Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1098 E. 2026/1200 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1098
- Karar No
- 2026/1200
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/1098 Esas
KARAR NO:2026/1200
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:06/03/2025
NUMARASI:2023/227 Esas, 2025/66 Karar
DAVA:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ:03/08/2018
DAVA:Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ:27/03/2019
KARAR TARİHİ:06/03/2025
BİRLEŞEN DAVA (2021/403) İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
DAVA:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ:30/12/2021
KARAR TARİHİ:17/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “...” kelimesinin TPMK nezdinde ... ve ... numaralı başvurular ile kendi lehine marka olarak tescilini yaptırdığını, davalı şirketin müvekkili şirketten sonra kurulduğunu, davalı şirketin münferit yetkili müdürü olan diğer davalının müvekkiline ait markanın unvansal kullanımının ötesinde, aynı faaliyet alanı içinde izinsiz olarak kullanarak, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, davalıların unvansal kullanım olmaksızın “...” olarak şirketin internet sitesi açtıklarını ileri sürerek, davalıların ticari faaliyetlerinde “...” markasını kullanmalarının yasaklanmasına karar verilmesi suretiyle tecavüzün durdurulmasına, davalıların ...- ... dahil internet sitleerine ve tüm alt internet sitelerine, ... ve ... dahil sosyal medya hesaplarına erişimin durdurulması ve davalıların "..." markası altında faaliyet gösterdikleri şeklinde yanıltıcı ifadelerin arama motorlarından kaldırılmasına karar verilmesi suretiyle tecavüzün kaldırılmasına, davalıların "..." markası altında bastırdıkları tüm promosyon materyallerine el konulmasına ve imhasına, davalı ...'in “..." markası altında bastırdığı kitapların toplanmasına ve basılacak sonraki kitapların “...” markası altında basımının durdurulmasına, davalı şirketin ticaret unvanında "..." markasını kullanmasının yasaklanması ve ticaret unvanının sicilden terkinine, tecavüz sayılan fiiller nedeniyle davacı şirketin yoksun kaldığı kazanç dahil fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davacının iddiasının aksine, tecavüz eylemlerinde kesinlikle bulunmadıklarını, müvekkili şirketin ... sayılı "..." markasını, 11/01/2017 tarihinde kendi adına tescil ettirdiğini ve bugüne kadar bu tescil kapsamında bu markayı kullanıp hizmet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA (2019/105):Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket markasının müvekkili şirketin markasından daha sonra tescil edildiğini, davacı şirketin ... sayılı "..." markasının tescil tarihinin 26 Ekim 2016 olduğunu, davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markasının tescil tarihinin 11 Ocak 2017 olduğunu, davalı şirket markasının müvekkili şirketin markasına ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğundan bahisle davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA (2021/403):Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek 2018/393 E. sayılı dosya ile karşı taraf markasının hükümsüzlüğü ve kendi "..." markasına ve ticaret unvanına tecavüz sebebiyle açılan davada, "..." markasının hükümsüzlüğüne; tecavüz taleplerinin ise reddine karar verildiğini, davalı şirket ve davalı şirketin münferit yetkili müdürü ve tek ortağı olan diğer davalı ...'in “...” markasını unvansal kullanımın ötesinde marka olarak, davacının izni olmaksızın, davacının faaliyet gösterdiği faaliyet alanlarında ve davacının markasının tescilli olduğu sınıflarda kullanarak davacının marka hakkına tecavüz ettiğini ve işbu dava dilekçesi itibariyle etmeye devam etmekte olduğunu, davacı adına kayıtlı "..." markasını internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında izinsiz kullanmaya devam ettiğini, bu hususun delil tespit raporu ile tespit edildiğini ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini, SMK 151/2-b ve 151/IV kapsamında maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen 2019/105 E.sayılı davanın kabulüne karar verilmiş; taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine verilen bu karar; Dairemizin 2021/1814 E. - 2023/1289 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.Dairemizin kaldırma kararı sonrası, taraflar arasındaki İstanbul 1. FSHHM'nin 2021/403 E.sayılı dosyası da, işbu dava ile birleştirilmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda;
"A-2023/227 Esas sayılı asıl dava dosyası bakımından:
1-Davanın kabulü ile davalıların ticari faaliyetlerinde “...” markasını kullanmalarının yasaklanması suretiyle markaya tecavüzün durdurulmasına, davalıların ...- ... dahil internet sitelerine ve tüm alt internet sitelerine, ... ve ... dahil sosyal medya hesaplarına erişimin durdurulmasına, davalıların "..." markası altında faaliyet gösterdikleri şeklinde yanıltıcı ifadelerin arama motorlarından kaldırılmasına, davalıların "..." markası altında bastırdıkları tüm promosyon materyallerine el konulmasına ve imhasına, davalı ...'in “..." markası altında bastırdığı kitapların toplanmasına ve basılacak sonraki kitapların “...” markası altında basımının durdurulmasına, davalı şirketin ticaret unvanında "..." markasını kullanmasının yasaklanmasına ve ticaret unvanının sicilden terkinine,
2)SMK m. 151/2-b kapsamında, davanın açılış tarihi olan 03.08.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte, 533.552,44 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3)SMK'nın 151/IV. Maddesi uyarınca takdiren 53.355,24 TL ilave payın yoksun kalınan kazanca eklenmesine,
4)Manevi tazminat davasının kabulü ile davanın açılış tarihi olan 03.08.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
B-Birleşen İstanbul 1. FSHHM’nin 2021/403 E. sayılı dava dosyası bakımından:
-Davalının eylemlerinin davacının marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile;
1-SMK m. 151/2-b kapsamında, birleşen davanın açılış tarihi olan 30.12.2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte, 2.834.805,04 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-SMK'nın 151/IV. Maddesi uyarınca takdiren 283.480,50 TL ilave payın yoksun kalınan kazanca eklenmesine,
3-Davalıların ticari faaliyetlerinde “...” ve “...” markasını kullanmalarının yasaklanması suretiyle tecavüzün durdurulmasına,
4-Sair bağlı talepler hakkında esas davada karar verildiğinden, karar verilmesine yer olmadığına,
C-Birleşen İstanbul 1. FSHHM’nin 2019/105 E. sayılı dava dosyası bakımından:
1-Davanın kabulü ile davalı şirket lehine tescil edilmiş ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki savunmalarını tekrar ederek; müvekkilinin 10/04/2025 tarihinde TÜRKPATENT’e başvurarak, davaya konu iddiaların dayandırıldığı ... numaralı markanın, marka tescilinin koşullarının oluştuğu tarihten itibaren (08/09/2022) iptaline karar verilmesini talep ettiğini, bu nedenle iptal talebinin sonucunun beklenmesini talep ettiklerini, davacı tarafın, avukatlık kanunu gereği anonim şirket üzerinden avukatlık hizmeti veremeyeceğini, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 ve SMK m. 7/2 uyarınca benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf marka ibarelerinin zayıf ve ayırt edici olmadığını, taraf markalarının yöneldiği hizmetler birbirlerinden tamamen farklı hizmetler olduğunu, taraf markalarının yöneldiği ortalama tüketicilerin dikkat seviyesi oldukça yüksek olduğunu, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından marka hakkına tecavüz eyleminin gerçekleşmediğini, mahkemece itiraza uğramış bilirkişi raporlarının benimsendiğini, uzman görüşü ile çelişkili hususların irdelenmediğini ve neden uzman görüşüne itibar edilmediği gerekçelendirilmediğini, haksız rekabet iddiasının kabulünün tamamen hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, somut olayda tazminat koşulları oluşmadığı gibi, hükmedilen tazminat kalemleri ve tazminat miktarının da fahiş hatalı olarak hesaplandığını, tazminatın tamamıyla hatalı olarak hesaplandığını, müvekkilin gümrük danışmanlığı ve ... hizmetlerinden elde ettiği kazancın ayıklanmadığını, tüm kazancın toptan davacıya aktarılmadığını, davacı şirket kuruluşundan bu yana bir kez bile gümrük danışmanlığı veya ... danışmanlığı konusunda faaliyet göstermediği gibi, bu alanlarda faaliyet gösterme izni ve yetkisi bulunmadığını, somut olayda tazminatta ciddi oranda indirim uygulanması gerekirken, tam aksine SMK m. 151/4 uyarınca pay eklenmesinin hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun olduğunu, manevi tazminat talebinin kabulünün haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, hükümsüzlük kararının hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının terkini şartları oluşmadığını, diğer taleplerin kabülünün haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Asıl dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, ticaret unvan terkini, maddi ve manevi tazminat; birleşen 2019/105 E.sayılı dava, marka hükümsüzlüğü, birleşen 2021/403 E.sayılı dava, asıl davanın açılış tarihi sonrası döneme ilişkin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulması, önlenmesi, giderilmesi, ticaret unvan terkini, markanın hükümsüzlüğü ve tazminat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Karar asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. ... no'lu "..." ibareli marka 35.ve 45. sınıfta yer alan; "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve malî müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri." bakımından davacı adına; ... numaralı "..." ibareli markanın 36.sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri" bakımından davalı adına tescillidir.Davalı şirket davacı şirketin marka tescilinden daha sonra, ... ve ... ibarelerini sadece davacı markasındaki "U" harfini "Ü" olarak değiştirerek tescil ettirmiştir. Dolayısıyla taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzerlik vardır. Davacının marka başvuru tarihinin, davalı şirketin marka başvuru tarihinden daha önce olması nedeniyle, "..." ibaresi üzerinde davacının üstün hak sahipliği söz konusudur. Davalı şirket, davacı markasını ayniyet derecesinde tescil ettirip, davacı markasından uzaklaşmadığından, davacı markasının zayıf marka olduğu savunmasına da itibar edilemez. (Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2011/10360 E-2012/19930 K.sayılı “...” ve “...” kararı) Bu nedenlerle, davalı vekilinin taraf marka ibarelerinin benzer olmadığı, zayıf ve ayırt edici olmadığı yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yukarıda belirtildiği üzere, davacı markası 35 ve 45.sınıfta, davalı şirket markası ise 36. sınıfta tescilli olup, taraf markaları farklı sınıflarda tescillidir. Bu durumda hükümsüzlük talebi bakımından taraf markaları arasında bağlantı olup olmadığının, davacı markasındaki hangi hizmetin, davalı şirketin markasındaki hangi hizmet ile bağlantılı olduğunun gerekçeli biçimde belirlenmesi gerekir. İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda, her iki markanın da benzer nitelikteki hizmetler bakımından tescil edildiği, davacı markasının tescil edildiği "İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri,., ithalat-ihracat acente hizmetleri... Hukuki hizmetler” gibi hizmetler ile davalının markasını tescil ettirdiği hizmetler, SMK m.6/I'de ifade edilen halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali kapsamında değerlendirilebileceği gerekçesiyle, davalı şirket markasının tümden hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, taraf markalarındaki hangi hizmetin, hangi hizmet ile benzer olduğu belirtilmediği gibi, bu sonuca nasıl ulaşıldığı da açıklanmamıştır. Zira 12/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda, hükümsüzlük konusunda görevlendirme yapılmadığı için değerlendirme yapılmadığı bildirilmiş, 23/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda da, hükümsüzlük talebiyle ilgili inceleme ve değerlendirme yapılırken, davalı markasının davacı markasını tescilli olduğu benzer nitelikteki hizmetler bakımından tescil ettirildiği belirtilmekle yetinilmiş, benzer hizmet karşılaştırması yapılmamıştır. Kaldırma kararı sonrası alınan raporlar tazminat hesabına ilişkin olup, söz konusu raporlarda hükümsüzlük talebine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.Gerekçeli kararda bağlantılı sınıfların hakim tarafından belirlendiğine dair bir açıklama yer almadığı gibi, söz konusu bağlantının içinde sektör bilirkişisinin de yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından yapılması gerekir. Dolayısıyla gerekçeli kararda, davalı markasının 36. sınıfta tescilli olduğu hizmetler yönünden, davacı markası ile bağlantılı olduğu sonucuna nasıl ulaşıldığı açıklanmamıştır. Hükmün kapsamını düzenleyen HMK’nın 297/1-c maddesine göre, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin kararda gösterilmesi gerekir. Bu nedenle taraf markaları arasında benzer bağlantılı sınıfların neler olduğu ve her bir bağlantılı sınıfın tüketici kitlesi belirlenmeden, denetime elverişli olmayan rapor doğrultusunda, eksik incelemeye dayalı olarak marka hükümsüzlüğünün değerlendirmesi doğru görülmemiştir. İlk derece mahkemesince markaya tecavüze ilişkin olarak gerekçeli kararda; hükümsüzlüğe ilişkin 23/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen benzerlik değerlendirmesine atıf yapılarak, mahkemece alınan 12/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalı eyleminin SMK m. 7 ve 29 uyarınca tescilli markaya tecavüz oluşturacağına ilişkin rapor tanzim edildiği, davacının markasının tescilli olduğu hizmetler ile davalı markasının tescilli olduğu hizmetlerin benzer olduğu, davacı ve davalı markalarının ayniyet sayılabilecek bir benzerlikte olduğu, ortalama bir kullanıcının her iki marka arasındaki farkı anlamasının mümkün olmadığı, davalıların internet sitesinde, Facebook ve Linkedin hesaplarında “...” şeklinde markasal kullanımlarının olduğu ve aynı şekilde internet sitesi üzerinde davalı ... tarafından yazıldığı belirtilen kitaplar üzerinde “...” ibaresinin markasal kullanım şeklinde yer aldığı, davalı taraf kullanımının davacının herhangi bir iznine dayanmadığı, böylelikle davalıların eylemlerinin davacının marka hakkına ve ticaret üvanına tecavüz oluşturduğu /haksız rekabet teşkil ettiği anlaşıldığı ve bu doğrultuda tüm talepler yönünden davanın kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de; hükümsüzlük değerlendirmesinin taraf markalarının tescil edildiği mal ve hizmetlerin karşılaştırılması ile, markaya tecavüz değerlendirmesinin ise davacı markası ile davalının fiili kullanımlarının karşılaştırılması suretiyle yapılması gerekir. Buna göre; davacı markasındaki tescilli her bir hizmetin tüketici kitlesi tek tek tespit edilerek, davalının markaya tecavüz ettiği ileri sürülen eylemlerinin, davacı markasındaki hizmetlerle bağlantılı olup olmadığı, bağlantılı ise hangi eylemin hangi hizmetle bağlantılı olduğunun, gerekçesi de belirtilerek tespit edilmesi gerekir. Ayrıca "..." ibaresi davalı şirket unvanında çekirdek unsur olarak yer aldığından, davacı markasının hizmet markası olduğu da dikkate alınarak, davalı şirketin faaliyet konuları tespit edilerek, SMK'nın 7/3-e maddesi uyarınca da değerlendirme yapılması, tecavüzün varlığının tespiti halinde; davalının tüm gelirinin tecavüze konu eylemlerden elde edilmediğinin anlaşılması halinde de, tecavüz nedeniyle davalının elde ettiği gelirin tespit edilmesi mümkün olmaması halinde TBK'nın 50. maddesi gereğince değerlendirme yapılması gerekmektedir.İlk derece mahkemesi tarafından davalı eylemlerinin SMK m. 7 ve 29 uyarınca tescilli markaya tecavüz oluşturacağına ilişkin rapor tanzim edildiği belirtilen 12/12/2019 tarihli bilirkişi raporda, davalının hangi kullanımının, davacının markasındaki hangi hizmetle bağlantılı olduğu açıklanmaksızın, genel ve yüzeysel bir değerlendirme yapılmıştır. Daha sonra alınan 23/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda da, denetime uygun bir tecavüz değerlendirmesi yapılmamıştır. Bu nedenlerle denetime elverişli olmayan rapor doğrultusunda, eksik incelemeye dayalı olarak markaya tecavüz değerlendirmesi yapılması doğru görülmemiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, içinde sektör bilirkişi bulunan yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli şekilde rapor alınarak, sonucun göre karar verilmesi gerekmektedir. Hem asıl davada, hem de birleşen birleşen 2021/403 E.sayılı davada, ticaret unvan terkini gibi mükerrer taleplerin, derdestlik dava şartı yönünden değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir. Somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığından, (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2019/5189 E- 2022/1852 K., 2024/851-9019, 2025/3950 E- 2026/1036 K., 2026/55-/1826 E-K., K.sayılı kararları) kabule göre, ilk derece mahkemesinin, asıl ve birleşen birleşen 2021/403 E.sayılı davada, eylemin hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabete neden olduğu yönündeki gerekçesi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine; kaldırma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,
2-İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/03/2025 tarih ve 2023/227 Esas, 2025/66 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Kaldırma sebep ve şekline göre, sair istinaf itirazlarının bu şamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalılara iadesine,
6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararla birlikte değerlendirilmesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.17/07/2026