Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/639 E. 2026/1700 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/639
- Karar No
- 2026/1700
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/639 KARAR NO : 2026/1700
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2020/651 Esas-2024/1027 Karar DAVA TARİHİ : 20/11/2020 KARAR TARİHİ : 10/12/2024 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali DAİRE KARAR TARİHİ: 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/651 Esas 2024/1027 Karar sayılı dosyasından verilen 10/12/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 30.11.2010 düzenleme tarihli 30.000,00 TL, 30.000 TL ve 40.000,00 TL bedelli 3 adet senet ile davalının müvekkilinden borç aldığını, senetlerden ilkinin İzmir 24.İcra Dairesi'nin 2011/9016 Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu ve takibin kesinleştiğini, davalının İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit açmış ise de davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13931 Esas sayılı dosyasıyla da diğer iki senet olan 30.000,00 TL ve 40.000,00 TL bedelli senetlerin tahsili için ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava ve icra takibine konu edilen bonoların zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin icra takibine ve davaya konu edilen bonolarla ilgili olarak davacıdan herhangi bir mal veya hizmet almadığını, davacının sırf hakkındaki ceza tehdidini bertaraf etmek ve üzerine atılı suçtan beraat etmek için sözde verdiği borçlara karşılık müvekkilinden sadece 1 adet senet aldığını savunduğunu ve eldeki davaya konu senetlerden hiçbir şekilde bahsetmediğini, davacının ceza davasının sonuçlanmasını bekleyip eldeki davaya konu senetleri zamanaşımına uğramasını dahi göze alarak ve aradan yaklaşık 7-8 yıl geçtikten sonra takibe konu etmesinin davacının kötüniyetli olduğunu ortaya koyduğundan bahisle açılan davacının reddine ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "... 6102 sayılı TTK nun 749 md. si gereğince vade tarihinden itibaren bonoyo dayalı istemler yönünden takip tarihi itibarı ile 3 yıllık zamanaşımı dolmuş, 30.11 2010 tanzim, 18.06.2012 vade ve 30.000,00 TL bedelli ve 30.11 2010 tanzim, 24.06.2013 vade ve 40.000,00 TL bedelli, keşidecisi ... (...) ve lehtarı ... olan iki adet bonoya dayalı davacı tarafından, davalıya yönelik ilamsız icra takibinde, takibe dayanak bonoların 6100 sayılı HMK nun 202 md. si gereğince delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu, temel ilişki kapsamında alacağın tanık dahil her türlü delillerle ispatı mümkünse de; tanıkların somut ve takip konusu bonolara dayanak ilişki ve bono bedelleri açısından somut beyanda bulunmalarının zorunlu olduğu, tanık ..., taraflar arasında ödünç para ilişkisi olduğunu belirtmiş ise de, tanık beyanında, borç miktarı ve bono düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin somut bir bilgi bulunmadığı, tanık beyanlarının somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve delil başlangıcı olan bonolardaki borcu tevsik edici yeterlilikte olmadığı görülmüş olduğu, ispat yükü kendisinde bulunan davacının, başka deliller ile de alacağının varlığını ispatlayamadığı anlaşılmakla..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ispat yükünün müvekkilde olduğu yönündeki kabulünün hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 17.04.2012 tarihli kararında da açıkça belirtildiği üzere zamanaşımına uğramış kambiyo senetlerinin temel alacağa delil olarak kullanılabileceğini ve bu durumda ispat yükünün davalıya geçtiğinin kabul edildiğini, buna rağmen yerel mahkemenin hiçbir hukuki gerekçe göstermeksizin ispat yükünü müvekkile yüklediğini, bu nedenle hükmün kaldırılması gerektiğini, ayrıca ispat yükünün müvekkilde olduğu varsayılsa dahi müvekkilin alacak-borç ilişkisini destekleyen tüm delillerin değerlendirilmeden karar verildiğini, dosyaya sunulan zamanaşımına uğramış bonoların yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, bunun yanında taraflar arasındaki mesajlaşmalara ait ekran görüntülerinin defalarca dosyaya sunulduğunu, bu yazışmalarda davalının müvekkile borçlu olduğunu ve borç miktarlarını açıkça ikrar ettiğini, bu mahkeme dışı ikrarların temel borç ilişkisini doğruladığını ve her türlü delille ispatın mümkün olduğu bu davada delil niteliği taşıdığını, ancak yerel mahkemenin ne mesaj içeriklerini ne de diğer delilleri tartışmadan borcun ispatlanamadığı sonucuna vardığını, bu gerekçenin hukuken kabul edilemeyeceğini, ayrıca tarafların her ikisinin de yemin deliline dayandığını, HMK'nın 31. maddesi uyarınca davayı aydınlatma yükümlülüğünün mahkemeye ait olduğunu, mahkemenin delillerin yetersiz olduğu kanaatine varması halinde taraflara yemin delilini hatırlatması gerektiğini, dosya kapsamındaki hiçbir duruşma tutanağında yemin deliline ilişkin hatırlatma yapılmadığını, bu nedenle tarafların ileri sürdüğü tüm delillerin usulüne uygun şekilde değerlendirilmediğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da yemin deliline dayanılıp dayanılmadığının ve bu delilin değerlendirilmesinin karar gerekçesinde özellikle ele alındığını, buna karşın yerel mahkemenin bu usul yükümlülüğünü yerine getirmeden eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, böylece hem usul hükümlerine hem de yerleşik içtihatlara aykırı davrandığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; davacı tarafça davalı hakkında bonoya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar davacı tarafça istinaf edilmiştir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/274 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının, davalının şikayeti üzerine "mağdurun bir senedi vermeye mecbur edilmesi suretiyle yağma, tehdit, nitelikli cinsel saldırı, şantaj" suçlarından hakkında açılan davada, 14.11.2013 tarihli mahkeme huzurunda yaptığı savunmada, davacıya verdiği borçlara karşılık 2010 yılı ocak ayında 13.500,00 TL lik bono aldığını belirttiği, eldeki dava konusu bonolardan bahsetmediği, yapılan yargılama sonucunda 03.02.2014 tarihinde atılı suçları işlediği sabit olmadığından ayrı ayrı beraatine karar verildiği, kararın 22.02.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince taraf delilleri toplanmış, bilirkişi raporu alınmış, davacı tanığı dinlenmiştir. Zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Bu itibarla zamanaşımına uğrayan bono adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K. sayılı kararı) 6102 sayılı TTK nun 749 md. si gereğince vade tarihinden itibaren bonoyo dayalı istemler yönünden takip tarihi itibarı ile 3 yıllık zamanaşımı dolmuş, 30.11 2010 tanzim, 18.06.2012 vade ve 30.000,00 TL bedelli ve 30.11 2010 tanzim, 24.06.2013 vade ve 40.000,00 TL bedelli, keşidecisi .... (...) ve lehtarı ... olan iki adet bonoya dayalı davacı tarafından, davalıya yönelik ilamsız icra takibinde, takibe dayanak bonoların 6100 sayılı HMK nun 202 md. si gereğince delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu, temel ilişki kapsamında alacağın tanık dahil her türlü delillerle ispatının mümkün olduğu ancak tanıkların somut ve takip konusu bonolara dayanak ilişki ve bono bedelleri açısından somut beyanda bulunmalarının zorunlu olduğu, davacı tanığı ...'nın taraflar arasında ödünç para ilişkisi olduğunu beyan etmiş ise de; borç miktarı ve bono düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin somut bir bilgisi bulunmadığı, tanık beyanlarının somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve delil başlangıcı olan bonolardaki borcu tevsik edici yeterlilikte olmadığı,davacının, başka deliller ile de alacağının varlığını ispatlayamadığı anlaşılmakla,davanın reddine dair kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerinde takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/651 Esas 2024/1027 Karar sayılı dosyasında verilen 10/12/2024 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. .