Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/613 E. 2026/1026 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/613
- Karar No
- 2026/1026
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/613 Esas
KARAR NO:2026/1026 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:20/02/2025
NUMARASI:2023/134 E. - 2025/42 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin Londra' da yaşamakta ve orada ticaret ile uğraşmakta olan bir Türk vatandaşı olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu ticaretlere ek olarak geliştirdiği ürün ile ilgili olarak...Ofisinde 18/11/2016 tarihinde usulüne uygun başvuru yaparak, kendi isminin İngiltere'de telaffuz edildiği şekliyle, "..." unsurlu ve şekil ibareli markayı kendi adına tecil ettirdiğini, "..." ürünlerini Türkiye'de yaygınlaştırmak ve pazarlamak adına 23/11/2016 tarihinde...A.Ş. ile distribütörlük anlaşması yaptığını ve Türkiye'deki satışlarını anılan şirket aracılığı ile gerçekleştirdiğini, davacının ayrıca 28/04/2017 tarihli vekaletname ile kayınbiraderi olan davalı ...'i çeşitli iş ve işlemlerde bulunması için vekil tayin ettiğini, ancak davalının kendisine verilen yetki ve görevleri kötüye kullandığını, bunun üzerine davacının 09/02/2018 tarihli noter marifetiyle göndermiş olduğu azilnameyle davalıyı bütün yetkilerinden azlettiğini, daha sonrasında yapmış olduğu araştırma neticesinde dava konusu 13/03/2017 tarih ve ... tesil numaralı ''... ...'' markasının TPMK nezdinde davalı ... adına tescil edildiğini öğrendiğini, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu bildirmiş olup, öncelikle davalıya ait ... tescil numaralı markanın 3. kişilere devir ve temliğinin önlenmesi için kayıtlarına tedbir konulmasına, ayrıca markanın sicilden terkinine, hükümsüzlüğüne veya müvekkili şirkete devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; ...'ın kendi payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte davalı müvekkilinin ablası olan ...'a devrettiğini, bu sebeple 30/07/2018 tarihli Türkiye Sicil Gazetesindeki ilana göre dava açma ve ilgili hukuki yükümlülüklere artık davacı ...'ın bir dahli olamayacağından, huzurdaki davanın şirket yetkilisi ... tarafından verilen vekaletnameye dayanılarak açılması hususunda davanın reddinin gerektiğini, ayrıca müvekkilinin adresinin İstanbul olduğunu ve davaya bakmakla yetkili mahkemelerin ise İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YETKİSİZLİK KARARI:Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 30/06/2020 tarihli, 2020/20 Esas, 2020/139 Karar sayılı kararı ile yetkili mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, dosya İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/200 Esas sırasına kaydedilerek yargılamaya burada devam edilmiştir.
MAHKEMENİN İLK KARARI:İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 21/12/2022 tarihli 2021/200 E. - 2022/172K. Sayılı kararı ile; "...Dosyada yer alan mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre davacılardan ...'ın; davanın açıldığı tarih olan 14 Ocak 2020 itibariyle, diğer davacı ... A.Ş.'de herhangi bir payı ve ortaklığının kalmadığı, ... A.Ş.Yönetim Kurulu üyeliğinde yer almadığı ya da mevcut yönetim tarafından kendisine herhangi bir yetki devrinin yapılmadığı, şirketin tüm paylarının sahibi, yönetim kurulu üyesi ve şirketi temsile yetkilinin ... olduğu anlaşılmakla, şirketi temsil açısından HMK m.54 kapsamında davacıların taraf ehliyetlerinin bulunmadığı, davanın HMK md. 114/1-d maddesi uyarınca aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine..." karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 22/06/2023 tarihli 2023/664 E. - 2023/965 K.sayılı kararıyla; ''...Mahkemece davacı ...'ın diğer davacı ... A.Ş 'de bulunan hissesini davanın açıldığı tarihten önce devretmiş olması nedeniyle şirkette herhangi bir payı ve ortaklığının kalmadığı, davacı şirket yönünden ise davada geçerli temsilin bulunmadığı gerekçesiyle davada taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dava konusu '' ... ...'' markasının davacı ...'a ait markalarla iltibas ve karışıklık oluşturduğundan, ayrıca davacının vekaletname verdiği kayınbiraderi olan davalının, davacı markalarıyla kötüniyet oluşturacak şekilde tescil edildiği iddiası ile hükümsüzlük davasının açıldığı, açıklanan olayda davacı ...'ın 6769 Sayılı SMK'nın 25/2.maddesindeki menfaati olanlar kapsamında dava açma hakkına sahip olduğunun kabulü ile, ayrıca davacı şirket yönünden gerekli temsil belgelerini sunmak üzere kesin süre verilerek temsil belgesinin sunulması halinde davaya devam edilmesi, aksi halde sadece davacı şirket ile sınırlı olarak red kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu aşamada aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usule aykırı olduğundan davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına..." karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 20.02.2025 tarihli 2023/134E.- 2025/42K. Sayılı kararı ile; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacı ...'ın saç bakım ürünleri alanında ticari faaliyet gösterdiğinin, bu faaliyetleri kapsamında İngiltere'de " ..." ibareli marka yönünden marka tescilini yaptırdığının, Türkiye'deki ticari faaliyetleri yönünden davacı ... tarafından diğer davacı şirketin kurulduğunun, davacı ... ile diğer davacı şirket arasında distribütörlük sözleşmesi düzenlendiğinin, davacı ...'ın sağlık problemlerinin bulunduğu dönemde davacı tarafından diğer davacı şirketin işlemlerinin yapılabilmesi için davalıya vekaletname verildiğinin, davalı adına tescilli ... numaralı marka yönünden hükümsüzlük koşullarının bulunduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde davaya konu ... numaralı " ... ... + şekil" ibareli markanın davalı adına tescilli olduğu, bu markanın başvuru tarihinin 13/03/2017, tescil tarihinin 31/10/2017 olduğu, davacılardan ... yönünden hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde davacı tarafça iddia edilen 6769 sayılı SMK'nun 6/3 maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında davalı tarafın davaya konu markasının başvuru tarihinin 13/03/2017 tarihi olduğu, davacının Türkiye'de davalı markasıyla aynı veya benzer nitelikte tescilli markasının bulunmadığı, dava dilekçesinde "..." ibareli markanın İngiltere'de tescili için 18/11/2016 tarihinde başvuru yapıldığı ve 23/11/2016 tarihinde bu marka yönünden diğer davacı şirket ile distribütörlük sözleşmesi düzenlendiğinin beyan ve iddia edildiği, delil olarak sözleşmenin bir suretinin sunulduğu ancak davacı tarafça da delil olarak sunulan ve davalıya ait olduğu kabul edilen sosyal medya hesapları incelendiğinde davalının marka ibaresini 28/02/2016 tarihinde oluşturulan Facebook sosyal medya hesabında kullanıldığının anlaşıldığı, sosyal medya hesabının bu tarihinin yukarıda belirtilen tarihlerden önce olduğu, davacı tarafça davalının tespit edilen bu kullanımından ve başvuru tarihinden önce iddia ettiği gibi marka ibaresini fiili olarak daha önce kullandığını somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği bu nedenle bu madde kapsamında talebin reddi gerektiği,davacı tarafça iddia edilen 6769 sayılı SMK'nun 6/2 maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında davacı şirket yönünden davalıya verilen delil olarak sunulan Beyoğlu ... Noterliği'nin ...yevmiye numaralı vekaletnamenin tarihinin 28/04/2017 olduğu, davalının marka başvuru tarihinin 13/03/2017 olmakla vekaletname tarihinden önce olduğu, davacı tarafça davalının davaya konu marka başvurusunda bulunduğunda davacının ticari vekili veya temsilcisi olduğunun ispat edilemediği bu nedenle bu madde kapsamında talebin reddi gerektiği, davacı tarafça iddia edilen 6769 sayılı SMK'nun 6/6 maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında davacının adının ... olduğu, davalının marka ibaresi " ... ... + şekil" olup, davacının adının ve soyadının marka olarak tescil edilmediği bu nedenle bu madde kapsamında talebin reddi gerektiği, 6769 sayılı SMK'nun 6/9 maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında yukarıda belirtildiği üzere davacının davalının marka başvurusundan önce aynı veya benzer nitelikte marka başvurusunun veya tescilinin bulunmadığı, yine davalının yukarıda tespit edilen kullanım ve başvuru tarihlerinden önce marka ibaresinin davacı tarafından fiili olarak kullanıldığının somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği, bu nedenle de davalının davacının eşinin kardeşi olmasının kötüniyetli olduğu yönünde tek başına delil oluşturmayacağı, davalıya verilen vekaletnamenin de marka başvuru tarihinden sonra olduğu bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının kötüniyetli marka başvurusunda bulunduğunun davacı tarafça somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği anlaşılmakla bu madde kapsamında da talebin reddi gerektiği, diğer davacı şirket yönünden değerlendirme yapıldığında davacı şirket yönünden vekaletname incelendiğinde vekaletname şirket yetkilisi olarak diğer davacı ... tarafından verilmiş ise de Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen kayıtlar incelendiğinde dava tarihinden önce davacı ...'ın davacı şirketteki tüm paylarını devrettiği, bu davanın açıldığı tarihte davacı ...'ın davacı şirkette herhangi bir ortaklığının, payının bulunmadığı, davacı şirketin yetkilisi ve yöneticisi olmadığı, temsile yetkili olmadığı bu nedenle davacı şirket yönünden geçerli bir vekaletnamenin bulunmadığı, davacı vekiline temsile yetkili kişiden alınmış vekaletnamenin sunulması için kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde şirket yetkilisinden alınmış geçerli bir vekaletnamenin sunulmadığı, dava dilekçesi ile birlikte sunulan vekaletnamenin aynısının sunulduğu anlaşıldığından bu davacı yönünden davanın davacı ... yönünden HMK'nın 114/1-f, 115/2.maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın davacı ... yönünden HMK'nın 114/1-f, 115/2.maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2-Davanın davacı ... yönünden esastan REDDİNE..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin hükümsüzlük davası açması için taraf sıfatının mevcut olduğunu, markanın tescil başvuru tarihinde müvekkili ...'ın davacı şirketin yetkilisi olduğunu, SMK'nın 25/2. maddesi uyarınca menfaati olanların hükümsüzlük davası açabileceklerini,Müvekkili ...'ın "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında markanın tescil edildiği tarihte vekalet ilişkisi bulunması nedeniyle her iki davacının da taraf sıfatının mevcut olduğunu,SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük davasının herkes tarafından açılabileceğini,Davalının kötüniyetli ve engelleme amacıyla yaptığı marka tescilinin hükümsüzlüğü için davacıların dava açabileceğini,Bilirkişi raporlarında da davalının markayı kötüniyetli olarak tescil ettirdiğinin kabul edildiğini,Kabul anlamına gelmemek şartıyla, bir an için dava açılış tarihinde davacı müvekkillerinin temsil yetkisinin olmadığı kabul edilse dahi, davalının kötüniyetli olması nedeniyle her iki davacı yönünden taraf sıfatının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini,Davalının markayı tescil ettirdiği 31/10/2017 tarihinde kendisine marka tescil yetkisi verilmediğini,Davalıya davacı şirketin işleyişini sağlamak amacıyla 28/04/2017 tarihinde ticari vekil olarak vekaletname verildiğini,Davalının marka başvurusu yaptığı tarihte müvekkili ile vekalet ilişkisi mevcut değilse de, marka tescil harcını ödediği tarihte vekil olarak yetkilendirilmiş olduğunu,Davalının davacı ...'ın kayınbiraderi olduğunu, aralarında ilişki bulunduğunu, davalının davaya konu markayı davacı şirketin hesaplarındaki parayı ve adresi kullanarak tescil ettirdiğini,Marka ücretini öderken müvekkili şirkete haber vermek zorunda olduğunu, bu nedenlerle SMK'nın 6/2. maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğunu,Yine davalının marka tescil ücretini öderken veya markanın tescil tarihinde bu konularda davacı şirket vekili olarak davacı şirkete bilgi vermemesi nedeniyle kötüniyetli olduğu, Davalının vekalet ilişkisi ve davacı ...'ın eşinin kardeşi olması nedeniyle davacının markasından haberdar olduğunu belirterek, arz ve izah ettikleri sebeplerle, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/02/2025 tarihli, 2023/134 Esas, 2025/42 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın bütünü ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kaydı incelendiğinde; 13/03/2017 başvuru, 31/10/2017 tescil tarihli, ... tesil numaralı ''... ...+Şekil" markasının 03, 35 ve 44. sınıflarda davalı adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Dosya içine alınan davacı şirkete ait ticaret sicil kaydı incelendiğinde, yetkilisinin ... olduğu tespit edilmiştir. Beyoğlu ... Noterliğinin 28/04/2017 tarihli, ...Yevmiye numaralı vekaletname örneği incelendiğinde; ...'ni temsilen yetkilisi ... tarafından davalı ...'ın davacı şirketi bir kısım iş ve işlemlerde temsil etmesi için vekil tayin edildiği tespit edilmiştir.T.C. Londra Başkonsolosluğunun 09/02/2018 tarihli, ... Yevmiye numaralı azilnamesi incelendiğinde; ... tarafından kendi adına ve davacı ... şirketini temsilen davalı ...'ın 28/04/2017 tarihli, ...Yevmiye numaralı vekaletnamesi ve diğer tüm vekaletnamelerle verilen vekillikten azlettiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince Bilirkişiler marka vekili ... ve sektör bilirkişisi ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 10/01/2022 tarihli kök raporda;"...HÜKÜMSÜZLÜK AÇISINDAN,SMK m.6/3 uyarınca Davalı markası açısından hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı tespit edilmiş olmakla, işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, SMK m.6/9 uyarınca, davalının, dava konusu markayı tescil ettirmesinin “kötü niyetli tescil” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususundaki takdirin mahkemenize ait olduğu, TARAF EHLİYETİ AÇISINDAN, Davanın açıldığı tarih olan 14 Ocak 2020 itibariyle Davacılardan ...'ın; diğer davacı ... A.Ş.'de herhangi bir payı ve ortaklığının kalmadığı, ... A.Ş.Yönetim Kurulu üyeliğinde yer almadığı ya da mevcut yönetim tarafından kendisine herhangi bir yetki devrinin yapılmadığı, şirketin tüm paylarının sahibi, yönetim kurulu üyesi ve şirketi temsile yetkilinin ... olduğu, tespit edilmiş olmakla, işbu tespitler kapsamında, şirketi temsil açısından Davacı ...'ın HMK m.54 kapsamında taraf ehliyetinin değerlendirilmesi noktasında nihai hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemenize ait olduğunu, şahıs olarak Davacı ... açısından bir değerlendirme yapılacak olursa, her ne kadar dosya içindeki mevcut delillerde İngiltere'deki tescile dair bir belgeye ulaşılamamakla birlikte; söz konusu “...” markasının İngiltere'deki tescilinin Davacı ... adına olması halinde marka hakkı sahibi olması nedeniyle “taraf ehliyetinin” mevcut olacağı..." şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Bilirkişiler marka vekili ... ve sektör bilirkişisi ... tarafından sunulan 31/08/2022 tarihli ek raporda;"....Davacının itiraz dilekçesindeki hususların kök raporda değerlendirildiği, kök raporda varılan sonuçtan dönülmesini gerektiren bir durum olmadığı, davacı her ne kadar Davalının başvurusunun ticari vekil sıfatıyla yapılmış olduğunu iddia etmekte ise de; tarafların kabulündeki belgelerde yer alan mevcut tarihlere göre, davalının tescil başvurusunun, davacı tarafından kendisine vekalet çıkarılması öncesi olduğu, marka başvuru tarihi itibariyle, davalının davacı adına hareket ettiğini gösterir dayanak başkaca herhangi bir somut belgenin dosyada mevcut olmadığı dikkate alınacak olursa SMK m.6/2'nin dosya kapsamında uygulanmasına ilişkin şartların mevcut olmadığı tespit edilmiş olup, işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemenize ait olduğunu, davacı SMK m.6/6 kapsamında değerlendirmenin yapılmamış olduğunu belirtmiş olduğundan mevcut evraklara göre değerlendirme yapılacak olursa; davacı ... ibaresinin davacının İngiltere'de kullandığı lakabı olduğunu iddia ederek davaya konu markanın hükümsüz kılınmasını iddia etmekte ise de; ... ibaresinin açık ve net bir şekilde bir ismi işaret etmediği ve ... olarak algılanmadığı, keza davaya konu marka tescilinin de davacının adı ve soyadını içermediği dikkate alınacak olursa SMK m.6/6'nın dosya kapsamında uygulanmasına ilişkin şartların mevcut olmadığı tespit edilmiş olup, işbu tespite dair nihai hukuki değerlendirme ve takdir sayın mahkemenize ait olduğu..."" şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmiştir.İlk derece mahkemesince bilirkişiler marka vekili ..., bilişim uzmanı ... ve sektör bilirkişisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 06/10/2024 tarihli raporda;"...; davacı ... ....A.Ş'ye ait olduğu belirtilen .../ alan adlı web sitede yapılan inceleme; alan adında “...” ibaresinin kullanıldığı, halihazırda .../ alan adıyla hizmet veren herhangi bir site olmadığı, site tescil bilgilerinde; alan adının...firması tarafından kayıt edildiği, alan adı sahibi kişi bilgileri, ...com uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan... organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara ... sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (...) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığı, alan adının 18.11.2016 tarihinde kayıt ettirildiği ve 18.11.2024 tarihine kadar kayıt olduğu, sitenin 08.08.2018 ve 02.07.2019 tarihlerine ait iki adet arşiv kaydı olduğu, siteye ait 08.08.2018 tarihli arşiv kaydında; Türkiye satışları için uyarı:Türkiye'de hiçbir bayimiz ve temsilcimiz yoktur. Bütün ürünlerin satışı serbesttir.” açıklamasının, "şekil" logosunun, ... email adresinin yer aldığı görülmüştür. siteye ait 02.07.2019 tarihli arşiv kaydında; “...'nin Türkiye'deki tek temsilcisinin ... A.Ş. olduğuna ve ... A.Ş. Dışında satılan bütün ürünlerin sahte ve Türkiye'de üretildiğine, ... isimli şahsın sosyal medya hesaplarında satışa sunduğu ürünlerin hepsinin sahte olduğuna" dair açıklamanın, "şekil" logosunun ...com email adresinin yer aldığı tespit edilmiştir. davalıya ait olduğu belirtilen ...URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; hesap adının ... olduğu, hesabın Şubat 2018 tarihinde oluşturulduğu, hesapta 28.02.2018-04.07.2018 tarihleri arasında toplam 8 adet paylaşım yapıldığı, hesapta “Saç Düzleştirici ...-Kutuda 4 kişiye uygulanabilir ürün bulunmaktadır-15 Dakikada kıvırcık saça veda-2/5 ay kalıcı düzlük” açıklamasının yer aldığı, hesapta ... eposta adresinin verildiği, hesabın takipçi sayısının 413 olduğu, hesaptan yapılan paylaşımlarda "şekil" logosunun kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalıya ait olduğu belirtilen ... adresinde yer alan hesapta yapılan incelemeler hesap adının ...olduğu, hesabın 28.02.2016 tarihinde oluşturulduğu, hesapta 30.06.2017-26.08.2022 tarihleri arasında toplam 28 adet paylaşım yapıldığı, hesapta “... Keratin Saç Düzleştirici, ... ..., ... Siyah Maske, ... Dezenfekte” açıklamasının yer aldığı, hesapta adres bilgisinde İstanbul bilgisinin yer aldığı, hesabın takipçi sayısının 129 olduğu, hesaptan yapılan paylaşımlarda "şekil", "şekil", "şekil" logolarının yer aldığı tespit edilmiştir. ... tescil nolu "şekil" "... ..." markasının davalı adına 03, 35 ve 44. emtia sınıflarında tescil edildiği, 13.03.2017 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile koruma altında olduğu ve koruma süresinin devam ettiği, dosyada mevcut deliller kapsamında yapılan inceleme neticesinde, SMK md. 6/2, 6/3 ve 6/6 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, mevcut delillerle davalı marka tescilinin kötü niyetli tescil olduğuna dair bir tespit yapılamadığı, SMK md.6/9 kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda takdir mahkeme'de olduğu..." şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
G E R E K Ç E:Dava, SMK’nun 6/2, 6/3, 6/6 ve 6/9. maddeleri uyarınca açılmış marka hükümsüzlüğü davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, davacı şirket vekilinin kesin süre içerisinde davacı şirket yetkilisinden aldığı vekaletnameyi dosyaya sunmaması nedeniyle davanın HMK’nun 114/1-f, 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine, davacı ... tarafından açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekilinin ... yönünden istinaf talepleri incelendiğinde; istinaf dilekçesi sunan avukatın davalı şirket tarafından yetkilendirildiğine dair bir vekaletnamesi bulunmadığından, davalı şirket adına yapılan istinaf talebi incelenmemiştir.Davacı ... vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; davalıya usulüne uygun dava açmamış olan ...’nin vekaletname verdiği, kaldı ki, vekaletname tarihinin davalının marka tescil başvuru tarihinden sonra olduğu, bu nedenle SMK’nın 6/2. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı, davacı ...’ın İngiltere’de kendi adına marka tescil ettirdiğine dair dosyaya delil sunmadığı, yine davalının marka tescil başvuru tarihinden önce “...” markasını Türkiye’de tescilsiz olarak kullandığı ve hak elde ettiğini ispatlayamadığı, ... alan adını 2016 yılında tahsis ettirdiği tespit edilmişse de, bu alan adını davalının marka tescil başvuru tarihinden önce kullandığının da ispatlanamadığı, bu nedenle SMK’nın 6/3. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının markasında yer alan “...” ibaresi davacı ...’ın adı ile aynı olmadığından SMK’nın 6/6. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun da mevcut olmadığı, davacı ... tarafından davalının marka tescil başvurusundan önce İngiltere’de tescilli veya Türkiye’de tescilsiz olarak “...” ibareli bir markayı kullandığının ispat edilemediği, yalnızca bir kısım marka çizimlerine ilişkin fotokopilerin dosyaya sunulmasının davacı ...’ın davalının marka tescil başvurusundan önce marka üzerinde hak sahibi olduğunu kanıtlamaya yetmediği, bu nedenle davalının davacının markasını engellemek amacıyla kötüniyetle marka tescil ettirdiğinin de ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı ... yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi yerindedir.Tüm bu nedenlerle; davacı ... vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-...'nin usulüne uygun istinafı bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,Davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-...'nin istinaf talebi incelenmediğinden, bu davalı için yatırılan istinaf harcının talebi halinde iadesine,Davacı ... için alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, peşin alınan 1.230,80TL harçtan mahsubu ile artı bakiye 498,80 TL'nin talep halinde davacı ...'a iadesine,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacılar tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 19/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.