Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1258 E. 2026/1226 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1258
Karar No
2026/1226
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2026/1258 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2026/1226

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2026 ESAS-KARAR NO : 2026/82 E - 2026/420 K

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 25/09/2026 YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı tarafından Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2022/18690 E sayılı icra takibinin başlatıldığını, takibe dayanak bonoda müvekkilinin aval veren konumunda olduğunu, dava konusu senedin davalının yatırım amaçlı keşideci ...'e gönderdiği paraların güvencesi olarak talep edilmiş bir belge olduğunu, müvekkilinin davalı ile olan samimiyetine güvenerek senedi keşideciye imzalattığını ve kendisinin de kefil olarak yer aldığını, davalı ile ... arasındaki ilişkinin 2018 yılının sonlarına kadar sorunsuz ilerlediğini, ... tarafından her ay kar payı adı altında davalı ...'e yüklü miktarda paralar gönderildiğini, 2018 yılı sonlarına doğru kar payını birkaç ayda bir göndermeye başlaması ve son olarak davalının ana parasını göndermekte gecikmesi üzerine taraflar arasında anlaşmazlıklar yaşandığını, çeşitli riskleri içinde barındıran bu sistemin memnuniyetsizliğe döndüğü zaman davalının haksız bir şekilde müvekkilini de bu işten sorumlu tuttuğunu ve gerçek bir borç ilişkisini karşılamayan senedi icra kanalıyla tahsile kalkıştığını, senedin düzenlenmesine yol açan temel ilişkinin geçersiz olması nedeniyle bononun tamamen iptaline karar verilmesi, mümkün değilse de ... ... tarafından davalıya iade edilen bedellerin senet bedelinden mahsubu ve senedin iade edilen tutarlar nispetinde kısmen iptali gerektiğini belirterek müvekkilinin, keşidecesi ... ..., 29/01/2018 düzenleme, 31/12/2019 ödeme tarihli, 2.000.000,00 TL bedelli bono sebebiyle davalıya borcu bulunmadığının tespitine, Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2022/18690 E. sayılı takibinin iptaline, mümkün değilse keşideci tarafından davalıya iade edilen tutarlar nispetinde takibin kısmen iptaline ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, davacının temel borç ilişkisinin kanuna aykırı olduğu iddiasının yerinde olmadığını, bu iddiaların borçtan kurtulmak amacıyla hiçbir yazılı delile dayanmayan soyut iddialardan ibaret olduğunu, temel borç ilişkisi geçerli olmasa dahi kambiyo alacağının geçersizliğinden bahsedilemeyeceğini, bononun kayıtsız ve şartsız bir borç ilişkisine dayanılarak verildiğini, bono üzerinde borcun sebebinin gösterilmeyeceğini, borcun sebebi olan temel ilişkiyi gösteren bir açıklamanın senet üzerine yapılamayacağını, aksi halde bononun geçersiz olacağını, müvekkilinin alacağını bonoyu sunarak ispatlamış kabul edileceğini, dava yönünden ispat yükünün borçluda olduğunu, davacı yanın tanık deliline dayanmasına ve müvekkilinin banka hareketlerinin istenmesi taleplerine muvafakatlerinin bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, dava konusu senedin davalının, yatırım amaçlı Keşideci ...' e gönderdiği paraların güvencesi olarak talep edilmiş bir belge olduğunu ileri sürmüş ise de takip dayanağı senedin ön veya arka yüzünde buna yönelik bir açıklama olmadığı gibi alacaklının senedin gerçek bir borç ilişkisi nedeniyle verilmediği yönünde bir kabul beyanın da bulunmadığı, davacının davaya konu kambiyo senedinin gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı ve bedelsiz olduğuna dair iddiaları ile ilgili yazılı delil sunamadığı, davacı vekiline yemin hakkının hatırlatıldığı, davacı vekilinin yemin deliline dayanmadığı, davacının istinaf aşamasında sunduğu ödeme dekontlarının 03/01/2018 ile 08/03/2019 arası döneme ilişkin olduğu, bir kısım dekontların senet tanzim tarihinden öncesine ilişkin olduğu, banka müzekkere cevabı uyarınca dekontlarda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, davacının bizzat kendi dava dilekçesi ekinde sunduğu ve dava dışı keşideci ... ... ile davalı arasında geçtiğini savunduğu mesaj kayıtlarında her bir dekontun ödeme tarihleri ve tutarları itibariyle mesaj kayıtlarında kar payı ödemesi altında ödendiğinin açıkça belirtildiği, bu delili davacı sunmakla bu kez ödemelerin kambiyo senedine ilişkin olduğundan bahisle aksini savunmasının ise kabul edilemeyeceği, tedbir kararının uygulandığı belirtilerek davanın reddi ile davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden-davacı vekili tarafından; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiği, kaldırma kararında belirtilen eksikliklerin tamamlanmadığı, mahkemece ödeme dekontlarının ve yazışmaların hatalı değerlendirildiği, davacı yanın gerçek bir alacağının bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, avalin bağımsızlığı ilkesinin ödeme ve borcun sona ermesine ilişkin defilerin incelenmesine engel olmadığı, dava konusu bononun düzenlenme tarihleri ile ödeme hareketleri arasındaki ilişkinin araştırılmadığı, ödeme dekontları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığı, İİK’nın 72/4 maddesi uyarınca hükmedilen tazminatın yerinde olmadığı bildirilerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık takibe dayanak bonoda avalist olan davacının bono nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK’nın 72. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dava, Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2022/18690 Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 29.01.2018 tanzim tarihli, 31.12.2019 vadeli, 2.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, takibe dayanak senedin zorunlu unsurları içerdiği, davacının senette aval veren, davalının lehdar, dava dışı ... ...’ün keşideci olduğu anlaşılmıştır. Davacı yanca, dava konusu senedin davalının, yatırım amacıyla keşideci ...' e gönderdiği paraların güvencesi olarak talep edilmiş bir belge olduğunu ileri sürmüş olup, davalı yanca davanın reddi talep edilmiştir. TTK'nın 702. maddesi; "(1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." düzenlemesini içermektedir. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK 702/2 maddesi hükmü gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Bununla birlikte aval verenin, senedin teminat altına aldığı borcun karşılığı edimin yerine getirildiğini, borcun kalmadığını, sona erdiğini ileri sürmesi mümkündür (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2025 tarihli, 2024/4316 E. ve 2025/2825 K. sayılı kararı). Bu çerçevede dava dosyasına davacı yanca bir kısım ödeme belgeleri sunulduğu anlaşılmış olup, ödeme dekontlarının 03/01/2018 ile 08/03/2019 arası döneme ilişkin olduğu, bir kısım dekontların senet tanzim tarihinden öncesine ilişkin olduğu, banka müzekkere cevabı uyarınca dekontlarda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle teminat, bedelsizlik ve ödeme iddialarının usulüne uygun delillerle ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 25/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Katip... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1258, K. 2026/1226, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1258-e-2026-1226-k-b4ccb46244b1