Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1921 E. 2026/1221 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1921
- Karar No
- 2026/1221
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1921 - 2026/1221 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1921 KARAR NO : 2026/1221
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/07/2025 NUMARASI : 2024/905 Esas - 2025/506 Karar
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : TÜRKİYE SİGORTA A.Ş VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAŞVURU TARİHİ : 08.09.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 05.11.2025 KARAR TARİHİ : 11.06.2026 YAZIM TARİHİ : 11.06.2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait aracın değer kaybı başvurusunun davalı sigortaya 03.08.2022 tarihinde yapıldığını, şirketin kazaya sebebiyet veren aracın hem zorunlu trafik hem de ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, ödeme yapılmaması nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, 25.08.2024 tarihli 2022.E.... numaralı ilk başvurunun trafik sigortası limitinin dolduğu ispat edilemediğinden usulden reddedildiğini, akabinde 2023.E.... ve 2023.E.... sayılı başvurularının başvurularının kabul edildiğini, değer kaybının 100.000 TL olarak hesap edildiğini, kararın kesinleştiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı gereği tazminat ödemesinin 10.07.2024 tarihinde yapıldığını, geç ödeme nedeniyle davacının aşkın zararının meydana geldiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10,00 TL'nin 10.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, kazaya karışan 06 ... plakalı aracın Türkiye Sigorta A.Ş tarafından 27/05/2022 - 27/05/2023 tarihlerini kapsar şekilde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ve 27/05/2022 - 27/05/2023 tarihlerini kapsar şekilde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketi tarafından ödeme yükümlülüğünü yerine getirmekten imtina edildiği ve davacı tarafın zarara uğrayan aracının tamiratının olanaksızlığına veya zararının karşılanmamasına neden olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacıya ait aracın değer kaybı başvurusunun davalı sigortaya 03.08.2022 tarihinde yapıldığını, şirketin kazaya sebebiyet veren aracın hem zorunlu trafik hem de ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, ödeme yapılmaması nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, 25.08.2024 tarihli 2022.E.... numaralı ilk başvurunun trafik sigortası limitinin dolduğu ispat edilemediğinden usulden reddedildiğini, akabinde 2023.E.... ve 2023.E.... sayılı başvurularının başvurularının kabul edildiğini, değer kaybının 100.000 TL olarak hesap edildiğini, kararın kesinleştiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı gereği tazminat ödemesinin 10.07.2024 tarihinde yapıldığını, geç ödeme nedeniyle davacının aşkın zararının meydana geldiğini, yargılama sırasında bilirkişi raporu alındığını, şirketin ödemesi gereken miktarı 18.08.2022 itibariyle belirlemiş olduğu halde yasal süreler içerisinde bu ödemeyi yapmadığını, o tarihte yasal faizin yüzde 9 olması karşısında yüksek enflasyon ve mevduat faizini avantajına kullanarak davacıyı zarara uğrattığını, davalı tarafından ödenen rakamın 100.000 TL ve 12.000 TL civarı yasal faiz olduğunu, bu durumda davacının tazminatının değerinin geç ödemeden kaynaklı ciddi oranda azaldığını ve bu azalmanın temerrüt faizini oldukça aştığını, borçlunun gecikme hususunda kusurunun olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, munzam zarar istemine ilişkindir. Somut olayda, 09.06.2022 tarihinde gerçekleşen çift taraflı trafik kazası nedeniyle, davacı araç malikince kazaya karışan diğer aracın zorunlu mali mesuliyet ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan davalı şirkete başvurularak davalı şirketin 18.08.2022 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, ödeme yapmadığı, sonrasında değer kaybı talepli sigorta tahkim komisyonuna başvurulduğu ve değer kaybı bedelinin 10.07.2024 tarihinde tahsil edildiği ileri sürülerek eldeki davada değer kaybı bedelinin geç ödenmesi nedeniyle munzam zarar isteminde bulunulmuştur. Dosyadaki belgelere, toplanan delillere, özellikle munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zarar olmasına, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilinin talep edebilmesine, munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanununda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğundan, eldeki davada aranan şartların davacı tarafça ispatlanamamasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.07.2025 tarih ve 2024/905 esas, 2025/506 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine, 4-Kararın HMK'nun 359/4 maddesi uyarınca resen taraflara tebliğine, 5-Harç takibi ve avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde İlk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11.06.2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*