Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/602 E. 2026/902 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/602
Karar No
2026/902
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/602

KARAR NO: 2026/902

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/01/2024

NUMARASI: 2023/65 E. - 2024/68 K.|İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ambalaj işiyle uğraşan, seri üretim yapan, tek ortaklı kurucusu ... olan bir ticaret şirket olduğunu, 23.09.2020 tarihinde .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında alacaklı ...vekili .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı talimat dosyası ile müvekkiline ait bulunan işyerine hacze geldiğini, her ne kadar borçlu ... ... ....Şirketi ile müvekkili şirketin herhangi bir hukuki yada ticari bağı olmadığını belirtseler de alacaklı, müvekkiline ait işyerinde üretimi durdurmak amacıyla makina ve sair malzemeleri haczederek muhafaza altına alınacağını taraflarına beyan ettiğini, iki firmanın nitelikleri ve çalışma alanları birbirinden tamamen farklı olup, aralarında herhangi bir organik bağ kurulmasının imkanı olmadığını, ... şirketinin halen ticaret sicil kayıtlarında, ... Mahallesi ... Sokak No ......, ..., İzmir'de göründüğünü, müvekkilinin sicil kaydının ise ... Mahallesi ... Sokak No ...ve ... A, ..., İzmir olarak gözüktüğünü, aradaki ... ibaresi bulunmayışından dolayı Ticaret Sicil Müdürlüğünün borçlu ... şirketini ticaret sicilinden terkin etmediğinin anlaşıldığını, 23.09.2020 tarihli haciz tutanağın 1. sayfasının 3. paragrafında görüleceği üzere, mülkü kiralayan ...'ın kiralayan vekili ... ...'ın ifadesine göre borçlu ... firmasının ''..kira borçlarını da ödemeksizin buradan ayrıldığını ve ... firmasının da ... firmasıyla herhangi bir bağlantısının olmadığını..'' bildirmesine karşın alacaklı tarafın ısrarla hukuka aykırı tutumunu sürdürdüğünü, söz konusu müvekkilinden kaynaklanmayan hukuki durumları fırsata çeviren alacaklı bankanın haciz günü olay yerine yediemin, vinç, polis ve gerekli taşıyıcı kişilerle haciz mahalline geldiğinden ve müvekkili şirketin üretim bandını da muhafaza işlemi yaparak durduracağından bahisle o gün itibarı ile alacaklı vekili hesabına 20.000,00.-TL ödeme yapıldığını, ödeme yapıldığı ayrıca haciz tutanağından bağımsız olarak 94.330,00.-TL tutarlı bono düzenlendiğini, söz konusu bononun borçlusunun haciz günü itibarı ile olay yerinde bulunan ve işyerinde çalışmayan, müvekkili ...'nun akrabası ...olduğunu, bu hukuksuzluğa karşı tarafımızca İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurulmuş olup; dosya 2020/477 E. Numarası ile görüldüğü, mahkeme nezdinde açılan işbu dava ile, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/477 E. sayılı dosyanın birleştirilmesini talep ettiklerini, davalı bankanın ise halen görülmekte olan tespit davası sırasında kötü niyetle davranarak tekrardan müvekkili şirkete ait iş yerine 21/12/2020 tarihinde hacze geldiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyaları gereği hacze geldiklerini ve ... .... Şti'ne ait borcun ödenmemesi halinde müvekkiline ait bütün iş makinelerinin haciz ve depo edileceğini belirttiğini, taraflarınca esas borçlu ... ...'un yetkilisi ...'in haciz mahalline getirilmiş ve haciz tutanaklarında da yer aldığı üzere ...'in borcun kendi şirketine ait olduğunu, ... isimli firma ile ... ... adlı firmaların birbiri ile herhangi bir ilişkisi olmadığını ifade ettiğini, buna rağmen davalı vekili "borcu 3. Kişiden tahsil etme imkanım varken ticareti terk davasıyla uğraşamam" diyerek müvekkile ait makineleri depo etme istek ve arzusu yönünde ısrarcı olduğunu, bunun üzerine başkaca bir seçeneği kalmayan müvekkillerin 21/12/2020 haciz günü itibariyle davalı vekilinin üretimi durdurmasını önlemek için 15.000,00.TL kendisine ödeme yaptıklarını ve davalı vekilinin dayattığı protokole imza attıklarını beyanlarla bir sonraki ödeme tarihi 18/01/2021 olan senede ilişkin ivedilikle tedbir kararı verilmesine, taraflarınca haciz tehdidi altında ödenmiş 15.000,00 TL'nin iadesine, protokolde yer alan dosyaların borçluları ile herhangi bir ilişkileri olmadığının ve tüm dosya borcu ile herhangi bir ilgi ve alakamızın olmadığının tespitine; alacaklı yanı ihtar etmelerine rağmen haciz işlemlerine devam olunması ve borçlu olmadıkları meblağının ödenmesi için taraflarına baskı yapılması sebebiyle İİK 72/5. Maddesi uyarınca dosya borcunun %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, işbu dosya ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/477 E. Sayılı dosyanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından harcın mahkemece verilen kesin sürede tamamlamaması halinde iş bu davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından dava değerinin belirtmediğini ancak dava dilekçesinin netice-i talep kısmında tüm borçtan sorumlu olmadığının tespiti ve bonoların iptalinin talep edildiğini, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi uyarınca karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınacağını, aynı yasanın 32. maddesine göre eksik harç tamamlanmadıkça müteakip işlemlere devam edilemeyeceğini, bu durumda mahkemece verilen süre içinde eksik peşin harç tamamlanmadığından ve bu nedenle yargılamaya devam edilemeyeceğinden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve yasal bekleme sürelerinin içinde de harcın tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılması yolunda bir karar verilmesi gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulma şartı, borçlular tarafından yerine getirilmediğini, tedbir talebine ilişkin itirazda bulunduklarını, dava konu protokol ve ödeme aracı olan bono incelendiğinde; davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü ... E. Ve .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyaları borcunun üstlenildiği , dosya borcunun davacı tarafından kabul ve kefalet edildiği, dosya borcuna ilişkin yapılan yapılacak ödemeler için kayıtsız şartsız müvekkilin gayrikabili rücu ibra ettiğini imza altına aldığının anlaşıldığını, protokol içeriğinde açıkça düzenlendiği ve protokol incelendiğinde açıkça tespit edilebileceği üzere; davacı tarafın, dava konusu .... İcra Müdürlüğü ... E. .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyalarına ilişkin borçları kabul ettiğini ve dosya borçlarını üstlendiğini beyanlarla davacının konuları farklı olan davaların birleştirilmesi talebinin reddine, dava konusu protokol ve ödeme aracı olan bono borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğundan ve davacı tarafından istirdatı talep edilen ödemeye ilişkin dekont açıklamasında dava konusu dosya bilgilerinin yer aldığı gözetilerek ; haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen iş bu davanın esastan reddine , davacı taraf aleyhine %20 'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin 06/06/2022 tarih, 2021/45 E. 2022/454 K. Sayılı Kararı ile; "Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan işbu davanın dosya üzerinde yapılan incelemesi ile yapılan tüm yargılamalar ışığında; dava dilekçesinde dava değerinin toplam 188.636,67 TL olduğu, mahkemenin 22/03/2021 tarihli celsesinin 10 numaralı ara kararı gereği davacı tarafa dava konusu değer üzerinden eksik kalan peşin harcın yatırılması hususunda ihtarat yapılarak ihtar edilen eksik harcın ödenmemesi halinde davanın HMK 150. Maddesi uyarınca taraflardan biri tarafından yenileninceye kadar işlemden kaldırılacağı hususunun tefhim olunduğu, davacı vekilince her ne kadar 05/04/2021 tarihli dilekçe ile eksik harcın hesaplanıp taraflarına muhtıra gönderilmesi talep edilmiş ise de; yine mahkeme tarafından 09/04/2021 tarihli ara karar ile davacı vekiline eksik harcı tamamlaması hususunda 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 20/09/2021 ve 01/11/2021 tarihli celselere katılmadığı, dosyanın 01/11/2021 tarihinde davacı tarafça eksik harç yatırılmadığından işlemden kaldırıldığı, yenileme talebi üzerine yenileme tensip tutanağı ile bu kere davacı vekiline 3.221,44-TL peşin ve yenileme harcının yatırılması için kesin süre verildiği, işbu yenileme tensip tutanağının davacı vekiline e-tebliğ yoluyla tebliğ edilmiş olmasına rağmen verilen kesin süre içerisinde eksik harcın yatırılmadığı ve 06/06/2022 tarihinde verilen kesin süre dışında belirtilen kesin harcın tamamlanması üzerine davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir.

Dairemizin 22/12/2022 tarihli 2022/1695 Esas numaralı 2022/1800 Karar sayılı Bozma Kararıyla; Somut olayda Mahkemece 22/03/2021 tarihli ilk duruşmada verilen süre, yargılama harcının açıkça belirtilmemiş olması sebebiyle geçerli bir ihtarat niteliği taşımadığından 6100 Sayılı HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Mahkemece harcın tamamlanması için verilen kesin sürede yatırılan harç miktarı belirtilerek kesin süreye dair ara karar somutlaştırılmadığı gibi kesin süreye uymamanın sonucu da doğru gösterilmediğinden verilen kesin süre usulüne uygun olmamıştır. Mahkemece davacı tarafa harcın tamamlanması için ilk verilen kanunda olmayan 2 haftalık kesin süre usul ve yasaya açıkça aykırıdır. Dava konusu harç eksik harç olup, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine göre; "muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça devam olunmaz" hükmü uyarınca takip eden celsenin 06/06/2022 tarihli olduğu ve bu tarihte eksik harcın duruşmadan önce tamamlanmış olduğu hal böyle olunca mahkemece, yukarıda açıklanan sebeplerle davanın süresinde ve nispi harcı ikmal edildiği dolayısıyla yenilemenin yöntemine uygun olarak yapıldığı kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken açıklanan sebeplerle mahkemece usule aykırı olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmakla davacı tarafın istinaf talebinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/5. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin 29/01/2024 tarihli 2023/65 E. 2024/68 K. Sayılı kararı ile; "....davacıların borca katılma niteliğindeki protokol sebebiyle takiplere konu toplam borcun 126.000,00-TL’lik kısmından asıl borçlular ile birlikte müteselsil olarak sorumlu oldukları anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Takiplerin durdurulmasına ilişkin tedbir kararı verilmediğinden davalının tazminat talebi kabul edilmemiştir. Protokole göre davacıların borcun 126.000,00-TL’lik kısmına katılması sebebiyle dava değeri 126.000,00-TL olarak kabul edilmiş ve yargılama giderleri bu değer üzerinden hesaplanmıştır. " kararı verilmiştir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Dava dilekçesinde, davanın konusu ve talep sonucunun ''Müvekkil ... Ünvanlı firma, Ambalaj işiyle uğraşan, seri üretim yapan, tek ortaklı kurucusu ... olan bir ticaret şirketidir. 23.09.2020 tarihinde ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında alacaklı ...vekili .... İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı talimat dosyası ile müvekkile ait bulunan işyerine hacze gelmişlerdir. Her ne kadar borçlu ....Şirketi(EK-2 Ticaret Sicil Gazetesi) ile müvekkil şirketin herhangi bir hukuki yada ticari bağı olmadığını belirtsek de alacaklı, müvekkile ait işyerinde üretimi durdurmak amacıyla makina ve sair malzemeleri haczederek muhafaza altına alınacağını tarafımıza beyan etmiştir. İki firmanın nitelikleri ve çalışma alanları birbirinden tamamen farklı olup, aralarında herhangi bir organik bağ kurulmasının imkanı yoktur. ... Şirketi halen ticaret sicil kayıtlarında, ... Mahallesi ... Sokak No ......, ..., İzmir'de görünmektedir. Müvekkilin sicil kaydı ise ... Mahallesi ... Sokak No ...ve ... A, ..., İzmir olarak gözükmektedir. Aradaki ... ibaresi Bulunmayışından dolayı Ticaret Sicil Müdürlüğü, Borçlu ... şirketini Ticaret Sicilinden terkin etmediği anlaşılmaktadır. '' şeklinde olup dava dilekçesinde belirtilen talep sonuçlarının "...tarafımızca haciz tehdidi altında ödenmiş 15.000,00 TL'nin tarafımıza iadesine, protokolde yer alan dosyaların borçluları ile herhangi bir ilişkimizin olmadığının ve tüm dosya borcu ile herhangi bir ilgi ve alakamızın olmadığının tespitine; alacaklı yanı ihtar etmemize rağmen haciz işlemlerine devam olunması ve borçlu olmadığımız meblağnın ödenmesi için tarafımıza baskı yapılması sebebiyle İİK 72/5. Maddesi uyarınca dosya borcunun %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" şeklinde Mahkemece taraflarınca belirtilmeyen konularda ve yoruma dayalı gerekçelerle davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, davalarının İİK'nın ilgili hükümlerine göre açılmış tespit ve istirdat talepli olup, katılma niteliğindeki protokol sebebiyle takiplere konu toplam borcun 126.000,00 TL’lik kısmından asıl borçlular ile birlikte müteselsil olarak sorumlu oldukları anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,

-24.01.2021 Tarihli dava dilekçelerinin deliller bölümünde belirtilen bilirkişi incelemesi , tanık ve yemin delilleri dinlenilmeksizin karar verildiğini,

-Kararın 4.sayfasında yapılan taraflar arasındaki protokolün hukuki niteliğinin TBK md. 201 uyarınca borca katılma olduğu kanaatine varıldığını, kanunda borca katılma sözleşmesi, “Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.” şeklinde tanımlandığını, borca katılanın, asıl borçlu ile birlikte borçtan müteselsil olarak sorumlu olduğunu, Borca katılma sözleşmesi için kanunda herhangi bir şekil şartı öngörülmediğini ancak doktrinde ve uygulamada kabul edildiği üzere TBK md. 603 uyarınca teminat amacıyla yapılan borca katılma sözleşmelerinde kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uyulması gerektiğini, müvekkillerinin tarafı olduğu bu neden bir katılma protokolü bulunmadığını, eksik ve hatalı gerekçelerle davanın reddinin hukuka aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu protokolün ve ödeme aracı olan bononun usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiğini, borçluların serbest iradeleri ile imzalandığını, bu yönü ile dava konusu protokolün TTK hükümlerine uygun bir bono olup ve borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğunu, bononun davacı borçlular tarafından serbest iradeleri ile imzalandığını, bono .... İcra Müdürlüğü ... E. Ve .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı esas sayılı dosya borçlarının ödenmesine ilişkin düzenlendiğini, bu husus protokol metninin ilk cümlesinde " İŞ BU PROTOKOL .... İcra Müdürlüğü ... Esas Ve .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyalarına ilişkin düzenlenmiştir. Dosyaların borcu aşağıda bilgileri yazan borçlular tarafından kabul edilmiştir." şeklinde açıkça ifade edilip ve taraflarca imza altına alındığını, Protokol incelendiğinde ; " mezkur dosyaların ödenmesine ilişkin aşağıda dökümü yapılan bir adet bono düzenlenmiştir. " şeklinde takibe konu bononun ; protokole ilişkin ödeme aracı olduğu açıkça ifade edildiğini, takibe konu protokolün son cümlesi incelendiğinde " Bu protokol ve bono teminat senedi değil ; borç ödeme aracıdır. borcun yenilenmesi anlamına gelmemektedir." şeklindeki hüküm ile ; takibe konu bononun ödeme aracı olduğu ve borcun yenilenmediği belirtilerek .... İcra Müdürlüğü ... E. Ve .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyalarına tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla düzenlendiğinin açıkça izah edildiğini, Protokolün içeriğinden dosya borçlarının ödenmesine ilişkin olarak imza altına alındığı , şarta tabi kılınmadığı , ödeme amacıyla düzenlendiği açıkça anlaşıldığını, sono ödeme aracı olup, senetle ispatı gerektiğini, mücerret borç ikrarına dayalı kambiyo senedine (bonoya) dayanmakta olup ispat yükü yer değiştirerek davacı borçluların davaya konu bononun haciz ve muhafaza baskısı altında imzalanmış olduğunu ispat etmeleri gerektiğini, Davacı tarafından bu iddiaları HMK md 200 gereğince usul ve yasaya uygun bir şekilde ispat edilemediğini, protokolün içeriğinden dosya borçlarının ödenmesine ilişkin olarak imza altına alındığı , şarta tabi kılınmadığı , ödeme amacıyla düzenlendiğini, haciz baskısı bulunmadığını, fiili haciz işlemlerinin icra memurunca borçlular hakkında uygulandığını, Davacı taraflar kendileri hakkında uygulanmayan bir fiili haciz işlemini sebep göstererek ; haciz baskısı olduğunu ileri süremeyeceklerini, fiili haciz işlemleri davacı taraflar hakkında değil ; borçlular hakkında uygulandığını, Davacı taraflar 21/12/2020 tarihinde gerçekleştirilen haciz işlemini dayanak göstererek haciz baskısı olduğunu iddia ettiğini, 21/12/2020 haciz tutanağı incelendiğinde haciz mahallinde ek haciz işlemi gerçekleştirilmediğini , muhafaza işlemi yapılmadığını, .... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından alınan talimat gereği haciz mahalli adresine ilk olarak 23/09/2020 tarihine gidilmiş olup ; Borçlunun resmi ticaret sicil adresi olan bu adreste ... tarafından istihkak iddia edilmiş ve icra hukuk mahkemesince takibin devamı kararı verilmiş olduğunu, Takibin Devamı kararına istinaden haciz mahaline 21.12.2020 tarihinde gidildiğini, gelinen haciz mahallinde yalnızca daha önce 23.09.2020 tarihinde haczedilip hakkında takibin devamı kararı verilmiş mahcuzların muhafazası istendiğini, bu menkullerin borçluya ait olduğu Takibin Devamı kararı ile kesinleştiğini, akabinde açılan bir istihkak davası davası da olmadığından takibin devamı kararı kesinleştiğini, Davacıların ; imzaladıkları protokol ve ödeme aracının içeriğini anladıkları ve protokolde kararlaştırılan hükümlerin neticelerini idrak edebildiklerini, tacir olduklarını, Tüm bu hususların yanı sıra ; protokol ve ödeme aracı olan bono incelendiğinde ; ödeme aracı olan bonoda davacıların imzalarının bulunduğu kısımın başlığında " BORÇLULAR " ibaresinin yer aldığı yine protokolde tarafların imzalarının bulunduğu kısmın üst bölümünde yine " BORÇLULAR " ibaresinin bulunduğunu, davacı tarafların borçlu sıfatıyla .... İcra Müdürlüğü ... E. Ve .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya borcunu üstlendiklerinin ispatıdır. protokol ve ödeme aracı olan bonoda büyük harflerle yazılı olan " borçlu " ibaresinin görülmemesi ya da anlamının bilinmemesinin imkansız olduğunu, Davacı taraflar açıkça borcu üstlendiği açıkça borçlu olarak imza attığı protokol ve ödeme aracı olan bononun içeriğini bilmediğini ve sonucunu bilemeyecek durumda ve haciz baskısı altında olduklarını ileri süremeyeceğini, İstirdatı talep edilen 15.000,00 TL 'ye ilişkin davacıların da dava dosyasına ibraz ettiği ödeme dekontu incelendiğinde ; açıklama kısmına" ... İCRA ...Dosya " yazdıklarını, kayıtsız şartsız , itirazi kayıt olmaksızın ve protokol hükümlerince gayrikabili rücu ibra ederek dosya borcuna mahsuben 15.000,00 TL ödeme yapıldığını, .... İcra Müdürlüğü ... E. ve .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında borçlular ... ... Limited Şirketi, ... Ve ... olduğunu, Davacı taraflar dava konusu protokol ve ödeme aracı olan bono ile ; tarafların borcunu değil ; .... İcra Müdürlüğü ... E. ve .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyaların borcunu üstlendiğini, İİK.nun 12. maddesine göre icra dairesi takip edilmekte olan para alacağına mahsuben borçlu veya 3. şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecbur olduğunu, takip konusu borç , 3. Kişi tarafından ödenmiş olsa dahi , davacı sıfatı takip dosyasında borçlu sıfatını haiz olana ait olduğunu, talebin davalıya yönlendirilemeyeceğini, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas ve .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyalarında menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

Dava konusu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip borçlusunun ... ..., ... ve ... olduğu; takibin kambiyo senetlerine özgü takip yolu olduğu ve takip bedelinin 77.317,99 TL olduğu görülmüştür. Dava konusu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip borçlusunun ...olduğu, takibin kambiyo senetlerine özgü takip yolu olduğu ve takip bedelinin 96.318,68 TL olduğu görülmüştür.

Dava konusu bononun 18/12/2020 tarihinde düzenlendiği, vade tarihinin 21/12/2020 tarihi olduğu, borçluların davacılar ve takip borçluları olduğu, protokolün de aynı tarihli olup, takip borçluları ve davacı tarafların da borçlu gösterilerek düzenlendiği, protokolün kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği, Dava konusu bonoya protokol içinde atıf yapıldığı, .... İcra Müdürlüğü ... E. Ve .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı esas sayılı dosya borçlarının ödenmesine ilişkin düzenlendiği, ptrotokolde, " İş bu protokol .... İcra Müdürlüğü ... Esas Ve .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyalarına ilişkin düzenlenmiştir. Dosyaların borcu aşağıda bilgileri yazan borçlular tarafından kabul edilmiştir." denildiği, protokolün borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğu, protokole taraflarca herhangi bir itirazda bulunulmadığı, ihtirazi kayıt konulmadığı, bono vadesinde ve tutarında ödenmesi halinde dosya borcu ile ilgili hiçbir alacak ve haklarının kalmayacağının belirtildiği, protokolle alınmış bononun kayıtsız şartsız ödeme taahhüdü içeren bir kambiyo senedi olduğunun ve şarta tabi kılınmadığının taraflarca imza altına alındığı, Protokolde ''Bu protokol ile alınan bononun kayıtsız şartsız bir ödeme aracı olduğunu ve bononun alınması ile iş bu protokolün düzenlenmesinin amacının dosya borcunu ödeme şeklini belirlemek olduğunu taraflar kabul, beyan ve taahhüt eder.'' şeklinde ibare ile de borcun üstlenildiğinin anlaşıldığı, haciz tutanakları incelendiğinde, haciz tarihinin protokol tarihi ile aynı olduğu haciz mahallinde muhafaza işlemi yapılmadığı, yedi emin olarak ... bırakıldığı, haciz mahalline .... İcra müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından alınan talimat ile gidildiği, taraflar arasında istihkak davasının bulunmadığı, protokolün haciz baskısı altında olduğunu ispata yeterli delil bulunmadığı, protokol ve senette ihtirazı kaydın yer almadığı, yapılan ödemede de ihtirazı kaydın bulunmadığı, davacıların iddiasının mahkemece davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacılar tarafınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/602, K. 2026/902, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-602-e-2026-902-k-da4052a2962c