Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1720 E. 2026/50 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1720
- Karar No
- 2026/50
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1720 KARAR NO : 2026/50
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2023/639 E., 2026/291 K. DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. ... (e-tebligat) DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... (e-tebligat) DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) KARAR TARİHİ : 24/09/2026 YAZIM TARİHİ : 24/09/2026
Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğu, aidatlarını ödemediğinden bahisle ortaklıktan çıkarıldığı, işlemin yasa ve ana sözleşmeye açıkça aykırı olduğu, davalı kooperatif tarafından Ankara 15. Noterliğinin 28.02.2010 tarih 04832 yevmiye numarası ile kayıtlı kur’a zaptına göre ... nolu dairenin müvekkiline ait olmasına, davalı kooperatifin 21.05.2011 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı alınmasına rağmen çıkartma işlemi uygulandığı, çıkartma işleminin 1163 Sayılı kanunun 81. maddesine aykırı olduğu, gönderilen ihtarname ve içeriğinde bildirilen borç miktarına itiraz ettikleri, fahiş miktarda gecikme faizi işletildiğini belirterek; yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile ihraç kararının iptaline, davalı kooperatifin müvekkiline teslim edecek dairesi bulunamaması halinde emsal daire değerinin hesaplanarak kur’a tarihinden işleyecek reeskont faiziyle müvekkiline ödenmesine, aidat miktarına yönelik muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacının süresi içinde karara karşı dava açmadığı, çıkarma kararının kesinleştiği, davacı ...’in üyeliğinin sona erdiği ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığına ilişkin Yargıtay kararı bulunduğu, artık ortaklık iddiasında bulunamayacağı, emsal daire bedeli istemi yönünden harç ikmali gerektiği, davacının ortaklıktan çıkarılmasında 1163 Sayılı yasanın öngördüğü tüm şekil şartlarının yerine getirildiği, dava açılmasının iyi niyetle açıklanamayacağı, kur’anın çekilmiş olmasının ferdi mülkiyete geçildiği anlamına gelmediği, ferdi mülkiyete davacının ihraç edildiği 2011 yılında değil, 2013 yılında geçildiği, ortakların tapularının 2013 yılında teslim edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...Tasfiye Kurulunun ihraç yönünde karar alabileceği, Yönetim Kurulu olarak alınan bu karara karşı süresinde 3 ay içerisinde dava ya da Genel Kurula itiraz yoluna gidilmediğinden artık davacının ihraç kararının kesinleşmiş kabul edilmesi gerektiği, Genel Kurul tarafından bu hususta yeniden karar alınmasının davacıya dava hakkı tanımayacağı gibi davacı hakkında yürütülen yukarıda bilgilerine yer verilen bir başka yargılamada Mahkememiz yargılamasına konu olan ihraç kararına dayalı olarak davacanın kooperatif üyeliğinin ihraç ile sona erdiğinin kabul edilerek Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği de dikkate alındığında, iş bu davada davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı hususu, kesinleşen çıkarma kararı ile sabit olduğundan, davanın taraf sıfatı yokluğu (aktif husumet yokluğu) nedeniyle davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, bir kısım aidatlarını ödemediğinden bahisle, müvekkiline karşı ortaklıktan çıkarma işlemi uygulandığının bildirilmiş olduğunu ancak; davalı kooperatif tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamelerin; hem içerik, hem de şekil olarak 1163 sayılı kanun ve kooperatifler ana sözleşmesine açıkça aykırı olduğunu, yönetim kurulunun kötü niyetli olarak müvekkiline tapu devini yapmamış olduğunu, tapu devrini yapmadığı gibi, aylık %5 ile %10 gibi faiz uygulamalarıyla borçlar kanununa aykırı şişirilmiş borç çıkarmış, müvekkilinin tüm taleplerine karşın gerçek borcu çıkarıp bildirmemiş olduğunu, yönetim kurulu yerine tasfiye kurulunun yetki aşımı ile; yasaya aykırı olarak ihraç ettikleri müvekkiline ait hisseyi aynı ay içinde satmış olduklarını, bununda planlı bir kötü niyetin açık göstergesi olduğunu, 31.07.2011 Tarihli ortaklıktan çıkarma kararı tasfiye kurulu tarafından alınmış olduğunu, bu karara ilişkin yetki 1163 Sy. Kooperatif Kanunu ve ana sözleşmenin 87. Madde de tahdidi olarak sayılan yetkilerinin içinde olmaması ve yasanın temel ve biçim koşullarına uyulmaması nedeniyle kararın yok hükmünde, butlan olduğunu, davanın yasal süresi içerisinde açıldığını, müvekkili hakkında alınan ihraç kararının, müvekkiline tebliğ edilmemiş, dolayısıyla ihraç süreci henüz tamamlanmamışken, müvekkilinin kararı öğrenir öğrenmez 20.12.2015 tarihinde 03.03.2012 günü yapılan Olağan Genel Kurulda müvekkiline ilişkin alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti davası 2015/194 Esasla 20.02.2015 tarihinde Kooperatif Genel Kurulunun ortaklıktan çıkarılma kararı esas alınarak açılmış olduğunu, çıkartma kararının Tasfiye Kurulu tarafından alınabileceğine ilişkin mahkemenin kabulünün yerinde olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, maddi mesele ve delillerin taktirinde hata edilerek isabetsiz bir sonuca ulaşan yerel mahkemenin kararının kaldırılması talebi nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, Kooperatif Genel Kurulunda alınan ihraç kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile tahsis edilecek daire bulunmaması halinde rayiç değerinin tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.24/09/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...