Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/709 E. 2026/894 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/709
- Karar No
- 2026/894
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/709
KARAR NO : 2026/894
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/01/2026
NUMARASI : 2021/274 Esas - 2026/49 Karar
DAVA: Tazminat ( Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu)
DAVA TARİHİ: 05/05/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/05/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalı ... şirketinin... AŞ nin uzun yıllardır yönetimini hakimiyetlerinde bulduran ... Ailesinin aile şirketi olduğu, davalı ..., 2016 yılından önce olduğu gibi 2016 yılından sonra da... AŞ nin yönetim kurulu üyesi olduğu, ... yönetiminin uzun süredir aynı kişilerin/ailelerin tekelinde bulunduğu, yönetimde yer alan kişilerin... A.Ş.'yi zarara uğrattıklarını, SPK nın tespiti neticesinde elde ettikleri menfaati iade etmek zorunda kaldıklarını, hakim ortakların, yapılan genel kurullarda yönetime seçilip, yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı TTK 395 ve 396 maddeleri mucibince genel kurulda izin verildiğini,... şirketinin 14.04.2016 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan '8' numaralı karar ile yönetim kurulu üyelerine TTKnın 395. maddesinde tanımlanan "şirketle işlem yapma yasağı" na dair verilmiş olan yetki/izinle ilgili olarak; Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016 / 164 esas sayılı dosyasında verilen 27.02.2017 tarihli karar gereği anılan genel kuruldaki yetki/izin kararının öncelikle icrasının durdurulmasına ve neticeten daha sonra iptaline karar verilip kesinleştiğini, yönetim kurulu üyelerine verilen aynı mahiyetteki yetki ve izinlerin mahkemelerce devamlı olarak yürütülmesinin geri bırakılmasına / iptaline karar verildiği davalıların "şirketle îşlem yapma yasağı"na aykırı her bir işlemi ve eylemi için -fazlaya dair her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla- şimdilik 80.000- TL (SeksenBinTürkLirası)'nin, tazminata sebebiyet verilen olay tarihlerinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte
belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere TTK. Madde 395 düzenlemesi kapsamında 80.000-TL ve TTK. Madde 396 kapsamında 80.000-TL olmak üzere toplam 160.000-TL nin "... şirketine ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiş, davacı vekili tarafından 11/05/2022 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında davaya konu edilen sorumluluk döneminin 2016 yılında yapılan genel kurul tarihi ile bir sonraki genel kurul tarihi arasında geçen süreye ilişkin olduğunu belirtilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; ... üretiminin yaklaşık %5'îni...'in gerçekleştirdiği... dışında içlerinde bizzat davacı şirketin de yer aldığı onlarca çelik üreticisi bulunduğunu, davacı şirketin kütük üretim kapasitesi... A.Ş 'den daha fazla olduğunu, Karabük 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/531 esas dosyasında yapılan yargılama neticesinde Karabük 1, Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04.11.2015 tarih ve 2013/531 Esas 2015/639 Karar sayılı İlamı ile müvekkiller dahil yönetim kurulu üyeleri hakkında beraat karan verilmiş, karar temyiz incelemesinden de geçerek kesinlik kazanmıştır. Kesinleşen beraat kararı karşısında, genel kurul kararının iptaline dayanak gösterilen gerekçenin ortadan kalktığını, daha evvel ki dönem için açtıkları İstanbul Anadolu 7. ATM nin 2014/902 Esas sayılı dava dosyası ile müvekkil şirketin haksız rekabette bulunduğu, ... A.Ş.'nin hakim ortağı olduğundan bahisle davacının da zararına olacak biçimde mal alımında bulunduğun, bu surette menfaat temin ederek haksız ... kurallarının ihlal edildiğinden bahisle haksız rekabetin tespiti ve tazminat taleplerinde bulunduğu mahkemenin 05.04.2018 tarih ve 2014/902 Esas 2016/365 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ,yine 2011 yılı genel kurul toplantısı neticesinde İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2018/1057 esas sayılı dosyasında açılan davada alınan bilirkişi raporlarında müvekkillerin sorumluluğunu gerektirecek bir işlemin söz konusu olmadığı, kamuya ilan edilen satış fiyatları ile üçüncü kişilere yapılan satışlara ait faturalar ile müvekkil şirkete yapılan satışlardaki fiyatların tamamının birbiri ile uyumlu olduğu tespit edildiği,müvekkillerin haksız ... oluşturacak bir davranış ve eylem birlikteliği içinde olmadıklarının ... Kurumu tarafından da tespit edildiği, 2016 yılında verilen izin çerçevesinde yönetim kurulu tarafından yürütülen işlemler dolayısıyla... A.Ş.'nin herhangi bîr zarara uğramadığını müvekkillerin hakim hissedar olmaları halinde her genel kurulda bu izin için genel kurul kararı olmasını beklemeksizin ana sözleşmede yapılacak bir değişiklikle süre sınırı da olmaksızın hukuki yada fiili herhangi bir zorlukla karşılaşmaksızın izin/yetki alabileceğini ,böyle bir durum olmadığından, genel kurul tarafından bu yetki/izin genel kurullarda tartışılarak varılan kanaat ile yönetim kuruluna tanındığını,... AŞ nin 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yapılan genel kurullarında yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi ve iptale konu yetki/iznin yönetim kurulu üyelerine yeniden tanınması ve bu halde...'in zararının bulunmadığının bizzat ortakları tarafından ikrar ve kabul edilmesi karşısında davacı tarafça tüm bu tespitler yok sayılarak müvekkillerin haksız rekabette bulunduklarına ve... AŞ'yi zarara uğrattıklarına dair iddialarda bulunması hukuk mantığı ile bağdaşmadığı, 2016 yılındaki verilen izin nedeniyle...'in herhangi bir zarara uğramadığını, ...'in 2017, 2018, 2019, 2020 yıllarındaki genel kurullarında da "Yönetim Kurulu üyelerine TTKnın 395 ve 396. Maddelerinde yazılı yetkinin verilmesine" dair kararlar alındığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;... şirketinin ortaklık yapısı, tarafların bu şirketin ortakları olup davalı-gerçek şahısların ise dava konusu dönem itibariyle yönetici konumunda olmaları, dava konusu dönemin 2016 yılında yapılan genel kurul tarihi ile bir sonraki genel kurul tarihi arasında geçen süreye ilişkin olması, davalıların bu şirketteki 29/03/2017 tarihli genel kurul itibariyle paylarının toplamının %4,29 olması, bilirkişi heyetinden alınan nihai rapor ve ek raporlar, TTKnın 369,395,396 ve 553 maddelerinde yer alan yasal düzenlemeler, başka davalara konu dönemler yönünden haksız rekabetin ve sorumluluğun doğmadığına ilişkin davaların reddine yönelik mahkeme kararları, Karabük 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/531 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen ve kesinleşen beraat kararı, ... Kurumu tarafından yapılan inceleme sonunda ... Kurulunun 07/09/2017 tarihli ... kurallarına aykırılık olmadığı yönündeki raporu, iptal edilen genel kurul kararının geçmişe yürümezliği ilkesi, genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyelerine TTKnın 395 ve 396. Maddelerine göre yazılı yetkinin verilmiş olması, biraz önce belirtilen toplam pay oranından da anlaşılacağı üzere davalıların hakim hissedar olmaması, temin edilen raporlara göre söz konusu... şirketinin zararının bulunmaması, işlemlerin ticaretin kurallarına göre yapıldığına yönelik ticari defter ve kayıt bilgileri, davalıların ortağı olduğu şirketlerle olan işlemlerde daha düşük birim fiyattan satış işleminin ve dolayısıyla ileri sürüldüğü şekilde kar aktarımı yapılarak...'in zararına yol açılmadığı her iki zarar kalemi yönünden de davalı yöneticilerin sorumluluğunu gerektirir şekilde...'in zarara uğratılmasının söz konusu olmadığı, davalı şirkete kar aktarımı yoluyla zarar iddiasının da sübuta ermediği, davalıların işlemlerinin ... ve ticaret kurallarına aykırı olmayacak şekilde gerçekleştiği, genel kurullarda verilen izinler de gözetildiğinde sadakat ilişkisine de halel gelmediğini ve her iki iddia yönünden de davanın sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; davalılar ..., dava dışı... şirketinin yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı ... şirketi de davalılara ait aile şirketi olduğunu, davalılar... şirketinin çoğunluk hissesine sahip olup, yönetim kurulunu ellerinde bulundurduklarını, davalı ... firmasına liste fiyatının altında emtia sattığı, davalı ...'in düşük fiyata aldığı bu emtiaları pazarda sattığını, bu şekilde hukuka aykırı şekilde maddi menfaat elde ettiğini, şirket bu aktarımların yapılabilmesi için her genel kurulda yönetime TTKnın 395,396 maddeleri doğrultusunda yetki verdiğini, 2011 yılından beri genel kurul kararının iptali için açılan davalarda kararların sistematik şekilde mahkemelerce iptal edildiğini, 14.04.2016 tarihli genel kuruldan bir sonraki genel kurula kadar geçen süreye ilişkin olduğunu, genel kurul kararının Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/164 esas sayılı dosyasında tesis edilen 27.02.2017 tarihli kararıyla; öncelikle verilen yetkilerin icrasının durdurulmasına, sonra da iptaline karar verilip kararın kesinleştiğini, her genel kurulda aynı yetkilerin verilmesi için karar aldıklarını, bölgede ... firması tekelleşmiş, haddehaneler kapanmış, işsizlik artmış, rekabetin ortadan kalkmasına sebep olunduğunu, davalıların yükümlülüklerini ihlal ettiğinin alınan 3 bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu;bilirkişi raporlarında davalıların eylemlerinin dürüstlük, afaki iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu belirtildiğini, davalıların bu hukuka aykırı eylemleri tespit edildiği halde davanın reddedildiğini, ilgili dönemde...’den davalıların aile şirketine 200.000.000-TL’den fazla satış yapıldığını, yapılan bu satışlar daha yüksek bedellerle 3. firmalara satılarak yüksek kar elde edilmesini sağladığı, 08.10.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda mahkemece iptal edilen yetkilerin yeniden davalılara verilmesinin dürüstlük, iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı belirtildiğini, mahkemece bu konular özelinde inceleme yapılmadığını, yargılama sırasında tespit edilmesi gereken husus...'in davalı şirketlere daha düşük fiyattan mal satıp satmadığı olmadığı, ...'in tamamı halka açık ve Borsada işlem gören bir şirket olduğunu, belirli periyotlarda ilan ettiği fiyatlardan (herkese aynı fiyatla) mal satışı yaptığını, dolayısıyla, ...'den mal satın alması (TTK nın 396. maddesi gereği) hukuken yasak olduğunu, davalılara şirketle işlem yapma izni veren genel kurul kararı müvekkile şirketin açtığı dava sonucu kesin olarak iptal edildiği, iptal edilen genel kurul kararının etkisinin geriye yürüyebileceği kısmının da özellikle gözetilmesi gerektiğini, davalılar ...'in, davalı şirket namına... ile bir çok ticari işlem (demir-çelik ürünleri alım satımı) gerçekleştirdiklerini, 2016 yılı... AŞ yönetim kurulu faaliyet raporunda davalı gerçek kişi şahısların, diğer davalı şirketin hakim ortakları ve yönetim kurulu üyesi olduklarını, öncelikli mal alım hakkına sahip oldukları ve öncelik oranları açıkça görüldüğünü, ... tarafından davalı şirkete 2016-2017 yılları içindeki dava konusu dönemde 200 milyon TL nin üzerinde demir-çelik emtiası satışı yapıldığını, aldıkları bu emtiaları piyasadaki 3. şahıs ve firmalara satarak yüksek kar elde ettiklerini piyasadaki 3. şahıs ve firmalara daha yüksek fiyatla satmak yerine, bu satışları ilk olarak... üzerinden gerçekleştirselerdi, bu karın da ... kalacağını, fakat, 2011 yılından başlamak üzere her yıl, bile bile ve kasten, kötü niyetli bir biçimde bu yolu izlemişler, bu satışlarla...'e kazanç sağlamaları gerekirken,...'i adeta araç olarak kullanarak kendi firma karlarını arttırdığını, ... yasağının ihlalinden doğan tazminatın talep edilebilmesi için zarar koşulunun aranmadığını, mahkemece, davacı taleplerini TTK m. 396’dan kaynaklı ... yasağının ihlaline dayalı tazminat davası olarak nitelendirirse, zarar aranmadan da şirketin tazminat talebinde bulunabileceği yolunda ki ikinci bilirkişi raporunun dikkate alınması gerektiğini, davalıların, yöneticisi oldukları... AŞ ile hâkim ortağı oldukları kendi aile şirketlerinin aynı pazar piyasasında aynı faaliyet alanında iştigal ettiğini, emtiaların davalılarca düşük birim fiyatlar üzerinden kendi şirketlerine sattırmaları ve oradan da daha yüksek fiyatlarla piyasaya arz etmelerinin... AŞ menfaatleri doğrultusunda hareket etmedikleri anlamına geldiğini, bunun da ... yasağına ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturabileceğini, davalıların şirketlerince yapılan satışlardan elde ettiği kârın, ... AŞ nin yoksun kaldığı kâr olarak zararını oluşturduğunu, davanın bir sorumluluk davası olarak nitelendirilmesi halinde ise tazminat istenebilmesi için şirket zararının bulunmasının bir önkoşul olarak aranacağının belirtildiğini,neticeten; davalı eylemlerinin bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğu üzere iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu eylemlerin ... yasağına ve dolayısıyla sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturabileceğini, hukuka aykırı eylemleri nedeniyle tazminat yükümlüsü olduklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı,genel kurulda... şirketinin yönetim kurulu üyelerine verilen izin kararının mahkemece iptaline karar verilmesi üzerine ; davalı şirketin öncelik hakkına dayalı olarak...'den satın aldığı emtianın piyasaya satılarak...'i zarara uğrattıkları iddiasına dayalı açılan davada...'in zararının tesbiti ile...'e ödenmesini talep etmektedir.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde davalı şirketin... yöneticisi davalılar aracılığıyla düşük fiyata satın aldığı emtiayı piyasaya satarak zarara uğrattığını ileri sürmüş ise de dilekçenin devamında "yargılama sırasında tespit edilmesi gereken husus...'in davalı şirketlere daha düşük fiyattan mal satıp satmadığı olmadığı ,...'in tamamı halka açık ve Borsada işlem gören bir şirket olduğu,belirli periyotlarda ilan ettiği fiyatlardan (herkese aynı fiyatla) mal satışı yaptığı; dolayısıyla, ...'den mal satın alması (TTK nın 396. maddesi gereği) hukuken yasak olduğu" beyan edilmiştir.Yapılan incelemelerde davalı şirketin satın almada öncelik hakkı bulunduğu ancak, ilan edilen fiyatlardan alım yaptığıı belirlenmiştir.
Davacının; talebi 14.04.2016 tarihli genel kuruldan bir sonraki genel kurula kadar geçen süreye ilişkin olarak genel kurul tarafından TTK nın 395-396 maddesi uyarınca verilen izinlerin Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/164 esas sayılı dosyasında verilen 27.02.2017 tarihli karar ile iptal edilmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine yenilenen genel kurula kadar döneme ilişkin yapılan satım işlemleri için ... şirketinin uğradığı zarara ilişkin dava açıldığı anlaşılmaktadır. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Somut olayda; davalı şirketlerin yöneticisi ve ortağı olan gerçek kişi davalıların aynı zamanda... şirketinin yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları; bu dönemde davalı yöneticilere TTK nın 395-396 maddeleri uyarınca verilen izinlere ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilip kararın kesinleştiği,iptal kararının kesinleşmesi ile ... şirketi yöneticileri gerçek kişi davalıların geçmişe yönelik olarak... ile şirketleri adına işlem yapma yetkilerinin ortadan kalktığı, bu dönemlere ilişkin olarak davalı şirketin... şirketi'nden yüklü miktarda alım yaptıkları , davacının iddiası; ... şirketinden alınan çelik emtiasının piyasaya satılarak davalıların işlem yasağı olmasına rağmen alım yaptıkları, ... şirketinin yöneticileri davalıların zararlandırıcı eylemlerle şirketi zarara uğrattıkları, ... şirketine verilen zararın yöneticinin sorumluluğu ve ... yasağının ihlali nedeniyle ; davalı yöneticilerden tahsiliyle...'e ödenmesi talep edilmektedir.
Bu kapsamda davalı yöneticilerin "ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları"nın ne olduğunun üzerinde durulmalıdır. TTK nın 395(1)maddesi uyarınca "yönetim kurulu üyesi genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi halde şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir." hükmünü haizdir.
Davacı tarafça 2011 yılından bu yana davalılara ve diğer yönetim kurulu üyelerine açılan davalarda; TTK nın 395 ve 396'ncı maddeleri kapsamında haksız ... veya şirketle işlem yasağı oluşturacak bir işlem veya eylemin bulunmadığı, adına tazminat istenilen... AŞ'nin zararının bulunmadığı, fiyat listelerinin kamuya açık olduğu ve davalıların da ortağı bulunduğu şirketler tarafından yapılan alımların haksız ... oluşturacak ölçüde öncelikli veya düşük fiyatlı olmadığı tespit edilmiş, davacının tazminat talep edebilmesi için gerekli koşulların oluşmadığına karar verilmiş, bu kararlar kesinleşmiştir (İstanbul Anadolu 10. ATM nin 03.02.2021 T. ve 2018/956 E. 2021/99 K.; İstanbul Anadolu 3. ATM nin 07.07.2021 T. ve 2018/1057 E. 2021/893 K.; İstanbul Anadolu 7. ATM nin 23.11.2020 T. ve 2018/1083 E. 2020/574 K.; İstanbul Anadolu 7. ATM nin 05.04.2018 T. ve 2014/902 E. 2018/365 K.; İstanbul Anadolu 4. ATM nin 16.06.2015 T. ve 2014/468 E. 2015/582 K.). Yine ceza mahkemelerinde haksız rekabete dayalı olarak TTK'ya muhalefet suçundan yapılan yargılamalarda davalıların haksız ... oluşturacak eylemlerinin bulunmadığı tespit edilerek beraatlerine karar verildiği (Karabük 1. Asliye Ceza Mahkemesi 04.11.2015 T. ve 2013/531 E. 2015/639 K.; Karabük 1. Asliye Ceza Mahkemesi 04.11.2015 T. ve 2013/531 E. 2015/639 K.).; ... Kurulu tarafından yürütülen soruşturmanın da davalıların ortak olunan şirketten haksız/örtülü kazanç elde etmediğine veya haksız ... teşkil eden işlem ve eylemlerinin bulunmadığı yönünde karar verilmiştir (... Kurulu'nun 2010-1-313 Soruşturma No.lu ve 07.09.2017 tarihli kararı) Kesinleşen kararlar kapsamında davalıların ... yasağının ihlali teşkil etmediğine karar verildiğinden davacı bu sebeble tazminat talebinde bulunamayacaktır.
Sorumluluk davasının şartları zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bir arada bulunması ve bunlardan kusur dışındaki unsurların varlığının davacı tarafından ispatlanması gerekir. Davalı şirketlerin kendisine verilen öncelik haklarını kullanarak...'in ürettiği emtialardan satın aldıkları emtiaları piyasada satarak kar etmeleri...'in zararını teşkil etmemektedir. Verilen izinlerin iptal edildiği nazara alındığında hukuka aykırılığın varlığı açıktır.Yöneticinin sorumluluğu davasında şirketin zarar edip etmediği olgusu değerlendirildiğinde; davalı şirketin diğer müşterilerle aynı fiyattan emtia satın aldığı sabittir.Davacı ise davalı şirketin...'den aldığı ürünleri yüksek fiyattan sattığını ileri sürmektedir. ... yönünden aynı fiyata sattığı ürün bakımından alıcının kim olduğunun bir önemi olmayıp zarara uğradığı kabul edilemez. Bu halde; davalı şirketin öncelik hakkı nedeniyle öncelik hakkı olmayan müşterilerin emtia elde edememesine yol açarak üçüncü kişilerin zarara uğrama ihtimali bulunmaktadır....'in karı...'in zararını teşkil etmemektedir. Sorumluluk davasının şartı olan "zarar " şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; sorumluluk davasının kümülatif şartlarından biri olan...'in zararı sabit olmadığı,... yasağının ihlal edilmediği,haksız rekabette bulunulmadığına ilişkin kesinleşen kararlar kapsamında davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf sebepleri yerinde bulunmamış,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına ,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/05/2026