Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/452 E. 2026/1516 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/452
Karar No
2026/1516
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/452 - 2026/1516 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/452 KARAR NO : 2026/1516

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.01.2024 NUMARASI : 2022/708 Esas 2024/9 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1 - VEKİLİ : Av.

: 2 - : 3 - VEKİLİ : Av.

: 4 - VEKİLİ : Av.

: 5 - VEKİLİ : Av.

İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 02.10.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.10.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalılar ... ve ...vekili ile davalı ... AŞ vekili tarafından tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.12.2021 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı araçların çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, davacının yaralandığını, davacının ... plakalı araçta yolcu konumunda olduğunu, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesinin davalı ..., ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinin davalı ... şirketi tarafından düzenlendiğini, davacının zararının karşılanması için davalı sigorta şirketlerine başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını, kaza tutanağına göre her iki araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalıların zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirtilerek, şimdilik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 150.000,00 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında sunmuş olduğu 21.09.2023 tarihli bedel artırım ve 07.11.2023 ile 05.12.2023 tarihli beyan dilekçesi ile talebini 12.854,24 TL geçici iş göremezlik tazminatının %75 kusur oranına göre 9.640,68 TL'sinin davalılar ..., ... ve ... AŞ'den, %25 kusur oranına göre 3.213,56 TL'sinin davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketlerinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 03.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, diğer davalılardan olay tarihi olan 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müşterek ve müteselsilen tahsiline, 824.590,9 TL sürekli iş göremezlik tazminatının %75 kusur oranına göre 618.443,18 TL'sinin davalılar ..., ... ve ... AŞ'den, %25 kusur oranına göre 206.147,72 TL'sinin davalı ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsilline, sigorta şirketlerinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 03.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, diğer davalılardan olay tarihi olan 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müşterek ve müteselsilen tahsiline, 2.316,56 TL bakıcı gideri tazminatının %75 kusur oranına göre 1.737,42 TL'sinin davalılar ... , ... ve ... AŞ'den, %25 kusur oranına göre 579,14 TL'sinin davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketlerinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 03.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, diğer davalılardan olay tarihi olan 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müşterek ve müteselsilen tahsiline, 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2021 itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sürücüler ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde artırıp açıklamıştır. Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olaya karışan ... plakalı aracın ... poliçe numarası ile 24.02.2021- 24.02.2022 tarihleri arasında davalı şirkete Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafın tazminat talebini kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı ... şirketin sorumluluğunun Kara yolları Trafik Kanunu 85. Madde gereği sürücünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının ... şirketine yaptığı başvurunun usule aykırı olduğundan davanın reddi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, davacının Adli Tıp Kurumu 3.ihtisas Dairesi'ne sevkinin sağlanarak, kazadan sonra gördüğü tedavilere ilişkin, teşhis ve tedavi dosyalarının da ikmal edilmek suretiyle; muayenesinin yapılması ve dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile malul kalıp kalmadığının tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talebinin poliçe kapsamında olmadığını, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin davalı ... şirketi tarafından düzenlendiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının bu davada uygulanmaması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,65 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri göre ATK'dan maluliyet raporu alınması gerektiğini, davacı tarafın talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan tedavi, geçici iş göremezlik ve geçici süreli bakıcı tazminatından SGK'nın sorumlu olduğunu, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının PSD değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının tespitinin gerektiğini, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazasında davalı davalı ...'ın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, davacının kazaya sebebiyet veren ... plakalı araçta yolcu olup, emniyet kemeri takmadığını ve kendi kusuru ile yaralanmaya sebebiyet verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ...vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde olayın meydana geldiği yerin belirsiz olduğunu, davalı ... ve ...'nin aleyhine talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacının özür durumunun Adli Tıp Kurumu 3 .İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesini, sigorta şirketine başvuru ve ödeme var ise bu ödemelerin zarar tutarından ve isabet etmese de ettiği düşünülen tazminat miktarından tenzil edilmesi gerektiğini, davacıya SGK dan maaş başlanması halinde gerçek zararında azalma meydana geleceğinden bu tutarların da düşülmesi gerektiğini, bakıcı gideri konusunda da davacı tarafın iddialarının temelsiz olduğunu, hem fiilen bakıcıdan yararlanma olgusu hem de tıbbi olarak buna gereksinim olup olmadığının davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmayarak kendisine düşen koruma yükümünü yerine getirmediğini, bu durumda müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ ; Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 04.08.2023 tarihli ATK raporunda kazanın oluşumunda, davalı ... şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince düzenlenen maluliyet raporu ile davacının kaza nedeni ile %23 oranında sürekli ve 45 ay süre ile geçici işgöremezliğinin oluştuğu, 15 gün bakıcıya ihtiyacı olduğunun belirtildiği, davacının yoga eğitmeni olarak çalıştığı, aylık gelirinin 15.000,00 TL'den aşağı olmadığı belirtilmişse de Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 21.02.2023 tarihli sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağında, davacının yoga eğitmeni olduğu, aylık gelirinin asgari ücret olduğu belirtildiği, öte yandan SGK hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde ise davacı adına kaza tarihinde sigortalı bildirimi bulunmadığı, en son kazadan önce 2018 yılında asgari ücrete eşit sigorta primine esas kazanç bildirimi yapıldığı tespit edilmiş ve bu sebeple tazminat hesaplaması net asgari ücret üzerinden yapıldığı, 02.09.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak ve kusur durumu da dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacı bakımından 12.854,24 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 824.590,91 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.316,56 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 839.761,71 TL maddi tazminat hesaplandığını, benimsenen maluliyet raporu ile ATK kusur raporu ve benimsenen aktüer bilirkişi raporu uyarınca davacının davalı sigorta şirketlerinden ve gerçek kişi sürücü ve işletenlerden sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep edebileceği, manevi tazminat koşullarının da oluştuğu belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile, maddi tazminat istemleri yönünden; 9.640,68 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılardan ...ve ... bakımından kaza tarihi olan 28.12.2021, davalılardan ... AŞ bakımından dava tarihi olan 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3.213,56 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılardan ... bakımından kaza tarihi olan 28.12.2021, davalılardan ... AŞ. bakımından dava tarihi olan 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 618.443,18 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalılardan ...ve ... bakımından kaza tarihi olan 28.12.2021, davalılardan ... AŞ bakımından dava tarihi olan 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,(davalı ... AŞ bakımından 430.000,00 TL ile sınırlı olması kaydıyla) 206.147,72 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davalılardan ... bakımından kaza tarihi olan 28.12.2021, davalılardan ... AŞ bakımından dava tarihi olan 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 1737,42 TL bakıcı gideri tazminatının davalılardan ...ve ... bakımından kaza tarihi olan 28.12.2021, davalılardan ... AŞ bakımından dava tarihi olan 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 579,14 TL bakıcı gideri tazminatının davalılardan ... bakımından kaza tarihi olan 28.12.2021, davalılardan ... AŞ bakımından dava tarihi olan 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talepleri bakımından; talebin kısmen kabulü ile, 45.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın davalılardan ...ve ...'den kaza tarihi olan 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 15.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın davalılardan ...'dan kaza tarihi olan 28.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş karara karşı davacı vekili, davalılar ...ve ...vekili ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, her ne ne kadar Av. ...- Av.... tarafından ...vekili olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de dosya kapsamında Av. ...- Av....'in ...adına düzenlenmiş bir vekaletname bulunmadığı gibi mahkemece gerekçeli kararın da davalı asil ...'ye tebliğe çıkarıldığı, davalı asil tarafından süresinde istinaf dilekçesi de sunulmadığı, her ne kadar Av. ...tarafından 19.07.2024 tarihli vekaletleme sunulmuş ise de bu vekil tarafından süresinde sunulmuş istinaf başvuru dilekçesi de bulunmadığı bu hali ile davalı ...tarafından usulüne uygun şekilde yapılan bir istinaf başvurusu bulunmadığı anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının maddi zararının 2023 yılındaki asgari ücrete göre hesaplandığını, davada 21.09.2023 yılında talep arttırımı yapıldığını, mahkemece 04.01.2024 tarihinde karar verilmiş olup hüküm tarihindeki asgari ücrete göre zarar hesaplanması yapılması gerektiğini, davacının meydana gelen kaza sebebiyle zararlarının poliçe limiti kapsamında karşılanması için usulüne uygun olarak davalı sigorta şirketlerine ayrı ayrı 20.04.2022 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup, temerrüt tarihi olan 03.05.2022 tarihinden itibaren davacının maddi tazminat alacağının avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiğini, sigorta şirketine başvuru ile birlikte sunulacak evraklar arasında maluliyet raporu yer almadığını, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk başvurusunun da 09.06.2022 tarihinde yapıldığını, sigorta şirketlerinin yine ödeme yapmaması nedeniyle anlaşmama tutanağının 04.08.2022 tarihinde imzalandığını, manevi tazminat talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davacının kaza sonucunda beş tane bel omurundan dördünün birlikte kırıldığını, mucize eseri kemiklerin kırılmasına rağmen bacaklara giden sinirlerin kopmadığını, felç kalmaktan kurtulduğunu, 4. ve 5. omurun arasındaki diskte fıtıklar oluştuğunu, oluşan fıtıkların sinirlere bası yaptığını, kalçasında ve bacaklarında kalıcı ağrılara yol açtığını, manevi tazminatın düşük kaldığını, manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiğini, kazaya sebebiyet veren araçlardan birinin ticari taksi, diğerinin ise ticari otobüs olduğunu, avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden davalılar vekili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm itirazlarına rağmen 04.08.2023 tarihli ATK raporun hükme esas alındığını, olay sırasında davalı sürücü ...bütün trafik kurallarına riayet ederek aracını sevk ve idare ettiği esnada ... sevk ve idaresindeki araç ile çarpıştığını, rapor alınmasından önce davalıların kusursuz olduğuna dair kamera kayıtları mobese kameraları yanısıra çevredeki tüm kameraların celbini ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep edilmesine rağmen mahkemece bu taleplerin göz ardı edildiğini, davaya konu kazada bütün kusurun davalıya atfedilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu, davacının kaza sırasında emniyet kemerini takmadığını, davacı tarafın kendisinin tedavi sürecinde hekim önerilerini ve tedavilerini gereken hassasiyetle yerine getirip getirmediğinin de tespit edilmesi gerektiğini, ATK raporunda diğer tarafın hızın ne miktarda hızı olduğu, davalının olay yerinde diğer aracı görme olasılığı ve alınabilecek tedbirler tartışılmadığını, somut olay adaletinin sağlanabilmesi için keşif yapılması gerektiğini, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp maluliyet raporuna itiraz edildiğini, kaza nedeniyle davacı yanın fiziki olarak hiçbir kalıcı sağlık bulgularının olmadığını, davacının özür durumunu mutlaka Adli Tıp kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, nöroloji ve ortopedi uzmanı da raporda imza sahibi olarak yer almadığı gibi bu uzmanlarca muayene de yapılmadığını, hesap raporunda 2023 yılı için asgari ücretin 11.500,00 TL alınacak iken 12.542,55 TL'nin esas alındığını, olay tarihindeki TRH 2010 tablosundaki muhtemel bakiye ömre göre değil hesap tarihindeki muhtemel bakiye ömür süresine göre hesaplama yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara esas alınan maluliyet oranının fahiş olduğunu, maluliyet oranının ATK tarafından tanzim edilen rapora göre belirlenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketi nezdinde tanzim edilen medikal rapora göre davacının maluliyet oranının %8 olduğunu, davacı tarafın kişisel müracaatı ile almış olduğu raporda belirlenen gerçek dışı tespitlerin kabulü mümkün olmadığını, raporun iddia edilenin aksine kaza tarihi olan 28.12.2021'de yürürlükte olan erişkinler için engellilik yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini, karara esas alınan maluliyet raporundaki %23 oran ile medikal raporundaki %8 oran arasında fahiş fark bulunduğunu, davacının sigortalı araçta yolcu konumunda olup hatır taşıması ve emniyet kemeri kullanmaması nedenleriyle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, uyuşmazlığın poliçe tanzim tarihi olan 17.11.2021 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olduğu halde TRH tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, tazminat hesabının 1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı taleplerinden davalının herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını, davacı tarafın kaza sırasında gelir getiren bir işte çalışmadığı tespit edilmiş olup davacı tarafından aksini ispatlayıcı herhangi bir somut delil sunulamadığını, dava konusu trafik kazası haksız fiil niteliğinde olmasına rağmen yasal faiz yerine avans faize hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı giderleri ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacının maddi davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacının zararını, taşıma sözleşmesi kapsamında yolcu olarak bulunduğu ticari aracın (taksinin) sürücüsü ve işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ile karşı aracın sürücüsü ve işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısından tarafların olayın oluşumundaki kusur oranına göre talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacının, kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunduğu soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşılmaktadır. Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla belirlenir.Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlene olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bunun yanında aynı yasanın 83. maddesi uyarınca, eğer taraflardan bir tanesi tüketici ise onun yaptığı işlemler ile ilgili olarak diğer yasalarda bir düzenleme varsa, buna rağmen bu işlemin tüketici işlemi olduğu ve bu yasanın görev ve yetkiye dair olan düzenlemesini engellemeyeceği, belirtilmiştir. Taşıma sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nın 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlükte olduğu, davacının, ticari takside ücreti karşılığında taşınmakla tüketici konumunda bulunduğu, bu itibarla dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu açıktır. Dava konusu olayda, davalı sigorta şirketleri ve kazaya neden olan karşı aracın sürücüsü ve işleteni ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de, davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca, usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. O halde, ilk derece mahkemesince davanın tüketici mahkemesinde görülmesi için dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince görevli olmamasına rağmen davaya bakılmış olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/10830 esasına yatırılan 1.504.673,50 TL nakit teminatın yatıran tarafa iadesine, 6-Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/10830 esasına yatırılan 900.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.10.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/452, K. 2026/1516, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-452-e-2026-1516-k-c1389e29a9d6