Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1111 E. 2026/1455 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1111
- Karar No
- 2026/1455
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1111
KARAR NO :2026/1455
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:06/05/2026
NUMARASI :2025/230 Esas - 2026/319 Karar
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ:29/03/2025
İSTİNAF KARAR TARİHİ:11/09/2026
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili davacının davalı şirketin %27,5 oranında azlık pay sahibi olduğunu, şirket hissedarı olarak müvekkil, şirket iş ve işleyişi hakkında yıllardır en vazgeçilmez hakkı olan bilgilere erişememekte ve şirket işleyişi konusunda herhangi bir bilgiye sahip olamadığını, bu nedenle taraflarınca davalı Şirkete 12/12/2024 tarihinde 2012-2023 yılları arasındaki tüm yıllara ilişkin Olağan Genel Kurul'un belirtilen gündemle toplantıya davet edilmesi ihtar edilmişse de işbu taleplerinin de görmezden gelindiğini, davacının haklı talebinin yerine getirilmemesi üzerine 06/03/2025 tarihinde İstanbul 14. ATMnin 2025/157 esas sayılı dosyasına kayıtlı olarak belirtilen gündem ile Genel Kurul çağrısı yapmak üzere kayyım atanması talep edildiğini, davalı şirketin davacının haklı talebini kabul etmek yerine değişik gündemle 21/03/2025 tarihli olağanüstü genel kurul çağrısı yapmış ve toplantıya davet mektubunun müvekkile 06/03/2025 tarihinde tebliğ edildiğini, 21/03/2025 tarihinde Müvekkil adına vekaleten olağanüstü genel kurul toplantısında hazır olunduğunu, huzurdaki dava ile geçersizliklerinin tespitini ve iptal edilmelerini talep edilen kararlara olumsuz oy kullanıldığını, ne var ki muhalefet şerhlerinin toplantı tutanağına geçirilmesinin hukuka aykırı şekilde engellenerek müvekkilin kendini vekaleten temsil ettirme hakkının kullanımına izin verilmediğini, gündemin görüşülmesi ve oylanması sırasında vekaleten kullanılan olumsuz oya ilişkin muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirilmesi defaatle talep edilmişse de hazirunda bulunan ortaklar, yazman ve divan başkanı tarafından bu taleplerin hukuka aykırı şekilde engellendiğini, toplantı sırasında muhalefet şerhinin tutanağı geçirilmesi hususunda ısrar edilmesi üzerine, divan başkanı ..., toplantıda müvekkil adına vekaleten hazır bulunan avukatların (Av. ... ve Av. ...) üzerine yürüyerek ve toplantı odasının kapısının kilitlendiğini, yukarıda izah edildiği ve işbu dilekçe ekinde sunulan ifade tutanaklarından anlaşılacağı üzere anılan olağanüstü genel kurul toplantısı, sözlü şiddet, korkutma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak gibi hukuka aykırı eylemlerle sonlandırıldığını, nitekim olay akabinde Şirket Müdürü ve toplantı divanı başkanı sıfatıyla "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak" ve "özel hayatın gizliliğini ihlal", "korkutma" suçlarını işleyen ...'dan şikayetçi olunduğunu, huzurdaki dava ile Davalı Şirket’in 21.03.2025 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda alınan 2,3, 4, 5, nolu kararların, yasanın emredici hükümlerine aykırı olmaları nedeniyle batıl (kesin hükümsüz) nitelikte olduklarının tespitine aksi halde kararların kanuna ve iyiniyet/dürüstlük kurallarına aykırı bulunmaları nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; davacı ortağın ekonomik kaygılarını ön planda tutması ve şirket ortaklarına yönelik kişisel husumeti nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun birtakım iddialar ileri sürerek ve adeta bir kin duygusu ile hareket etmek suretiyle huzurdaki haksız davayı açtığını, davanın süresi içerisinde açılmadığını, davacının iptal davasına konu ettiği şirketin hisse devri, şirket müdür ataması ve huzur hakkı ödemelerine ilişkin muhalefet şerhi bulunmadığını, genel kurulun TTKnın emredici düzenlemelerine uygun yapıldığını, esas sözleşmeye aykırılığın bulunmadığını, genel kurulda alınan kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddiasının asılsız olduğunu, usulüne uygun olarak düzenlenmiş Pay Devri Sözleşmesinin oy çokluğu ile onandığını, bu nedenle 2 no'lu kararda dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığını, Limited Şirketlerde müdürlük sıfatının kazanılması esas sözleşme ve genel kurul'da seçim yoluyla yapılabildiğini, genel kurulda usulüne uygun olarak oy çokluğu ile alınan 3 no'lu genel kurul kararında butlan veyahut iptal sebebi oluşturulacak bir hususun bulunmadığını, huzur hakkı miktarının da piyasa koşullarına uygun olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Davacı dava konusu genel kurulda, tutanağa muhalefet şerhinin yazdırılmadığını, genel kurulda vekiline fiili mukavemette bulunulduğunu, bu hususun karakola kadar yansıdığını beyan ettiği ,gerçekten de genel kurul tutanağında, davacının red oyu kullandığı tutanağa geçirilmiş ise de, muhalefet şerhinin tutanakta yer almadığı, bu hususun emniyete şikayet şeklinde neticelendiği emniyet ifade tutanaklarından anlaşıldığı, kararlara dair red oyu verenlerin muhalefet şerhini tutanağa geçirtmek toplantı başkanının görevi olup muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi gerektiği, bu yönde eksiklik ya da karşı koyma tek başına genel kurul kararlarının yok sayılması sonucunu doğurmadığı,muhalefeti tutanağa şerh edilmeyen ortağın, bu durumu ispatlayarak alınan kararlara hukuki yoldan karşı koyması mümkün olduğu, davacının red oyu verdiği halde genel kurul tutanağında muhalefet şerhinin olmaması, sıcağı ile hadisenin karakola intikal ettirilmesi nedeniyle davacının muhalefet şerhinin usulüne uygun toplantı başkanınca yazdırılmadığı kanaati oluşturduğu, tutanakta muhalefet şerhi olmaması davacı aleyhine usuli eksiklik olarak değerlendirilmeyerek esasın incelendiği genel kurulun 2. Nolu karar ile halihazırda şirket ortağı olan ...'ın bir kısım payını uhdesinde bırakarak 950 adet hissesini ortak olmayan ...'a devrinin onaylanmasına ilişkin olduğu, davacı bu onay için 3/4 çoğunluğun sağlanamadığından bahisle bu karara itiraz ettiği, şirketin ana sözleşmesinin 10. maddesinde hisse devirlerinin düzenlendiği ve şirketin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı eTTK'nın 520. maddesine atıf yaptığı, ana sözleşmede atıf yapılan eTTK 520/2. maddesinde 3/4'lük pay ve paydaş çoğunluğu aradığı, TTK'nın yürürlüğüne ilişkin kanunun 22 ve 26. maddelerinde, açıkça sözleşmelerde eski TTK'ya yapılan atıflar hakkında, yeni TTK yürürlüğe girdikten sonra genel kurul yapılarak karar alınması gerektiği, aksi halde bu nisaplarla ilgili yeni TTK'nın geçerli olacağı düzenlendiği; ana sözleşmenin 10. maddesinde eTTK 520. maddesine atıf yapılması karşısında, yeni TTK yürürlüğe girdikten sonra sözleşmedeki bu maddenin şirket genel kurulunca tadil edilmediği anlaşıldığı, bu halde ana sözleşmenin 10. maddesinin, kendiliğinden yeni TTK 595. maddesine atıf yaptığının kabulü gerektiği ,6102 sayılı TTK'nın hisse devirlerinin onaylanması için nitelikli çoğunluk aramadığı ,davacı dışında yeterli çoğunluk sağlandığından davacının bu maddeye ilişkin nitelikli çoğunluk sağlanmadan karar alındığı yönündeki itirazlarına itibar edilmediği ,pay devrinin onayına ilişkin kararın iptalini mucip bir sebep ya da delil sunulmadığı, Yine şirket ortağı ...'ın müdür seçilmesine dair 3. maddenin iptaline gerekçe olarak belirtilen "davacının yönetimden dışlandığı, kararın iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, muhalefet şerhinin yazdırılmadığı ve yaşının ilerlemiş"olduğunun ileri sürüldüğü, şirketler hukukunda çoğunluğun yöneticiyi seçmesi ve diğer ortakların yönetimden dışlanması kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olduğu, çoğunluğun ne davacıyı, ne de bir başkasını yönetici seçme mecburiyeti olmadığını, fiil ehliyetine sahip olduğu müddetçe yaşlanmış olmak da yönetici olmaya engel olmadığını, huzur hakkına ilişkin 4. Maddenin değerlendirilmesi için şirket ticari defter ve kayıtlarında inceleme yaptırıldığı,yapılan bu inceleme neticesinde, davalı şirketin 2023 yılında 23.037.453,04 TL net satış yaptığı, 3.045.585,39 TL kar ettiği, şirket yöneticilerine 326.922,28 TL huzur hakkı ödendiği ve bu ödemenin karın %10,07'si olduğu; 2024 yılında 36.288.377,65 TL net satış tutarına karşılık 4.470.073,84 TL net kar sağladığı, ortaklarına 2024 yılında ödenen huzur hakkı tutarının 192.000-TL olduğu ve bu miktarın net karın %4,3 kadarı olduğu; 2025 yılında ilk dokuz aylık dönemde 23.630.487,04-TL net satış ve 378.391,50.-TL ticari kar sağladığı, ortaklarına 2025 yılında ilk 9 aylık dönemde ödenen huzur hakkının 1.424.000-TL olduğu, ödenen huzur hakkı tutarı ilk dokuz aylık kar tutarın % 376,32 kadarı olduğu rapor edildiği, 2025 yılının ilk 9 ayında karın üç katından fazlasının yöneticilere huzur hakkı olarak ödenmesi gibi fahiş bir netice meydana geldiğini, dava konusu 4. Maddenin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak bu madde yönünden davanın kabulüne, genel kurul tutanağındaki 5. madde bir karar olmadığından ve bu maddeye dair dava dilekçesinde bir gerekçelendirme, izahat ve delil sunulmadığından bu madde yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; davacının iptaline karar verilen kararda muhalefet şerhi yazdırmadığını; müdürler, ifa ettikleri görevin karşılığı olarak başta ücret olmak üzere huzur hakkı, ikramiye, prim, kazanç payı gibi bazı ödemelere hak kazandıklarını, mali haklardan hangilerinin ne tutarda ödeneceğine karar verme yetkisi ortaklar kuruluna ait olduğunu, başkalarına devredilemeyeceğini, huzur hakkı yönünden eksik ve hatalı bilirkişi raporunda tespit edilen verilere ve bilirkişinin hukuki görüşüne göre hüküm verildiğini, bilirkişi raporunda huzur hakkı dağıtımı ile ilgili tespit ve değerlendirmesinde şirketin 2025 senesinin ilk 9 aylık dönemde ödenen huzur hakkı tutarı 1.424.000-TL olup ödenen huzur hakkı tutarı ilk dokuz aylık kar tutarın % 376,32 kadar fazlası olduğundan bahisle bu kararın iptal edilebilir olduğu belirtildiğini, salt 2025 yılı karına bakılarak müdürlere dağıtılan huzur hakkının iptal edilebilir olduğu yönünde yorum yapılması mümkün olmadığını ileri sürerek kararın iptaline yönelik kısmın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili; esas sözleşmenin pay devrine ilişkin 10. ve 18. maddelerinde öngörülen 3/4 oranındaki ağırlaştırılmış karar nisabının 6102 sayılı TTKnın yürürlüğe girmesiyle birlikte kendiliğinden mülga hale geldiğini ve bu hükmün yerini TTK m. 595’te düzenlenen salt çoğunluk kuralının aldığı kabul edildiğini, şirket müdürü ...’ın, sembolik bir miktar olan 950 adet payını eşi ...’a devretmesi işlemi görünürde bir ticari tasarruf gibi sunulsa da, arka planında müvekkilinin azlık haklarını sistematik olarak ortadan kaldırma ve genel kurulda kurgusal bir çoğunluk oluşturma gayesi yattığını, devredilen payın miktarı (toplam sermayenin yalnızca %0,475’i olduğunu),TTK nın 436/1’madde de düzenlenen "oydan yoksunluk" kuralı açıkça ihlal edildiğini, pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu ile şirket arasındaki kişisel nitelikteki işlere ilişkin müzakerelerde oy kullanamayacağını, ...’ın henüz ortak sıfatını kazanmadığı bir aşamada, kendi pay devrinin onaylandığı maddede oy kullanması hukuken imkansız olduğunu, ...'ın ileri yaşı itibari ile müdür seçilmesinin mümkün olamayacağını bir kez daha beyan ederek, bu yönde fiil ehliyeti raporu alınmasını talep etiklerini 3 nolu müdür seçimi oylamasında, müdür seçilen ... (...), onun oğlu ... ve ...’ın eşi ... (muvazaalı pay sahibi) oy kullandıklarını ileri sürerek kısmi red kararının kaldırılarak 2,3,5 numaralı da iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; Davalı şirketin 21/03/2025 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısında alınan 2,3,4 ve 5. Numaralı kararların iptallerine ilişkindir.
Genel kurul tutanağında davacı tarafından muhalefet şerhi yazdırılmamıştır. Davacı vekili genel kurula davacı adına katılan vekillere fiili mukavemette bulunulduğunu, bu hususun karakola kadar yansıdığını beyan ettiği; dava dilekçesi ekinde sunulan ifade tutanaklarından genel kurul sırasında davacı temsilcilerinin bu yolda şikayetçi oldukları, durumu çalıştıkları Avukata bildirmeleri üzerine polis marifetiyle genel kurul salonuna gelindiği, yine şirket müdürünün eşi ...'ın ifadesinde de "toplantıyı sonlandıralım dediğimizde sürekli olarak toplantıyı uzatıp kendi istedikleri şerhleri tutanağa yazdırmaya çalıştıklarını, ... beyin kimsenin üzerine yürümediğini, toplantıda konuşulan konular videoya alınmış ise silmelerini istediğini" beyanı dikkate alındığında davacı temsilcilerinin videoların silindiği, kendi istedikleri şerhleri yazdırmak istediklerini beyan ettiği dikkate alındığında; davacının muhalefet şerhinin toplantı başkanı tarafından yazdırılmadığı iddiasına itibar edilmesi gerektiği, davacı temsilcilerinin toplantı görüntülerinin de sildirildiği doğrulanmasına göre muhalefeti tutanağa şerh edilmeyen ortağın, iptal davası açma hakkı bulunduğuna ilişkin karar yerinde bulunmuştur.İptali istenilen genel kurulda alınan iki nolu karar davalı şirket ortağı ...'ın eşine bir kısım payların devrinin onayına ilişkin olup şirket ana sözleşmesinde öngörülen 3/4 oranda nisap öngörüldüğü bu halde nisabın TTK nın 436/1 maddesi uyarınca oy yasağı nedeniyle sağlanmadığı iddia edilmektedir.Şirketin 10 mart 1993 tarihli 3238 sayılı ticaret sicil gazetesinde yayınlanan ana sözleşmesinin " hisselerin devri" başlıklı 9 maddesine göre "paylar TTK 520 maddesine göre yapılır"hükmünü haizdir.TTK nın 520 maddesine yapılan açık atıf nedeniyle, ana sözleşme 6102 sayılı kanunun yürürlüğü ile birlikte süresinde tadil edilmediğinden eTTKna yapılan atıf 6103 sayılı kanunun 26(1)maddesi nedeniyle 6102 sayılı kanuna yapılmış sayılmıştır.Limited şirket payının devrinin kabulü için TTK nın 595 ,621 maddesinde nitelikli çoğunluk öngörülmediğinden olağan nisapla alınabilecek kararlardandır. Red oyu kullanan davacının oyu '%27,5 ) çıkartıldığında devredilenin oy hakkı olmadığı dikkate alındığında (%0,475’i) kallanılan oylar yeterlidir.Şirket ortağının payının devri TTK nın 436 /1 maddesinde yazılı "şirket ile şahsi bir iş" niteliğinde olmadığından ortakların oy yasağı bulunmamaktadır.Aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
3 nolu karar müdür seçimine ilişkindir.Şirket müdürünün ilerlemiş yaşı gerekçe gösterilerek fiil ehliyetinin araştırılması talebinin yasal dayanağı yoktur.Müdür seçimi genel kurulun takdirindedir.Müdürlük görevine engel bir hal ileri sürülüp ispatlanamamıştır.3 nolu kararın iptali istemi yerinde değildir. Tutanağın 5 maddesi toplantının sona erdirilmesine ilişkindir.
4 nolu karar şirket müdürü ...'a 250.000-TL, ...'a net 100.000-TL huzur hakkı ödenmesine karar verilmiş olup ,şirketin 2025 yılında elde ettiği karın dört katına yakın miktarının yönetici ortaklara ödenmesine karar verildiği ,şirketin mali yapısı ve karlılık durumu, daha evvel ki yıllarda ödenen huzur hakkı ile kıyaslandığında azlık ortağın kar payı almasını engeller nitelikte fahiş bulunmuş; iyiniyet kurallarına aykırı bulunan kararın iptaline karar verilmiştir. Genel kurulda kar dağıtımı kararı alınmamıştır. Yönetici ortaklara ödenen bu miktarın örtülü kar dağıtımı olarak kabulü yerleşik yargı uygulamasıdır. Daha sonra alınan müdür kararı ile ücretin düşürülmesi de genel kurulda alınan kararı konusuz bırakmamıştır.Açıklanan nedenlerle karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Taraflardan alınması gereken peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davalı ve davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.11/09/2026