Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/492 E. 2026/1488 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/492
Karar No
2026/1488
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/492 KARAR NO : 2026/1488

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.11.2023 NUMARASI : 2022/208Esas 2023/816 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.10.2026

İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.11.2023 tarih 2022/208 Esas - 2023/816 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş.'nin pay sahibi, davalıların ise yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirkete ait İzmir ili Torbalı ilçesi ... Mahallesi .... ada .... parsel sayılı fabrika binası bulunan taşınmazın 27.05.2021 tarihinde 4.500.000,00-TL'si peşin, 4.000.000,00-TL'si ipotek karşılığında olmak üzere toplam 8.500.000,00-TL bedelle ... A.Ş.'ye satıldığını, davalılardan ... ve ...'in alıcı şirketin de pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, diğer davalı ...'un satış kararını muhalefet şerhi koymadan imzaladığını, 28.12.2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla o tarihte kiracı olan alıcı şirketin 6.125.000,00-TL tutarındaki teklifinin kabul edilerek en geç üç yıl içinde TÜFE artışı uygulanacak bedelle satışının kararlaştırıldığını, bu kararın 10.11.2017 tarihli genel kurul kararına uygun olmadığını, yaptırılan değerlemede taşınmazın 13.900.000,00-TL değerinde olduğunun belirlendiğini, satış bedeli ile arasındaki fark kadar şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek, 5.400.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... A.Ş.'ye ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı gerektiğini, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, 10.11.2017 tarihli genel kurulda şirkete ait taşınmazın değerleme yaptırılarak satılması konusunda yönetim kuruluna yetki verildiğini, bu yetkiye dayanılarak alınan değerleme raporuna uygun ve piyasa rayicinin üzerinde olan teklifin kabul edildiğini, teklif bedeline TÜFE artışı uygulanarak bulunan tutarın da üzerinde bir bedelle satış yapıldığını, şirketin zarara uğramadığını, genel kurul kararının yerine getirildiğini, davacının sunduğu değerleme raporunun yetersiz olduğunu ve emsal taşınmaza ilişkin raporun savunmalarını doğruladığını savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 555. maddesi uyarınca pay sahibinin şirket zararının şirkete ödenmesi istemiyle dava açabileceği ve bu dava için genel kurul kararı gerekmediği, davacının aktif husumetinin bulunduğu, 10.11.2017 tarihli genel kurulda taşınmazın SPK lisanslı değerleme şirketine değerlemesi yaptırılarak belirlenen değerden aşağı olmamak üzere satılmasına karar verildiği, davalılardan oluşan yönetim kurulunun 28.12.2018 tarihli kararıyla 6.125.000,00-TL değer esas alınarak üç yıl içinde TÜFE artışıyla bulunacak bedelle satış yapılmasını kararlaştırdığı, taşınmazın 27.05.2021 tarihinde 8.500.000,00-TL bedelle satıldığı, 4.500.000,00-TL'nin peşin ödendiği ve ipotekle güvence altına alınan bakiyenin de belirlenen tarihlerde tahsil edildiği, keşif sonrasında alınan 23.03.2023 tarihli kök rapor ile heyete bir gayrimenkul değerleme uzmanı daha eklenerek alınan 10.10.2023 tarihli ek raporda taşınmazın satış tarihindeki yasal durumuna göre değerinin 10.313.000,00-TL, fiili durumuna göre değerinin 10.505.000,00-TL olarak belirlendiği, ruhsata aykırı muhdesatların yıkımı söz konusu olabileceğinden yasal durumuna göre belirlenen değerin esas alınması gerektiği, davacının 28.01.2022 tarihli genel kurulda yöneticilerin ibrasına karşı oy kullandığı, gayrimenkul değerinin her zaman TÜFE oranında değişmeyeceği, eski değerlemeye TÜFE uygulanarak belirlenen satış bedelinin satış tarihindeki rayicin altında kaldığı, şirketin 1.813.000,00-TL zarara uğratıldığı ve satış kararını alıp bedeli belirleyen davalıların bu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 1.813.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsili ile... .A.Ş.'ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK'nın 479/3. maddesi karşısında genel kurul kararı olmadan yöneticiler aleyhine dava açılamayacağını, davacının bilgi alma hakkının kullanılmasına ilişkin usulü de yerine getirmediğini ve aktif husumetinin bulunmadığını, genel kuruldan alınan yetki doğrultusunda uzman değerleme şirketine kapsamlı rapor hazırlatıldığını, belirlenen bedelin TÜFE ile artırılması ve bakiyenin ipotekle güvence altına alınması suretiyle şirket menfaatlerinin korunduğunu, yöneticilerin kusuru ve şirketin zararı bulunmadığını, davacının sunduğu değerlemenin yetersiz olduğunu, emsal satışların kendi belirledikleri bedelin uygunluğunu gösterdiğini, mahkemece alınan raporlarda satış tarihinde bulunmayan bekçi evi ile yeni malik tarafından yapılan sundurmaların ve çevre düzenlemelerinin değerlendirildiğini, fabrika taşınmazındaki bitkilere ayrıca değer verilmesinin uygun olmadığını, satıştan sonraki tarihlere ait internet ilanlarının emsal alınamayacağını, bilirkişi raporlarına itirazlarının karşılanmadığını, vekalet ücretinde dava tarihindeki tarifenin uygulanması ve kabul-ret oranına göre daha yüksek ücret belirlenmesi gerekirken Tarifenin 13/3. maddesiyle sınırlama yapılmasının hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin de davalılar aleyhine fazla hesaplandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulunun sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamaz ise de, 6102 sayılı TTK’nın 553. maddesinde belirtilen hallerde, şirkete, pay sahiplerine veya şirket alacaklılarına karşı vermiş oldukları zarardan kusurları dahilinde sorumlu olurlar. Aynı Yasa’nın 555. maddesinde ise şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir. Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortakların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları da etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada, hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesini talep edebilir. Bu durumda davacı ortak uğranılan dolaylı zararın şirkete verilmesi yönünde talepte bulunabilecek olup, anılan talep yönünden herhangi bir genel kurul kararı alınması da gerekmemektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1691 Esas 2020/5160 Karar sayılı ilamı) Davalılar vekilinin genel kurul kararı bulunmadığına ve davacının aktif husumetinin olmadığına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; davanın şirket tarafından değil, pay sahibi davacı tarafından zararın şirkete ödenmesi istemiyle açıldığı, TTK'nın 555. maddesi uyarınca davacının bu davayı açma hakkının bulunduğu, TTK'nın 479/3. maddesindeki düzenlemenin pay sahibinin anılan dava hakkını genel kurul kararı alınması şartına bağlamadığı, bilgi alma hakkının kullanılma biçiminin de bu dava hakkını ortadan kaldırmayacağı, ayrıca davacının genel kurulda yönetim kurulunun ibrasına karşı oy kullandığı gözetildiğinde, mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından husumete yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalılar vekilinin genel kurul kararının uygulandığına, özen yükümlülüğünün yerine getirildiğine ve sorumluluk koşullarının oluşmadığına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; genel kurul tarafından taşınmazın satışı için yetki verilmiş olmasının yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerini gözetme ve özen yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, 2018 yılında alınan değerleme raporundaki bedelin TÜFE oranında artırılmasının satışın gerçekleştirildiği 2021 yılındaki rayiç değerin tespiti yerine geçmeyeceği, mahkemece satış tarihi esas alınarak belirlenen rayiç değer ile gerçekleşen satış bedeli arasındaki farkın şirket zararı olarak kabul edildiği, davalıların tamamının satış bedelini belirleyen yönetim kurulu kararlarına katıldıkları, davalılardan ... ve ...'in aynı zamanda taşınmazı satın alan şirketin de ortağı ve yönetim kurulu üyesi oldukları, satış bedelinin bir kısmının ipotekle güvence altına alınarak tahsil edilmiş olmasının rayicin altında satıştan doğan zararı ortadan kaldırmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davalıların sorumluluğuna ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde görüldüğünden aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalılar vekilinin taşınmazın değerine ve bilirkişi raporlarına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, itirazlar üzerine heyete bir gayrimenkul değerleme uzmanı daha ilave edilerek ek rapor düzenlendiği, taraflarca bildirilen emsaller ile taşınmazın özellikleri değerlendirilerek satış tarihindeki değerinin belirlendiği, hükümde davacının dava öncesinde temin ettiği değerleme raporundaki tutarın değil mahkemece alınan kök ve ek raporda yasal durum esas alınarak belirlenen 10.313.000,00-TL değerin kabul edildiği, hükme esas alınan kök ve ek raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalılar vekilince yapı ve muhdesatlar, bitkiler, emsaller ve ilan tarihlerine ilişkin ileri sürülen itirazların raporlardaki tespitleri değiştirecek nitelikte görülmediği, şirket zararının satış tarihindeki rayiç değer ile satış bedeli arasındaki fark esas alınarak dosya kapsamına uygun biçimde belirlendiği gözetilerek bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; avukatlık ücretinin takdirinde dava tarihindeki değil hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Tarifenin uygulanması gerektiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/3. maddesinde maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi halinde davalı lehine hükmedilecek ücretin davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinin düzenlendiği, eldeki davanın da şirket zararının giderilmesine yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, kabul edilen 1.813.000,00-TL üzerinden belirlenen 217.040,00-TL vekalet ücretinin hesaplamasında ve reddedilen kısım yönünden davalılar lehine aynı tutarla sınırlı vekalet ücreti takdir edilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilinin yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; 5.400.000,00-TL talebin 1.813.000,00-TL'lik kısmının kabul edildiği, bu kabul-ret oranı gözetilerek davacının 17.938,40-TL yargılama giderinin 6.022,65-TL'sinin davalılara, davalıların 21,00-TL giderinin ise 13,95-TL'sinin davacıya yükletildiği, başvurma ve peşin harçların ayrıca değerlendirilerek giderlere eklenmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, hükmün bakiye harca ilişkin bendindeki rakam yanlışlığının ise davalıya daha az harç sorumluluğu getirdiği ve mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olup davalılar aleyhine fazla yargılama gideri yükletilmemiş olduğu anlaşılmakla davalılar vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 123.846,00 TL'den peşin alınan 30.961,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 92.884,50 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 02.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/492, K. 2026/1488, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-492-e-2026-1488-k-283e2d9d594e