Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/930 E. 2026/1134 K. – Ticari Şirket

Konu: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/930
Karar No
2026/1134
Karar Tarihi
Konu
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/930

KARAR NO: 2026/1134

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/03/2024

NUMARASI: 2022/44 Esas - 2024/227 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı.... A.Ş.'nin 24/12/2021 tarihinde yapılan sermayenin yaklaşık 6 kat artırımına ilişkin olağanüstü genel kurulu kararıyla kararın 6. maddesindeki şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi metninin iptali ve dava sonuna kadar tedbiren sermaye artırım kararının durdurulmasını talep ettiğini, davalının 24.12.2021 tarihli olağanüstü genel kurul tutanağı özeti ve kararın yerine getirilmesine ilişkin 28.12.2021 tarihli 2021/22 rüçan hakkının kullanımına ilişkin yönetim kurulu kararının ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, genel kurul kararının usulüne uygun olarak tescil ve ilanı yapılmadığını, davalı şirketin iptali istenen sermaye artırım kararı ve muhalefet şerhinin; davalı .... A.Ş.' nin 24.12.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin 31.878.000-TL olan sermayesinin yaklaşık altı kat artırılarak 158.622.000-TL ilavesiyle 190.500.000-TL'ye çıkarılmasına, bunun içinde 100.000.000-TL'nin nakit olarak ortaklar tarafından karşılanması kararının rasyonel verimlilik esasları ticari hayatın icabları dürüstlük ilkeleri azınlık hakkı sahiplerinin korunması mevcut şirket aktivasyonunun karlılık esasına göre yürütülmesi İlkelerine aykırı olduğunu, 24.12.2021 tarihli davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında muhalefet şerhi metninin "... karara muhalif olduğunu, şerh koymak istediğini belirtti, ... A.Ş.'nin %27,77 paydaşıyım, bu güne kadar şirkette hiçbir kar payı dağıtılmamıştır, şirketin taşınmaz mal varlığı planlanan sermaye artırımını rahatlıkla karşılayacak potansiyeli vardır, ... A.Ş.'nin ...A.Ş.'deki iştirak paylarının eklenmesi suretiyle sermaye artırımı rahatlıkla gerçekleştirilebilir, ...A.Ş.'deki %6,4 iştiraki parasal olarak yaklaşık bu günkü değeri 26 milyon USD tahmini bedel içermektedir, ayrıca ...A.Ş. iştiraki olan ... A.Ş.'ye hiçbir şekilde dokuz yıldır kar payı vermemiştir, bu durum TTK hükümleri ve Yargıtay kararlarına göre bir fesih sebebi sayılabileceği, biz iyi niyetle fesih davası açmayı düşünmedik, fakat 01.12.2021 tarihinde ...A.Ş. ve ... A.Ş. şirketlerindeki faaliyetleri nedeniyle muhasebe müdürü şirket mali danışmanı yönetim kurulu başkanı hakkında usulsüzlük iddiasıyla C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur, 16.12.2021 tarihinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ara karar alınıp 17.03.2022 tarihinde şirket fesih davası duruşması yapılacaktır, 22.12.2021 tarihinde bu husus ... A.Ş.'ye mahkeme tarafından elektronik ortamda gönderilmiştir, ...AŞ Türkiye'nin ilk ... şirketi arasındadır, bu durum gösteriyor ki, ... A.Ş.'nin istismar aracı olarak kullanıldığını paydaşlara luzümsuz bir yük getirildiğini göstermektedir, bu saatten sonra ayrıca şirket hissedarlarına kişisel bir yük getirmesinin anlamı psikolojik bir yıldırmadan öteye sonuç getirmeyeceği açıktır, bu nedenle nakdi sermaye artırımının kendi öz kaynakları dışında ek külfet getirmesi konusundaki davet ve verilecek kararlara karşıyım, burada hakim paydaş olarak bu hak pay sahiplerinin payının daha da azaltma ve şirketi ele geçirme kendi çıkarı doğrultusunda çekip çevirme amacının dışında rasyonel vicdani bir sonuç doğurmayacağından verilecek aksi yöndeki tüm kararlara karşı iptal davası açacağımızı bu hususların genel kurul tutanağına geçirilmesi" şeklinde muhalefet şerhi eklendiğini, ... A.Ş.'nin bir aile şirketi alarak kurulduğunu, %70,6 paydaş ...'ın ağabeyi olduğunu, %0,8 paydaş ...'ın ablasının oğlu olduğunu, %0,8 paydaş ...'ın kız kardeşi olduğunu, 1998 yılından başlayarak 2020 yılı Haziran sonuna kadar ... A.Ş. ve ...A.Ş. ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ...A.Ş.'de yönetici olarak geceli gündüzlü çalıştığını, finans ve işletme konusunda doktora yaptığını, ... A.Ş. dışında diğer şirketlerde ortaklığı olduğunu, 18.06.2020 tarihinde ...'ın kendisini aradığını, yeğenleri ...'e yapılan haksızlığa karşı olduğu bahane edilerek tehdit ve küfürlerine muhatap olduğunu ve şirketten kovulduğunu, bu durumu polise ve İstanbul C. Başsavcılığına bildirdiğini, İstanbul 1. Aile Mahkemesi 2020/3785 D. İş sayı ile koruma kararı verildiğini, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirkette 2021 yılına kadar yönetim kurulu üyesi olması gerekirken Ekim 2020 başında yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldığını, ... A.Ş.'de %27,8 payı olmasına rağmen yönetimde söz sahibi olmadığını, 27.10.2020 günlü grup şirketlerin çağrılı genel kurul toplantılarına katıldığını, ...'ın olmadığını, bu genel kurullarda ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğinden ikinci defa çıkarıldığını, diğer şirketlerde de münferiden temsil yetkilerinin ve yönetim kurul üyeliği yetkilerinin elinden alındığını, şuanda şirketlerin yönetiminde paydaş olmayanların yönetici olarak bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/192139 Soruşturma numaralı dosyasından ...A.Ş.'deki 2011-2019 yıllarında sermaye artırımının yapıldığı, genel kurullarda adına atılan imzaların sahte olduğu, sermaye artırımının usulsüz olduğu ve davalı ... A.Ş.'den ...'ın gayri resmi satışlar yaptırarak banka hesaplarına yüklü paralar aktardığı konularında şikayetçi olduğunu, soruşturma dosyasının derdest olduğunu, bu durumları şirketten kovulduktan sonra 2021 yılında öğrendiğini, ... A.Ş.'nin 15/10/2021 yılında çağrılı genel kurul toplantısına katıldığını, hiçbir şekilde sermaye artırımı konusunun konuşulmadığını, 01.12.2021 günü Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetinden sonra ... A.Ş. yönetim kurulu 01.12.2021 günü sermaye artırımı kararını misilleme olarak kendisini mağdur etme amacıyla aldığını, 25 yıldan beri ortakların sermaye koymadığını ve ... A.Ş. şimdiye kadar kar payı dağıtımı yapmadığını, kişisel husumet duygularıyla mevcut sermayenin 6 katına denk gelen bir nakdi sermaye artırım kararı alıp bu karar gereği davacı olarak bizden 27 milyon 800 bin TL para koymaları istendiğini, şirketin yılda 30 milyon TL kira geliri olduğunu, şirketin mevcut gayrimenkullarinin değeri bir milyar TL nin üzerinde olduğunu, TTK'da sermaye artırımından hakların sakınılarak kullanılması ilkesi mutedil davranma ölçülülük ilkesi paydaşların en az zarar göreceği şekilde kullanılması ilkelerine aykırı bir sermaye artırımı kararıyla karşı karşıya kaldığını, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/807 Esas sayılı dosyasından 21.12.2021 tarihinde .... Noterliğinde sermaye artırımı istenen ... A.Ş.'de fesih nedenlerinin haklılığı ve ikame ettiği fesih davasındaki dava tarihinde şirketteki payının reel değeri üzerinden hesaplatma yapılacağının ve 24.12.2021 tarihindeki sermaye artırım kararının hukuka aykırı olacağı, kötü niyete dayalı olduğu, yasal haklarının kullanılacağının ihtar edildiğini, fesih talep dilekçesinde ...'ın ... A.Ş.'nin kaynaklarını kendisinin %93,5 ortağı olduğu ...A.Ş.'yi geliştirme amaçlı kullandığı, bu kapsamda ... A.Ş.'nin iktisadi geleceğini tamamen kelepçelediği, ... A.Ş.'nin yaklaşık 50 milyon dolarını ...A.Ş.'de bloke ettiği açıklamalarıyla ihtar yapıldığını, ... A.Ş.'nin %6,4 ortağı olduğu ...A.Ş. 2010 Mayıs ayında üretime geçtiğini, Türkiye'nin %30 cam üretimini gerçekleştirdiğini, ...A.Ş.'nin 250 milyon USD yatırımı olan iki flot cam hattı ... sanayi bölgesinde faaliyetine devam etmekte olan 2021 yılında yaklaşık 200 milyon karı olan bir aile şirketi olduğunu, ancak ...A.Ş.'nin bu düzeye gelmesinin ... A.Ş.'nin katkılarıyla 11 yılda çıkış gösterdiğini, Bilecik ilinde 2021 yılında 250 milyon TL yatırım kararı alıp devreye soktuğunu, bu projede iki....... hattı olacağını, yıllık 500 bin ton cam üretimi gerçekleştirdiğini, bunun 150 bin tonunun lamina cam üretimi olduğunu, ......teki hat devreye girdikten sonra burada da 150 bin ton cam üretimi gerçekleşeceğini, ...A.Ş. sermaye artırım kararına esas alınan ... ihtiyacının yaklaşık 15 milyon metrekare olacağını, ...'yi üretimini ...A.Ş. bu güne kadar kendisi üzerinden yaptırmadığını, bunu ... A.Ş. üzerinden yaptırmasının tamamen ... A.Ş.'yi borçluluk içerisinde sürüklemek ve sonuçta borçluluğu nedeniyle ...A.Ş.'ye tamamen muhtaç ve yedekleme seviyesinde bıraktığını, aynı yöntemi ... A.Ş.'de ... A.Ş.'de uygulanarak bu şirketleri ...A.Ş. bünyesine hakim ortak tarafından katıldığını, 2020 Haziran ayında ... A.Ş.'de ayrıldığında bankalardan yaklaşık 13 milyon nakdi parası olduğunu, toplam borcunun yaklaşık 1,2 milyon olduğunu, 2021 yılında ise 30 milyon kira geliri olduğunu, lamina cam satışlarından gelen karı hariç olduğu halde şirketin ekstra bir borçlanma ameliyesine girmesine ihtiyacı olmadığını, ...'ın asıl amacının ...A.Ş. karşısında borçlanma ile cebelleşen şirkette davacının psikolojik olarak çökertmek olduğunu, ...'ın, davacının ... A.Ş.'deki paydaşlığını zayıflatmaya ve bitirmeye yöneldiğini, sermaye artırımı kararına dayanak yapılan fizibilite raporunun TCK 207. madde anlamında hukuk alanında etki yapan bir özel bölge olması ve gerçekçilik boyutlarından yoksun olması, sahtelik içermesi, TCK 155/2. md kapsamında kalması, ...'ın isteği doğrultusunda hazırlanmış olması, ... A.Ş.'deki paydaşlığı sebebiyle mağduriyetine neden olması yönleriyle hazırlanmış bilimsel değeri yönünden eksik ve sahte bir belge özelliği taşıdığını, TBK 27. maddesine aykırı olduğunu, ... dışındaki tüm paydaşlara kelepçeleme sözleşmesi etkisi yaptığını, şirkete el koymaya yönelik kararın iptali gerektiğini, projede 0,38 m kalınlığında renksiz ... üretimi kapasite olarak 4.800 ton/yıl 12000000 metrekare olarak hedeflendiğini, ... A.Ş.'nin yılda 292026 metrekare lamina cam üretimi gerçekleştirdiğini, bunun arasına koyacağı ... miktarının 292.026/2=146.013 metre kareye ihtiyaç olduğunu, bu kadar ihtiyaç için böyle yüksek riskli yatırım maliyetine girmenin rasyonel ve ekonomik olmadığını, kullanılacak kredi oranının 13.629.360-USD, kredi faizinin 9.742.620 USD olduğunu, ana para ve faiz toplam 2022 ile 2026 yılları arasında 23.371.980 USD ödeneceğini, ayrıca ortaklardan 7.489.000 USD nakdi sermaye istendiğini, bu yönüyle fizibilite raporunun gerçeğe aykırı ve TCK 207. maddesine aykırı bir rapor olduğunu, projenin ideal ekonomik ömrünün on yıl olduğunu, fizibilite raporunda arsaya yapılan sabit yatırım hesabına katılmadığını, arsaya yapılan yatırımın 2021 yılında 1.484.513 USD + KDV olduğunu, bunun majör bir hata olduğunu, geri ödeme süresinin yaklaşık %12 uzatacağını, fizibilite raporunda USD bazında tahmini enflasyon oranının 2022 yılında %2,2 belirtildiğini, oysa ABD tarafından açıklanan gerçek verilerin %7 olduğunu, buna göre fizibilite raporundaki yer alan USD ve TL kur tahminleri hatalı çıkacağını, ortada bir kasıtlı aldatmacalı rapor olduğunu, temel giderlerde doğalgaz, su gibi giderlere satış pazarlama ve ar-ge departmanı gibi teknik verilerin yer almamasının da bir yanıltmaca olduğunu, yine bu üretimin yapılabilmesi için işletme sermayesine ihtiyaç olduğunu, tahmini işletme sermayesi fizibilite raporunda yıllara göre yapıldığını, fakat bunun ... A.Ş.'ye borçluluk yükü / faiz giderleri açıkça belirtilmediğini, bu da geri ödeme süresini %4 uzatacağını, fizibilite raporunda teşvikli nakit akımı tablosunda ve teşviksiz nakit akım tablosunda 2022 yılının yatırım kredi faiz ödemesi olan 3.331.310 USD yazılmadığını, bunun majör bir hata olduğunu, geri ödeme süresini 2,5 yıl uzatacağını, bu dava ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/807 Esas sayılı davası arasında tarafların aynı olması, her iki dava konusunun ... A.Ş.'nin faaliyetleriyle ilgisi olmasının, her iki davanın incelemeleri halinde maddi gerçekliğin tespitinde daha derinlemesine kanaat edinmelerine vesile olacağını, her iki davanın da delilleri arasında ayniyet ve paralellik bulunduğunu beyan ederek davanın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/807 Esas ile hukuki emek ve dava ekonomisi de dikkate alınarak birleştirilmesine, öncelikle ... A.Ş.'nin 24/12/2021 tarihli sermaye artırım kararının iptaline ve dava sonuna kadar tedbiren durdurulma sına, karar örneğinin ......ve ... A.Ş.'nin şirket internet sitesinde ilanına, yine tedbiren dava konusu genel kurul kararına ilişkin tüm tescil ve ilam işlemlerinin durdurulmasına, tüm yargılama giderli ve vekalet ücretinin davalıya yükletitmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, dava dilekçesinde hakim hissedar ... hakkında gerçeğe aykırı iddialar ve suçlamalarda bulunmasına karşın davalı şirketin 15.10.2021 tarihli çağrılı genel kurulunda ...’ın 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanlığına seçilmesi, ibra ve diğer mali hususlarda olumlu oy kullanarak iddialarının ve suçlamalarının asılsız olduğunu bizzat kabul etmiş olduğunu, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/807 Esas sayılı dosyası ile TTK madde 531 kapsamında sunmuş olduğu 01.02.2022 tarihli dilekçesinde şirketin her türlü iş, işleyiş ve karar alma sürecinde aktif olarak yer aldığını, genel kurulları hazırladığını, münferit yetkilerini kullandığını, şirketi 23 yıl süresince fiilen çekip çevirdiğini beyan ettiğini, bu durumda davacının ...’ın sahip olduğu çoğunluk gücünü kötüye kullandığı, davalı şirketin kaynaklarını başka yerlere aktardığı, genel kurullarda ve başkaca sair konularda usulsüzlük yaptığı iddia edilen bu süreçte; şirket yönetimine aktif olarak iştirak ettiğini, şirketi fiilen çekip çevirdiğini beyan eden davacı ...’ın iddia olunan eylemlerine engel olmak için yönetim kurulunda yada genel kurulda bir işlem yada eylemde bulunmadığını, davacının gerçeğe aykırı olduğu açık olan iddialarının şirketi muhasebe, finans ve bankacılık konularındaki donanımı ile birlikte fiilen yönetirken yada yönetilmesine iştirak ederken değil de şirket yönetiminden ayrıldıktan sonra 2021 yılı içerisinde tespit ettiğini ileri sürmesinin açıklaması yapılan somut ve reel durum karşısında hiçbir gerçekliği bulunmadığını, davacının şirket yönetiminden ayrıldıktan sonra kanunun azlığa tanımış olduğu hakları bir kez dahi olsa kullanmamış olmasının ve iştirak ettiği genel kurullarda gündem doğrultusunda olumlu oy kullanmış olmasının iddialarını doğrulamayan hususlar olduğunu, davacının şirket yönetimindeki görevinin son bulması sonrasında ileri sürdüğü iddiaları doğrultusunda davalı şirket yönetim kurulundan TTK'nın 411. Maddesi uyarınca gerektirici sebepleri de belirterek genel kurulun toplantıya çağrılması talebinde bulunmadığını, gerçekleştirilen genel kurulların hiç birinde TTK’nın 437. Maddesinde belirtilen bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmaya yönelik hiçbir talepte bulunmadığını, davalı şirketin 15.10.2021 tarihinde gerçekleştirilen çağrılı olağan genel kuruluna asaleten iştirak eden davacının birçok asılsız suçlamayla ihtam ettiği ...’ın davalı şirketin yönetim kuruluna başkan sıfatıyla 3 yıl süreyle seçilmesi ve yine aynı genel kurulda yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun tasdiki, mali tabloların ibrası konularında olumlu yönde oy kullandığını, iddia ettiği konularda yönetim kurulundan bilgi alma talebinde bulunmadığını ve TTK’nın 420. Maddesine belirtilen ve azlığa tanınan finansal tabloların ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi hususunu talep etmediğini, davacının şirketten zorla uzaklaştırıldığı, şirkete alınmadığı, ekonomik şiddete uğradığı yönündeki iddialarının tamamı gerçek dışı olduğunu, bu beyanların ileri sürülmesinin amacının açılmış olan haksız fesih davasına kişisel anlaşmazlık sebebi altında gerçeğe aykırı delil sunabilme çalışması olduğunu, davacının davalı şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin 27.10.2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurulunda son bulduğunu, davacının yönetim kurulu üyeliğine olağanüstü olarak toplantıya çağrılan bir genel kurulda değil de olağan bir genel kurul toplantısında son verildiğini, yönetim kurulu üyeliği görevine haksız olarak son verildiği iddiasında bulunan davacının TTK m. 364/2 kapsamında açmış olduğu bir dava bulunmadığını, davacının, davalı şirket yönetim kurulunun yanı sıra dava dışı ...San A.Ş. yönetim kurulunda da bir süre temsil ve ilzama yetkili üye olarak görev aldığını, yönetim kurulunda bulunmadığı sürede ise genel müdür sıfatıyla görevlendirildiğini, davacının bu iddialarının değerlendirebilmesi için bu eylem ve işlemlerde katkısının bulunmaması, iddia konusu eylem ve işlem sürecinde temsil ve ilzama yetkili bir şekilde yönetiminde olmaması, kendi ifadesiyle şirketi çekip çevirmemesinin gerektiğinin açık olduğunu, davalı şirketin genel kurul gündemlerinin yıllarca davacının da içinde bulunduğu yönetim kurulunca hazırlandığını, bu gündemlerin hiçbirinde yönetim kurulu TTK’nın 437. Maddesi uyarınca genel kurula kar dağıtım önerisinde bulunmadığını ve davacının da iştirak ettiği genel kurullarda kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda görüşme yapılmadığını, gündeme alınması konusunda talep olmadığını yada bu konunun gündem yapılarak azlık tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmasının istenmediğini, genel kurul toplantıları öncesinde kar payı dağıtımı hususunun gündeme alınması amacıyla yönetim kurulundan talep de bulunulmadığını ve karar alınmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu toplantılarında dava dışı ...A.Ş.’ye mevcut iştirakinden kaynaklı kar payının talep edilmesi, bu hususun davalı şirket genel kurulunda görüşülmesi yönünde davacı dahil hiçbir hissedarın talebi olmaması sebebiyle bu konunun davalı şirket genel kurullarında hiç görüşülmediğini, dava dışı ...San A.Ş.’nin geçmiş yıl karlarının öncelikle düz cam üretimi için gerçekleştirilen 250.000.000 USD tutarlı yatırımın kredi borçlarının ödenmesinde, ilave makine ve teknolojik yatırımlarda ve duran varlık alımlarında kullanıldığını, davalı şirketin 24.12.2021 tarihli genel kurulunda şirketin ödenmiş sermayesinin 31.878.000,00 TL’den 190.500.000,00 TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini, artırılan toplam 158.622.000,00 TL sermayenin 58.622.000,00 TL'sinin şirket bilançosunda yer alan geçmiş yıl karlarından şirket ortaklarına hisseleri oranında pay verilerek karşılandığını, geriye kalan 100.000.000 TL'nin ise nakden taahhüt edilmiş bulunduğunu, işbu genel kurulun tescil işlemlerinin tamamlandığını ve taahhüt edilen sermaye paylarının 1/4'nün ödemelerinin yapıldığını, söz konusu sermaye artırımı kararı sonucu elde edilecek olan kaynağın tamamının lamine camın üretiminde kullanılan ... üretimi yatırımının gerçekleştirilmesinde kullanılacağını, bu yatırımın gerçekleştirilmesi amacıyla bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında 4. bölgede yer alan ... ilinde 14.624.940,00 TL bedelle 26.08.2021 tarihinde arsa alındığını, arsa üzerinde yapılacak olan yatırımın toplam değerinin maliyetlerdeki hızlı artışlarda dikkate alındığında 300.000.000 TL'yi aşacağını, bu tutarın 100.000.000TL'sinin sermaye artışı sonrasında elde edilecek olan gelirden karşılanacağını, kalanının ise kredi yoluyla temin edileceğini, davalı şirketin 2022 yılı nakit akış bütçesine göre şirketin satışlardan nakit tahsilatlar ile kira gelirlerinden oluşan dönem içi nakit girişlerinin, dönem içi nakit çıkışlarını karşılamayacağını, dönem sonunun ise yüksek tutarlı bir eksi bakiye de kapatılacağının öngörüldüğünü, bu durumun sermaye artışına esas olan yatırım sürecini belirsizliğe, gecikmeye ve beraberinde maliyet artışlarına sokmaması ve davalı şirketin nakit akış dengesinin bozulmaması amacıyla yatırımın bir kısım tutarının ortaklardan nakdi sermaye taahhüdü yoluyla sağlanmasına karar verildiğini, davalı şirketin 2021 yılında tahakkuk eden kira gelirinin 21.000.000 TL civarında olduğunu, tahakkuk eden bu kira gelirinden kurumlar vergisi ve emlak vergisi ödemeleri yapıldığını, kira bedellerinin tahsilatında ise ciddi sıkıntılar ve gecikmeler yaşandığını, şirket taşınmazlarının değerinin 1.000.000.000 TL’nin üzerinde olduğuna dair beyanların hiçbir objektif veriye dayanmadığını, abartılı olduğunu, davalı şirketin halihazırda ... ve ... illerinde devam eden yatırımları bulunduğunu, 2019 yılı sonunda ... 2. Organize Sanayi Bölgesinde kurulmasına karar verilen Lamine ve Temperli cam üretim yatırımının çoğu pandemi koşullarından kaynaklanan uzamalara karşın tamamlanmış olduğunu, tesisin kısmen üretime başladığını, bu yatırım için şimdiye kadar arsa-inşaat ve makine ekipman bedeli olarak toplam 30.929.694,65 TL harcama yapıldığını, yatırımın tamamlanabilmesi için tahminen 16.000.000 TL tutarında daha harcama yapılması gerektiğini, 2019 yılında başlayan ... yatırımı için bugüne kadar arsa bedeli dahil 14.987.908,02 TL harcama yapıldığını, bu inşaatın tamamlanabilmesi için de yaklaşık 25.000.000 TL harcama yapılması gerektiğini, davalı şirketin 20 yıldır mevcut ihtiyaçlarını iç kaynaklardan karşıladığını, davacının ayrıldığı süreçte toplam borcunun yaklaşık 1.2 milyon TL olduğuna dair beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davalı şirketin davacının yönetimden ayrıldığı tarih itibariyle kısa ve uzun vadeli tüm borçlarının toplamının 20.821.293 TL olduğunu, davalı şirketin davacının da yönetimde olduğu süreçte dava dışı ... .... A.Ş.'den almış olduğu borçlara karşılık 4.5 yılda fatura mukabili 4.619.670,10 TL, ....... A.Ş.’den sadece 2018 ile 2020 yılları arasından almış olduğu borçlara karşılık da yine fatura mukabili 1.845.702,00 TL faiz ödemesi yaptığını, ... ... A.Ş.‘ne olan finans hesabı 2020 yılı içerisinde 11.325.000,00 TL ödeme yapılarak kapatıldığını, davalı şirketin işletme sermayesinin yetersizliği, devam eden yatırımları, ekonomik koşullardan kaynaklı olarak finans enstrümanlarındaki maliyet artışları sebepleriyle kısa vadeli finansman ihtiyacının, davacının yönetimde olduğu süreçler de dahil olmak üzere bir süredir ...tarafından uygun şartlarda karşılandığını, davalı şirketin yatırım teşvik belgesi kapsamında gerçekleştireceği 300.000.000 TL'nin üzerindeki yatırımı nakit akış bütçesine ve mevcut finansal koşullarına göre tamamen karşılayabilme, taşınmazları ve getirileri yolu ile finans etmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin amaç ve gereksinimlerinin planlanan yatırım için sermaye artışının zorunlu olduğunun açık olduğunu, böyle bir durumda dürüstlük kuralına aykırılıktan söz ederek sermaye artımı hakkının kötüye kullanıldığını, hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırı davranıldığını ileri sürmenin hiçbir geçerli dayanağı bulunmadığını, davalı şirketin sermaye artışı kararına esas olan meşru bir menfaatinin bulunduğu, bu hakkın amacına aykırı bir şekilde kullanılmadığı ve yapılacak olan yatırım sebebiyle dış kaynağa ihtiyacı olduğunu, öte yandan şirket çıkarının sermaye artımını meşru kıldığı durumlarda artırım sonucu bazı pay sahiplerinin salt kar ve pay oranlarının azalmasının sermaye artırımını tek başına dürüstlük kuralına aykırı kılmayacağını, bazı pay sahiplerinin mali durumlarının yetersiz olmasının, tek başına sermaye artırımının kötü niyetle yapıldığı anlamına gelmeyeceğini, dava konusu olan sermaye artırımı kararında sermaye artışı kararından önce iç kaynaklardan sermaye artırımı imkanının mevcut olması sebebiyle pay sahiplerine payları nispetinde ödemesiz pay dağıtımı yapıldığını, akabinde dış kaynaklardan artış yoluna gidildiğini, yatırım için şirketin finansal durumu ve ihtiyaçları dikkate alınarak gereksinim doğrultusunda sermaye artışı yapıldığını, ortaklardan ihtiyacın üstünde bir kaynak talep edilmediğini, ortakların sermaye artırımı sonrasında çıkacak olan yeni payları hisseleri oranında alım haklarının kısıtlanmadığını, kaldırılmadığını yada bazı pay sahiplerine ayrıcalık tanınmadığını, aksine rüçhan hakkının kullanımı için kanunda belirtilen asgari sürenin üzerinde süre verildiğini, davacının sermaye artışı kararına esas olan yatırımın karlı ve verimli bir yatırım olmadığı, eğer böyle bir yatırım olsaydı ...’ın bu yatırımı ...üzerinden yapacağı, yatırımın davalı şirketi borç içine sürükleyerek ... Cama muhtaç hale getireceği yönündeki beyanlarının objektif bir dayanağı bulunmadığını, sermaye artırımı kararının davacının açmış olduğu fesih davasına ve savcılık şikayetine karşılık olarak alınmış bir karar olduğu, davalı şirketin salt kendi ihtiyacı için böyle bir yatırıma girmesinin rasyonel olmadığı yönündeki iddialarının tutarlı olmadığını, yatırımla ilgili sürecin başladığını, gerekli imalatların yapılması amacıyla bir kısım firmalara ciddi tutarlarda ödemeler yapıldığını, yatırımın davalı şirket tarafından karşılanacak olan kısmının finansı için bankalar ile görüşmelere başlandığını, bu iptal davasının yatırımın uygun koşullarda imalat, malzeme ve finans temini ayağına zarar vereceğini, maliyetleri yükselteceğini, bu durumda davacının davalı şirketin uğraması muhtemel bu zararlarına karşı teminat yatırmasında zorunluluk bulunduğunu, genel kurul kararının yürütülmesinin ertelenmesinin ihtiyati tedbir niteliğinde olduğundan derdest bir davanın hukuken ve fiilen sona erdirilmesi sonucunu doğuracak şekilde yürütmenin geri bırakılmasına karar verilemeyeceğini, bu yönde bir karar verilmesi halinde iptal davası sonuçlanmadan çok önce sermaye artırımı hükümden düşeceğini, sonuç olarak sermaye artırımın yürütülmesinin geriye bırakılması kararının davanın esasını çözecek etkiye sahip olması nedeniyle bu hususta ihtiyati tedbir kararının verilmesi mevcut düzenleme ve koşullar altında mümkün olmadığını, davacının tedbir talebinin reddine karar verilmesi gereğini beyan ederek; davacının şartları bulunmayan tedbir talebinin reddine, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ....24.12.2021 tarihli 2021 yılı Olağan Üstü Genel Kurul Toplantısına ait Toplantı Tutanağının incelenmesinde; şirketin hazirun cetvelinin tetkikinden, şirketin toplam 31.878.000 TL sermayesine tekabül eden 126 adet hisseden 36 adet hissenin asaleten, 90 adet hissenin vekaleten, toplantıda temsil edildiğinin ve böylece gerek kanun ve gerekse ana sözleşmede öngörülen toplantı nisabının mevcut olduğunun anlaşılması üzerine toplantı, Yönetim Kurulu üyesi ... tarafından açılarak gündemin görüşülmesine geçildiği, 1- Toplantı başkanlığına ..., tutanak yazmanlığına ...' nin seçilmesine 126 adet toplam paydan ...' a ait 35 adet olumsuz oya karşılık 91 adet olumlu oyu ile oyçokluğu ile kabul edildiği, 2- Genel Kurul toplantı tutanağının imzalanması için toplantı heyetine yetki verilmesine 126 adet toplam paydan ...' a ait 35 adet olumsuz oya karşılık 91 adet olumlu oyu ile oyçokluğuyla kabul edildiği, 3- Şirket ana sözleşmesinin “Sermaye” başlıklı 6.maddesinin Sermaye artırımı maddesinin görüşüldüğü, söz alan ...' ın karara karşı muhalif olduğunu ve şerh koymak istediğini belirttiği, ayrıca " ... A.Ş.' nin %27,77 paydaşıyım, bugüne kadar ... A.Ş. hiçbir kar payı dağıtmamıştır. Şirketin taşınmaz mal varlığı planlanan sermaye artırımını rahatlıkla karşılayacak potansiyeli vardır. Bunun yanında ... A.Ş.' nin ...A.Ş. Deki iştiraki paylarının da eklenmesi suretiyle sermaye artırımı rahatlıkla gerçekleştirilebilir. ...A.Ş. deki % 6,4 iştiraki parasal olarak yaklaşık bugünkü değeri 26.000.000 USD tahmini bedel içermektedir. Ayrıca ...A.Ş. ... A.Ş.' ye hiçbir şekilde 9 yıldır hiçbir kâr payı vermemiştir. Burada TTK hükümlerinin ve Yargıtay kararlarına göre doğrudan bir fesih sayılabileceği halde biz iyi niyetle fesih açmayı düşünmedik. Fakat 01.12.2021 tarihinde ...A.Ş. ve ... A.Ş. işleyişlerden kaynaklı olarak şirket muhasebe müdürü şirket mali danışmanı ve yönetim kurulu başkanı hakkında usulsüzlük iddiası ile Cumhuriyet Başsavcılığı' na suç duyurusunda bulunulmuştur. 16.12.2021 tarihinde 13.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ara karar alınıp 17.03.2022 tarihinde şirket fesih davası görüşmesi yapılacaktır. 22.12.2021 tarihinde bu durum şirkete mahkeme tarafından elektronik ortamda gönderilmiştir. Söyle ki ...... A.S. Türkiye' nin ilk 300 şirketi arasındadır. Bu durum gösteriyor ki ... A.Ş.' nin bir istismar aracı olarak kullanıldığını paydaşlarına lüzumsuz bir yük getirdiğini göstermektedir. Bu saatten sonra ayrıca şirket hissedarlarına kişisel bir yük getirmesinin anlamı psikolojik bir yıldırmadan öte bir sonuç getirmeyeceği açıktır. Bu nedenlerle nakdi sermaye aktarımının kendi öz kaynakları dışında ek külfet getirmesi konusundaki davete ve verilecek kararlara karşıyım. Burada hâkim paydaş olarak ufak pay sahiplerinin daha da payını azaltma ve şirketi ele geçirme, kendi çıkarı doğrultusunda çekip çevirme amacının dışında rasyonel vicdanı bir sonuç doğurmayacağından verilecek olan aksi yöndeki tüm kararlara karşı iptal davası açacağımızı ve bu hususların genel kurul tutanaklarına geçirmesine saygıyla arz ederim" şeklinde muhalefet şerhi kullandığı anlaşılmıştır. İptali istenen karara göre, şirketin 31.878.000,00 TL olan sermayesi 58.622.000,00 TL'si iç kaynaklardan, 100.000.000,00 TL'si nakit olarak 158.622.000,00 TL artırılarak 190.500.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Nakit artırılan kısmın 1/4'nün peşin, kalan 3/4'ünün ise genel kurul kararının tescilini izleyen 24 ay içinde yönetim kurulunun alacağı karara göre ödenmesi kararlaştırılmıştır. Önceki sermayenin muvazaadan ari olarak tamamen ödendiği ve sermayenin karşılıksız kalmadığına dair mali müşavir raporu alınmıştır. 24.12.2021 tarihli genel kurulda değiştirilen esas sözleşmenin Sermaye ile ilgili 6. Maddesinin değişen yeni hali 16.02.2022 tarihli 10518 sayılı TTSG'de yayımlanmıştır. Genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinden, dava konusu genel kurulda gündemin 3. sırasında görüşülen sermaye artırımı kararı davacı ...'ın 35 red oyuna karşılık 91 oyla alınmış olup toplantı ve karar yetersayıları yönünden kanuna ve esas sözleşmeye aykırılık yoktur. Davacının, dava konusu sermaye artırım kararı müzakere edilirken karara karşı olduğunu belirttiği, karara karşı oy kullandığı ve muhalefet sebeplerini toplantı tutanağına yazdırdığı, böylece genel kurul kararına karşı iptal davası açabilecek pay sahibi olarak TTK.m.446/1-a'daki şekli koşulları sağladığı kanaatine varılmıştır.Rüchan haklarının kullanılmasına ilişkin 28.12.2021 tarihli ve 2021/22 sayılı yönetim kurulu kararının 04.01.2021 tarihli 10487 sayılı TTSG'de yayımlandığı, ilanda rüçhan haklarını kullanmak isteyenler için 25 günlük süre tanındığı ve 1/4 peşin kısmın ödeneceği banka hesap/iban bilgilerine yer verildiği, kullanılmayan rüçhan haklarının yönetim kurulu tarafından diğer ortaklara teklif edileceği, onların da kullanmaması halinde ortak olmayan üçüncü kişilere kullandırılabileceğinin kararda belirtildiği anlaşılmıştır. Sermaye artırımı kararının gündem, gündeme bağlılık, toplantıya çağrı, toplantı ve karar yetersayıları gibi yönlerden gerek şekil ve usul gerekse içerik yönünden kanuna ve esas özleşmeye aykırı bir yön tespit edilmemiştir. Genel kurul kararlarının diğer bir iptal sebebi olarak, dürüstlük kurallarına aykırılık yönünden dava konusu sermaye artırımı kararı incelendiğinde; sermaye artırımı için şirketin esasen bir gerekçe göstermesi gerekmediği, genel kurulda çoğunluğun kararıyla şirketin finansal tablolarında tespit edilen geçmiş yıl karları veya diğer fonların sermayeye ilave edilmesine veya yeni sermaye taahhüdü yoluyla sermayenin artırılmasına karar verilebileceği, dava konusu sermaye artırımında olduğu gibi kısmen iç kaynaklardan kısmen de yeni sermaye taahhüdü yoluyla karma sermaye artırımı da yapılabileceği, ancak bununla birlikte sermaye artırımının, şirket yönünden gerçek bir ihtiyaca dayanması, özellikle bedelli sermaye artırımının azınlık pay sahiplerinin şirket sermayesindeki paylarını küçültme amacı da taşımaması gerekir. Davacı tarafın şirketin uzun süre kar dağıtmadığı, böylece zaten küçük pay sahiplerini mağdur ettiği, ihtiyaç duyulan sermayenin şirket bünyesindeki taşınmazların veya şirketin iştiraki olan ...A.Ş. 'deki hisselerin satışı ile sağlanabileceğini, nakit sermaye artırımına ihtiyaç olmadığını iddia ettiği, davalı tarafın ise şirketin yatırım kararı aldığını, Türkiye'de üretilmeyen ve gerek şirket için gerek ülke ekonomisi için katma değer yaratacak yeni bir ürün üretileceğini ileri sürdüğü ve bu yatırım planına ilişkin fizibilite raporu sunduğu görülmüştür.Şirket sermaye artırımına ihtiyaç duymamasına rağmen, artırıma katılamayacakları ya da rüçhan hakkını kullanamayacağı belli olan bazı pay sahiplerinin şirkette zayıflatılması maksadıyla alınan sermaye artırım kararı dürüstlük kuralına aykırıdır. Sermaye artırım kararının dürüstlük kurallarına aykırılığının kabulü için mutlaka çoğunluk pay sahiplerinin şahsi çıkarlarının üstün tutulmuş olarak karar verilmiş olması, bir kısım pay sahiplerinin artırım neticesinde güçlü konuma gelmeleri şart değildir. Şirketin çıkarlarının sermaye artırımını gerektirmemesi, artırım ihtiyacı bulunmamasına rağmen alınan sermaye artırım kararları, hâkim pay sahiplerine özel bir menfaat sağlamasa bile dürüstlük kurallarına aykırı olup, iptali kabil kararlardandır. Zira şirket menfaati bunu gerektirmemesine karşın alınan sermaye artırım kararı hukuken korunan bir amaca hizmet etmiyor demektir. Ancak buna ek olarak, eğer artırım kararı, çoğunluk pay sahibinin şirket içi ya da dışı kişisel çıkarları uğruna alınmışsa o ihtimalde evleviyetle dürüstlük kurallarına aykırılık gündeme gelecektir. Davalı şirkette, her ne kadar sermaye artırımı kararı genel kurulda gerekli toplantı ve karar yetersayılarına uyularak alınmış olsa da davalı şirketin ortaklık yapısı incelendiğinde ...'ın %70,6, davacı ...'ın ise %27,8 payı olduğundan, sermaye artırımı kararının esasen ... tarafından alındığı söylenebilir. Kardeşlerin arasındaki ilişkilerin bozulmasından sonra, şirketin önceki sermayesinin 10 katından fazla bir maliyetle yatırım kararı alması, hakim hissedar ...'ın aynı sektörde faaliyet gösteren ...A.Ş. ve ... A.Ş. ve diğer şirketlerdeki hisse ve hakim durumları gözetildiğinde söz konusu yatırımın başka şirketler üzerinden yapılması da mümkün olduğu halde davacının ikinci büyük ortak olduğu davalı ... A.Ş. üzerinden planlanması, dava konusu sermaye artırımında davacıya düşen 27.800.000 TL nakit sermaye artışının önemli bir rakam olması ve tanınan 25 günlük süresinin yetersiz olması, iki ortak arasında yaşanan ve dosyaya yansıyan olaylardan dolayı aralarında oluşan husumet durumu, davacının İstanbul 13. ATM' nin 2022/807 esas sayılı dosyasında derdest olan davalı şirketin haklı sebeple feshi veya ayrılma akçesi ödenerek şirketten çıkarılması talepli davası, bu dosyada alınan bilirkişi raporunun içeriği, aynı bilirkişi raporunda, davacının ayrılma akçesinin hesaplanması yönünde görevlendirme yapılmış olması, hakim ortağın davacı ile ilişkileri bozulduktan sonra davalı şirketin önceki sermaye yapısı, son 3 yıldaki ticari faaliyetleri, karlılığı ile mukayese edilemeyecek ölçüde bir kararla şirketin sermayesine göre 10 kat büyüklükte bir yatırıma girişilmesi, yapılacak yatırımın arsa hariç toplam 18.163.852 USD maliyetinin olması, dava konusu genel kurul kararı ile iç ve dış kaynaklardan 6 kat sermaye artırımı ile bunun ancak 1/4 ünün karşılanabilmesi gözetildiğinde; dava konusu 24.12.2021 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu sermaye artırımı kararının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu kanaatine varılmakla davacının davasının kabulü ile 24/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurulun 3 numaralı sermaye artırımına ilişkin kararın iptaline" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davalı şirketin 24.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen olağan üstü genel kurulunda alınan sermaye artırımına ilişkin 3 nolu kararın iptaline karar verildiğini, Anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptalini dava yolu ile talep edebilecek kişiler TTK'nın 446. Maddesinde belirtildiğini, 24.12.2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağında, davacının sermaye artışı hakkında oylama yapılıp karara bağlanmadan önce peşinen, müzakere aşamasında yani henüz daha karar verilmeden, oylama yapılmadan muhalefette bulunduğunu, istinaf incelemesine konu işbu davada davacının iptalini talep ettiği genel kurul kararına karşı yasanın aradığı şartları taşıyan şekilde bir muhalefet şerhinin bulunmadığının açık olduğunu, ilk derece mahkemesi davalı şirketin gerçekleştirmekte olduğu yatırımın bir kısım finansman ihtiyacı için 24.12.2021 tarihindeki olağanüstü genel kurulda alınmış olan sermaye artırımı kararını dürüstlük kuralına aykırı bularak iptaline karar verdiğini, davalı şirketin ... İli, ... Bölgesinde gerçekleştirmek olduğu ... üretim yatırımı için 2021 yılı içinde takriben 300.000.000 TL bütçe öngörülmüş ve bütçenin 100.000.000 TL'sinin sermaye artırımı yolu ile ortaklardan sağlanmasına, kalanının ise şirketin kendi öz kaynakları ve kredi yolu ile temin edilmesine karar verildiğini, yatırıma bugüne kadar sermaye artırımından temin edilen 100.000.000 TL tutarın yanı sıra şirketin öz kaynakları ve bir kısmı da kredi yolu ile olmak üzere toplam 250.000.000 TL' nin üzerinde harcama yapıldığını, gerekçeli kararda sık sık adı geçen İst. 13. ATM' nin 2021/807 E sayılı dosyasından son olarak alınan ve konusunda uzman iki akademisyen tarafından düzenlenen 24.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin işbu gerekçeli kararda belirtildiği şekilde karlılığının düşük, faaliyetlerinin daralmış ve söz konusu yatırımı yapabilecek mali ve ekonomik bir kapasiteye sahip olmadığı yönündeki tüm bu tespitlerin gerçekle bir alakasının olmadığını, tamamen subjektif ve yanlı değerlendirmeler içerdiği hususunun ortaya çıktığını, dava konusu olayda özetle pay sahipleri kural olarak rüçhan haklarını kullanma ve devretme imkânını da ellerinde bulunduruyorken ortaklık tüzel kişiliğinin menfaati gereği gerçekleştirilmekte olan kıymetli bir yatırım için duyulan ihtiyaç sebebiyle ve miktar yönünden ortaklığın gerçek ihtiyacı ile de örtüşen bir artırım kararının bulunduğunun açık olduğunu, yine azlığın sermaye artırımına katılmak istememesi ise, bu artırım kararını hukuken “dürüstlük kuralına aykırı” hâle getiremeyeceğini, İlk derece mahkemesinin tamamen yerindelik denetimi içerikli ve davalı şirketin hangi kaynağını ne şekilde kullanması gerektiğini belirleyen ve subjektif saiklere dayalı bu kararın usule ve esasa aykırı olduğunun açık olduğunu, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2024 tarihli, 2022/ 44 E, 2024/227 K sayılı davanın kabulü yönündeki kararının kaldırılarak, davanın TTK 446/1-a maddesi gereğince dava şartı (karara muhalefet şerhi) yokluğundan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, Türk Ticaret Kanunu’nun 445.maddesi uyarınca davalı şirketin 24.12.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

"İptal davası açabilecek kişiler" başlıklı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 446. Maddesi "1- a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." şeklindedir.

TTK'nın 447. maddesi uyarınca pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar batıldır. Nispi emredici kuralların genel ve sürekli şekilde ihlaline ilişkin olmadığı sürece bir defalık ihlal eden genel kurul kararları da iptal edilebilir kararlardandır.(Prof.Dr.Erdoğan Moroğlu-Anonim Ortaklıkta GK Kararlarının Hükümsüzlüğü, Güncellenmiş ve Genişletilmiş 7.Baskı, 2014 -sayfa 154).

Doktrinde emredici hukuk kuralının koruduğu menfaate göre bir ayrım yapılarak bir sonuca varılması baskın olarak kabul edilmektedir. Buna göre; eğer emredici kanun hükmü kamu düzenine ilişkinse burada bir yokluk ya da butlan hali bulunacak; ancak kanun hükmü pay sahibinin menfaati korumaya yönelikse iptal edilebilirlik gündeme gelecektir. Doktrinde bazı yazarlar tarafından, kamu düzenine ilişkin olan emredici hükümler mutlak emredici hükümler, pay sahiplerinin çıkarlarına yönelik hükümlerse nispî emredici hükümler olarak tanımlanmaktadır. Bu yazarlara göre, nisbî emredici hükümlere aykırılık iptal sebebi oluşturacaktır.Genel Kurul kararlarının meydana gelişlerinde kurucu unsurlardan birinin olmaması veya konuları bakımından emredici hükümlere aykırı olan genel kurul kararları ise yokluk müeyyidesine tabidir. Genel kurul kararlarının yokluk ile butlan sebepleri birbirinden farklı olmakla birlikte müeyyidesi bakımından bir farklılık yoktur. Her iki sebebe dayanan tespit istemleri zaman aşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmadan ilgili herkes tarafından ileri sürülebilir. Genel kurul kararlarının butlanı yada yokluğunun tespiti istemi kural olarak herhangi bir süreye tabi değilse de bu hak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmayacak şekilde dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmalıdır.

İptal davasından farklı olarak genel kurul kararlarının butlanı ya da yokluk ile malul olduğu hususunu ileri sürebilmek için toplantıya katılan üyenin karara karşı ret oyu kullanması ve muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi geçirmesi şartı da aranmamaktadır.

Genel kurulun kararlarının iptali istemine ilişkin davalarda, mahkemece resen öncelikle alınan kararların yokluk veya TTK 447. maddesi kapsamında butlan yaptırımına tabi olacak nitelikte kararlardan olup olmadığı değerlendirildikten sonra iptal davasının koşullları değerlendirilmelidir.

Dava konusu 24.12.2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde, dört ortaktan oluşan davalı şirketin toplam 31.878.000 TL'lik sermayesine tekabül eden 126 adet hisseden 36 adet hissenin asaleten, 90 adet hissenin vekaleten toplantıda temsil edildiği, toplantının 3 nolu gündem maddesinde, şirketin 31.878.000 TL olan sermayesinin 190.500.000 TL'ye artırılmasına, davacının 35 adet payının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu genel kurul kararı TTK'nun 418. maddesinde öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak alınmış olup, sermaye artırımı kararı, "batıl kararlar” başlığını taşıyan TTK'nın 391.maddesi hükmünde öngörülen "anonim şirketin temel yapısına uymayan" bir karar niteliği de taşımadığından somut olayda genel kurul kararının yokluk ve butlanı gerektiren bir sebep bulunmamaktadır.

TTK'nın 456/4 yollamasıyla aynı yasanın 353. ve 354. Maddeleri uyarınca tescil ile kesinleşmiş bir sermaye artırımının hukuken sakat olsa dahi mahkeme kararıyla sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararına karşı butlan ya da yokluk kararı verilemez ancak üç aylık sürede açılması koşuluyla iptal davası açılabilir. (H. Pulaşlı, TTK Şerhi, C.III, s.2583, par.315)(Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17.10.1994 tarih ve 3214/7567 sayılı kararı ile 2021/3144 Esas ve 2022/7095 Karar sayılı kararı) Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, sermayenin arttırılmasında pay hakkının sınırlandırıldığına ilişkin iddia ile rüçhan hakkının kullandırılmadığına dair iddia dahi butlan değil, iptal sebebidir. (Yargıtay 11. HD., 25/11/2019 tarih, 2019/558 E., 2019/7493 K.; Yargıtay 11. HD., 15/11/2017 tarih, 2016/8898 E., 2017/6234 K.)

Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için TTK'nın 446. maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz. (Yargıtay 11. HD, 08.12.2015 tarih, 2014/18887; 2015/13122 E.K sayılı emsal ilamı)

Davaya konu genel kurul kararında sermaye arttırımına ilişkin gündem maddesinin görüşülmesine geçildikten sonra davacı,söz alarak, karara karşı muhalif olduğunu ve şerh koymak istediğini, verilecek olan aksi yöndeki tüm kararlara karşı iptal davası açacağını ve bu hususların genel kurul tutanaklarına geçirilmesini talep etmiş olmakla birlikte sermaye attırımına ilişkin genel kurulda yapılan oylamadan sonra muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunmamış, genel kurul toplantı tutanağında davacının olumsuz oy kullanımından sonra dilekçe verdiği ve tutanağa eklendiği yönünde bir tespit yer almamış, dosya kapsamında davacı tarafından tutanak imzalanırken muhalefet şerhinin yazılı olarak sunulduğuna ilişkin imzalı bir beyanın varlığına rastlanmamıştır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/1863 Esas ve 2022/6460 Karar sayılı kararı) Bu durumda davaya konu genel kurul kararının iptali istemi yönünden dava şartının gerçekleşmediği gözetildiğinde davalı şirketin 24.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali isteminin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,

1-Davanın TTK 446/1-a maddesinde belirtilen dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nun 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,

2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 80,70 TL harcın mahsubuyla kalan 651,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 125,10 TL , bilirkişi ücreti 7.858 TL olmak üzere toplam 7.983,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT 7/2. Maddesine göre gereğince kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde, HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

7-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;

a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.169,40 TL, posta ve tebligat gideri 575,00 TL olmak üzere toplam 1.744,40 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/930, K. 2026/1134, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-930-e-2026-1134-k-27d70266f838