Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1037 E. 2026/750 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1037
Karar No
2026/750
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2025/1037 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/750

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2025 ESAS-KARAR NO : 2020/288 E 2025/164 K

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21/05/2026 YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2026

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalılardan ... arasında büyük kurumsal müşterilere ... marka sarf malzemesi ürünlerin satışını yapmak amacıyla CSP sözleşmesi adıyla anılan 28/08/2007 tarihli iş ortaklığı sözlemesi düzenlendiğini ve 28/04/2010 ile 01/11/2010 tarihli CSP (anlaşması) şartları oluşturulduğunu, taraflar arasında imzalanan CSP sözleşmesi ve CSP şartları kapsamında devam eden süreçte dava dışı Devlet Malzeme Ofisinin ihtiyaç duyduğu ürün ve malzemelerin tedarikine ilişkin olarak da davacı şirket ile DMO arasında 2009 ve 2011 yılı için katalog sözleşmesi akdedildiğini, bu süreçte müvekkil şirket ile davalı ... arasında dava dışı DMO'ya yapılacak ... ürünlerinin satışıyla ilgili olarak davacı şirkete uygulanacak geri ödeme (rebate) oranı ve indirim tutarlarına ilişkin 20/05/2010 tarihli CSP destek kota belirlenme işlemi gerçekleştirildiğini, diğer davalı ... Limited Şirketi'nin ise davalı ...'nin Türkiye ofisi konumunda bulunduğunu ve davalı ... Limited Şirketi ile davacı şirket arasında ... malzeme yetkili ortaklık anlaşmasının yer aldığını, davalı ...'nin CSP iş programının ve anlaşmasının özel bir anlaşma niteliğinde bulunduğunu, buna göre fiyat teklifinin davalı yanca onaylayıp aktive edilmek ve ... internet sayfası CSP online kaydedilmek suretiyle satış işlemlerinin sağlandığını, ayrıca indirim ve geri ödeme sisteminin uygulandığını, taraflar arasındaki CSP sözleşmesi ilişkisinin 2002 yılından itibaren kesintisiz olarak sürdürüldüğünü, en son 2007 yılında CSP sözleşmesi imzalandığını, davacı şirket tarafından dava dışı DMO'ya ... satışı yapılırken davalının Türkiye ofisi konumunda bulunan ... Limited Şirketince dava dışı DMO'ya gönderilen 19/04/2010 tarihli yazı ile, müvekkil şirketin DMO'ya mal satış yetkisinin iptal edildiğinin bildirildiğini, 19/04/2010 tarihindeki yetki iptali nedeniyle davacı şirketin dava dışı DMO'ya ... ürün satış hakkının davalı yanca engellendiğini, söz konusu engelin giderilmesi için gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine müvekkil şirketçe 19/04/2010 ile 04/03/2014 tarihleri arasındaki dönemde uğranılan zararın tahsili amacıyla Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/236 Esas sayılı dosyası ile kısmi dava açıldığını ve yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne hükmedildiğini, bahsi geçen dosyada bakiye alacağın bulunduğunu ve oluşan zarar kapsamında bakiye alacağın tahsilinin gerektiğini belirterek, 19/04/2010 - 04/03/2014 tarihleri arasında oluşan bakiye 9.858.868,97 TL zararın ihtarname tarihi olan 03/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkili şirketin yerleşim yerinin İstanbul olduğunu, bu nedenle davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunu, davacı şirketin, dava dışı DMO nezdinde soruşturma geçirdiğini ve satış ekranının DMO tarafından kapatıldığını, ancak bu konuda davacı yanın, müvekkil şirkete bir bilgilendirmede bulunmadığını ve ... ortak davranış ilkelerini ve dolayısıyla ... ortak anlaşmasını ihlal ettiğini, müvekkili şirketin önceki dönemlerde kar kaybından sorumlu olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davalı şirketin, davacı şirket ile dava dışı DMO arasındaki 2009-2010 katalog sözleşmesinin sona erdiği 31/12/2010 tarihinden sonraki dönemler için sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kaldı ki 31/12/2010 ile 04/03/2011 arası dönemde DMO ile akdedilen bir katalog sözleşmesi bulunmadığını, bunun yanı sıra eldeki davada temerrüt olgusunun gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın zaman aşımına uğradığını, davacı şirketin, müvekkil şirket ile diğer davalı şirket aleyhine Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/236 Esas dosyası ile dava açtığını, söz konusu dosyada yapılan yargılama neticesinde müvekkil şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine hükmedildiğini, taraflar arasında ... ortak anlaşmasının ve anlaşma eki niteliğindeki ... ortak davranış ilkelerinin bulunduğunu, müvekkil şirketin sözleşmenin tarafı olmadığını, davacı şirketin, dava dışı DMO tarafından 11/03/2010 tarihinde resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında soruşturmaya tabi tutulduğunu ve davacı şirketin iki (2) ay boyunca satış ekranının dava dışı DMO tarafından kapatıldığını, gerçekleştirilen bu işlemler için ... ortak anlaşma hükümleri ve ortak davranış ilkeleri uyarınca bilgilendirme yükümlülüğünün bulunmasına karşın davacı şirketin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kurumsal malzeme programının, davacı şirketin, dava dışı DMO'ya ... ürünü satabilme yetkisi ile ilgisinin olmadığını, bu programın koşullarının hukuki nitelik itibariyle iki taraflı bir sözleşme kapsamında yer almadığını, konuya ilişkin davacı şirketin tek taraflı taahhüdünün olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket taragından, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/236 Esas sayılı dosyası ile kısmi dava açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne hükmedildiği belirtilerek, 19/04/2010-04/03/2014 tarihleri arasına ilişkin bakiye 9.858.868,97 TL zararın tazmini istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmış ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2023 Tarih ve 2021/9025 Esas, 2023/2656 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2024 Tarih ve 2024/907 Esas, 2024/6791 Karar sayılı kararı doğrultusunda onanarak kesinleşen Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2023 Tarih ve 2023/1498 Esas, 2023/1570 Karar sayılı kararıyla, davacı şirketin 10/05/2010 - 31/12/2010 tarih aralığında oluşan zararı talep edebileceği ve bu tarih aralığında oluşan zararın 1.082.026,95 TL olduğu, başkaca zararının bulunmadığı hususunun belirlendiği, bahsi geçen bu kararın kesin delil niteliği oluşturduğu, bu hali ile davacı şirketin kesinleşen tarih aralığı dışındaki tarihlere yönelik zararının olmadığı gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Limited Şirketi aleyhine açılan davanın ise reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eldeki davada 08/04/2011 tarihi ve 04/03/2014 tarihi arasındaki döneme ilişkin bakiyenin istenildiğini, kar kaybının bitiş tarihinin 31/12/2010 olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin tüm zararlarının karşılanmasının mülkiyet hakkının bir gereği olduğunu, 31/12/2010 tarihi itibariyle davacı şirketin yetkisinin sonlandırılmadığını, yenilenerek devam ettiğini, 16/08/2010 tarihli sözleşmeye bağlı olarak müvekkil şirketin taraf olduğu 2011 - 2014 yıllarına ait dönem kapsamında satış süresi (03/03/2014) sonuna kadar yükümlülüğün bulunduğunun kabulünün şart olduğunu, 2011 - 2014 DMO katalog süresinin uzayarak üç (3) yıla çıkmış olması nedeniyle ... - TR'nin muaraza çıkarmasının ve anlaşmada yer alan yükümlülüğe uymamasının makul görülemeyeceğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, satış yetki belgesinin iptali nedeniyle 10/05/2010 tarihi ile 31/12/2010 tarihi aralığı için hesaplanan zarar dışında davacının herhangi bir bakiye zararının bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacının 19/04/2010 - 04/03/2014 tarihleri arasında oluşan zararı talep etme hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 19/04/2010 - 04/03/2014 tarihleri arasında oluşan bakiye zararın tahsili talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. 16/08/2010 tarihli ... Ortak Anlaşması, davacı ile davalı ... Türkiye temsilcisi ... Limited Şirketi arasında tanzim edilmiştir. Sözleşmenin "Tazminat ve sorumluluğun sınırlandırılması" başlıklı 11. maddenin (b) bendinin 10. Bölümde; "(Fikri mülkiyet tazminatı) yer alan talepler ya da bedensel yaralanma veya ölüm nedeni ile ileri sürülen tazminat talepleri ve yerel mevzuat uyarınca sorumluluğun sınırlandırılamadığı, diğer tüm tazminat talepleri hariç olmak üzere ... nin bu anlaşma altındaki maksimum sorumluluğu olay başına 1.000.000 dolardır. Hiçbir durumda ... iş kesintisi, veri kaybı gelir herhangi başka özel, arizi, yasal cezai veya dolaylı zararlardan size karşı sorumlu değildir. Yerel mevzuatın izin verdiği ölçüde bu sınırlamalar ihmal, yanlış beyan veya sözleşmeden ya da haksız fiilden kaynaklanan her türlü ihlal ve diğer her tür tazminat taleplerinde sorumluluğun temelinden bağımsız olarak geçerlidir." hükmü, "Süre ve fesih" başlıklı 15. maddenin b bendinde; "İş bu anlaşmayı herhangi bir zamanda teslim alındığı tarih itibariyle tebliğ edilmiş sayılan yazılı bir ihbarı 30 gün önceden göndermek suretiyle herhangi bir sebep göstermeksizin feshedebilirsiniz. İş bu anlaşmayı herhangi bir zamanda hiçbir sebep olmaksızın teslim alındığı tarih itibariyle sayılan 60 günlük yazılı ihbar veya ... tarafından daha uzun süreli yazılı ihbarda bulunmak suretiyle fesh edebiliriz işbu anlaşmanın Feshi, anlaşmadan rücu veya karşı tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak bildirimlerin noter marifetiyle, iadeli taahhütlü mektupla veya telgrafla belirtilen adreslerine yapılması gerekmektedir." hükmü bulunmaktadır. Diğer yandan, aynı sözleşmenin 16/h maddesinde; İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Ortak Anlaşmanın 16/c. Maddesi ile de davranış ilkelerine yollama yapıldığı görülmüştür. "CSP Perakendeciye" başlıklı 1 Mayıs 2007 tarihli anlaşma mektubunun incelenmesinde, söz konusu mektubun, ... ... tarafından davacı şirkete yazılmış olduğu, taraflarca imzalandığı, ilgili mektup ile, CSP programına katılımın faydaları, perakendeci seçim kriterleri ... kurumsal malzeme programı kayıt ve şartları, teklifleri ne şekilde kabul edileceği belirtilerek programın süresi parekendecinin GSP ye katılımı, detayı verilen seçim kriterlerine uyma ve bu şartların hem ... hem de perakendecinin yasal temsilcisi tarafından imzalanmasına tabi olduğu, CSP sözleşmelerinin iptalinin katılımcı perakendeci hesap temsilcisinin düşük performansı halinde 30 gün önceden yazılı bildirim yapmak suretiyle CSP sözleşmelerini bitim tarihinden önce iptal etmeye yetkili olduğu, normalde sözleşme süresinin yarısının geçmesinden sonra bir inceleme yapıldığı, kurumsal malzeme programının iptali ve değişiklikleri kısmında; ... katılımcı parekendeciye 14 gün önce yazılı bildirim yapılmak suretiyle herhangi bir yükümlülük veya tazminat borcu olmaksızın uygun gördüğü her zaman kurumsal malzeme programını değiştirme veya sona erdirme hakkına sahip ulunduğu, değişiklik veya sonlandırmaların ... nin bildiriminden önce yürürlükte olan teyitli CSP sözleşmelerini etkilemeyeceği bildirilmiştir. 16/02/2009 tarihli yazıda, ... Türkiye temsilcisi tarafından dava dışı Devlet Malzeme Ofisine ... ürünlerinin yetkili bayisinin davacı şirket olduğu, bu belgenin düzenlendiği tarihten itibaren kataloğun geçerli olduğu süre boyunca geçerliliğini koruduğu ifade edilmiştir. 16/06/2009 tarihli katalog kapsamındaki firmalardan gerçekleştirilecek açık satışlara ait satın alma sözleşmesi, dava dışı Devlet Malzeme Ofisi ile davacı şirket arasında düzenlenmiş olup, sözleşmenin geçerlilik süresinin 16 Haziran 2009 tarihinden 31 Mart 2010 tarihi mesai bitimine kadar olduğu belirtilmiştir. Yetki Belgesinin tetkikinde, davalı ... Türkiye temsilcisi ... Limited Şirketi tarafından dava dışı DMO'ya hitaben düzenlenen 16/02/2009 tarihli yazı ile, davacı şirketin satışa yetkili bayi olduğu belirtilerek, yetki belgesinin düzenlendiği tarihten itbaren kataloğun geçerli olduğu süre boyunca geçerliliğini koruduğu beyan edilmiştir. Davalı ... Türkiye temsilcisi ... Limited Şirketi tarafından dava dışı DMO'ya hitaben yazılan 19/04/2010 tarihli yazı ile, davacı şirket adına, taraflarınca düzenlenen yetki belgesinin görülen lüzum üzerine iptal edildiği, 20/04/2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, adı geçen firmanın ... tüketim malzemelerini yetkili bayi sıfatıyla satamayacağı bildirilmiştir. Dava dışı DMO'nun davacıya hitaben yazdığı iptal yazısında; (... Türkiye temsilcisi ... Limited Şirketi tarafından DMO'ya hitaben düzenlenen 19/04/2010 yazı gerekçe gösterilerek) 16/06/2009 tarihli sözleşme eki listede yer alan 193 kalem sarf malzemesi ürünün 26/04/2010 tarihi itibariyle katalog kapsamından çıkartıldığı belirtilmiştir. Devlet Malzeme Ofisi tarafından davacıya gönderilen 28 Nisan 2010 tarihli yazıda, "... Türkiye temsilcisi tarafından 19/04/2010 tarihli yazı ile 2009-2010 dönemi katalog sözleşmesi iki listede yer alan tüm ... marka sarf malzemesi ürünlerin yetkili satıcılık belgesinin iptal edildiği bildirildiğinden, firmanız ile ofisimiz arasında düzenlenmiş olan 16. 06. 2009 tarihli sözleşme eki listede yer alan 193 kalem ... marka sarf malzemesi ürün 26/04./2010 tarihi itibarıyla katalog kapsamından çıkarılmıştır." şeklinde bildirim yapıldığı tespit edilmiştir. 22 Haziran 2010 tarihli ... ... tarafından gönderilen e- mail ile de, davacıya, ...'nin şu an için Devlet Malzeme Ofisi kataloğu için yetki belgesi yenileme konumunda olmadığı, ancak ...'nin kanal programının bir üyesi olmaya devam ettiği yönünde açıklama gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Yine, Devlet Malzeme Ofisi tarafından 15 Mart 2011 tarihinde gönderilen yazıda, davacı şirkete, ofisleri ile aralarında akdedilen 04/03/2011 tarihli Katalog kapsamındaki firmalardan gerçekleştirilecek açık satışlara ait satınalma sözleşmesinin gönderildiği, sözleşmenin 19'uncu maddesinde süresinin 04/03/2011 tarihinden itibaren 03/03/2014 tarihi mesai bitimine kadar olduğu hususunun ifade edildiği belirtilmiş, belge her iki iki tarafça imzalanmıştır. DMO 21/12/2011 tarihinden sonra imzalanan sözleşmelerde katolog sözleşmelerinin süresinin 1 yıla indirildiğini, bu tarihten önce sözleşme imzalayan firmalar için sürenin 3 yıl olarak devam ettiğini, davacı firma ile de 04/03/2011 tarihinde imzalanan sözleşme ile 3 yıl bandının uygulanacağını, dolayısıyla sözleşmenin 03/03/2014 tarihinde sona ereceğini bildirmiştir. Konuya ilişkin, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/236 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı şirket tarafından davalı şirketler aleyhine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla yetki belgesinin iptal edildiği 19/04/2010 tarihinden dava tarihine kadar oluşan zarar ve ziyanın temini için şimdilik 25.000,00 TL maddi tazminat (kar kaybı) ile zedelenen ticari itibarın temini için 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili amacıyla dava açıldığı, devam eden süreçte ıslah ile maddi tazminat (kar kaybı) yönünden talebin 1.200.000,00 TL'ye yükseltildiği, yapılan yargılama neticesinde 15/03/2018 Tarih ve 2018/161 Karar sayılı karar ile davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Limited Şirketi aleyhine açılan davanın ise maddi tazminat istemi yönünden kabulüyle 1.200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Tarafların istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 05/11/2021 Tarih ve 2018/2017 Esas, 2021/1513 Karar sayılı kararı ile, davacı şirket vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı ... Limited Şirketi vekilinin istinaf talebinin ise kabulüne karar verilerek, faizin başlangıç tarihi dava tarihi ve ıslah tarihi olarak düzeltilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili ve davalı ... Limited Şirketi vekili tarafından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurumuş, söz konusu başvuru üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, 05/03/2023 Tarih ve 2021/9025 Esas, 2023/2656 Karar sayılı karar ile, kâr kaybı hesabının 10/05/2010 tarihi ile sözleşmenin sonu olan 31/12/2010 tarih aralığı esas alınarak yapılması gerektiği gerekçesiyle mevcut karar bozulmuş ve dosya yeniden yargılama yapılmak amacıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiştir. Bozma kararından sonra Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22 Hukuk Dairesince bozma ilamına uyularak yapılan değerlendire neticesinde 10/05/2010-31/12/2010 tarih aralığı esas alınarak davalı ... Limited Şirketi hakkında açılan maddi tazminat (kar kaybı) davasının 1.082.026,95 TL üzerinden kısmın kabulüne hükmedilmiş olup, söz konusu hüküm Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2024 Tarih ve 2024/907 Esas, 2024/6791 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26/1. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü yer almakta olup, aynı Kanun'un "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31/1. maddesinde ise "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Eldeki davada, davacı tarafça 06/07/2020 tarihli dava dilekçesi ile, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2018 Tarih ve 2011/236 Esas, 2018/161 Karar sayılı dosyasında kısmi dava açıldığı ve davanın kısmen kabulüne kararı verildiği, yeni açılan davanın ise ilk davanın ek davası niteliğinde olduğu, söz konusu ilk dosyada alınan bilirkişi raporu ile tüm zararın tespit edildiği ve 19/04/2010 - 04/03/2014 tarihleri arasına ilişkin bakiye zararın bulunduğu belirtilerek dava açılmış, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/236 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi kurul raporu ile 19/04/2010 tarihi ile 04/03/2014 tarihi arasında oluşan kar kaybının 11.058.868,97 TL olduğu, yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak, bilirkişi kurul raporu ile dava konusu sözleşmelerin incelenmesinde, oluşan kar kaybının 11.058.868,97 TL olarak hesaplandığı gözlemlenmiş olmakla birlikte, ilk dosyada yapılan yargılama sırasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, 05/03/2023 Tarih ve 2021/9025 Esas, 2023/2656 Karar sayılı karar ile, kâr kaybı hesabının 10/05/2010 tarihi ile sözleşmenin sonu olan 31/12/2010 tarih aralığı esas alınarak belirlenmesi gerektiği yönünde açıklamada bulunulmuştur. Bu noktada, dava dilekçesindeki beyanlar ile yargılama aşamasındaki iddialar gözetilerek, davacının, Yargıtay bozma ilamındaki tarihler dışında farklı dönem aralıklarına ilişkin isteminin olduğu gözetilerek, DMO tarafından satış ekranlarının tekrar kapatılıp kapatılmadığının ve kapatılmış ise yeniden açılıp açılmadığının, veya davalı yanca sözleşme hükümlerine aykırı harekette bulunulup bulunulmadığının, bu itibarla bozma ilamı dışındaki tarihler çerçevesinde bir zararın varlığından söz etme imkanının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi önem arz etmektedir. O halde, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davanın dayanağı Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2018 Tarih ve 2011/236 Esas, 2018/161 Karar sayılı dosyasında 10/05/2010 - 31/12/2010 tarih aralığı için maddi tazminatın (kar kaybının) kabul edildiği anlaşılmakla birlikte, davacı yanın 06/07/2020 tarihli dava dilekçesi ile bu kez 19/04/2010 - 04/03/2014 tarihleri arasında oluşan bakiye zararı talep ettiği dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacı şirket vekiline 06/07/2020 tarihli tarihli dava dilekçesi açıklattırılarak, söz konusu davanın niteliğinin sorulması ve bu itibarla talebin tam olarak açıklığa kavuşturulması, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşen ilk dosyada yer alan dönem aralığı (10/05/2010 - 31/12/2010 tarih aralığı) ile eldeki dosyada tazmini istenen dönem aralığının farklı tarihleri (19/04/2010 - 04/03/2014) içerdiği görülmekle, eldeki davanın ek dava niteliğinde olup olmadığının araştırılması, devamla söz konusu ikinci tarih aralığına ilişkin bir zararın bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, zararın bulunduğunun anlaşılması durumunda ilk dosyada yer alan "...inceleme sonuçlanıncaya kadar adı geçen firmanın tüm ürünlerinin satışları 12.03.2010 tarihinden itibaren durdurulmuş olup 10.05.2010 tarihinde yeniden yayına açılmıştır." şeklindeki açıklama kapsamında 12/03/2010 tarihi itibariyle DMO tarafından satış ekranlarının kapatıldığı ve 10/05/2010 tarihinde yeniden açıldığı, dolayısıyla 10/05/2010 tarihine kadar geçen sürede gerçekleşen kâr kaybından davalı yanın sorumlu tutulamayacağı göz önünde tutularak, zararın başlangıcı olarak belirlenen 10/05/2010 tarihi ile zararın sonu olarak gösterilen sözleşmenin sona erdiği 31/12/2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin zarar (kar kaybı) hesabının yapılması, buna göre mevcut talebin incelenmesi ve bu doğrultuda değerlendirme yapılması, tarafların sorumluluğunun tartışılması ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece, tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve bu kapsamda sonuca gidilmesi gerekirken yetersiz araştırmaya dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamıştır. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden (sair istinaf nedenleri incelenmeksizin) davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/288 Esas, 2025/164 Karar sayılı ve 27/02/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1037, K. 2026/750, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1037-e-2026-750-k-7e4c06809628