Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/485 E. 2026/1489 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/485
Karar No
2026/1489
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/485 KARAR NO : 2026/1489

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2023 NUMARASI : 2022/807 Esas - 2023/722 Karar DAVANIN KONUSU : Şirket Genel Kurul Kararının İptali İstemli KARAR TARİHİ : 02/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/10/2023 tarih 2022/807 Esas 2023/722 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, diğer ortaklarca şirket yönetiminden uzaklaştırıldığını, şirketin mali durumu ve faaliyetleri hakkında bilgi verilmediğini, 04/07/2022 tarihli noter ihtarnamesine cevap verilmediğini, 19/07/2022 tarihli genel kurul toplantısını haricen öğrenerek vekaleten katıldıklarını ve alınan kararlara ret oyu kullanıp muhalefet şerhi koyduklarını, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, çağrıyı yapan müdürlerin seçildiği 03/12/2015 tarihli kararda müvekkilinin imzasının taklit edildiğini ve soruşturmaların sürdüğünü, toplantı öncesinde mali belgelerin gönderilmediğini ve incelemeye hazır bulundurulmadığını, şirket varlıkları ve karlarının diğer ortakların ilişkili oldukları şirketlere aktarıldığını, vergi ve sigorta borçlarının ödenmediğini, sermayenin geçmiş yıl karlarından karşılanarak 10.000,00-TL'den 500.000,00-TL'ye çıkarılması kararının müvekkilinin payını azaltmak amacıyla alındığını, yöneticilerin ibra edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek şirket yönetimine tedbiren kayyım atanmasına, 19/07/2022 tarihli genel kurul toplantısının ve toplantıda alınan tüm kararların ayrı ayrı iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın üç aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacının kendi iradesiyle yönetimden uzaklaştığını, toplantı çağrısının Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilip davacıya posta yoluyla bildirildiğini, çağrıyı yapan müdürlerin çoğunluk kararıyla yetkilendirildiğini, çağrıdaki eksikliğin tek başına iptal sebebi olmadığını, mali belgelerin şirket merkezinde hazır tutulmasına rağmen davacının gelip incelemediğini, finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesini de istemediğini, diğer şirketlerle yapılan işlemlerin mal ve hizmet ilişkilerine dayandığını, sermaye artırımında bütün ortakların pay oranlarının korunduğunu, sermayenin artırılmasının şirket faaliyetleri için gerekli olduğunu, şirketin içinin boşaltıldığına ve kayyım atanmasını gerektiren bir durum bulunduğuna ilişkin somut delil sunulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın süresinde açıldığı, davacının toplantıda temsil edilerek kararlara ret oyu kullanıp muhalefetini tutanağa geçirdiği, toplantı çağrısının ilan ve tebligat yoluyla yapıldığı, çağrıyı gerçekleştiren müdürlerin sicilde yetkili oldukları, tüm ortakların katıldığı toplantının çağrısız genel kurul olarak da değerlendirilebileceği, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini ispatlayamadığı, 1 ve 2 numaralı kararların toplantı başkanının seçimi ve tutanağın imzalanması yetkisine ilişkin olduğu, 3 numaralı sermaye artırımı kararında ortakların pay oranlarının korunduğu ve artırımın şirketin mali durumu ile ekonomik koşullara uygun olduğu, 4 ve 5 numaralı maddelerin faaliyet raporları ve finansal tabloların yalnızca okunup müzakere edilmesine ilişkin olup onay kararı içermediği, bu yönlerden bilirkişinin hukuki değerlendirmesine katılınmadığı, 6 ve 7 numaralı ibra kararlarında ise yönetici ortakların oy kullanamayacakları halde kendi oylarıyla ibra edildikleri gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 6 ve 7 numaralı kararların batıl olduğunun tespitine, diğer kararların ve toplantının iptaline ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda 4, 5, 6 ve 7 numaralı kararların yoklukla malul olduğunun belirtilmesine rağmen 4 ve 5 numaralı kararlar yönünden davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, faaliyet raporları ve finansal tabloların gerçek durumu yansıtmadığını, şirketten ilişkili şirketlere ve ortakların şahsi hesaplarına yapılan aktarımların ve ödenmeyen vergi ile sigorta borçlarının araştırılmadığını, banka kayıtlarının getirtilmediğini, 1, 2 ve 3 numaralı kararların da hukuka aykırı olduğunu, sermaye artırımının payını azaltmak ve kar dağıtımından kaçınmak amacı taşıdığını, artırım miktarının çağrıda gereği gibi açıklanmadığını, içeriği belli olmayan posta gönderisinin toplantıdan yalnız on gün önce tebliğ edildiğini ve internet sitesinde ilan yapılmadığını, toplantıda çağrıya ve temsil yetkisine açıkça itiraz ettikleri için çağrısız genel kurul koşullarının bulunmadığını, müdürlerin seçildiği 03/12/2015 tarihli kararlardaki imzalarının sahte olduğunu, soruşturmada alınan 23/06/2023 tarihli raporun iptal ibareli iki karar nüshası ile 28/11/2018 tarihli karardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını belirlediğini, 04/07/2022 tarihli bilgi talebine ve toplantıda sundukları üç sayfalık muhalefet şerhindeki sorulara cevap verilmediğini, mali belgelerin toplantıdan önce incelemeye sunulmadığını, 2012-2021 yılları genel kurullarının birlikte ve geç yapılmasının bilgi alma hakkını engellediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kısmen ret bölümünün kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, davalı limited şirketin 19.07.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle 6 ve 7 numaralı ibra kararlarının batıl olduğunun tespitine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK ''İptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesine göre de, ''446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'', ''İptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...'' hükmü mevcuttur. TTK 453. Maddesi uyarınca ana sözleşme değişikliğinin eski ve yeni metinlerinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmemesi ve davacıya iadeli taahhütlü mektupla bildirilmemesi çağrıya ilişkin bir eksiklik olup, tek başına alınan kararın iptali sonucunu doğurmaz.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/12/2017 tarih, 2016/3299 Esas ve 2017/7390 Karar sayılı ilamı) Somut olayın incelenmesinde; Davacı vekilinin genel kurulun dört ve beş numaralı gündem maddelerine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; toplantı tutanağında ilgili yıllara ait faaliyet raporları ile bilanço, gelir gider cetvelleri ve finansal tabloların okunup müzakere edildiğinin belirtildiği, bu maddelerde anılan belgelerin onaylanmasına veya yöneticilerin ibrasına ilişkin bir karar alınmadığı, ibra hususunun altı ve yedinci maddelerde ayrıca oylanmış olduğu anlaşılmış olup, bu nedenle ibra kararları bakımından söz konusu olan oy hakkından yoksunluğun, yalnızca belgelerin okunması ve müzakere edilmesine ilişkin maddelere de uygulanmasının mümkün olmadığı, bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmenin mahkemeyi bağlamayacağı gibi mahkemece bu yönden rapordan ayrılma gerekçesi açıklanarak dört ve beş numaralı maddeler yönünden istemin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin bir ve iki numaralı kararlara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; toplantı başkanının seçilmesi ve tutanağın imzalanması konusunda yetki verilmesine ilişkin kararların toplantıda temsil edilen oyların çoğunluğuyla alındığı, bu kararların içerikleri itibariyle kanuna, şirket sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırılığının ortaya konulamadığı, yöneticilerin ibra oylamasında oy kullanamayacak olmalarının toplantı başkanının seçimi ve tutanağın imzalanmasına ilişkin kararlarda oy kullanmalarını engellemediği gözetildiğinde, bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Sermaye artırımına ilişkin üç numaralı karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; şirket sermayesinin 10.000,00-TL'den 500.000,00-TL'ye çıkarılmasına ve artırılan 490.000,00-TL'nin geçmiş yıl karlarından karşılanmasına karar verildiği, artırılan sermayenin ortaklara mevcut payları oranında dağıtıldığı, davacının artırım öncesindeki %30 pay oranının aynen korunduğu, davacıya diğer ortaklardan farklı bir yükümlülük getirilmediği, bilirkişi raporunda açıklanan şirketin faaliyet hacmi, kısa vadeli borçları, satış tutarları ve sermayesinin ekonomik koşullar karşısındaki durumu birlikte gözetildiğinde, sermaye artırımının davacının payını azaltmak veya diğer ortaklara ayrıcalık sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği iddiasının dosya kapsamıyla doğrulanmadığı, karın sermayeye eklenmesinin somut olayda tek başına dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmadığı değerlendirilmekle mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin çağrının usulsüzlüğüne ve gündemin gereği gibi ilan edilmediğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; toplantının 29.06.2022 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, dosyadaki posta kaydına göre 08.07.2022 tarihinde davacıya bildirim yapıldığı, davacının vekili aracılığıyla toplantıya katılarak gündem maddelerinin tamamı hakkında oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa geçirttiği, çağrının süresi, şekli ve gündemin ilanı bakımından ileri sürülen eksikliklerin varlığı kabul edilse dahi, bu eksikliklerin tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağı, zira çağrı usulüne ilişkin noksanlıkların tek başına iptal sonucunu doğurmayacağı, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/12/2017 tarih, 2016/3299 Esas ve 2017/7390 Karar sayılı ilamı) somut olayda davacının toplantıya katılıp görüş ve itirazlarını açıklaması, sermaye artırımında pay oranının korunması ve ret konusu kararların içerikleri birlikte değerlendirildiğinde, ileri sürülen çağrı eksikliklerinin bu kararların alınmasına etkisi ve iptalini gerektiren aykırılık ortaya konulamadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Çağrıyı yapan müdürlerin yetkisine ve soruşturma dosyasında alınan imza raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; bilirkişi incelemesinde ticaret sicili kayıtlarına esas alınan 03.12.2015 tarihli kararda davacının imzasının bulunmadığının, diğer ortakların imzalarıyla müdürlerin yetkilendirildiğinin belirlendiği, davacının dayandığı imza incelemesinin ise üzerinde iptal ibaresi bulunan iki ayrı karar nüshasına ilişkin olduğu, iptal edilmiş nüshalarda davacı adına atılan imzaların davacı eli ürünü olmadığının belirtilmesi, davacı imzasını içermeyen ve sicile esas alınan kararın da kendiliğinden geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, 28.11.2018 tarihli karardaki imzaya ilişkin tespitin de tek başına dava konusu genel kurulda alınan kararların geçersizliğini göstermeyeceği, sicil kayıtlarında çağrıyı yapan müdürlerin temsil yetkilerinin bulunduğu ve dava konusu toplantıda bütün ortakların temsil edildiği de gözetildiğinde, ileri sürülen hususların eldeki davada ret konusu kararların iptalini gerektirmediği anlaşıldığından mahkemece soruşturma dosyalarının sonuçlarının beklenmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğine, toplantı öncesinde ve sırasında yeterli bilgi verilmediğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; toplantı ilanında mali belgelerin şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurulacağının belirtildiği, davacının şirket merkezine başvurarak inceleme yapmak istemesine rağmen kendisine izin verilmediğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı, davacının noter ihtarnamesine ve toplantıda yönelttiği sorulara cevap verildiğini gösteren belgelere dosya kapsamında rastlanmamış ise de, bu hususun tek başına toplantıda alınan bütün kararların iptalini gerektirmeyeceği, zira itiraz kapsamındaki talepler, toplantıda kullanılan oylar ve muhalefet şerhleri birlikte gözetildiğinde, davacının bilgi verilmediği iddiasının ret konusu kararların içeriğine ve alınmasına etkisini somut olarak ortaya koyamadığı, finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesini de talep etmediği, davacının TTK'nın 420.maddesi gereğince gündemin bu maddelerinin ertelenmesini talep etme hakkı bulunduğu ancak bu haklarını kullanmadığı da gözetildiğinde iptal şartlarının oluşmadığı(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 15.01.2025 tarih 2024/1258 Esas 2025/166 Karar sayılı ilamı), bilgi alma hakkına ilişkin iddialar, belgelerin incelemeye sunulması ve azlığın erteleme hakkını kullanmaması hususları somut olayın diğer özellikleriyle birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin önceki yıllara ilişkin genel kurulları süresinde yapmamış olmasının da tek başına dava konusu toplantıda alınan kararların tümünün iptali sonucunu doğurmayacağı değerlendirildiğinden mahkemenin bu yöndeki kabulünde sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Şirket kaynaklarının ilişkili şirketlere ve ortakların kişisel hesaplarına aktarıldığı, mali tabloların gerçeği yansıtmadığı ve banka kayıtlarının getirtilmediği yönündeki istinaf itirazlarına gelince; ileri sürülen işlemler yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin ayrı bir incelemenin konusu olabilecek nitelikte olup, bu iddialar tek başına dava konusu genel kurul kararlarının tümünün geçersizliğini gerektirmeyeceği, ibra kararları hakkında davacı lehine hüküm kurulmuş olmasınıın, diğer maddelerin içerikleri ve sermaye artırımında pay oranlarının korunması birlikte gözetildiğinde, ret konusu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleştiği ispat edilemediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 02/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/485, K. 2026/1489, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-485-e-2026-1489-k-ec6176ad3ab4