Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/96 E. 2026/1423 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/96
- Karar No
- 2026/1423
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/96 Esas
KARAR NO : 2026/1423 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2019/317 Esas - 2021/512 Karar
TARİHİ: 15/06/2021
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket ile Davalı arasında 18/05/2016 tarihinde acentelik sözleşmesi uyarınca İstanbul ili ... Acentesi olarak çalışma konusunda anlaşma sağlandığını sözleşmenin bitimine 3 yıldan fazla bir süre bulunmakta iken Bakırköy 25.Noterliğinin 20/03/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihbarnamesinin müvekkiline gönderildiği, buna karşılık müvekkilince Silivri 5. Noterliğinin 23/03/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinin gönderildiğini acente sözleşmesinin haksız şekilde fesh edildiğini, feshe dayanak yapılan maddenin fesih nedeni olmayıp ceza nedeni olduğunu, cezayı ödedikleri halde sözleşmenin haksız şekilde fesh edilerek zorla müvekkilinin kiraladığı yerdeki tüm dokümanların, bilgisayarların, laptopların zorla toplanarak müvekkilin rızası dışında başka bir acenteye nakledildiğini, müvekkiline iş yaptırılmadığını haksız fesihten dolayı davanın kabulü ile portföy tazminatı, kira lacağı, maadi ve manevi tazminat, menfi ve müsper zararlar ile cari hesap alacağı ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 05/05/2021 tarihinde harçlandırılmış ıslah dilekçesi ile; Islah talebinin kabulü ile davacı müvekkil şirketin alacağına ilişkin olay tarihinden itibaren ıslahı yolu ile arttırdığımız 318.974,89 TL cari hesap alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 16/08/2017 tarihli disiplin kurulunda, acentenin 17.000,00-TL kasa açığı olduğu ve serendir adı verilen müvekkil şirket sistemine yanıltıcı bilgiler girerek kasa açığını örtbas etmeye çalıştığı, cari hesapları zamanında tahsil etmediği için uyarı cezasının verildiğini, Mart 2018’de tespit edilen kasa açığına istinaden davacı şirket yetkilisi ... imzalı dilekçede 40.000,00-TL kasa açığının kabul edildiğini, bu tutarın personel ödemeleri ve araç ödemeleri için kullanıldığının beyan edildiğini ve bu açığa karşılık 24/04/2018 vadeli çekin verildiğini, kasa açığına ilişkin sözleşme uyarınca fatura mukabili %20 yaptırım uygulandığını, davacı tarafın, sözleşmeden doğan edimlerini usulüne uygun yapmaması nedeniyle 20/03/2018 tarihli fesih bildirimi ile sözleşmenin haklı gerekçelerle feshedildiğini, 10/08/2018 tarihinde denetim birimi tarafından yapılan denetimde, acentenin 321 adet fatura karşılığı tahsil ettiği 7.395,95-TL'yi kasaya girmeyip kullandığı tespit edilerek sözleşme uyarınca fatura mukabili %20 cezai müeyyide uygulandığını, davacı yanın acentelik sözleşmesinin kasa açığı olması ve personellerinin maaşlarının ve sgk primlerinin ödenmemesi nedeniyle fesh edildiğini, davacının yapmış olduğu masrafları acentelik sözleşmesinin feshedilmesi dolayısıyla talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının tacir olup tacir sıfatının yüklediği sorumluluklar ve yükümlülüklere uygun hareket etmek zorunda olduğunu, ticarete ilişkin tüm faaliyetlerinde basiretli davranıp, buna bağlı olarak üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak hukuki ilişkiye girmesi gereken tacirlerin borcunun, bir ücret veya cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemeyeceğini, tek taraflı fesih hakkı tanınan ve haklı veya haksız fesih halinde herhangi bir tazminat ve maddi hak talep hakkı tanımayan sözleşme hükümlerinden ari olarak davacının elde edeceği ücret hakkından mahrum kalması hasebiyle zarar tazminini isteyemeyeceğini, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesinin arz ve talep edildiği..." görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 15/06/2021 tarih ve 2019/317 Esas - 2021/512 Karar sayılı kararında;
"......Dava dilekçesi içeriğinden davacının cari hesap alacağı talebinin bulunduğu da anlaşılmakla ticari defter ve belgeler üzerinde de inceleme yapılmış olup davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarından davalıdan toplam 318.974,89-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. Davalı taraf ise bilirkişi tarafından tüm aramalara ve ihtarata rağmen defterlerini sunmadığından inceleme yapılamamış olup davacı defterleri incelenerek hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Ayrıca, davalı taraf ıslah dilekçesinin süresi içerisinde olmadığını belirtmişse de sunulan dilekçe içerik olarak bedel artırım dilekçesi olup bu yöndeki itirazların reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın maddi taleplerden cari hesap alacağına yönelik kısım yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin maddi talepler ile manevi tazminat talebi yönünden reddine karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davanın maddi taleplerden cari hesap alacağına yönelik kısım yönünden kabulü ile 318.974,89TL'nin bedel arttırım tarihi olan 04/05/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin maddi talepler ile manevi tazminat talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil ile davalı şirketin 18.05.2016 tarihinde Acentelik Sözleşmesi uyarınca İstanbul ilinde ... Acente olarak çalışma konusunda anlaştıklarını, yapılan sözleşmenin 5 yıl süreli olduğunu, sözleşmenin bitimine 3 yıldan fazla bir süre bulunmakta iken müvekkil şirkete fesih ihbarnamesi gönderildiğini, fesih sebebi olarak ... numaralı yaptırım maddesinin gösterildiğini, ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. maddesi gereğince yapılan acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, ihbarnamede yer alan gerekçenin asılsız olduğunu, davalı şirket gerekli olmadığı halde haksız rekabeti oluşturacak adımda bulunarak Silivri İlçesi sınırları içinde başka bir şirkete acentelik verdiğini,
Yerel mahkeme tarafından maddi - manevi tazminat, kira alacağı ve portföy tazminatı taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, müvekkil şirketin davalı tarafından açıkça maddi zarara uğratıldığını, müvekkil şirketin çevresinde kazandığı itibarı aşağılayan yazılı, sözlü veya görüntülü beyanlar, şu veya bu vasıflara sahip olmadığına dair yayınların şeref ve haysiyete yönelik tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiğini, yerel mahkemece müvekkil şirketin itibarının zedelendiğine ilişkin iddialarının irdelenmediğini, kira sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesinin ardından aktif olarak görünmesinden kaynaklı olarak müvekkil şirketin ayrıca zarara uğradığını, ancak yerel mahkemenin bu durumu göz ardı ettiğini, müvekkil şirket tarafından müşteri portföyünün genişlediği ve fesih sonrası davalının işbu müşterilerden kazanç sağladığının sunulan deliller ile ispatlandığını,
Yerel mahkemece bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarının değerlendirmediğini, ek rapor taleplerinin, menfi ve müspet tazminat taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, tüm tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Talep sonucunda istenmeyen cari hesap alacağının kabulüne dair mahkeme kararının taleple bağlılık ilkesinin ihlali niteliğinde, hukuka ve usule aykırı olduğunu, mahkemece dava dilekçesinde talep sonucunda yer verilmeyen cari hesap alacağının kabulüne karar verildiğini, davacının cari hesap alacağı hakkında harçlandırılmış bir davası bulunmadığını,
Davacı tarafından yapılan ıslahın hukuka aykırı olduğunu, mahkemece davacının ıslah beyanının talep artırım olarak nitelendirilmesinin de hukuka ve usule aykırı olduğunu, zira ıslah beyanının HMK. m.181‘e göre yasal süre içerisinde sunulmadığını, kanunun emredici hükmü ile belirlenen sürelerin mahkeme kararıyla uzatılmasının hukuken mümkün olmadığını, ıslah dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğini, bedel artırım dilekçesinin sadece HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası açılması halinde ve bu davada da bir defa sunulabileceğini, davacının bedel artırım dilekçesi sunabilmesi için, davasını HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini dava dilekçesinde açıkça belirtmiş olması gerektiğini,
Davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin yapılan bilirkişi incelemesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm tesisine elverişsiz olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi incelemesi için inceleme günü tayin edilmediğini, bilirkişi heyetinin davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının ibrazı için davalı şirkete ulaşmamış ya da hatalı iletişim bilgileri neticesinde ulaşamamış olmasının davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmekten imtina ettiği hukuki sonucunu doğurmayacağını, bilirkişinin sadece davacı ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yaptığını, davacı kayıtları ve davalı kayıtlarıyla doğrulanmadığını, dolayısıyla davacı kayıtlarının lehine delil oluşturmasının hukuken mümkün olmadığını,
Acentelik sözlemesinin davalı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğinin dosyada mübrez deliller ile ispat edildiğini ve ayrıca bilirkişi raporunda da tevsik edildiğini, davacının tazminat talep edemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesinden doğan tazminat taleplerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı .... Ltd. Şti. ile davalı ... A.Ş. arasında 18.05.2016 tarihinde acentelik sözleşmesi ve aynı tarihli ek sözleşme imzalanmış, sözleşme uyarınca davacı ... Acentesi olarak çalışmaya başlamıştır. Yapılan sözleşme 5 yıl süreli bir sözleşme olup, sözleşmenin bitiminden önce davalı tarafından davacı muhataba Bakırköy 25. Noterliğinden gönderdiği 20.03.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmenin feshi konulu ihtarname ile sözleşme feshedilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinin konu başlıklı bölümünde davanın; Acentelik Sözleşmesinin İptali, Haksız Fiil, Cari Hesap Alacağı, Ticari Nitelikli Hizmet Sözleşmesinden ve Ticari İşletmenin Satılması ve Devri ile Maddi - Manevi ve Müspet - Menfi Zararların Tazmini olduğu belirtildiği, dava dilekçesinin içeriğinde; bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği belirtilerek menfi, müspet ve diğer tüm zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kaydı ile dava tarihinden itibaren işleyecek uygulanması gereken faizlerle birlikte denkleştirme (portföy) tazminatı ile toplam 70.000,00 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği, dava dilekçesinin hetice-i talep kısmında ise; 15.000,00 TL portföy tazminatı + 7.500,00 TL kira alacağı + 15.000,00 TL Maddi Tazminat + 20.000,00 TL Manevi Tazminat + 12.500,00 TL Menfi ve Müspet Tazminat ve doğan diğer tüm zararlara ilişkin belirtilen toplam 70.000,00 TL'sının davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiş ve tevzi formunda dava değerini 70.000,00 TL. Olarak gösterip bu miktar üzerinden harç yatırıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili 09/07/2019 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında;''...kiraladığı iş yerinin kirasını vermeye devam etmesi nedeniyle kira alacağının yanı sıra manevi zararının olduğu, ayrıca dilekçenin sonuç kısmında yazdığı maddi tazminat, acenta faaliyetleri nedeniyle çekilen kredi borçlarının sözleşmenin feshi nedeniyle ödenmeyen ekstra faizler, araçlarına uygunlanan hacizler ve araçların bağlanması nedeniyle uğranılan talepler olduğu, son olarak dilekçenin 6. Maddesindeki talebinden kastının sözleşme devam etse idi 5 yıllık süre sonunda kazanılacak miktarı talep ettiğini,''beyan etmiştir.
Mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığı; taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, bu kapsamda davacının portföy tazminatı, maddi tazminat, manevi tazminat, müspet zarar ve kira alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi ek sözleşmesinin özel hükümler başlıklı 7/6 maddesinde; "Acente kargo ücretlerini ... adına tahsil etmekle görevli ve yetkilidir. Tahsil edilen ücret aynı gün Bölge Müdürlüğünün... hesabına havale eder. Havale ve Banka işlem masrafları acenteye aittir.Acente,...'nun onayı dışında tahsilatları geciktiremez. Acente gecikme halinde,günlük olarak gecikme tutarının %0,2 'si kadar gecikme bedeli ve geciken tutarın %15'ini cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder.Gecikme 6 günü geçemez ve yıl içinde 3 defa tahsilatı geciktirmesi veya 6 günü aşan gecikmelerde ... anlaşmayı feshedebilir". Hükmü düzenlenmiş,ayrıca acentelik sözleşmesinin sözleşmenin süresi ve feshi başlıklı 8/2 maddesinde; Taraflara sözleşmeyi tek taraflı olarak süresinden önce feshetme yetkisi tanınmıştır.
Davalı taraf fesih ihtarında hem haklı nedenle feshe hemde sözleşmenin 8. Maddesindeki feshe dayanmış, mahkeme hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntısı açıklandığı üzere davacı tarafça sözleşme birden çok kez ihlal edilmiş olması nedeniyle de davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği tespit edildiği gibi davalı taraf fesih ihtarında aynı zamanda sözleşmenin 8. Maddesi uyarınca verilen fesih hakkına dayalı olarak fesih bildiriminde bulunmuş olduğundan, davalının yapmış olduğu fesih bildiriminin sözleşmeye uygun olduğu, bu bakımdan haksız bir fesihten söz edilemeyeceği, dolayısıyla da davacının haksız feshe dayalı olarak talep etmiş olduğu tazminat taleplerinin yerinde olmadığına yönelik mahkeme tespiti ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekili tarafından bu yönde ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Mahkemece verilen hüküm gerekçesinde, dava dilekçesi içeriğinde davacının cari hesap alacağı talebinin bulunduğu gerekçesi ile cari hesap yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda açıkça yazıldığı üzere, davacı dava dilekçesi ile; feshin haksız olduğundan ve hukuka aykırı yapılan fesih nedeniyle zarara uğradığından bahisle; (1) portföy tazminatı, (2) kira alacağı, (3) maddi ve manevi tazminat ile (4) menfi ve müspet tazminat ödenmesi istemiyle huzurdaki davayı ikame ettiği, mahkemece taraf vekillerinin hazır olduğu ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığı; davacının portföy tazminatı, maddi tazminat, manevi tazminat, müspet zarar ve kira alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında uyuşmazlık olduğu şeklinde tespit edilmiş, taraf vekillerince uyuşmazlık tespitine itiraz edilmeyip tutanak altı imzalandığı, tahkikat, HMK'nın 140/3. Son cümle uyarınca ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık konusuyla sınırlı olmak üzere ön inceleme tutanağı esas alınarak yürütülmek durumundadır. Dava dilekçesi ile usulünce talep edilmeyen bağımsız bir talep ıslah yolu ile de davaya dahil edilemeyecektir. Dava dilekçesinin netice-i talep kısmında açıkça talep edilmeyen ve mahkemece uyuşmazlığa konu edilmeyen ıslah dilekçesi ile harçlandırılıp talep edilen cari hesap alacağı talebinin HMK. 26 maddesi de gözetilerek reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
B-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarih ve 2019/317 Esas - 2021/512 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
1-Davanın REDDİNE,
İLK DERECE YÖNÜNDEN:
2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının (1.195,43 TL peşin harç + 5.448,00 TL. ıslah harcından oluşan toplam= ) 6.643,43 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.911,43 TL. harcın talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 123,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar dikkate alınarak hesap ve takdir olunan 51.035,98 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ile davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
8-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
10-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 243,00 TL yargılama giderinden oluşan toplam: 981,00 TL.'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.