Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/546 E. 2026/1637 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/546
- Karar No
- 2026/1637
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/546 KARAR NO : 2026/1637
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2023 NUMARASI : 2017/1020 Esas - 2023/398 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/05/2023 tarih 2017/1020 Esas 2023/398 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin kurucu ortağı, kuruluştan itibaren yönetim kurulu başkanı ve tek imzalı tam yetkili müdürü olduğunu, bazı dönemlerde bu yetkiyi başkalarıyla paylaşmış ise de genel olarak davalının imzaya yetkili kişi olduğunu, 2014 yılında şirket yönetiminin değiştiğini, yeni yönetimin davalının görevini kötüye kullanarak şirket defter ve hesaplarında birçok usulsüzlük yaptığını tespit ettiğini, davalının müvekkili şirketin işlettiği cafeterya ve restuarant kasalarındaki nakitleri alarak kayıtlara geçmesine engel olduğunu, yönetimin değişeceğini anladığında stoklardaki malları dışarı çıkardığını, alım satım işlemlerinde yetkisi dışına çıktığını, müvekkili şirket tarafından İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1654 E. sayılı dosyasında kısmi dava açtığını, davanın 08.09.2017 tarihinde müvekkili lehine sonuçlandığını, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davalı nezdindeki tazminat alacağının 467.952,46TL olarak tespit edildiğini, kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000 TL'lik kısmını talep ettiklerini iddia ederek, bakiye 457.952,46 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkiline ithaf edilen vakaların gerçek olmadığını, davacının İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1654 E. sayılı dosyasında açtığı davanın henüz kesinleşmediğini, gerekçeli kararın henüz taraflara tebliğe dahi çıkmadığını, bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, müvekkilinin itirazlarının dikkate alınmadığını, şirketin faaliyet alanındaki birimlerde tüm işlerin ilgili birim müdürleri tarafından yapıldığını, tüm harcama ve giderlerin tediye makbuzu ile harici kasa defterine işlenmek suretiyle yapıldığını, müvekkiline ödeme yapılmadığını ve para almadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1654 Esas sayılı dava dosyasında, davacı şirket tarafından davalı aleyhine 22.12.2014 tarihli dava dilekçesi ile yöneticinin sorumluluğundan doğan tazminat istemli kısmi dava açıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davalının 02.02.2010 tarihinden 09.04.2014 tarihine kadar davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olarak zaman zaman tek başına, zaman zamanda başkaları ile birlikte imzaya yetkili olarak görev yaptığının, görevden ayrıldığı tarihte şirket defterlerinde olması gereken ve mevcut nakit farkından dolayı 313.420,38 TL ile kayıtlarda yer alan stok sayımına göre belirlenen stok arasındaki 154.532,08 TL stok farkı olmak üzere toplam 467.952,46 TL farkı davalının belgeye dayalı bir şekilde açıklayamadığından, davalının iş bu suretle oluşan şirket zararından sorumlu olduğundan bahisle davanın kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 11. Hukuk Dairesinin 12/01/2021 tarih, 2018/561 Esas, 2021/24 Karar sayılı kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. HD 08/09/2022 tarih, 2021/1631 Esas, 2022/5660 Karar sayılı ilamı ile istinaf kararının onanmasına karar verildiği; ilamın 08.09.2022 tarihinde kesinleştiği; her ne kadar davalı tarafından şirket kayıtları ile fiili durum arasında oluşan farkın, davacı şirketin işlettiği kafeterya, restaurant için yapılan bir kısım alımlara ve bir kısım çalışanlara SGK'ya bildirilenler dışında yapılan belgesiz ödemelerden kaynaklandığı savunulmuş ise de, bilirkişi raporunda davalının bu konuda sunduğu tahsilat makbuzlarından 11.443,56 TL tutarlı bölümünün belgeye dayandığı, şirketin ticari kayıtlarında yer aldığı, 7.288,50 TL'lik onaysız kasa defterindeki 191 adet harcama tutarının 54.128,98-TL olduğunun tespit edildiği; TTK 369. maddesi gereğince davalının belgesiz harcama yapılmasına izin ve onay vermesinin kabul edilemeyeceği, fatura alınması mümkün olmayan yerlerden şirketin malzeme temininde usulüne uygun gider pusulası düzenlenerek belgeye bağlanması gerektiği, davalının kusuru ile oluşan kasadaki nakit açığı 313.420,38-TL ve 154.532,08-TL stok farkı dahil toplam 467.952,46-TL şirket zararından sorumlu olduğu, bu zararın 10.000,00 TL'lik kısmının İzmir 3. ATM 2014/1654 Esas, 2017/912 Karar sayılı ilamı ile hüküm altına alındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 457.952,46 TL tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dinlenen tanıkların davacının iddialarının gerçek olmadığını ortaya koyduğunu, şirkete ve müvekkiline bağlı birimlerde bir çok ödemenin şirketin ticari defter ve kayıtlarına girmeksizin tediye makbuzları ile yapılıp yine kayıt dışı resmi olmayan kasa defterlerine kayıt edildiğini, tanık beyanlarına itibar edilmeksizin sadece ticari defter ve kayıtlar üzerinden alınan bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ancak bir yıllık tediye makbuzu ve kasa defterinin temin edebildiğini, kasa defteri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde dahi ticari defterlerde kayıtlı olmayan 54.128,98 TL harcama tespit edildiğini, bir yıllık sürenin dışındaki dört yıl için aynı durumun gerçekleştiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayanan tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafça, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1654 Esas, 2017/912 Karar sayılı dosyasında, davacı şirketin önceki dönemde yöneticiliğini yapan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla, kısmi dava niteliğinde olmak üzere 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin dava açıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme uyarınca yargılama sırasında davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararının ibraz edildiği, ilk derece mahkemesince davacı şirketin ticari defterleri üzerinde uzman bilirkişi tarafından yapılan incelemeye göre davalının görevden ayrıldığı 09.04.2014 tarihi itibariyle davacının şirket defterlerinde kayıtlı olması gereken ile fiilen devredilen nakit tutarlar arasında 313.420,38 TL, defterlerde kayıtlı stok ile fiziki sayım sonucunda belirlenen stok arasında 154.532,08 TL olmak üzere toplam 467.952,46 TL fark bulunduğunun tespit edildiği, davalının ibraz ettiği onaysız kasa defteri ve tediye makbuzlarında belirtilen harcamaların belgeye dayalı olmadığı ve şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği; yargılama sonucunda davanın kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği; bu kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 12.01.2021 tarihli 2018/561 E. 2021/24 K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizce verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.09.2022 tarihli 2021/1631 E. 2022/5660 K. sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekilince bu kez bakiye 457.952,46 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 553/1. Maddesinde "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." hükmü düzenlenmiştir. Dairemizce aynı uyuşmazlığa ilişkin açılan kısmi davaya yönelik olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen 12.01.2021 tarihli 2018/561 E. 2021/24 K. sayılı ilamda da belirtildiği üzere, TTK'nın 369. maddesi gereğince davalı yönetim kurulu başkanının görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmesi ve şirket menfaatlerini, dürüstlük kurallarına uyarak gözetmekle yükümlü olması nedeniyle belgesiz harcama yapılmasına izin ve onay vermesi ve fatura alınması mümkün olmayan yerlerden şirket için malzeme temininde usulune uygun gider pusulası düzenlenerek belgeye bağlanmasının mümkün iken böyle bir yola da başvurulmaması da kabul edilemez. Davalı yöneticinin şirketin ticari defter ve kayıtlarının doğru ve eksiksiz tutulması ile şirket harcamalarının usulüne uygun şekilde ticari defterlere tam olarak işlenmesinden de sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenlerle davalının sunduğu onaysız resmi olmayan kasa defteri ve tediye makbuzlarında gösterilen belgesiz harcamaların şirket için yapıldığının kabul edilebilmesi mümkün olmayıp bu durum davalının kusurunu ve sorumluluğunu kaldırmaz. İlk mahkemece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 31.282,73 TL'den peşin alınan 8.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 23.282,73 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/10/2026