Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/490 E. 2026/1547 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/490
- Karar No
- 2026/1547
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/490 - 2026/1547 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/490 KARAR NO : 2026/1547
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2025 NUMARASI : 2022/577 Esas 2025/139 Karar
ASIL DAVA DOSYASINDA: DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
BİRLEŞTİRİLEN ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/1320 E. 2024/1276 K SAYILI DOSYASINDA; DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 02/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 17/10/2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde; 12.11.2016 tarihinde sürücü/vinç operatörü ...'ın sevk ve idaresindeki ...'nin sahibi olduğu aracın fren sisteminin boşalması nedeniyle tek taraflı, yaralamalı, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, araç içerisinde ön koltukta yolcu olarak oturmakta olan davacının yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, söz konusu maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat taleplerinin davalı sigorta şirketine 11.10.2017 tarihinde gerekli evraklar da eklenerek iletildiğini, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığı gibi cevap dahi verilmediğini beyan ederek, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; 500,00TL geçici iş göremezlik, 500,00TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 1.000,00TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 24.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatını 5.231,75 TL sürekli iş görmezlik tazminatını 90.578,58 TL. olarak belirlemiştir. Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada meydana gelen olayda sürekli iş göremezlik zararı olarak tespit edilen 327.613,05TL maddi tazminattan asıl davada talep edilen miktar hariç olmak üzere bakiye 214.189,67TL'sinin sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan 24.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, davacı tarafın sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ve zararını kanıtlaması gerektiğini, kazanın oluşumu dikkate alındığında davacının KTK 110/B-l maddesi hükmünü ihlal ettiğinden dolayı asli kusurlu olduğunu, geçici iş göremezlik talebinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, yapılacak tazminat hesaplamasında TRH 2010 Mortalite Tablosu ile %1,8 teknik faiz oranının dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafın avans faizi talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı taraf, alacağı için ilk davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olup, davacı tarafından açılmış olan işbu haksız davanın reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davasında talep sonucunu artırmadığı takdirde kalan miktar için ek dava açma hakkı bulunmadığını, ilk dava dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen aleyhe hususların kabulünün mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağı ile çelişen kusur raporlarının kabulünün mümkün olmadığını, konusunda uzman karayolları ya da İstanbul Teknik Üniversitesi gibi kuruluşlardan oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor tanzim edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece tazminata hükmedilmesi durumunda davalı şirketin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıya SGK tarafından yapılan ödemelerin davalı şirketten talep edilmesi mükerrer ödemeye sebep olacağından, işbu ödemelerin tespit edildikten sonra hesaplanan tutardan indirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece faize hükmedilmesi halinde ek davada talep edilen tazminat yönünden faiz başlangıcı olarak ek dava tarihi olan 15.11.2024 tarihinin esas alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından, asıl davada verilen 08.10.2019 tarihli, 2017/612 Esas 2019/579 Karar Sayılı kararın, davalının istinaf başvurusu üzerine, Dairemiz 14/04/2022 tarihli, 2019/3218 E. 2022/10061 K. Sayılı kararı ile, davalı lehine kaldırılması sonrasında, asıl davada ve sonrasında iş bu dava ile birleşen davada, yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; Asıl ve birleşen davanın trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, mahkemece asıl davada yapılan yargılamada daha önce "davanın kabulüne" karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 14/04/2022 tarihli ve 2019/3218 esas, 2022/1006 karar sayılı ilamında; "...Bu durumda mahkemece, davacının kaza sırasında araçta bulunma nedeninin belirlenmesi, davacı ile sürücünün iş arkadaşı olup olmadığı ve davacının olay sırasında işi dolayısıyla araçta olup olmadığı, davacının araç maliki ...Şti’nin çalışanı olup olmadığı hususunun belirlenmesi açısından ilgili savcılık dosyasının fiziken getirtilerek dosya kapsamında yer alan ifadelerin de değerlendirilmesi, davacının kaza neticesi araç içinde yaralanmadığı, olay sırasında araçtan atladığı dosya kapsamından anlaşılmakla; davacının olay sırasında araçtan atlamasını gerektiren bir husus bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla yaralanmasında kendisine atfedilecek bir kusur bulunup bulunmadığı hususunda ATK’dan kusur raporu alınması, SGK'ya yeniden müzekkere yazılarak, davacının dava dışı işleten ...Şti’nin çalışanı olup olmadığı, kazanın işkazası olup olmadığının sorulması, iş kazası ise buna ilişkin raporların gönderilmesinin istenmesi, yaralanması nedeniyle davacıya rücuya tabi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı sorularak, SGK tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değeri, rücuya tabi olup olmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu hususlarının sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, ayrıca bu konuda iş mahkemesinde açılan dava varsa dosyanın incelenerek gerektiğinde sonucunun beklenmesi, bu durumun kesin olarak tespiti ile gelirin rücuya tabi olması halinde 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü gereği şartları var ise tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için ek aktüer bilirkişi raporu alınması, davacı ve vinç operatörü sürücünün iş arkadaşı olmadığının ve olay sırasında davacının araçta hatır için taşındığının belirlenmesi halinde ise hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmediği " denilerek kararın kaldırıldığı, toplanan delillere göre; kazanın meydana gelmesinde davacının %50 oranında, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğu, hesap bilirkişisi ek raporunda, geçici iş göremezlik zararının kusur ve SGK ödemesi mahsup edildiğinde 2.272,54-TL, sürekli iş göremezlik tazminatının maluliyet oranı ve kusur nazara alındığında alternatifli olarak pasif dönem vergi indirimi ile tespit edildiğinde 309.006,83-TL, vergi indirimi yapılmadan pasif dönem hesaplandığında 327.613,05 TL olduğunun belirtildiği, teknik faiz esas alınarak kaldırma kararı öncesi yapılan tazminat hesabı davacı tarafından istinaf edilmediğinden davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, bu nedenle raporda bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edildiği, tüm bu sebeplerle davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 2.272,54TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 309.006,83TL olduğu, davacının işi sebebiyle araçta bulunduğu ve sürücünün iş arkadaşı olması sebebiyle olayda hatır taşımasının bulunmadığı, bu nedenle hatır indiriminin uygulanmaması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, asıl davanın kısmi dava olması ve bir davada yalnızca bir kez ıslah yapılabileceği, bu sebeple davacının fazlaya ilişkin talebi için ek dava(birleşen) açtığı, neticeten davacının tespit edilen tazminat kalemleri sebebiyle davalının poliçe limitleriyle poliçe kapsamında sorumlu olduğu, kısa kararda sehven davalı sigorta şirketi yerine ... yazılmışsa da açıklanan maddi hata tashih şerhi ile düzeltildiği gerekçesiyle; “Asıl Dava Yönünden; Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile, 2.272,54TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ...nın sorumluluğunun ZMSS poliçe limiti olan 310.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine; 90.578,58TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ...nın sorumluluğunun ZMSS poliçe limiti olan 310.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, Birleşen Mahkememizin 2024/1320 Esas Sayılı Dosyası Yönünden; Davanın Kabulü ile, 214.189,67TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ...nın sorumluluğunun ZMSS poliçe limiti olan 310.000,00TL ile sınırlı tutulmasına," karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; başvuru şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini, eksik evrakla müracaat edildiğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esas ilişkin olarak; mahkemece hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, bu rapora göre davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, raporda hesaplamaların fahiş olup hesaplanan tazminat miktarının gerçeği yansıtmadığını, rapora itirazlarının nazara alınmadığını, hükme esas alınan raporda TRH2010 Yaşam Tablosu ve progresif rantın esas alındığını, hesaplamanın teknik faiz uygulanmak suretiyle yapılması gerektiğini, davacı taraf, alacağı için ilk davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olup, açılan ek davanın reddedilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davasında, bakiye alacak için ek dava açılamayacağını, bilirkişinin usuli kazanılmış hakları gözetmeyerek, 2024 yılı verilerine göre hesaplama yapmasının da hatalı olduğunu, mahkemece ancak usuli haklar gözetilerek karar verilmesi gerektiğini, ilk davaya esas alınan raporu da kabul etmenin mümkün olmadığını, ayrıca dosyada birden fazla maluliyet raporu olup, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğunun kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, araç sürücüsüne izafe edilen kusuru kabul etmediklerini, davalının korku ile araçtan atlaması ile yaralandığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Kaza Tespit Tutanağı ile çelişen raporların kabul edilmesinin mümkün olmadığını, konusunda uzman Karayolları Fen Heyetinden ya da İTÜ gibi kuruluşlardan rapor alınması gerektiğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, SGK tarafından yapılan ödemenin peşin sermaye değerinin mahsup edilmesi gerektiğini, bu husus nazara alınmadan karar verildiğini, SGK’nın yaptığı ödemeleri, davacından talep edilmesi durumda mükerrer ödemeye ve sebesiz zenginleşmeye neden olacağını, bu nedenle indirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmememekle birlikte, faize hükmedilmesi durumda ek davada faizin, ek dava tarihinden olması gerektiğini, maluliyet raporunun da kaza tarihindeki Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle de raporu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, talep edilen geçici iş göremezlik tazminatının, teminat kapsamında olmadığını, davacının SGK kapsamında elde ettiği gelir varsa indirilmesi, ayrıca zararın da bilinen gelire göre hesaplanması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemi, birleşen dava ise, asıl davada ıslah edilen miktarın üzerinde sürekli iş göremezlik tazminatı olduğundan bahisle, bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş hüküm asıl ve birleşen davaya yönelik olarak, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davalı vekili tarafından, başvurusu şartının gereği gibi yerine getirilmediği, maluliyet raporunun uygun olmadığı, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğu, hesaplamanın da fahiş olduğu, SGK ödemelerinin nazara alınması gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, iş göremezlik zararının tespitinde esas aldığı "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre tanzim edilmiş olmasına ve özür oranın, mevcut tedavi evrakları ile uyumlu olmasına; kusur açısından; davacının yokuş eğimli yolda kontrolden çıkan ve geri geri kaçan iş makinesinden atlaması neticesinde yaralanmış olması karşısında, davacının yaralanması ile davalı tarafından sigortalanan aracın kazası arasında, davacının yaralanmasından kaynaklanan zararlardan sorumluluğunu gerektirecek ölçüde illiyet bağının bulunmasına ve tespit edilen kusur oranın oluşa uygun olmasına, hesaplamanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemlere uygun olarak yapılmış olması yanı sıra, geçici iş göremezlik zararlarından da davalının sorumlu olmasına, geçici iş göremezlik zararının da SGK tarafından yapılan ödeme mahsup edilerek belirlenmiş olmasına, mahkemece de davalı lehine olan hesaplamanın nazara alınmış olmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekilinin birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebeplerinin incelenesinde; Tazminat istemli davada, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar ile tazminat miktarının belirlendiği durumda, karara karşı taraflardan bir kısmının kanun yoluna başvurmaması durumunda, kanun yoluna başvuran taraf açısından, usulü kazanılmış hak oluşacağından, istinaf ya da temyiz yoluna gelen açısından, aleyhe bozma/kaldırma yasağı gereğince ilk derece mahkemesi kararı kanun yoluna gelen aleyhine kaldırılmayacağı gibi, kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılamada aleyhe hüküm verme yasağı gereğince, lehine karar kaldırılan taraf aleyhine karar da verilemez. Tazminat istemli davada, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde verilen ilk kararda, davacının zararı belirlenmiş ve belirlenen tazminata yönelik karara karşı davacının kanun yoluna başvurmaması durumda, davacı aynı davada, tazminat alacağının daha da arttığını ileri süremeyeceği gibi, ek dava ile de, ilk kararda tespit edilen miktardan fazla tazminat alacağı olduğunu ileri süremez. Eldeki asıl davada; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/612 E. 2019/579 K. Sayılı 08/10/2019 tarihli kararında; davacının sürekli iş göremezlik tazminatı 90.578,58 TL, geçici iş göremezlik tazminatı ise 5.231,75 TL olduğu kabul edilerek, davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiş, iş bu karara karşı davacı kanun yoluna başvurmamış, davalının istinaf başvurusu üzerine davalı lehine ilk derece mahkemesi kararı eksik inceleme nedeniyle kaldırılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında, aleyhe hüküm verme yasağı gereğince, davacı aynı davada tazminat alacağının daha fazla olacağını ileri süremeyeceği gibi, ilk verilen kararda tespit edilen miktarın üzerinde aynı tazminat kalemine ilişkin tazminat alacağı olduğunu da, açacağı ek dava ile ileri süremeyeceğinden, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, asıl davada tespit edilen miktarın üzerinde, davacının tazminat alacağı olduğu kabul edilerek, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından, davalının birleşen davaya yönelik istinaf sebeplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre, ilk derece mahkemesi kararının birleşen davaya yönelik olarak HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, birleşen davadaki talep yönünden, davanın reddine karar verilerek ilk derece mahkemesi kararı düzeltilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; A)Asıl Dava Yönünden; Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi İle, 1-2.272,54TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun ZMSS poliçe limiti olan 310.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-90.578,58TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 24/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun ZMSS poliçe limiti olan 310.000,00TL ile sınırlı tutulmasına, 3-Alınması gereken 6.342,66TL karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40TL harç ile 1.610,00TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.701,26TL karar ve ilam harcı davalı tarafından mahkeme veznesine 05/12/2019 tarihinde 43171 numaralı sayman mutemedi alındısı ile yatırılmış olduğu anlaşıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazla yatırılan harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine, Davacı tarafından yatırılan 31,40TL peşin harç, 31,40TL başvuru harcı, 4,60TL vekalet harcı ile 1.610,00TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.677,40TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 541,50TL tebligat ve posta gideri, 1.560,00TL adli tıp muayene ücreti ile 3.050,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.151,50TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 4.992,39TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 2.959,21TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, B)Birleşen 2024/1320 Esas Sayılı Dosyası Yönünden; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 731,57TL harcın mahsubu ile bakiye 0,43 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.600,00TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle istinaf eden davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL İstinaf Başvuru Harcı gideri ve 1.000,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 2.683,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın taraflara tebliğine Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 02/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n