Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/452 E. 2026/757 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/452
- Karar No
- 2026/757
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/452 Esas 2026/757 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/452 KARAR NO : 2026/757
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 16/01/2024 NUMARASI : 2023/622 Esas - 2024/13 Karar
DAVA : Asli Müdahale Talebi DAVA TARİHİ : 23/11/2018 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/06/2026
Taraflar arasındaki asli müdahale talebi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP Asli müdahil talebinde bulunan vekili dilekçesinde özetle; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/602 esas sayılı dosyasında ...'nun , ... San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhinde açtığı ...nin müdür atanmasına ilişkin şirketin 2018/2 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkin davaya asli müdahil olarak kabulü ile, iş bu davanın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasıyla birleştirilmesine, asıl davada davacı ile davalının aynı kişiler olduğundan tüzel kişilik perdesinin aralanması ve davacı ile davalının aynı kişi olduğundan dolayı davanın reddine, yine TMK' nun 2. maddesi gereğince zamanaşımından davanın reddine, Ayrıca İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1359 esas sayılı dosyası ve Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/111 soruşturma - 2022/4434 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar ile iş bu davanın aynı maiyette olmasından dolayı derdestlik ve hukuki yarar yokluğundan reddine, her halükarda davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK ve Yargıtay kararları gereğince ortaklar kurulu kararının yokluğu ve hükümsüzlüğünün tespiti davasının yalnızca şirkete karşı açılabileceğini, ayrıca müdahale talebinde bulunulan davada ...'nin davalı şirketin müdürü olmasına ilişkin 2018/2 numaralı ortaklar kurulu kararının altındaki imzanın şirketin tek ortağı davacı ...'nun eli ürünü olmadığının İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 21/04/2020 tarih ve 2020/15105 sayılı raporu ile tespit edildiğinden ...'nin müdürlük sıfatını kazanamadığını ve 2018/2 sayılı kararın yok hükmünde olduğu belirtilerek, davanın öncelikle derdestlik, kabul edilmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK ve Yargıtay kararları gereğince ortaklar kurulu kararı yokluğu ve hükümsüzlüğü tespiti davasının sadece şirkete karşı açılabileceğini , üçüncü kişilerin davalı sıfatının olmaması nedeniyle müdahale talebinin reddi gerektiğini, yine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1359 esas sayılı dosyasındaki davanın konusu ve tarafları nazara alındığında davanın derdestlikten reddi gerektiğini, yine asıl davada dava konusu edilmeyen konularda hak talebinde bulunulmasının asli müdahale yoluyla mümkün olmadığını bildirerek asli müdahale talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; genel kurul kararının iptali/butlanı davasını açabilecek kişilerin; pay sahipleri, yönetim kurulu ve genel kurulda alınan kararın uygulanmasının kişisel sorumluluğunu gerektirmesi halinde yönetim kurulu üyelerinden her biri olduğunun nazara alındığından, dava konusu genel kurul kararının iptali davasına asli müdahele talebinde bulunan davacı ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin, davalı şirketin hissedarı olmadığı gibi yönetim kurulu yada üyesi de olmadığı anlaşılmakla , genel kurul kararı iptali istemli davayı açma hakkı bulunmadığı anlaşılmış olup, davacının iş bu genel kurul kararı iptali davasında davacı olamayacağından asli müdahele talebinde de bulunma hakkı olamayacağı nazara alınarak, dava açma hakkı bulunmayan davacının aktif husumet yokluğundan asli müdahale davasının reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müdahale talebinde bulundukları Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/621 E. ve 2024/12 K. sayılı kararının işbu karardan önce verildiğini ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davacı şirketin Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/621 E sayılı davaya asli müdahil olarak katılmasında hukuki yararı olduğunu, yok hükmünde olan Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/621 E. ve 2024/12 K. Sayılı dosyanda verilen kararın kesinleşmesi halinde geri dönülemez bir hak kaybına uğranılacağının açık olduğunu, bu sebeple de; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/01/2024 tarihli, 2023/622 E. ve 2024/13 K. sayılı ilamının HMK madde 65 ve diğer itirazları doğrultusunda kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama neticesinde; öncelikle davacı şirketin hukuki yararı bulunduğundan asli müdahil olarak davaya katılma talebinin kabulüne; hak kaybına uğramamak adına Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/621 E. ve 2024/12 K. sayılı ilamında verilen kararın işbu dosyaya esasen bekletici mesele yapılmasına, aksi halde Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/621 E. ve 2024/12 K. sayılı dosya ile işbu dosyanın birleştirilmesine, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/621 E. ve 2024/12 K. sayılı müdahale talep edilen asıl davada ise; davacı ile davalı aynı kişiler olduğundan tüzel kişilik perdesinin aralanmasını ve davacı ile davalı tarafın aynı kişi olmasından dolayı davanın reddine, TMK md. 2 uyarınca zamanaşımından reddine, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1359 E. Sayılı dosyası ve Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/111 Sor.-2022/4434 K. Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar ile işbu davanın aynı mahiyette olmasından dolayı derdestlik ve hukuki yarar yokluğundan reddine, her halükarda davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davalı şirketin 12/02/2018 tarih ve 2018/02 sayılı genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davaya asli müdahale istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı şirkette alınan 12/02/2018 tarih, 2018/02 sayılı karar ile; "...’nin aksi karar alınıncaya kadar münferiden atacağı imza ile davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmasına" ilişkin müdür atama kararının verildiği, bu kararda şirketin tek ortağı olan ... adının yanında imzasının yer aldığı görülmüştür. Yine davalı şirkette alınan 05/12/2017 tarih, 2017/01 sayılı karar ile de; davacı şirketin Ankara’da olan adresinin Muğla ili Bodrum ilçesine nakledilmiştir. Bu karar altında da şirketin tek ortağı olan ... adı yanında imzasının bulunduğu görülmüştür. Dosyada bir örneği yer alan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 21/04/2020 tarihli raporda; inceleme konusu karar defterinin 2017/01 ve 2018/02 karar sayılı sayfalarında ... adına atılı imzalar ile ...’nun mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığı, imzaların ...’nun eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Davaya konu müdahale talep edilen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/621 E sayılı dosyası incelendiğinde de ; davanın ... tarafından ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açıldığı, davacı vekilinin , ...'ye 12/10/2017 tarihli vekaletname ile sadece temsil yetkisi verildiğini, ...'nin müvekkilinin imzasını taklit etmek sureti ile 12/02/2018 tarihli sahte ortaklar kurulu kararı ile kendisini müdür olarak atadığını, yapılan imza incelemesiyle de iddialarının ispat edildiğini ileri sürerek 12/02/2018 tarih ve 2018/2 sayılı ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitini talep ettiği, ilgili davanın Ankara 5 ATM'nin 2022/602 E sayılı sırasına kaydedildiği, ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 29/12/2022 tarihinde hem iş bu davada asli müdahale talebinde bulunduğu gibi , hem de bu talebinden ayrı olarak da aynı gün asli müdahale talebi ile açtığı bağımsız davanın Ankara 3 ATM'nin 2022/871 E sayılı sırasına kaydedildiği, Yine 29/12/2022 tarihinde de ...'nin de Ankara 5 ATM'nin 2022/602 E sayılı dosyasına feri müdahale talebinde bulunduğu, Ankara 3 ATM'nin 2022/871 E sayılı sırasına kaydedilen ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin asli müdahaleye ilişkin davasının 04/01/2023 tarihinde Ankara 5 ATM'nin 2022/602 E sayılı dosyası ile birleştirildiği, Akabinde Ankara 5 ATM'nin 09/06/2023 tarih, 2022/602 E 2023/415 K sayılı ilamı ile dosyanın (dolayısıyla içindeki birleşen Ankara 3 ATM'nin 2022/871 E sayılı dosyasının) Ankara 12 ATM'nin 2021/738 E sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Ancak Ankara 12 ATM'ce ilk celse birleşen Ankara 5 ATM 2022/602 E ve Ankara 3 ATM 2022/871 E sayılı dosyaları Ankara 12 ATM'ce 2021/738 E sayılı dosyasından tefrik edilerek ayrı ayrı esaslara kaydedilmesi neticesinde (Ankara 5 ATM 2022/602 E sayılı dosya Ankara 12 ATM 2023/621 E , Ankara 3 ATM'nin 2022/871 E sayılı istinaf incelememize konu Ankara 12 ATM 2023/622 E sayılı sıraya kaydedildiği) , Ankara 5 ATM'nin 2022/602 E sayılı dosyasının Ankara 12 ATM 2023/621 E sayılı sırasına kaydolduğu ve Ankara 12 ATM'nin 16/01/2024 tarih, 2023/621 E ve 2024/12 K sayılı ilamı ile , davacının davasının HMK'nun 308 maddesi gereğince kabulü ile , davalı ... Ltd Şti'nin 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı ve ''...'nin müdür olarak atanmasına ilişkin '' ortaklar genel kurulu ve alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiği, İlgili kararın fer'i müdahil ... tarafından istinaf edilmesi üzere , Ankara 12 ATM'nin 16/01/2024 tarih, 2023/621 E ve 2024/12 K sayılı kararının Dairemizin 2024/459 E -2025/97 K sayılı ilamı ile ''... elde ki davada da fer'i müdahilin, müdahale talebi hakkında hükümden önce, yargılama aşamasında usulünce verilmiş olumlu/ olumsuz bir karar bulunmaması, tefrik sonrası mahkemenin 2023/621 Esas sayılı dosyası kapsamında duruşma gün ve saatinin fer'i müdahile bildirilmemiş olması dikkate alındığında, fer'i müdahilin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğine yönelik istinaf istemlerinin somut dosya kapsamında gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Mahkemece, tefrik sonrası alınan yeni esas da fer'i müdahile yer verilmeyerek iddia ve savunmalarını ileri sürme hakkı tanınmaksızın, gerekçeli karar kapsamında fer'i müdahale talebi yönünden değerlendirme yapılması yanlış olup usul ve yasaya aykırıdır...'' gerekçesi ile kaldırılmasına karar verildiği, Dairemiz kaldırma kararı sonrası dosyanın Ankara 12 ATM'nin 2025/228 E sayılı sırasına kaydedildikten sonra Dairemiz kaldırma kararı gereği yerine getirildiği aşamada , 27/06/2025 tarihinde ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin yeniden dosyaya asli müdahale talebinde bulunduğu, Ankara 12 ATM'nin 27/06/2025 tarih, 2025/228 E ve 2025/445 K sayılı ilamı ile ''Davacının davasının HMK'nın 308 maddesi gereğince kabulü ile; davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 12/02/2018 tarihli ve 2018/2 sayılı ve " ...'nin müdür olarak atanmasına ilişkin"ortaklar genel kurulu ve alınan kararının yok hükmünde olduğunun tespitine ve asli Müdahale Talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine'' karar verildiği, ilgili kararın bu kez asli müdahil ... şirketi tarafından 08/09/2025 tarihinde istinafı üzerine dosyanın Dairemiz 2025/1349 E sayılı sırasında istinaf incelemesinde olduğu görülmüştür. Yukarıda ayrıntısı ile safahatı özetlen somut dava genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ela alınabilir. Bilindiği üzere,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 447. maddesinde ise genel kurulun hangi tür kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmış durumdadır. Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi toplantıda karar alınmasıdır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur. Örneğin, karar alınmadığı halde alınmış gibi gösterilirse veya Bakanlık temsilcisinin toplantıda bulunmaması halinde işlem, yoklukla sakat olacaktır. Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da, imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re’sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190). İptal edilebilir kararlarda ise; genel kurul kararının geçersizlik halini oluşturan nedenin, işlemin, baştan itibaren geçersiz olması sonucunu doğuracak nitelikte olmaması hali söz konusudur. Es söyleyişle; mutlak butlanla batıl kararlar, baştan beri hükümsüz olan, sonradan geçerlilik kazanma olanağı olmayan, emredici kurallara, kamu düzenine veya ahlaka ve adaba aykırı veyahut konusu olanaksız olan kararlardır. Bu tür kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve mahkemece, re’sen üzerinde durulması da gerekir. Yokluk ve butlan hallerinin re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.3.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Yine TTK'nun 445. maddesinde; "(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." hükmü düzenlenmiştir. 446. maddesinde ise; "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." düzenlemesi mevcuttur. Asli müdahil ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin pay sahibi veya yönetim kurulu/üyesi olmadığı dikkate alındığında , ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin genel kurul kararının iptali davasını TTK'nun 446 maddesi uyarınca açabilecek kişilerden olmadığı yönündeki yerel mahkeme kabulü yerinde ise de, Somut olayda, ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 12/02/2018 tarih ve 2018/2 sayılı ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti talepli davaya asli müdahale talebinde bulunulmuştur. Yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere , yokluk ve butlan hallerinin re’sen göz önünde bulundurulacağı ve ilgilisi olmak şartıyla herkesin bu geçersizliği ileri sürebileceği izahtan varestedir. Ancak somut uyuşmazlıkta asli müdahale talep eden ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından , davaya konu genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilmemiş, bilakis ... tarafından ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan , 12/02/2018 tarih ve 2018/2 sayılı ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti talepli davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK’nun 65. maddesinde asli müdahil tarif edilmiştir. Buna göre , "(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır" hükmü uyarınca asli müdahil olmak için üçüncü şahsın davanın konusu olan şey veya hakkın kendisine ait olduğunu ileri sürmesi gerekmektedir. Asli müdahilin davasını hem davacıya hem de davalıya yöneltmesi gerekir. Hal böyle olunca, HMK’nun 65. maddesine göre, asli müdahil olmak için üçüncü şahsın davanın konusu olan şey veya hakkın kendisine ait olduğunu ileri sürmesi gerektiği , oysa ki davacı yanca asli müdahale talep dilekçesinde, sadece Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/621 E. ve 2024/12 K. sayılı müdahale talep edilen asıl davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, dolayısıyla asli müdahale koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak, ilk mahkemesince bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı şekilde aktif husumet yokluğu nedeniyle asli müdahale talebin reddi yönünde hüküm tesisi gerekçe yönünden usul ve yasaya aykırı bulunmuş ise de, istinafa gelen tarafın sıfatı değerlendirildiğinde verilen aktif husumetten red kararının, asli müdahale talebinin şartları oluşmadığından red kararına göre lehe olduğu dikkate alınarak, istinafa gelen asli müdahale talep eden davacı şirketin istinaf itirazlarının dinlenme olanağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın aktif husumet yokluğundan reddi yönündeki kararının istinafa gelenin sıfatı dikkate alınarak kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/06/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -