Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1100 E. 2026/1711 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1100
- Karar No
- 2026/1711
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1100 KARAR NO : 2026/1711
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/04/2026 NUMARASI : 2026/15 Esas 2026/242 Karar DAVA : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08/07/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/15 Esas 2026/242 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine, dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının, Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü’nün 2025/87 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, müvekkili ile davalı arasında mal ve hizmet alımına dayalı, süreklilik arz eden bir ticari ilişki mevcut olduğunu icra takibine dayanak çekin bedel içeren ve kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü niteliğinde bir kambiyo senedi olmadığını, müvekkili tarafından davalı tarafa 1.400.000,00 TL bedelli senedin, malların teslim edilmemesi ve buna bağlı hizmetlerin gereği gibi ifa edilmemesi ihtimaline karşı düzenlendiğini ve malen kaydıyla teminat olarak davalıya verildiğini, ancak davalının, sözleşme konusu malları ve buna bağlı hizmetleri yerine getirmediğini, bu nedenle teminat amacıyla verilen senedin karşılığında herhangi bir edim ifa edilmediğini, buna rağmen davalı tarafından söz konusu çekin Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü’nün 2025/87 Esas sayılı dosyası ile 1.400.000,00 TL bedelli çeke dayanarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını, çek bedelinin icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınması halinde davalının sebepsiz zenginleşeceğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını beyanla davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine başlatılan Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü’nün 2025/87 Esas sayılı icra dosyasına konu alacak miktarından müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile 20.000,00-TL menfi tespit (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) taleplerinin kabulüne, davalı tarafın kötü niyet tazminatıyla cezalandırılmasına ve yargılama süresince işbu icra takibinin tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir, CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; İlgili icra dosyasında takibe konulan çek ... tarafından keşide edilmiş olup çek hesabının da ... adına olduğunu, davacının ilgili icra dosyasında da borçlu olarak görünmediğini, ilgili icra dosyasıyla kendisine takip yöneltilmeyen davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, müvekkilinin alacağının tahsili amacı ile müvekkili lehine.. .. tarafından keşide edilen ... Bankasına ait 05.12.2024 keşide tarihli 12898 seri nolu 1.400.000,00 TL bedelli çekin, borçlu olarak ... gösterilerek takibe konulduğunu, davacıya yöneltilmiş bir icra takip dosyası bulunmadığını, dava ehliyeti ve hukuki yararı bulunmayan davacının işbu davasının usulden reddinin gerektiğini, davanın görevli mahkemede ikame edilmediğini, davaya ve takibe konu çekle ilgili itirazlara yetkili kişinin çek keşidecisi olduğunu, çekle ilişkisi bulunduğunu iddia etmekte ise yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, teminat çeki olarak verildiğini yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, davanın kötü niyetli ikame edildiğini, çek üzerinde herhangi bir malen ya da teminat kaydının bulunmadığını beyanla Öncelikle husumet yokluğundan davanın usulden reddine, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, dava değerinin %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava, İİK'nun 72. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Tarafların arasında davacının davaya konu icra takibi ve çek ile ilgili olarak menfi tespit isteminde bulunmak konusunda aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, hukuki yararının bulunup bulunmadığı, davaya ve takibe konu çekin teminat çeki olup olmadığı, davaya ve takibe konu çek nedene ile davacının davalıya borçlu olup olmadığı, taraf vekillerinin kötü niyet tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu saptandı. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (m. 2). Yargı harçlarının konusunu oluşturan harçlardan ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup; bunlar başvurma harcı, celse harcı ile karar ve ilâm harcıdır. Dava dilekçesinden alınan başvurma harcı bu dilekçe içindeki tüm talepleri kapsar. Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (m. 15). Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tespit ettirilir. Tespitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz (m. 16/3). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30'uncu madde hükmü uygulanır (m. 16/4). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (m. 21). Harçlar Kanunu 28. maddeye göre (1) sayılı tarifede yazılı nispî karar ve ilâm harcının 1/4 ü peşin alınır. Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilâm harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. 6100 sayılı HMK m. 150 hükmünde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (m. 30). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (m. 32). 6100 sayılı HMK m. 120/1 hükmüne göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Yargıtay 11. HD'nin kararlarında da ifade edildiği üzere; menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığı içtihat edilmiştir (Yargıtay 11. HD'nin 02/06/2022 tarih ve 2021/379 E., 2022/4355 K. Sayılı; 09/02/2021 tarih ve 2020/2827 E., 2021/1012 K. sayılı kararları). Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; dava kısmen borçlu olunmadığı yolunda bir talebe dayalı olmayıp davacı, dava konusu senedin tümü bakımından menfi tespit isteminde bulunmuştur. Bu yönde bir talep içeren menfi tespit davasının “HMK 107 uyarınca net alacağımızın tespiti halinde iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırma hakkımızın saklı tutulmasına” şeklindeki kaydıyla kısmi dava olarak veya belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir (Kısmi dava açısından aynı yönde bkz. Yargıtay 11. HD'nin 02/03/2022 tarih ve 2020/8479 E., 2022/1413 K. sayılı kararı). Buna göre; Yargıtay'ın yerleşik kararları gereğince, menfî tespit davalarında kısmi dava veya belirsiz alacak davası açılamayacağından, davaya konu edilen bono bedeli üzerinden harcın tamamlattırılması gereklidir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2023 tarih ve 2021/7755 E., 2023/1545 K. sayılı; Yargıtay (Kapatılan) 19. HD'nin 06/06/2017 tarih ve 2016/7775 E., 2017/4600 K. sayılı kararları da aynı yöndedir). Bu kapsamda, davacının davayı kısmi dava olarak açtığı ancak usulün bunun mümkün olmadığı anlaşılmakla, tensip zaptı ile birlikte davacı vekiline eksik harcın ikmali için süre verilmiş ve davacı vekilince verilen süre içerisinde eksik harç ikmal edilmiştir. Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece re'sen nazara alınabilecektir. Taraf sıfatı (husumet) maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK 51) Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur.Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Somut olayda, davaya ve Karşıyaka 1. İcra dairesinin 2025/87 esas sayılı takip dosyasına konu icra dosyasına dayanak 05/12/2024 günlü 12898 Seri No lu 1.400.000,00 TL bedelli çekin incelenmesinde,çek üzerinde yer alan kaşe ve imzaya göre, çekin, dava dışı .... adına olan ticari işletme tarafından gerçek kişi tacir olarak keşide edildiği, çekin lehtar kısmında ... isminin yer aldığı, daha sonra ... isminin çizilerek lehtar kısmına ... isminin yazılarak paraflandığı anlaşılmıştır. Söz konusu çekin konu edildiği icra takibinin ise alacaklısının ... ve borçlusunun .... olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar ... iş bu dosyanın davacısı .... A.Ş.'nin ortağı ve yetkili temsilcisi olsa dahi, .... ve .... A.Ş. Hukuk aleminde ayrı kişiliklere, hak ve ehliyetlere sahip olup her ikisinin işlem ehliyeti, mal varlığı, sorumlulukları farklıdır. Çek üzerinde yer alan kaşede her ne kadar... ibaresi yazmakta ise de, çek hesabının.... adına olduğu, davacı şirket ile vergi numaralarının farklı olduğu, davacı şirketin ne çek üzerinde (keşideci, lehtar, avalist, ciranta) hiç bir sıfatla yer almadığı, davaya konu icra takibinde de borçlu sıfatı ile yer almadığı tespit edilmiştir. Hal böyle olunca, dava konusu çek ve dayanağı icra takibi ile ilgili olarak menfi tespit davası açma hakkı ve davacı sıfatı davacı şirkete değil, ... ..'ye aittir. Hal böyle olunca davaya konu icra takibi ve dayanağı çek üzerinde hiç bir sıfatı ile yer almayan davacının işbu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davacının davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, kötü niyet tazminat koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM : Davanın AKTİF DAVA EHLİYETİ YOKLUĞU NEDENİ İLE USULDEN REDDİNE, Davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09.04.2026 tarihli kararında; dava konusu çekin keşidecisinin ve icra takibindeki borçlusunun ... olduğu, davacı şirketin çek üzerinde keşideci, lehtar, avalist veya ciranta sıfatıyla yer almadığı ve icra takibinde de borçlu sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, somut olaya ve hakkaniyete açıkça aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin bir yandan davayı tam harca tabi kabul edip yargılamayı sürdürmesi, diğer yandan uyuşmazlığın esasını incelemeksizin aktif husumet yokluğu nedeniyle davayı usulden reddetmesi usul ekonomisi ilkesi ile hak arama özgürlüğüne açıkça aykırı olduğunu, taraflarca , mahkemenin harç ikmali yönündeki ara kararına uyularak 1.607.559,80 TL takip çıkış miktarı üzerinden hesaplanan 26.721,10 TL tutarındaki eksik peşin harç ve gider avansı yasal süresi içinde tam ve eksiksiz olarak yatırılmış olup, davanın başlangıcında menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı gerekçesiyle müvekkile nispi harç tamamlattıran mahkemenin, harç ikmal edildikten sonra davanın esasına girmemesi usul ekonomisine aykırı olup, hak arama hürriyetine aykırılık oluşturduğnu, açıklanan nedenlerle; yerel mahkemece somut olayın özellikleri gözetilmeksizin şekli biçimde değerlendirilme yapılmak suretiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin hukuka, hakkaniyete, ticari hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, dava konusu çekin şirketle organik bağı bulunan şirket yetkilisi tarafından, şirketin ayırt edici ticari unvanını taşıyan “....” ibaresi kullanılarak düzenlenmiş olması karşısında müvekkil şirketin uyuşmazlıkta açık ve güncel hukuki yararının bulunduğu tartışmasız olduğunu, mahkemece eksik harç ve gider avansının tamamlattırılmasına rağmen davanın esasına girilmeksizin usulden ret kararı verilmesinin, usul ekonomisi ilkesine ve hak arama hürriyetine de aykırılık oluşturduğunu, usulden ret kararının kaldırılmasını ve dosyanın esası incelenmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, menfi tespit davasına konu çekin, dava dışı ... adına olan ticari işletme tarafından gerçek kişi tacir olarak keşide edildiği, çekin lehtar kısmında ... isminin yer aldığı, daha sonra ... isminin çizilerek lehtar kısmına ... isminin yazılarak paraflandığı ,söz konusu çekin konu edildiği icra takibinin ise alacaklısının ... ve borçlusunun ... olduğu, her ne kadar ... iş bu dosyanın davacısı .... A.Ş.'nin ortağı ve yetkili temsilcisi olsa dahi, ...ve .. ..A.Ş. 'nin hukuk aleminde ayrı kişiliklere, hak ve ehliyetlere sahip olup her ikisinin işlem ehliyeti, mal varlığı, sorumlulukları farklı olduğu, bu sebeplerle mahkemece tesis edilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, Ancak yerel mahkemece davanın aktif dava ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş ise de; Taraf sıfatı veya husumet, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkı davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir (HMK'nın 51. md). Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usul işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. Somut olayda davacının aktif husumeti (taraf sıfatı) bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece davacının aktif husumetinin bulunmadığı tespiti yerinde olmakla birlikte, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aktif husumetin bir dava şartı olduğu kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmesi ise yerinde olmadığından mahkeme gerekçesinin bu yönden düzeltilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi ile kamu düzeni yönünden gözetilen sebeplerle 6100 sayılı HMK. 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden re'sen kaldırılarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 732,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine, 2-Davacı vekilinin yatırdığı 2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıDan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 380,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2026 tarih ve 2026/15 Esas 2026/242 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-Davacı tarafından açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, başlangıçta alınan 27.453,10 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 26.721,10 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun mad.18/A-13 hükmü uyarınca dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve tarafların anlaşamamaları nedeni ile Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanan 6.000,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davası reddedildiğinden davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 17/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi