Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/98 E. 2026/872 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/98
- Karar No
- 2026/872
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/98
KARAR NO : 2026/872
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/10/2025
NUMARASI : 2023/788 Esas - 2025/732 Karar
DAVA Tazminat ve Şirket Yöneticisinin Azli
DAVA TARİHİ: 28/01/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2026
Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin, kuzeni olan davalının sahibi olduğu ... ...Ltd. Şti.'ye 31/08/2015 tarihinde %50 hisseyle ortak olduğunu, davalının yönetici ortak olarak görev yaptığını, davalının şirket giderleri için müvekkilinden para göndermesini istediğini, müvekkilinin de davalının beyanlarına itibar ederek her ay düzenli olarak Fransa'da sahibi olduğu... adlı şirketinden, şirkete yaklaşık 2 yıl boyunca toplam yaklaşık 55.257-Euro para gönderdiğini, müvekkilinin 2018 yılının Ağustos ayı içinde Türkiye'ye geldiğini ve şirketle ilgili davalıdan tatmin edici bilgi alamadığından gönderdiği paraların akıbetini araştırdığını, paraların bir kısmının gönderildiği anda davalı tarafından çekildiğini, bir kısmının ise davalının kendi firması ... ... ... Ltd. Şti.'ye aktarıldığını tespit ettiğini ileri sürerek, davalının yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, davalı tarafından hukuka aykırı bir şekilde şirket hesabından çekilen 48.353-Euro ile kendi firmasına gönderilen 6.877-Euro olmak üzere toplamda 55.257-Euro'dan şimdilik 5.000-Euro'nun ... ... Ltd. Şti.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile talebini 19.870,58-Euro+10.000-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, müvekkilinin yönetici ortak sıfatıyla TTK'dan doğan tüm sorumluluklarını ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının müvekkiline gönderdiği paraların şirketin menfaati dışında kullanıldığı yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, şirket için kiralanan yerde yapılan tadilat, güvenlik, aidat vs. tüm masrafın müvekkili tarafından ödendiğini, davacının talepleri doğrultusunda ihtiyaçların karşılanması için ... ... Ltd. Şti. ile iş yapıldığını, bu şirketten hizmet satın alınarak server ihtiyacı ve data veri depolama gibi ihtiyaçların karşılandığını, davacının yurtdışından anlaştığı ve ödemelerini aldığı müşterileri de kapsayan birtakım dataların burada toplandığını, bu verilerin kontrolü için şirkette üç mühendisin çalıştığını, dışarıdaki uzmanlardan destek alındığını, çalışanların ücretlerinin müvekkilince ödendiğini, bu süreçte davacının 2.000-Euro göndererek hem müvekkilinden servis alıp hem de bu meblağı gider hanesine kaydettiğini, bununla birlikte davacının kontrolündeki ... firmasındaki müşterilerinin fatura kayıtları ve bu kişilere ne kadar fatura kesildiği ve mühendislere geliştirttiği bazı yazılımları ne amaçla kullandığına dair bilgilerin müvekkiliyle paylaşılmadığını, sonrasında davacının gönderileri keserek servis almayacağını ilettiğini ve data "server"larını kapattığını, fakat "server"lar kapatılmadan önce ... ile tekrar 24 aylık taahhüt yapılması yönünde verdiği direktifin yerine getirildiğini, davacının en son Türkiye'ye geldiğinde dataları bütün donanımlarıyla birlikte götürdüğünü ve kazandığı ücretleri ödemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ: Mahkemece ilk olarak 2020/246 esas, 2020/659 karar sayılı ve 02/12/2020 tarihli karar ile, dava dışı ... ... ... Ltd. Şti.'nin sermayesini kaybetmediği, öz kaynaklarını yasal yedeklerle birlikte %25 artırdığı, varlıklarının yabancı kaynakları rahatlıkla karşıladığı, şirketin 2015-2019 hesap dönemlerinde toplam 15.486,69-TL vergi öncesi brüt karının olduğu, ancak bu dönemlerde şirket aleyhine 29.259,06-TL kur farkı, 5.982,66-TL finansman gideri tahakkuku olmasının şirket kasasının fiktif olduğuna karine olduğunu, şirket harcamalarının üzerinde kasada nakit para bulunduğu, şirketin yurt dışından gelen dövizleri TL'ye çevirmek suretiyle büyük bir kar kaybına uğradığı, ayrıca kasada nakit para varken şirketin bankada sürekli olarak eksi bakiyede olmasının, nakit paranın değerlendirilmemesinin, vergilerin zamanında ödenmemesinin, taksitlendirme yapılmamasının şirketin kasa tutarının fiktif olduğu kanaatini uyandırdığı, davalının şirketin ihtiyacından fazla döviz bozdurulmasından dolayı kasa mevcudu olarak gözüken 60.000-TL'yi 19.870,58-Euro olarak şirkete ödemesi gerektiği, dolayısıyla davalının davacı tarafından şirkete gönderilen dövizleri şirket ihtiyacından fazla bozdurmak ve kendisinin tek ortağı ve yetkilisi bulunduğu dava dışı ... ... ... Ltd. Şti.'nin nakit finansmanını sağlamak suretiyle dava dışı ... ...'in 19.870,58-Euro zarara uğrattığı, davacı vekilinin ıslah talebi de göz önünde bulundurularak talebin bu yönden kabulü gerektiği, davacı vekilinin 27/10/2020 tarihli dilekçesiyle her ne kadar davalının sermaye taahhüt borcuna karşılık 10.000-TL'nin de 16/04/2016 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile ödenmesi talep edilmiş ise de davacının dava dilekçesinde sermaye taahhüt borcunun ödenmesi yönünde bir talebinin bulunmadığı, söz konusu borcun sorumluluk davası içinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davalının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal ettiği, aynı şekilde davalı yönetici müdürün görevini tüm özeni göstererek yerine getirmediği, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediği, şirkete bağlılık borcunu yerine getirmediği yönünde bir ispat vasıtasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 19.870,58-Euro'nun davalıdan alınarak dava dışı ... ... ... Ltd. Şti.'ye ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebi ile davalının yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına ilişkin talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2021/350 E., 2023/1529 K. sayılı ve 12/10/2023 tarihli ilamıyla, "davacı dava dilekçesinde yurt dışında sahibi olduğu... isimli firma üzerinden gönderilen paraların tarafların ortağı olduğu ... ... Ltd Şti'nin hesabından davalı tarafından çekildiğini, bir kısmının ise şirket hesabı üzerinden davalının kendi firmasına aktarıldığını iddia etmekte olup davalıya isnat edilen eylemlerle ilgili bilirkişi raporunda inceleme ve tespitlerin yeterli olmadığı, bilançolar incelenerek sonuca varıldığı, zararın somut bir şekilde belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda davalının para aktarımı yaptığı iddia edilen ... ... Ltd. Şti.'nin, ... ... Ltd. Şti.'ye olan borçlarını 2018 yılı hesap dönemi sonunda ödediği belirtilmiş olup davalının sahibi olduğu ... ... Ltd. Şti. ile tarafların ortağı olduğu ... ... Ltd. Şti. arasında muhasebelerin gerçek olup olmadığı, bu firmaya hangi tarihte ne kadar para gönderildiği, gönderilen paraların karşılığında herhangi bir mal ya da hizmet alınıp alınmadığı araştırılmalıdır. Bunun dışında davacının dava dilekçesinde gönderdiğini belirttiği havalelerin izlenerek şirketin ihtiyacı için harcanıp harcanmadığı, bahsi geçen paraların davacının alacağı olarak kayıtlanıp kayıtlanmadığı, kur farkı nedeniyle zarar oluşup oluşmadığı, şirketin mali durumunun ne olduğu hususlarının da araştırılması, dava dilekçesinde gönderildiği bildirilen miktar ile bağlı kalınarak tarafların ortağı olduğu ... ... Ltd. Şti.'nin zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış olması halinde miktarının hesaplanmak üzere bilirkişi heyetinden denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, davadaki taleplerin buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir."
gerekçesiyle, hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk kararın kaldırılmasından sonra mahkemece, dava dilekçesindeki iddialar kapsamında, davacının firması... tarafından dava konusu ... şirketine gönderilen 39.960-Euro'ya karşılık fatura düzenlenmediği gibi, bu bedelin davalının sahibi olduğu firmalara aktarılmak suretiyle dava konusu şirketin davalı tarafça zarara uğratıldığı, ıslahta talep edilen 19.870,58-Euro'ya ilişkin talebin kabulünün gerektiği; davalının TTK'nın 630/3'te belirtildiği şekliyle özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği gibi bir haklı sebep yahut benzeri olgunun ispatlanamadığı, BAM kaldırma kararından önce mahkemece bu yönde verilen karara ilişkin kaldırma sebebinin de belirtilmediği, davalının salt şirkete maddi zarar verdiği hususunun yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılması için yeterli olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak 19.870,58-Euro'nun davalıdan alınarak dava konusu ... ... Ltd. Şti.'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin ve davalının
yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili, şirket hesabından gönderilen para için davacının aktif husumetinin bulunmadığını; yurtdışında yaşayan davacının şirket işleriyle ilgilenmediğini, davacının talebi üzerine ... şirketiyle bazı işler yapıldığını, ...'dan hizmet satın alınarak server ihtiyacı ve data veri depolama gibi ihtiyaçların karşılandığını, verilerin depolanması ile kontrolü için ... bünyesine çalışanlar alındığını, bu kişilerin ücretlerini müvekkilinin karşıladığını, şirketin personel sayısı yetersiz olduğundan yemek kartı alınamadığını ve işçilerin yemek kartlarının ... adına kesilerek faturalandırıldığını, yine şirkete ait aidatlar, faturalar, tadilat giderleri, genel işleyiş masrafları ve diğer yükümlülüklerin müvekkiline bırakıldığını, muhasebe kayıtlarına girmese de bunlarla müvekkilinin ilgilendiğini, davacının gönderdiği meblağ karşılığında hizmet aldığı gibi bir de bu tutarı gider hanesine kaydettiğini, bu işler yapılırken davacının sadece bir miktar para gönderdiğini, şirketin kuruluşunda tadilat masraflarını müvekkilinin karşıladığını, personellerin maaş, muhasebe, tadilat, aidat, internet ve güvenlik masrafları dikkate alındığında müvekkilinin şirketten alacaklı olduğunu, çalışanlara primlerin elden ödendiğini, kasa hesabının son haline getirildiğini ve istinaf kararındaki konuların gözetilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili, mahkemenin 39.960-Euro zarar tespitine rağmen davalının müdürlükten azli talebinin reddine karar verilmesinin çelişkili ve hatalı olduğunu, ...'un tıbbi cihaz ticareti yapan ...'dan mal almasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, davalının para aktararak finanse ettiği şirketi kasten zarara uğrattığını; karar kesinleştiğinde tazminat şirkete ödenince görevden azledilmemiş davalının parayı eline alacağını ve kararının da icra edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davalının yönetim ve temsil yetkilerinin de kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, TTK'nın 644. maddesi yollamasıyla 555. maddesi uyarınca limited şirket yöneticisinin hukuki sorumluluğuna ilişkin tazminat ile limited şirket müdürünün temsil yetkisinin kaldırılması istemlerine ilişkindir.
TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Müdürün, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür. Ortaklar veya alacaklılar tarafından tazminatın şirkete ödenmesi istemiyle açılacak davalarda ortaklar kurulu kararı alınması şart değildir.
Taraflar davaya konu ... ... Ltd. Şti.'ye %50'şer oranda ortak olup, şirketin ana sözleşmesinin 9. maddesine göre davalı şirketi temsile yetkili müdür olarak belirlenmiş, maddede bir görev süresi belirtilmemiştir.
Davalı, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin ise, tek ortağı ve yetkili temilcisidir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra alınmış ve mahkemece de hükme esas kabul edilmiş 06/07/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda, tarafların ortağı olduğu ... ... Ltd. Şti.'nin 2015 yılında 769,18-TL zarar, 2016 yılında 26.856,42-TL kar, 2017 yılında 17.006,05-TL zarar, 2018 yılında 6.049,40-TL kar ve 2019 yılında 355,25-TL kar elde ettiği (s.24); davacının Fransa'daki şirketi olan ... ... ... ... Ltd. Şti.'ye 05/02/2015-04/07/2017 arasında toplam 113.704,01-Euro gönderdiği; ... ... Ltd. Şti.'nin 113.704,01-Euro karşılığı 294.863,70-TL olarak kayıt altına aldığı ve ...'e 185.628,40-TL fatura düzenlediği, ... kayıtlarında ...'e 15.000-Euro karşılığı 44.733-TL havale kaydı bulunduğu ama buna ilişkin belge ibraz edilmediği, yine 64.012-TL "... avans" açıklamasıyla hesaptan düşüldüğü, 17.936,19-TL kur farkı hesaplanarak hesaptan düşüldüğü, bu işlemler sonucunda ...'e borç veya alacak bakiyesi kalmadığı, kur farkı işlemlerinin Euro/TL kuruna göre hesabı düzenlemek için kullanıldığı, ancak 64.012-TL "... avans" açıklamalı işlem ile "...'e gönderildi" şeklinde kayıt edilen 44.733-TL'ye ilişkin belge ibraz edilmediği, ...'in genellikle 2.000-Euro (masraf kesildikten sonra 1.987,81-Euro) ödemeler yaptığı ve ...'un aynı tutarda ...'e faturalar düzenlediği, ...'in ...'a gönderdiği 05/02/2015'te 19.980-Euro, 20/07/2015'te 15.000-Euro ve 23/12/2016'da 19.980-Euro tutarlı işlemlerin miktarları itibariyle farklılık arz ettiği, bu ödemelerden 15.000-Euro'luk ...'un havalesi düşüldüğünde 39.960-Euro için ...'e fatura düzenlenmediği, davalının hesapta bulunan paraları tek ortağı ve yetkilisi olduğu şirkete aktardığı, bu tespitin ışığında davalının ... ... Ltd. Şti.'yi 39.960-Euro zarara uğrattığı ve bu bedelin şirkete ödenmesinin yerinde olacağı; 2015-2016-2017 yıllarında ... … Ltd. Şti. ile ... … Ltd. Şti. arasındaki nakit ve fatura hareketlerinin incelenmesinden sonra 2015-2017 yıllarında ...'dan ...'a 282.950-TL gönderilmiş olup, bunun yalnız 58.963,82-TL’si için fatura kesilmiş olduğundan, faturalandırılmayan kısım için (223.986,18-TL) ...'nın alacaklı olduğu, aynı yıllarda ...'dan ...'ya 291.687,41-TL göndermiş, yalnızca 5.664-TL fatura kesildiği, bu defa ...'un 286.023,41-TL alacaklı kaldığı, sonuç olarak ...'un ...'dan 286.023,41-223.986,18=62.037,23-TL alacaklı bulunduğu, bu rakamın ...'un zararını teşkil ettiği ve şirketin ihtiyacı için harcanmadığı görüşü ifade edilmiştir.
Somut olayda ve karara esas alınan bilirkişi heyet raporuna göre, tarafların ortak odluğu şirkete davacının Fransa'daki şirketinden gönderilmiş 113.704,01-Euro'nun faturalandırılmamış ve kayıtlardan belirlenemeyen 39.960-Euro'sunun şirkette mevcut olmadığı, bu durumun gerekçesinin kayıtlardan belirlenemediği belirtilmiştir. Davalı da istinaf dilekçesinde, şirkete ilişkin bir kısım harcamaların belgesi bulunmadığından kayıtlara işlenemediğini belirtmiştir. Ancak basiretli bir tacir ve vergi mükellefi olan limited şirketin, işlemlerinin belgesiz olması kabul edilemeyeceğinden, davalının bu itirazları kabul edilmemiş ve bu kadar tutarın şirketin münferit temsilcisi davalının sorumluluğunda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı ortağın, diğer davalı ortağın şirkete bu şekilde verdiği zararın davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesini talep hususunda, davacının aktif husumeti bulunmaktadır. Buna göre mahkemece, Dairemizin kaldırma kararında belirtilen hususların karşılandığı denetlebilir bilirkişi raporu gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak, 19.870,58-Euro'nun davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Ayrıca dava dilekçesinde talep edilmiş davalının 10.000-TL sermaye borcunun, ıslah dilekçesinde de talep edilmesi imkanı bulunmamaktadır.
Limited şirket müdürünün azli istemi bakımından TTK'nın 630. maddesinde, genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı hüküm altına alınmıştır. Şirketlerin esas sözleşmeleri uyarınca veya organlarında alınan kararlar mucibince, yöneticilerini kendilerinin belirlemesi esastır. Bu kuraldan hareketle ve 19.870,58-Euro'nun davalıdan tahsili sonucuna varılmasına sebep olan tespitler dikkate alındığında, davalının müdürlükten azli için TTK'nın 630. maddesindeki koşulların bulunduğu ispat edilememiştir. Bu sebeple mahkemece, davalının müdürlük görevinden azli ile şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin reddine karar verilmesinde, hata görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacıdan alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davacıdan,
Davalıdan alınması gereken 8.880,52-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.220,13-TL'nin mahsubu ile kalan 6.660,39-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Taraflarca yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK'nın 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/05/2026