekipmanların 500 saatlik periyotlarda yapılması gereken bakım ve kontrollerini ücretsiz olarak yapmakla yükümlüdür” şeklindeki açık düzenlemeleri gereği makinaların periyodik bakımından birincil derecede sorumlu olduğu görüldüğünü, aynı maddenin devamında, “Kiralayan, ekipmanların lastik, hidrolik ve mekanik aksamlarına ilişkin bakım ve onarımları üstlenir” hükmü de yer almakta olup, sözleşme gereği teknik ve mekanik bakım sorumluluğunun davacıya ait olduğunun tartışmasız olduğunu, müvekkili şirketin makineleri kullanarak bu hasarları oluşturması fiilen de mümkün olmadığını, 13.05.2025 tarihinden itibaren başlayan grev süreci nedeniyle TPI fabrikasında üretim tamamen durduğunu, çalışanlar sahadan ayrıldığını tesis sendikanın fiili kontrolüne geçtiğinden tesise yalnızca Vakıfbank ve Akbank tarafından atanan yeddiemin görevlileri giriş yaptığından davacının ileri sürdüğü hasar iddiaları; sözleşme hükümleri, teknik bulgular, fiili imkânsızlık ve ispat hukuku karşısında dayanaksız, soyut ve hayatın olağan akışına açıkça aykırı iddialar olduğunu, grev sonrası fabrika üretime kapandığını, içeriye girişler tamamen kontrol altına alındığını, müvekkilini makineler üzerinde fiilen kullanım imkânı olmadığını, sözleşme gereğince hasarın tespiti ve sorumluluğu davacıya ait olduğunu, davacının delil tespit raporuna dayanarak ileri sürdüğü ve “hasar” olarak nitelendirdiği bulguların davacının sözleşmeden doğan kendi bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesinin doğal sonucu olabilecek yüzeysel kullanım izlerini “hasar” olarak nitelendirip müvekkiline sorumluluk yüklemeye çalışmasının, hem sözleşmenin lafzına hem Borçlar Kanunu’nun temel ilkelerine hem de ispat hukukuna bütünüyle aykırı olup bu iddiaların hukuki bir değeri bulunmadığını, Delil tespiti raporunda yer alan ve yaklaşık 660.000 TL olarak hesaplanan masraf kalemleri incelendiğinde, bunların makinenin yenilenmesi, komple kaporta değişimi veya boyanın tamamen sökülüp yeniden uygulanması gibi ticari hayatın olağan akışında rastlanmayacak ölçüde ağır ve abartılı işlemler üzerinden hesaplandığı açıkça anlaşıldığını, Türk Borçlar Kanunu sistematiği gereğince davacının hasar ve tazminat iddiasını ileri sürebilmesinin, kiracının sözleşmeye aykırı davranışını, bu davranış ile iddia edilen zarar arasındaki uygun illiyet bağını ve kiracının kusurunu açık, somut ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ispat etmesine bağlı olduğunu, davacı tarafın kira konusu makinelerdeki yüzeysel kullanım izlerini müvekkiline yüklemeye çalıştığını ancak hasarın kaynağını somutlaştırmadığını, illiyet bağını ortaya koyamadığını , sözleşmesel bakım yükümlülüklerini bizzat yerine getirmemiş olmasına rağmen bu eksiklikleri “hasar” olarak nitelendirip müvekkilinin kusurlu olduğunu iddia ettiğini ileri sürerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Dava, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesi kapsamın teslim edilen iş makinelerinin iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında uyuşulan noktaların, taraflar arasında kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olduğu anlaşılmıştır. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev sahası ticari davalar ile sınırlandırılmıştır(TTK m.5). 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır. Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. HMK'nun 4. maddesinde '' Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yapılan açıklamalar ışığında somut dosya değerlendirildiğinde, davacı tarafça aidiyeti ile teslim ve iadesi istenilen iş makinelerinin davacı tarafından davalıya kiralama sözleşmesi ile kiralandığı, sözleşme içeriğinde iş makinelerinin kiralanmasından başka herhangi bir operatör, şoför ya da kullanıcı hizmeti de verilmedi, yani özü itibarı ile taraflar arasındaki sözleşmenin tacirler arası bir hizmet sözleşmesi değil salt kiralama sözleşmesi olduğu, Mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine, ya da re'sen gözetilmesi gerektiği iş bu davaya konu uyuşmazlık bakımından 6100 sayılı HMK m. 4 /1-a uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olup mahkememiz görevsiz olduğu anlaşıldığından HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile; Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden REDDİNE, Görevli mahkemenin KARŞIYAKA Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğuna, HMK’nun 20/1 maddesi hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde başvurulduğunda dosyanın görevli KARŞIYAKA Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacının ileri sürdüğü taleplerin hiçbirini kabul etmediğini bu nedenle esasa ilişkin itirazlarının arasında bu hususa ayrıca değinilmesi gerektiğini, TTK'nun 4/1 maddesi gereğince davanın ticari dava sayılmasını talep ettiklerini, görevsizlik kararının müvekkili şirket yönünden usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu, TTK. 4/1 maddesi gereğince iki tarafın da tacir olduğu ve iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davaların nispi ticari dava olduğunu, mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin bir hizmet sözleşmesi olmadığını ve salt kira sözleşmesinden bahisle uyuşmazlığı ticari uyuşmazlığa konu olmayan dava olarak nitelendirerek görevsizlik kararı verdiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte uyuşmazlığın salt bir taşınmaz vaya konut kira sözleşmesinden ziyade, ticari işletmenin faaliyetlerini yürütmek için kullanacağı taşınırlara ilişkin bir kira sözleşmesine dayalı olduğundan bahse konu uyuşmazlığın davanın taraflarının ticari işletmesiyle alakalı olduğunun açık olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edilen iş makinelerinin iadesi istemine ilişkindir. Dosyada mevcut tüm deliller ile kira sözleşmeleri incelendiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı, uyuşmazlığın kira sözleşmesine göre değerlendirileceği ve davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu ve yerel mahkemenin olayda görevsiz olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Neticeten dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2025 tarih, 2025/889 Esas ve 2025/861 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 04/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/131, K. 2026/250, T. 04.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-131-e-2026-250-k-5573348c501b