Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/885 E. 2026/1028 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/885
- Karar No
- 2026/1028
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/885 Esas
KARAR NO: 2026/1028
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/02/2024
NUMARASI: 2021/727 E. - 2024/125 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı olduğunu iddia eden ... .... Ştd. tarafından ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin başlatıldığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili davalı tarafa borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini, borcun sebebi olarak 350.000,00TL bedelli bir adet senedin gösterildiğini, bu ticari ilişki mukabilinde de 22/03/2021 tarihinde icra takibine konu avans niteliğinde senet düzenlendiğini, davalıya teslim edildiğini ne var ki mezkur senedin avans olarak verilmesine karşın; karşılıklı ifa yükümlülüklerinin hiçe sayıldığını davalı tarafça herhangi bir mal teslimi yapılmadığını, karşı tarafın asli edimini yerine getirmediğini, alacağın doğum şartını ihlal etmesi sebepleriyle düzenlenen senedin bedelsiz kıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitinin gerektiğini, senedin üzerinde "nakden" yazılmasına karşın herhangi bir nakit ödemeninde gerçekleştirilmediğini, davalının yan bedelsiz senedi kötü niyetle icra takibine koyarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, her iki tarafın tacir sıfatına haiz olması sebebiyle de tarafların ticari defterleri incelendiğinde de mal satımı ya da teslimine ilişkin herhangi bir verinin olmadığının anlaşıldığını bahsi geçen makine satımına ilişkin de ne bir faturanın ne de tarafların ticari kayıtlarına bir BA/BS formunun işlenmediğini Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin göz önünde bulundurulduğunda tacir sıfatına haiz kimsenin herhangi bir fatura veya sair belgelerin düzenlenmeden, bu bu satışın ticari kayıtlarına işlenmeden bir mal tesliminin yapılmasının mümkün olamayacağını, bu durumun ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tarafların arasında bir borç varlığından söz edilemeyeceğini kefil sıfatıyla senette adı geçen ...'ın bahsi geçen bedelden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili davaya konu senet yönünden borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatının hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır Tekstil Makineleri üretimini ve satışının yaptığını, müvekkili şirket tarafından kendisine ait "..." marka tekstil makinelerinin üretiminin ve satışının yapıldığını ,müvekkili şirkete ait Marka TPE nezdinde... tescil numarası ile tescilli bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından davacılara kendilerine ait "..." marka tekstil makilerinin satış ve tesliminin yapılmış bulunduğunu davacılar tarafından makinelerin bedeli verilmiş olan senede rağmen ödenmediğini bu nedenle de vadesi geçen senet nedeniyle müvekkili şirket tarafından davacılar hakkında icra takibi açılmak zorunda kalındığını, davacılar tarafından makinelerin teslim edilmediğinin iddia edildiğini bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacılar hakkında açılan ....İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyanın talimatı ile .... İcra Müdürlüğü ... T sayılı dosyasında davalıların adreslerine hacze gidildiği ve davalının adresinde 72 adet makinenin tespit edilmiş ve haczedilmiş bulunduğunu, bu makinelerin çoğunun "..." marka tekstil makinelerinin olduğunun, makinelere ait envanter kayıtlarının ve ihracat belgelerinin sunulduğunu, davacıların makinelerin kendisine teslim edilmediği yönündeki iddiasının ispatının gerektiğini ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, teslimatı yapılan bir kısım malları için müvekkili şirket tarafından davacı şirkete 01/06/2021 tarihli 60.458,40 TL bedelli fatura düzenlendiği diğer tüm malların da teslim edilmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması sebebi ile müvekkili şirket tarafından kalan miktar için fatura kesilmediğini, davalının o sırada ödemelerini geciktirdiği ve kendilerine hiçbir şekilde ulaşılamadığını ve kalan mallar için fatura kesilmediğini, teslim edilen mallar için de icra takibi açmak zorunda kalındığını ,davanın izah edilen nedenlerden dolayı reddini, kötü niyetli davacının dava değerinin %20 'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının mahkum edilmesini arz ve talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla;" 03/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...dava dosyasına dava konusu 350.000,00TL senet miktarı ile ilgili olarak davacı ve davalı arasında imzalanan makine satış sözleşmesi (sipariş tarihi, teslim süresi, ödeme koşulları,... gibi detaylı bilgi ihtiva etmediği) için ayrıca KDV dahil fatura da düzenlenmediği için kiralık mı satılık mı olarak teslim edildiğinin de anlaşılamadığı, sadece davalı tarafından davacıya 60.485,40TL bedel ile tekstil makineleri fatura edildiği göz önünde bulundurulduğunda dava konusu 350,000,00TL senet miktarı ile teknik olarak ilişiğinin kurulamadığı,..." yönünde kanaat bildirilmiş, taraflar arasında sadece 60.485,40TL tutarında fatura düzenlendiği, bu durum davalı yanın da kabulünde olduğu ancak, davalının makinaları teslim ettiğini gösterir irsaliye faturaların yer almadığı, bu hususta dinlenen tanıkların beyanlarının bu husussu kanıtlayamadığı dikkate alındığında, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğu" gerekçesi ile,
1-Davanın KABULÜ ile;
Davacıların .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ve buna dayanak 22/03/2022 düzenleme tarihli, 350.000,00 TL bedelli senet yönünden davacıların davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, takibin davacılar yönünden iptaline,
2-Asıl alacağın %20 si olan 70.000,00TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen davanın kabulüne ve müvekkili şirket aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu makinelerin davalıya teslim edildiğinin dosya kapsamındaki haciz tutanakları ve tanık anlatımları ile sabit olduğunu, mahkemenin sadece sevk irsaliyesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, davacının ürünlerin kiralandığına dair bir iddiası bulunmamasına rağmen mahkemenin makinelerin neden davalı adresinde bulunduğunun anlaşılamadığını, ürünlerin davalıya satıldığını ve ödemesi alınamadığı için icra takibi başlatıldığını, davacının adresinde bulunan ... marka tekstil makinelerinin müvekkili şirkete ait olduğunu ve davacının bu ürünleri nasıl temin ettiğini açıklayamadığını, müvekkili şirketin herhangi bir bayisi veya acentesi bulunmadığını, davacı tarafından ödeme yapılmaması sebebiyle fatura kesilemediğini, davacının kendi kusuru ile fatura düzenlenmemesine sebebiyet verdiğini, ticari defterlerdeki kayıtların eksik olmasının malın teslim edilmediği anlamına gelmediğini, davacıların borçlarına karşılık 350.000, 00 TL bedelli senet teslim ettiğini, mahkeme huzurunda dinlenen tanıklar ..., ... ve ...'ın beyanlarının makinelerin teslim edildiğini doğruladığını, tanıkların makinelerin geri alınması olarak ifade ettikleri hususun aslında haciz ve muhafaza işlemi olduğunu, müvekkili şirketin alacağını tahsil etmek amacıyla yasal haklarını kullandığını ve kötüniyetli olmadığını, kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacılar vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle;
Yerel mahkeme tarafından yapılan ayrıntılı inceleme neticesinde gerek bilirkişi tarafından tanzim edilen raporlar ile gerekse sunulan ticari defterler ile haklılıklarının ortaya konduğunu, davalı taraf yargılamayı sürünceme de bırakmak amacıyla verilen mahkeme kararını istinaf ettiğini, davalının iddialarının asılsız olduğunu belirterek usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanmasını ve davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır......... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında, davalı tarafından, davacılar aleyhine, 09.06.2021 tarihinde 350.000,00.TL tutarında asıl alacak, 3.212,33.TL işlemiş faiz olmak üzere toplam:353.212,33.TL tutarında alacağın tahsili amacı ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili ile ... .... Şti. arasında makina alım satımına ilişkin şifahen bir anlaşma gerçekleştirildiğini, bu şifahi anlaşmaya istinaden davalı tarafın makine teslim edeceğini, davacı müvekkilin de teslim alınan makinelerin bedeli olarak 350.000 TL., ödeyeceğini, icra takibine konu bononun avans niteliğinde olduğunu davalı tarafından malın teslim edilmediğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacılara kendisine ait “...” (...) marka tekstil makinelerinin satış ve tesliminin yapıldığını, davacılar tarafından makinelerin bedeli verilmiş olan senede rağmen ödenmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tanıklar dinlenmiştir.
Davacı tanığı ... beyanında:" Ben 2018-2021 yılları arasında .... Sanayide imalat müdürü olarak çalışıyordum. Sistem makinadan ilk başta 15 tane makina satın alındı. Bu makinalar yaklaşık 6-7 ay kullandık. Daha sonra bu makinaların hepsini ... gelip aldı. Neden aldığını bilmiyorum. Makinaların karşılığında ödeme yapılıp yapılmadığın bilmiyorum, ... marka tüm makinalar davalı şirkete aittir. Geri alınanların içinde ... makinalarda vardır." demektedir.
Davacı tanığı ... beyanında: "Ben 2020-2021 yılları arasında davacı şirkette makinacı olarak çalıştım. ... marka makinalar davalı şirketten satın alındı. Bir süre kullandıktan sonra makinaları davalı şirket yeniden geri aldı. Bildiğim kadarıyla makinaların parası ödendi diye biliyorum. Diğer tanık nişanlım olur. Nişanlımın yanında davacı ... ile senet mevzusu konuşulduğu için senet verildiğini biliyorum. Ancak ne kadar bedelli ve niçin verildiğini bilmiyorum, hacizle ilgili konuşmalar vardı. Ancak bizzat tanık olmadım.
Makinalara ilişkin teslim tesellüm yada irsaliye düzenlendiğini bilmiyorum,"demektedir.Davalı tanığı ... beyanında: " Ben davacı şirketin kurucusuyum. Tek ortaklı olarak şirketi kurdum. 2014 yılında kurdum. 2020 yılında da diğer davacı ...'a tüm şirketi ve hisselerimi sattım. Davacı, davalı şirketten bildiğim kadarıyla ... marka ve adını bilmediğim diğer markalara ait makinalar satın aldı. Satın alındıktan sonra davacı, davalıya senet verdi. Senedin bedelini tam bilmemekle birlikte yaklaşık 400 bin TL civarındaydı. Daha sonra senet vermesine rağmen davacı ..., davalıya ödeme yapmadı. Davalı da senedi takibe koydu. Haciz işlemleri başlatıldı. Davaya konu olan makinalar yediemin olarak davacı ...'ya verildi.
Daha sonra şirkete özel eşyalarımı almaya gittiğimde bazı makinaların 3. Kişilere satıldığını gördüm. Şöyle ki, makina sayısında eksiklik vardı. Daha sonra haciz esnasında davalı şirketin yetkilisinin abisi bana satılmış olan makinaların yerinde olmadığını gösterdi. Bende ... ile çalışıyordum. Yaptığımız ticari iş karşılığında fatura kesimi yapılır. İrsaliye hazırlanırdı. Ancak parça parça iş yaptığımızda faturalar toptan kesilirdi. Ancak her iş için kesilmiş olurdu. davaya konu edilen makinaların davacı şirket tarafından teslim alındığını gördüm." demektedir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mali Müşavir... tarafından hazırlanan 06/06/2022 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle;"....... İcra Müdürlüğüne ilişkin ödeme emri incelendiğinde, davalı tarafından, davacılar aleyhine, 09.06.2021 tarihinde 350.000,00.TL tutarında asıl alacak, 3.212,33.TL işlemiş faiz olmak üzere toplam:353.212,33.TL tutarında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu için icra takibi başlatılmış, alacağın avans faizi ile tahsili talep edilmiştir. Takipte borcun sebebine; “20.05.2021 vade tarihli 350.000.TL bedelli 1 adet senet” denilmiştir. Usul yönünden incelenen, davacı 2021 dönemi yasal defterleri fiziki olarak tutulmuş açılış noter tasdiki, zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmıştır. Davacı yasal defterlerinin 31.03.2021 tarihine kadar olan kısmının yazdırılmış olduğu, sonrasındaki tarihlerin yazılı olmadığı görülmüştür.
Davalı 2021 dönemi defter-i kebir ve yevmiye defterleri, e-defter olarak tutulmuş, beratları, zamanında ve usulüne uygun oluşturulmuştur. Fiziki tutulan envanter defterinin açılış noter tasdiki, zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmıştır. Hesap ve kayıt yönünden incelenen davacı yasal defterlerine göre; davalının herhangi bir borç veya alacağı bulunmamaktadır. Davaya ve icra takibine konu borçlusunun davacı olduğu, 22.03.2021 düzenlenme tarihli 20.05.2021 ödeme tarihli 350.000,00TL bedelli senedin, davalıya verildiğine dair, davacı yasal defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Hesap ve kayıt yönünden incelenen davalı yasal defterlerine göre; takip tarihi (09.06.2021) itibari ile davacı 737,80.TL tutarında borçludur. Bu bakımdan, davalının cevap dilekçesinde bahsettiği 01.06.2021 tarih ... no.lu 60.458,40.TL tutarındaki faturayla alakalı yalnızca 737,80.TL tutarında bakiye bulunmaktadır.
Diğer taraftan, davaya ve icra takibine konu senedin, davacıdan iktisap edildiğine dair, davalı yasal defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
Davacı ve davalı BA-BS karşılaştırmalı analizinin neticesinde, her iki tarafın 2020 ve 2022 dönemlerinde BA-BS kapsamında birbirlerine ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığı, 2021 döneminde ise, davalı tarafından (1) adet belge, KDV hariç 55.980,00.TL tutarında (01.06.2021 tarih ... no.lu KDV Dahil 60.458,40.TL tutarındaki fatura) bildirimde bulunduğu, buna mukabil davacının, davalıya ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmadığı tespit edilmiştir. Netice olarak; davaya konu senedin her iki taraf yasal defter kayıtlarında mevcut olmadığı ve dolayısıyla her iki taraf yasal defter kayıtlarında davaya konu senede ilişkin davacının borçlu olmadığı dikkate alındığında, .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasının iptali ve takibin durdurulmasına ilişkin nihai takdiri Sayın Mahkemenizde olduğu..." belirtilmiştir.
Makine Mühendisi ..., Nitelikli Hesap uzmanı ... ve Mali müşavir bilirkişi... tarafından hazırlanan 03/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...dava dosyasına dava konusu 350.000,00TL senet miktarı ile ilgili olarak davacı ve davalı arasında imzalanan makine satış sözleşmesi (sipariş tarihi, teslim süresi, ödeme koşulları,... gibi detaylı bilgi ihtiva etmediği) için ayrıca KDV dahil fatura da düzenlenmediği için kiralık mı satılık mı olarak teslim edildiğinin de anlaşılamadığı, sadece davalı tarafından davacıya 60.485,40TL bedel ile tekstil makineleri fatura edildiği göz önünde bulundurulduğunda dava konusu 350,000,00TL senet miktarı ile teknik olarak ilişiğinin kurulamadığı,..." belirtilmiştir.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakden" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılaca, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lili senet metninde açıklanan düzenleme
(ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, icra takibine konu bono da nakten kaydı var ise de, davacı tarafından bononun mal karşılığı düzenlendiği ve malın teslim edilmediğini ileri sürdüğü, davalı tarafından da senedin mal karşılığında düzenlendiği kabul edilmekle birlikte bedelinin ödenmediğinin ileri sürüldüğü, senedin bedel kaydı her iki tarafça talil edildiğinden ispat yükünün davacıda olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça senedin avans olarak verildiği, senet karşılığı makinelerin teslim edilmediğinin ileri sürüldüğü, senedin avans olarak verildiğinin ispatlanamadığı, senet imzalanıp verilmesi senet karşılığı makinelerin teslim edildiğine karine teşkil etmektedir, karinenin aksini davacı ispatla yükümlüdür, menkul mal alım satımlarında, peşin satışlarda kural malın teslimi ile bedelin aynı anda ödenmesi olup, davacı tarafça teslim karinesinin aksi ispat edilememiştir. Somut olayda mahkemece ispat yükünün ters çevrilerek teslim olgusunun davalı tarafça ispat edilmesi gerektiğine yönelik gerekçe yerinde değildir. Kaldı ki davacı tanıkları da; davacının davalıdan 15 tane makine satın aldığını, 6-7 ay kullandıklarını, sonra davalının geri aldığını beyan etmiştir. Dosya kapsamında bulunan davalı adresinde yapılan haczi ilişkin 2021/... Tal. Sayılı dosyada, 10/06/2021 tarihli haciz tutanağında 40 adet makine haczedildiği, ... marka makineler varsa da, davalının davacıya teslim ettiği makineler olup olmadığının anlaşılamadığı, mahkemece makine mühendisi birkişi ve hukukçu/öğretim üyesi bilirkişiden alınan 22/03/2023 tarihli raporda, talimat dosyasında ... marka 26 adet tekstil makinesinin açık arttırma ile satışa çıkarıldığı, 60.485,40 TL bedelli fatura ile dava konusu senet arasında bağ kurulamadığı beyan edilmiştir. Davaya konu senedin taraf defterlerinde kayıtlı olmaması ise sonuca etkili değildir.
Somut uyuşmazlıkta ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça senedin bedelsizliğine yönelik iddia ispatlanamadığından sübut bulmayan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih, 2021/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın Reddine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 5.977,13 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 5.245,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 56.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b--İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 180,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.349,40 TL'nin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026