Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1367 E. 2026/1202 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1367
Karar No
2026/1202
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO : 2024/1367

KARAR NO : 2026/1202

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 05/12/2023

NUMARASI: 2021/123 E. - 2023/332 K.

DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; özetle; müvekkilinin ... A.Ş. 2015 yılından beri “.../İstanbul” adresinde zayıflama, sağlık ve kozmetik sektöründe ticari faaliyet gösterdiğini, ... merkezli ... isimli firmanın Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olup Türkiye'nin bütün il ve ilçelerinde ..., ..., ... vs. markalı zayıflama cihazlarının satışını gerçekleştirdiğini, davacının ... A.Ş.'nin ... isimli yurtdışı merkezli firmanın Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğunu, davacı müvekkilinin şirket 2015 yılı itibari ile iş bu distribütörlük yetkisini almış olup yetkisinin hâlen devam ettiğini, ... firması ... merkezli bir yurtdışı firması olduğunu, ..., ..., ... vs. markalı zayıflama cihazlarını ürettiğini, iş bu firma dünyadaki pek çok ülke ile distribütörlük ilişkisi kurarak dünyanın her bir yanına cihaz satışı gerçekleştirmekte olduğunu, ... merkezli ... firması, “...” marka cihaz tescilini 27.05.2014 tarihinde almış olup bu yıllar itibari ile iş bu cihazın üretimini ve satışını gerçekleştirdiğini, davacı müvekkili şirketin, distribütörlük ilişkisi yetkisi ile 2015 yılından bu yana Türkiye'nin hemen her bölgesinde bulunan saha ekibi çalışanları ile 150'den fazla noktaya 600'ün üzerinde “...” marka cihazın satışı gerçekleştirdiğini, davalı ...'ün davacı şirketin Türkiye'de tek yetkili hak sahibi olduğu “...” markasını türk patent ve marka kurumu nezdinde kendi adına tescil ettirdiğini, davalı yanın, davacı müvekkili şirketin 2015 yılından beri Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğu yurt dışı merkezli ... firmasına adına tescilli “...” cihaz markasını aynı yazım karakteri, rengi ve logosu ile birebir kopyalayarak kendi adına tescil ettirdiğini, davacı müvekkilinin tek başına hak sahibi olduğu markayı aynı yazım karakteri, rengi ve logosu ile birebir kopyalayarak kendi adına tescil ettiren davalı yan kötü niyetli olduğunu, markanın hükümsüzlüğü talepli davada yapılan yargılama neticesinde davalı adına tescilli “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davalı yanın davacı müvekkili şirketin tüm uyarılarına rağmen iş bu kötü niyetli marka tescilini gerçekleştirmiş, davacı müvekkili şirkete karşı haksız bir edim gerçekleştirdiğini, davalı yanın davacı müvekkili şirkete karşı bu şirketi kendisinin büyüttüğü zannı içerisindedir.

Oysa ki davalı yanın davacı şirkette herhangi bir ortaklığının bulunmadığını, davacı müvekkili şirketin SGK'lı çalışanı olan davalı yan davacı müvekkili şirkete zarar vermiş bulunduğunu, davalı yan kötü niyetli marka tescili akabinde davacı müvekkili şirketin itibarını sarsacak edimlerde bulunduğunu, Türkiye'nin hemen her bölgesine cihaz satışı gerçekleştiren davacı şirket tanınmış, bilinen bir firma olduğunu belirterek; ... Başvuru ve tescil numarası ile 28. ve 35. sınıfa dahil mal ve hizmetler yönünden “...” marka tescilini kendi adına sağlayan kötü niyetli davalı yan aleyhine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 maddi tazminatın, 200.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek olan faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

... markasının gerçek hak sahibinin ...'daki ...'e ait olduğu tespit edilen ve bu şirketin davacının distribütörlük sözleşmesine istinaden ve kötü niyetli marka tescili nedeniyle davalı aleyhine açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davası olduğunu, öncelikle davacı tarafından diğer İstanbul Anadolu 2. FSHHM.nın 2020/127 E sayılı dosyasına sunulan distribütörlük sözleşmesinin, bir distribütörlük sözleşmesinde mevcut olması gerekli en önemli unsurlarını ihtiva etmediği, içeriğinin belli olmadığını, tarihinin ise herhangi bir zamanda atılabilecek basit belgeden den ibaret olduğunun tespit edildiğini, öncelikle İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/127 E sayılı dosyasında yapılan yargılamanın, o davada davacının haklı ve korunmaya değer meşru bir menfaati nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararının görülmesi üzerine davanın görüldüğü bir dava olduğunu, iki davanın tamamen farklı olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafından dava dosyasına sunulan belgenin tarih içermeyen basit bir belge olduğu göz önüne alınarak, davacının bu anlamda müvekkilinden tazminat talep etme hakkı mevcut olmadığını, herkesin, ... markasını taşıyan orijinal ürünü ithal etme (paralel ithalat) ,satma ve bu ürünler için satış sonrası teknik destek verme hakkı mevcut olup, bu hakkın sınırlanması söz konusu olmadığını, davacının slimweel.com.tr ibareli instagram sosyal medya hesabına bakıldığından, bugün itibariyle 9431 adet takipçisi olduğu, hesabın kurumsal bir hesap olduğu, reklam faaliyetlerini yaptığı görüldüğünü, davacının kendisi için uzun zamandır piyasada tanınmış firma olduğu, markanın da tanımış sektörde bilinen bir marka olduğu iddiaları dayanak alınarak, davalı müvekkilinin instagram sayfasından bu şirketin kaç müşterisine ulaşılıp, kaçını etkileyebileceğini anlamak mümkün olmadığını, davacının ... ibaresi /markası üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın ve taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2021/123 esas, 2023/332 karar sayılı, 05/12/2023 tarihli kararı ile; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;

50.000 TL maddi tazminatın ve 40.000 TL Manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin istemin reddine," karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin ... merkezli "..." firmasının Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğunu, 2015 yılından beri zayıflama, sağlık ve kozmetik sektöründe ticari faaliyet gösterdiğini, davalı ...'ün 2016-2018 yılları arasında müvekkil şirkette çalıştığını, işten ayrıldıktan sonra müvekkil şirketin tek yetkili distribütörü olduğu "..." markasını aynı yazım karakteri, rengi ve logosu ile birebir kopyalayarak Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kendi adına kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin davalıya ihtarname göndererek marka başvurusunu geri çekmesini talep ettiğini, ancak davalının bu talebi reddederek kendi markasının hak sahibi olduğunu iddia ettiğini, davalının sosyal medya hesapları üzerinden "..." markasının kendisine ait olduğunu ve izinsiz kullanan firmalar hakkında hukuki süreç başlatacağını duyurarak müvekkili şirketin ticari itibarını sarsıcı eylemlerde bulunduğunu, ayrıca müvekkili şirketin görselini kullanarak "..." cihazlarının Türkiye'de üretileceği izlenimi yaratmaya çalıştığını ve müvekkili şirket müşterileriyle iletişime geçerek teknik servis hizmeti vereceğini belirttiğini, davalının bu kötü niyetli eylemleri sonucunda müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan markanın hükümsüzlüğü davasında davalı adına tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Yerel Mahkeme tarafından hükmedilen 50.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın yetersiz olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli eylemleri nedeniyle müvekkili şirketin büyük çapta itibar kaybına uğradığını, instagram gibi mecralarda reklam yoğunluğunun yüksek olması sebebiyle davalının paylaşımlarının geniş kitlelere ulaştığını ve müvekkili şirket müşterileri nezdinde endişeye neden olduğunu, bu nedenle uğradıkları zararların giderilmesi için hükmedilen tazminatların daha yüksek rakamlarda olmasını, istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının "..." ibaresini kötü niyetle tescil ettirdiğinin belirtildiğini, ancak davacının tazminat taleplerine ilişkin maddi tazminat koşullarının oluştuğunu, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir kaybı hesaplamasına esas alınacak bilgilerin dosyaya sunulmadığı için gelir kaybının hesaplanamadığını, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, zira distribütörlük sözleşmesinin doğruluğunun tevsik edilmesi için ticari defterlerin incelenmesi ve ithalat belgeleri ile faturaların ibraz edilerek mali inceleme yapılmasını talep etmelerine rağmen bu taleplerinin kabul edilmediğini, manevi hakların hak sahibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacının manevi tazminat talep hakkı da mevcut olmadığını, davacının taleplerini Sınai Mülkiyet Kanunu'na dayandırdığını ve maddi tazminat hesaplamasına ilişkin tercihini lisans bedeli üzerinden talep ettiğini, oysa müvekkilinin tacir olmadığını ve haksız rekabete dayanılmadığı için Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağını, raporda müvekkilinin eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine dair bir tespit yapılmadığını, bir markayı sadece tescil ettirmenin marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini, tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerde hukuka aykırı kullanımların olması gerektiğini, müvekkilinin tacir olmadığını ve markayı tescil dışında hukuka aykırı olarak kullanmadığını, davacının zararını ispatlayamadığını, müvekkilinin tacir olmadığı ve herhangi bir kullanımı da olmadığı için bir kazanç elde etmediğini, mahkeme kararında tanık beyanlarının esas alındığını, oysa davacının ticari kayıtları incelense zararın tespit edilebileceğini, tanık beyanlarının kurgusal olduğunu ve davacının zararını ispatlamaya yeterli olmadığını, maddi tazminat hesaplamasının Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151/2 (a) maddesine göre yapıldığını, ancak davacının talebi ile bağdaşmadığını, müvekkilinin ... markalı ürün alıp satmadığını, lisans bedeline göre hesaplama yapılamayacağını, müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, müvekkilinin paylaşımlarında davacının ticaret unvanı veya şirket yetkilisinin isminin geçmediğini, markanın itibarına veya davacı şirketin itibarına zarar verecek hiçbir ifadenin bulunmadığını, Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddelerinin uygulanamayacağını, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını, zararın ve kusurun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinden hâkimin hakkaniyete uygun olarak belirlemesi gerektiğini belirterek, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/123 E-2023/332 K sayılı kararının istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği ''...'' markasının davalı tarafından kötüniyetle tescil edildiğinden maddi ve manevi zararın mevcut olduğu iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin, hukuki menfaatinin bulunmadığı istinaf sebebi yapılmış ise de davacı şirketin, ... merkezli ... isimli firmanın Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğu, "..." markası adı altında üretilen ürünlerin Türkiye'de satışını gerçekleştirdiğini, davalı ...'ün 21.12.2016- 30.04.2018 tarihleri arasında davacının işyerinde SGK'lı olarak çalıştığı, davalının ''...'' markasını kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini beyanla davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ettiği, İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/127 E ve 2021/106 K sayılı dosyası ile yapılan yargılamada işbu markanın kötüniyetli tescil edilmesi sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği, işbu hükümsüzlük kararının istinaf edilmemesi üzerine 04/10/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacının kötüniyetli eylem nedeni ile maddi ve manevi zarara uğradığı iddiası ile huzurdaki davayı ikame ettiği dikkate alındığında, davayı açmakta hukuki menfaatinin olduğu, aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğu anlaşıldığından, davacı ve dava dışı şirket arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığının sonuca etkili olmadığı tespit edilmiştir.

Dolayısıyla davaya konu ... numaralı “...” marka başvurusunda davalının kötü niyetli olduğu kesinleşen dava dosyası ile sabit olup davacının ticari faaliyeti nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığının tespiti bakımından mahkemece tanıkların dinlendiği, dinlenen tanıklardan ...'un güzellik salonu işlettiğini, davacı şirkette ... isimli cihazı 2016 yılında satın aldığını, 2020 yılında aynı isimli ikinci bir cihaz almak istediğini, fakat davalı ... ... Instagram sayfasında ... isim/marka haklarının kendisinde olduğunu, bu markayı kullananlara dava açacağını yazmış olduğunu görmesi üzerine soğuduğunu ve vazgeçtiğini, diğer tanık ...' nun alınan beyanında 2017 yılından beri davacı şirkette çalıştığını, davalının yaklaşık 2 yıl davacı şirkette çalıştığını, davacının ürün sattığı veya teknik destek verdiği firmalara markayı kullanmamaları yönünde sosyal medya hesaplarından iletişime geçtiğini, bu sebeple tahminen 20-30 kadar ürün satışının engellendiğini beyan ettiği, mevcut deliller ile dinlenen tanık beyanlarına göre davalının Instagram hesabında 02/05/2020 tarihli paylaşımı ile marka tescil belgesini göstererek markayı izinsiz kullananlar hakkında hukuki süreç başlatacağını belirttiği, davacı adresinde arama yapılmasına sebebiyet verdiği, SMK'nın 27/3. maddesi gereğince marka sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli olarak hareket etmesi nedeniyle zarar görenlerin tazminat taleplerinin saklı kaldığının açıkça düzenlendiği, davalı eylemlerinin, davacının ticari faaliyetini ve itibarını zarara uğrattığı tespit edildiğinden davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmasının haklı görüldüğü, dosya kapsamına göre davalının sosyal ekonomik durum tespiti, davalı paylaşımlarının kendi kişisel sosyal medya hesabından yapılmış olduğu dikkate alınarak Türkiye çapında çok fazla tüketiciye ulaşamaması gibi hususlar da dikkate alındığında takdiren 50.000-TL maddi tazminat ile sosyal ekonomik durum tespit tutanağı ve davalının kötü niyetli eylemleri sebebiyle tüketicilerin davacı tarafından kullanılan ... markasının hak sahipliği hususunda olumsuz izlenime kapılıp farklı markalara yönelebileceği ve ticari itibarının zedelenmesi hususu da dikkate alındığında takdiren 40.000-TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun ve somut olay adaletine uygun olduğu anlaşılmıştır. Böylece davacı vekilinin ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunu HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../12/2023 tarih ve 2021/... E. 2023/... K. sayılı kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.147,90-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.536,98-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.610,92-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1367, K. 2026/1202, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1367-e-2026-1202-k-5bf24cd685c6