Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/637 E. 2026/946 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/637
Karar No
2026/946
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/637 - 2026/946 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/637 KARAR NO : 2026/946 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2022/81 E. - 2023/170 K.

DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16/11/2023 Tarih ve 2022/81 Esas - 2023/170 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." asıl unsurlu tanınmış markaların bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2020/121835 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalı markasında yer alan "..." ibaresinin son derece genel bir ifade olduğunu, markalar arası sınıfsal benzerlik de bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markasının ayırt edicilik, garanti ve iletişim fonksiyonlarının zarar göreceğini, ticari kayba uğrayacağını, davalı Şirketin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin söz konusu ibarenin gerçek hak sahibi bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-11849 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusunu oluşturan "..." ibaresinin, şirket kurucusu ... ...’un soy ismi olduğunu, müvekkili şirket ve kurucusunun üç kuşaktır zeytin, zeytinyağı işiyle işgal ettiğini, zeytinyağı üreticisi olarak "..." olan soyadları ile tanındığını, müvekkilinin tescil başvurusuna konu ürünlerin de sadece iştigal konusu olan zeytin, zeytinyağı ve sabun olduğunu, müvekkili şirketin davacı ile aynı sınıfta bir üretiminin olmadığını, "..." markasının tescil edilmiş olmasının, Türkiye’de son derece yaygın olan "..." kelimesinin tek kullanım hakkını davacıya vermeyeceğini, davacının haksız bir tekel oluşturmayı amaçladığını, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını, diğer davalı Kurum nezdinde "..." ibareli birçok tescilli marka bulunduğunu, davacının tanınmış marka iddialarını da kabul etmediklerini, müvekkilin kötü niyetli olmadığı gibi herhangi bir haksız rekabetin de söz konusu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." esas ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel ve anlamsal olarak ortalama ve bilinçli tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacının markasının belirgin tasarımı kapsamında farklı bir isim olarak algılanacağı, taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas ihtimali bulunmadığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, davacı yana ait markanın tanınmış marka olarak tescil edildiği görülmekte ise de markaların bütünsel olarak benzer olmaması ve yine davaya konu markanın tescilinden zarar görme veya itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin somut olarak bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuruda yer alan ve ayrım gücü bulunmayan "..." ibaresinin, başvurunun esaslı unsuru kabul edilerek bu nedenle müvekkili markaları ile başvuru arasında iltibas tehlikesinin mevcut olmadığına karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkeme kararının aksine taraf markalarının benzer olduğunu ve be benzerliğin iltibasa yol açacağını, davalı Şirketin müvekkilinin uzun yıllar emek ve çaba sarfederek yarattığı tanınmış markanın esaslı unsurunu birebir kullanmak suretiyle "..." markasını tescil ettirmek istediğini, bu şekilde müvekkilinin tanınmış markalarından haksız faydalanmayı ve iltibas yaratmayı amaçladığını, buna göre SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 08.10.2020 tarihinde 2020/121835 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 03 ve 29. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının "..." asıl unsurlu 2000/07009, 2000/12053, 2005/08421, 2005/57888, 2008/23902, 2011/09142, 2011/110158, 2011/37638, 2011/50326, 2011/73749, 2011/86942, 2012/00527, 2012/00538, 2012/00656, 2012/00667, 2014/45649, 2014/45656, 2014/56271, 2016/09748, 2016/09777, 2016/56443, 2016/56458, 2016/56470, 2016/82326, 2016/82432, 2016/82450, 2016/82601, 2016/82612, 2016/82617,2016/96551,2019/10244, 99/011064, 99/011344 sayılı markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1,6/5 ve 6/9 gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, davalı Şirket tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacı itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara yönelik itirazının ise YİDK'in 13.01.2022 tarih, 2021-M-11849 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının davacıya 20.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup davacı yanın istinaf dilekçesi de gözetildiğinde iki aylık hak düşürücü süre içinde açılan işbu davada istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, davalı başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali olup olmadığı ve SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında bir tescil engeli bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır. 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa (karıştırılmaya) yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Davacı tarafından davalının marka başvurusuna itirazı üzerine davalı yanca kullanım ispatı talebinde bulunulduğundan, YİDK kararının iptali davası yönünden davacı markalarının, kapsamlarındaki mal ve hizmetler üzerinde kullanılıp kullanılmadıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, hükümsüzlük davasında davalı şirket kullanmama definde bulunmadığından, davacının tüm markaları değerlendirmeye esas alınacaktır. Bu kapsamda dava konusu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle tescil tarihinden itibaren beş yıllık süre geçen ve davacının itirazına mesnet 2000/07009, 2000/12053, 2005/08421, 2005/57888, 2008/23902, 2011/09142, 2011/110158, 2011/37638, 2011/50326, 2011/73749, 2011/86942, 2012/00527, 2012/00538, 2012/00656, 2012/00667, 2014/45649, 2014/45656, 2014/56271, 99/011064, 99/011344 sayılı markalar kullanım ispatına tabi olup işlem dosyası kapsamında bu markaların kullanıldığı ispat edilememiştir. O halde, YİDK kararının iptali davası yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmede, bu markaların dikkate alınması mümkün değildir. Dava konusu marka başvurusuna itiraz aşamasında davacı tarafça dayanılan 2016/09748, 2016/09777, 2016/56443, 2016/56458, 2016/56470, 2016/82326, 2016/82432, 2016/82450, 2016/82601, 2016/82612, 2016/82617, 2016/96551, 2019/10244 sayılı markaların tescil tarihleri ile başvurunun yapıldığı tarih arasında beş yıllık süre geçmediğinden, YİDK kararının iptali davası yönünden yalnızca bu markalar dikkate alınarak SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında 03. sınıfta yer alan "Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).", 29. sınıfta yer alan "Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar." malları ile 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Zeytin, zeytin ezmeleri. Yenilebilir bitkisel yağlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bulunmaktadır. Davacı Şirketin itirazına mesnet markalardan yalnızca YİDK kararının iptali davası yönünden dikkate alınabilecek yukarıdaki markalarının kapsamlarında ise 05,09,29,30,31,32. sınıf mallarla 35 ve 43. sınıf hizmetler yer almaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, YİDK kararının iptali davası yönünden dikkate alınabilecek 2016/09748, 2016/09777, 2016/56443, 2016/56458, 2016/82326, 2016/82450, 2016/82601, 2016/82612, 2016/82617, 2016/96551, 2019/10244 sayılı davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğu açıklanmıştır. Yine aynı raporda, hükümsüzlük davası yönünden değerlendirilmesi gereken 2000/07009, 2000/12053, 2005/08421, 2008/23902, 2011/09142, 2011/110158, 2011/37638, 2011/50326, 2011/73749, 2011/86942, 2012/00527, 2012/00656, 2012/00667, 2014/56271, 99/011344 sayılı davacı markalarının kapsamlarının da dava konusu başvurunun kapsamı ile benzer olduğu bildirilmiştir. Davacının itirazına mesnet 99/011064,2005/57888, 2012/00538, 2014/45649,2014/45656, 2016/56470, 2016/82432 sayılı markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler arasında ise benzerlik yoktur. Buna göre gerek YİDK kararının iptali davası gerekse de hükümsüzlük davası yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Taraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru, "..." ibarelidir. Başvuruda başkaca bir kelimeye ya da şekil unsuruna yer verilmemiş olup bu hali başvurunun asli unsuru bir bütün olarak "..." ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markaların asli unsuru ise "..." ibaresinden oluşmaktadır. Zira bu markalarda yer verilen "..." gibi ibarelerin ayırt ediciliğe etkisi bulunmamaktadır. Görüldüğü üzere davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi, dava konusu başvurunun ilk kısmında aynen asli unsur olarak kullanılmış, farklı olarak ise "..." ibaresine yer verilmiştir. Bu durumda, davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Gerçekten de ilgili tüketicilerin dava konusu başvuruyu gördüklerinde, bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, SMK'nın 6/1. maddesinde düzenlenen koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/4896 Esas, 2025/3213 Karar sayılı ilamında "Doğanşahin", 2024/5650 Esas, 2025/3597 Karar sayılı ilamında "... ...", 2025/90 Esas, 2025/4407 Karar sayılı ilamında "... ..." ibarelerinin, davacı markaları ile karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olduğu, diğer bir deyişle "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunduğu kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Davacı tarafça tanınmışlık vakıasına da dayanılmış olup dosya kapsamından ve Dairemizden geçen dava dosyalarından davacının ... ibareli markalarının gıda sektöründe özellikle et ürünlerinde tanınmış olduğu anlaşılmaktadır. Taraf marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyi, dava konusu başvuru kapsamındaki 29. sınıf mallar ve bu malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri ile davacı markalarının tanınmış olduğu mallar arasındaki yakın ilişki gözetildiğinde, bu mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların ortaya çıkacağı kabul edilmiş, buna karşılık 3. sınıf mallarla bu malların satışına özgü 35. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden ise anılan madde koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Kabule göre de, mahkemece, "Davacı tarafça yatırılmış olan peşin harç yatırıldığı anda yeterli olduğundan yeniden değerleme oranı dikkate alınarak karar tarihinde geçerli olan harç miktarına tamamlanmasının davacının mülkiyet hakkını ihlal edeceği dikkate alınarak yeterli olduğuna ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmış olup Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğu, ayrıca başvuru kapsamındaki 29. sınıf mallarla bu malların satışına özgü 35. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden aynı Kanun'un 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2023 gün ve 2022/81 Esas - 2023/170 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 13/01/2022 tarih ve 2021-M-11849 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu 2020/121835 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücreti, 319,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 272,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.760,90-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.922,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 30/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/637, K. 2026/946, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-637-e-2026-946-k-18879ae672d9