Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/721 E. 2026/940 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/721
Karar No
2026/940
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/721

KARAR NO : 2026/940

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/02/2026

NUMARASI : 2025/879 Esas - 2026/192 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 18/07/2023

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından davalıya 03.01.2022 onay tarihli sipariş formu gereğince 41.000 USD+KDV karşılığında 2000 adet modem satışı yapıldığını,üç adet fatura düzenlendiğini davalı tarafından yalnızca 4.000-USD bedelli bir ödeme yaptığını, kalan borcun vadesinde ödenmediğini, bu durum üzerine müvekkili şirketin faturaların ödeme vadesinin geçtiğini mail üzerinden belirttiğini ve fatura bedellerinin ödenmesini talep ettiğini, kalan borcun ödenmemesi nedeniyle müvekkili şirketin bu kez de ihtarname ile borcun ödenmesini talep ettiğini, ihtarın 09.06.2022 tarihinde posta aracılığıyla tebliğ edilmişse de davalı tarafından kalan ödemelerin yapılmadığını, bu nedenle davalı/borçlu aleyhine Bakırköy 15. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile 33.559-USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini beyanla itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirkete iletilen 14.10.2022 tarihli mutabakat mektubu içeriğinde müvekkilinin borcu bulunmadığının belirtildiğini, müvekkili firmaya usulüne uygun olarak faturaların tebliği ile itiraz imkanı tanınmadığını, ürünlerin tam olarak müvekkili şirkete teslim edilmediğini ve müvekkili firma yetkilileri tarafından da teslim edilen ürünlere ilişkin olarak teslim alınmak istenmediği ve iade talep edildiğinde ise iade sürecinin olmadığı şeklinde dönüşle bu talebin kabul edilmediğini,müvekkili tarafından talep edilmeyen ürünlerin adeta zorlama bir şekilde müvekkili firmaya bırakıldığını, davacı tarafın teslim ettiği iddia edilen ürünlerin müvekkili firma nezdinde kolileri dahi açılmadan halen durduğunu, yine davacı tarafça icra takibinin USD cinsinden başlatılmasının ve talep edilen faiz oranlarının fahiş olduğunu,hiçbir şekilde talepleri kabul etmediklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; ilk olarak verilen 25/09/2024 Tarih 2023/693 Esas - 2024/912 Karar sayılı karar ile tarafların ticari defterlerine göre 34.285-USD davacı lehine alacak kaydı bulunduğunu, ancak takip talebinde 32.285 USD'nin talep edildiği, davalı şirket yetkilisinin 22/05/2024 tarihli duruşmada ürünlerin kendilerinde durduğunun beyan edildiğini, ürünlerin teslim edilmediği savunmasının yerinde olmadığını,sözleşmeden dönme koşullarının oluşmadığını, faturaların USD cinsi düzenlendiği, davalı takipden önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak 32.285-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca USD döviz faizi işletilerek takibin devamına, fazla istemin reddine alacağın %20 si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Kaldırma kararından sonra "tarafların ticari defterlerine göre 34.285- USD davacı lehine alacak kaydı bulunduğu ancak takip talebinde 32.285 USD'nin talep edildiğinin bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği, satıma konu ürünlerin davalıya tesliminde ihtilaf bulunmadığı, cevap dilekçesinde ürünlerin tam olarak teslim edilmediği savunulmuşsa da savunmanın aksinin ispatlandığı, faturaların içeriğinde USD karşılıklarının belirtildiği ve davacının USD cinsinden takip yapabileceği, istinaf kaldırma kararında da belirtildiği üzere davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca hazırlanan bilirkişi ek raporunda 953,51-USD işlemiş faiz hesaplandığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile; 32.285- USD asıl alacak olmak üzere toplam 33.238,51- USD alacağa davalının itirazının iptaline,asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca en yüksek faiz işletilmesine,fazla istemin reddine, alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.,

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacı tarafından müvekkili firmaya iletilen 14.10.2022 tarihli mutabakat mektubu ile müvekkilin borcu bulunmadığının belirtildiğini, bilirkişi tarafından gönderilen mailin tarihi de dikkate alınmaksızın rapor düzenlenmiş olup bu hususta anılan raporun eksik incelemeye dayalı olduğunu, TTKnın18/3 maddesi gereği bildirimlerin noter aracılığıyla yapılması gerektiğini, davacı tarafından müvekkili tarafından imzalanmış mutabakat metni sunulmadığını, müvekkiline faturaların tebliği ve itiraz imkanı tanınmadığını, davalı şirkete ait 2022 yılı defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu tespit edildiğini, müvekkili firmanın dolar cinsinden borcu bulunmayıp ticari defterlerde de dolar şeklinde yapılan bir kayıt bulunmadığını, müvekkili şirketin (TL) cinsinden tutulan defterlerine göre borç tutarının 348.362,11-TL olduğunu, cihazların teslimi sırasında müvekkili şirket tarafından ürünlerin iadesi talep edilmiş ise de davacı tarafça kabul edilmediğini,temerrüt gerçekleşmeden faiz hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunu, icra tazminatının da şartları oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ : Dava; üç adet fatura alacağının davalıdan tahsili istemi ile başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir.

Davacı alacaklı tarafından 10.11.2023 tarihinde 19.1.2022 tarihli 24.190-USD , 07.02.2022 tarihli 12.095-USD, 16.03.2022 tarihli 12.095-USD bedelli faturalara dayalı olarak, 19.1.2022 tarihli fatura bakiyesi için 8,095-USD ve diğer iki fatura bedelleri toplamı ile birlikte toplam , 32.285-USD asıl alacak, ..her üç fatura için 1.274,12-USD işlemiş faiz ile birlikte toplamda 33.559,12-USD alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmıştır.

Bilirkişiden alınan kök raporda; 3 faturanın toplam tutarı 48.380-USD olduğu ayrıca davacı şirket tarafından davalı şirket adına 13.704-TL tutarında kur farkı faturası düzenlendiği, davalı tarafından yapılan ödemeler mahsubundan sonra davacı şirketin ticari defterlerine göre davalının 32.285 USD borcu bulunduğu, mutabakatın 2021 yılına ilişkin olduğunu, ek raporda;davalının ticari defterlerinin kanuna uygun tutulup faturaların davalı ticari defterlerinde TL cinsinden kayıtlı bulunduğu ,borç miktarının 348.362,11-TL olduğu belirtilmiştir.

Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde "2025/1189 Esas, 2025/1300 Karar 15/09/2025 tarihli karar ile;bir adet kur farkı faturasının takibe konu olmadığı ihtilafın üç adet mal faturasından kaynaklandığı, mal faturaları 19.1.2022,07.02.2022 ,16.03.2022 tarihli olmak üzere toplam 48.380-USD bedellidir. Her iki tarafın ticari defterleri fatura ve ödemeler konusunda mutabık olup, sipariş mektubunda ödemelerin USD yapılacağı açıkça belirtildiği gibi, faturalar USD cinsi düzenlendiğinden kayıtların TL tutulduğunu, borcun USD olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Yine vadesi geçen faturaların ödenmediğine ilişkin e-posta yazışmaları dosyaya sunulmuştur. Ayrıca davalı taraf bir yandan alacağın TL cinsinden istenebileceğini savunurken diğer yandan cari hesap mutabakatında borç bulunmadığının teyit edildiğini savunmaktadır.Ödemeler her iki tarafın kayıtlarına göre 06.07.2022 tarihinde 4.000-USD, 24.03.2022 tarihinde 12.095-USD olmak üzere toplamı da 16.095-USD ettiği halde bilirkişi raporunda 12.095+4000=14.095-USD tesbiti ve bu tutarın kararın gerekçesine de yazılarak davacı alacaklının talebiyle bağlı sayılarak 32.095-USD alacaktan sorumlu olduğuna gerekçede yer verilmesi doğru olmamıştır. Davacı, icra takibinde; ..170 numaralı faturanın bakiyesini 24.190-16.095-USD ödeme düşülerek 8095-USD talep ettiği böylelikle ödemeleri ilk düzenlenen faturadan düştüğü anlaşılmaktadır.

...... Ne var ki somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde 08.06.2022 tarihinde bir temerrüt uyarısı yapıldığı ve 09.06.2022 tarihinde karşı yana tebliğ edildiği, bu ihtarda ödeme için 3 gün süre verildiği ve ihtarın tebliğinden sonra 4.000-USD ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da fatura vadelerinden itibaren işlemiş faiz hesaplandığı anlaşılmaktadır. İşlemiş faiz bakımından, temerrüt ihtarından sonra ki dönem için hesaplama yapılması gerekmektedir. Davacı alacaklı vekili uyaptaki verilere göre hesaplama yaptığını ileri sürmekte ise de; dosyada kamu bankalarının en yüksek oranda uyguladığı mevduat faizlerini belirleyecek veri olmadığı, bilirkişi tarafından da vade tarihinden itibaren hesaplama yapıldığı gibi hesaplamayı yaptığı oranların 3095 sayılı kanun 4.a maddesinde ki oranlar olup olmadığı denetlenememiştir.Mahkemece; asıl alacak bakımından alacaklının talebiyle bağlı sayıldığına ilişkin gerekçenin düzeltilmesi , temerrüde esas dönemde 3095 sayılı kanunun 4.a maddesinde ki oranlara göre işlemiş faiz hesaplaması yapılarak bir karar verilmesi gerekirken işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. "denilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Kaldırma kararı üzerine mahkemece alınan ek raporda da açıkça gösterildiği üzere ;davacının davalıya düzenlediği üç adet faturanın toplamı 48.380-USD den ödemelerin mahsubundan sonra kalan alacak 48.380 USD - 16.095 USD = 32.285- USD nin icra takibinde talep edildiği ,Devlet bankalarınca fiilen uygulanan faiz oranlarından ihtarname ile verilen süre sonu itibariyle davalının temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılmış ve bakiye alacağa karar verildiği anlaşılmaktadır.Davacı alacaklının alacağını USD cinsinden isteyebileceği, davacı faturalarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu tesbit edilmiş olup, davalının da kısmi ödemelerini USD cinsinde yaptığı görüldüğünden bir yandan borcun TL cinsinden olduğunu ileri sürerken diğer yandan borç bulunmadığı, ticari defterlerinde kayıtlı bulunan faturaların tebliğ edilmediği yolunda ki çelişen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; her iki tarafın kayıtları mutabık olup; davacının alacağını kanıtladığı kabul edilerek itirazın kısmen iptaline karar verilmesinde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 59.772,64-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 14.943,16-TL harcın mahsubu ile kalan 44.829,48-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,

HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/721, K. 2026/940, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-721-e-2026-940-k-6222cff3fd70