Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3143 E. 2026/2466 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3143
- Karar No
- 2026/2466
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/3143 - 2026/2466 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/3143 KARAR NO : 2026/2466
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2019/687 Esas, 2024/507 Karar TARİHİ : 09/05/2024
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 06/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/10/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 tarih 2019/687 Esas, 2024/507 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 04/03/2016 tarihinde sürücüsü ... olan davalı ... Belediyesine ait ... plakalı otobüste seyahat ederken ... Caddesinde durakta inmek istediği, indiği sırada şoför ...'in aniden otobüsü hareket ettirdiği, müvekkilinin kolunun kapını arasına kaldığı ve otobüsün sol tekerleğinin altında kalarak ciddi şekilde yaralandığı, kazada otobüs şoförünün asli kusurlu olduğu, müvekkilinin kusurunun olmadığı, bu nedenlerle davanın kabulü ile 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP: Davalı ... ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu, işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği hallerde zararı gidermekle yükümlü olduğundan, somut olayda işletenin sorumluluğunun bulunmaması karşısında davalı sigorta şirketinin de sorumluluğunun olmayacağı, müvekkilinin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğu, davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor düzenlenmesinin gerektiği, kusur oranının tespiti için kusur raporunun aldırılmasının gerektiği, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına haiz uzman bilirkişilerce yapılmasının gerektiği, öncelikle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP: Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olduğundan söz edilemeyeceği, kusurun olmadığı yerde sorumluluğun da olamayacağı, davanın müvekkili yönünden husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, ... plakalı otobüs sürücüsü ...'in belediye bünyesinde taşeron işçisi olduğu, söz konusu yüklenici firmalar ile müvekkilinin farklı tüzel kişilikler olduğu, müvekkilinin asıl işveren olmadığından müvekkili ile ...'in işvereni olan ... Tem. Medikal ve Yemek Üretim Hiz. Taah. San. Ve Tic. Ltd Şti.- ... San. Tic. Ltd.Şti.iş ortaklığı asıl-alt işveren ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenlerle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 09/05/2024 TARİHLİ KARARI: mahkemece 1-Davanın maddi tazminat talebinin kabulü ile, 4.708,80 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 41.608,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 1.646,70 TL bakıcı giderinin ve 18.000,00 TL tedavi gideri olamak üzere toplam 65.963,50 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'den 31/08/2016 tarihinden, diğer davalılar yönünden 04/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 60.000,00 TL manevi tazminatın 04/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Belediyesi ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi gerektiğini, kararda belirtilen maluliyet oranın % 9 olarak kabul edilmesinin kabul edilmez bir hukuki hata olduğunu, müvekkilinin 4 aylık sürede iyileşmesinin imkanı bulunmadığını, müvekkilinin tazminatı hesaplanırken sunulan gelir durumuna göre hesaplama yapılması gerekirken, klasik olarak asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dosyanın hesap için bilirkişiye gönderildikten sonra asgari ücrette büyük oranda artış olduğunu, belirtilen artışın da tazminata yansıtılmadığını, bu nedenle de kararın ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarı yönünden mahkemece çok düşük bir bedele hükmedildiğini, müvekkilinin çektiği acı, elem, ızdırapların ve manevi kayıpların karşılığının bu olmadığını belirterek mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, değiştirilmesi veya bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... vekili; dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda müvekkili araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu tespit edildiğini ve bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarınca kabul edilemediğini, müvekkilinin otobüs sürücüsü olduğunu, davacının araçtan inmiş olmasına rağmen kendi kusuru ile paltosunun kapıya sıkışması sonucu yaralandığını, müvekkilinin bunu bilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça talep edilen tazminatın zenginleşme teşkil edecek nitelikte olduğunu, bu miktarın mahkemece kabulünün doğru olmadığını, aradan geçen zaman ve işleyecek faizde dikkate alındığında işsiz olan müvekkilinin ödeme gücünü oldukça aşan bir tazminata dönüştüğünü, manevi tazminatın kaldırılması gerektiğini talep etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... Belediyesi vekili; dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun tespit edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının talep edilen tazminat miktarları taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili Belediye açısından temerrüt şartları oluşmadığından ve yerleşik yargı içtihatları gereği ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğinden bu miktarlar için olay tarihinden itibaren faiz talebinin de kabulü mümkün olmadığını, dosya içerisindeki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen tazminat miktarının zenginleşme teşkil edecek nitelikte olduğunu belirterek mahkemenin verdiği kararın hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf etmiştir. Kusur raporuna ve müterafik kusur bulunduğuna yönelik istinafların incelenmesinde: Davacının 04/03/2016 tarihinde, sürücüsü davalı ... olan ve davalı ... Belediyesine ait ... plakalı otobüste seyahat ederken, ... Caddesi'nde durakta inmek istediği, indiği sırada davalı şoför ...'in aniden otobüsü hareket ettirdiği, bu nedenle davacının kolunun otobüsün sol tekerleğinin altında kalarak yaralandığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan kusur bilirkişisi Prof. Dr. ... imzalı 02/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın meydana gelmesinde ... plakalı otobüs sürücüsü ...'in 1.dereceden kusurlu ve kusur oranının %100 olduğu, yolcu konumundaki davacının ise kusurunun olmadığı kanaatini bildirir rapor düzenlenmiştir. Davalı sürücünün yolcunun inmesi tamamlanmadan ve otobüsün kapıları kapanmadan hareket ettiği sabit olup bilirkişinin raporu dosya kapsamı ve olay ve oluşla uyumludur. Davalının anılan kusurlu eylemi karşısında davacının alabileceği bir önlem olmadığı ve yaşlılığın müterafik kusur sayılmasına imkan olmadığı, dolayısıyla davacının müterafik kusurların bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup Davalı vekillerinin bu yöndeki istinafları haksız bulunmuştur. Maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, -11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, -11/10/2008-01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, -01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve -20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Mahkemesinde hükme esas alınan 24.02.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 04.03.2016 tarihinde yürürlükte bulunan; 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacı tarafın bu raporun aksini gösteren eş değer nitelikte bir rapor yahut delil sunulmadığı dikkate alındığında, bu yönüyle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmamıştır. Aktüerya hesabına ilişkin istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; Hükme esas alınan 14.11.2022 tarihli aktüer raporunun Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin 2020/5413 sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı anlaşılmakla rapor bu yönüyle doğrudur. Davacı vekili müvekkilinin gelirinin asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüşse de; davacının emekli olduğu ve kaza tarihinde aktif çalışmasının olmadığı anlaşıldığından bilirkişinin asgari ücreti esas alması yerindedir. Diğer yandan; davacı vekili istinaf dilekçesinde, karar tarihi öncesinde asgari ücretin değiştiğini, bilirkişinin eski asgari ücret üzerinden hesaplama yaptığını ileri sürmüşse de; hükme esas alınan aktüerya ek raporunun 14.11.2022 tarihinde hazırlandığı ve o tarihte geçerli olan asgari ücretin esas alındığı, davacı vekilinin bu rapora karşı bu yönden bir itirazının olmadığı ve 16.01.2023 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu, ıslah dilekçesinde de güncel asgari ücretten hesaplanma yapılmasını istemediği, mahkemece 09.05.2024 tarihli duruşmada tahkikata son verildiği ve karar aşamasına geçildiği, davacı vekilinin bu celse ya da öncesinde de güncel asgari ücretten rapor alınmasını talep etmediği, ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyen hususların istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Manevi tazminatın miktarına yönelik yapılan incelemede: 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Somut olayda 04/03/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sürücüsü olduğu otobüsün, yolcu olan davacının inmesini beklemeden aniden hareket etmesi neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıda %9 oranında kalıcı iş göremezlik oluşacak şekilde yaralanma meydana geldiği, mahkemece alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam oranda kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı ve davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatların düşük olduğu, talep edilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinafının bu yönüyle kabulüne, davalı vekillerinin bu yöndeki istinaflarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Faiz başlangıç tarihine yönelik istinafın incelenmesinde: Dava haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup belirsiz alacak davası niteliğindedir. Kaldı ki dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmiştir. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/14980 - 2018/8201 esas karar sayılı kararı) Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8546 Esas 2018/16333 Karar sayılı kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/8353 Esas ve 2018/13810 Karar sayılı kararları. Yine dava haksız fiile ilişkin olup davacının alacağı işleten ve sürücü yönünden kaza tarihi, sigorta şirketi yönünden sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonra gerçekleşir. Harç ikmali dilekçesi ve ıslah dilekçesi verilmesi halinde de aynı tarihler temerrüd tarihi olarak kabul edilir. Bu sebeple mahkemece, ıslahla artırılan miktar için de temerrüd tarihinin işleten ve sürücü için kaza tarihi, sigorta şirketi yönünden temerrüd tarihinin esas alınması gerekmektedir. Mahkemece bu doğrultuda karar verilmiş olup Davalı ... vekilinin bu yöndeki istinafı haklı bulunmamıştır. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekillerinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; 2-Davalılar ... ve davalı ... Belediye Başkanlığı vekillerinin istinaf başvurusunun REDDİ ile; 3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 tarih 2019/687 Esas, 2024/507 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Davanın maddi tazminat talebinin KABULÜ ile, 4.708,80 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 41.608,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 1.646,70 TL bakıcı giderinin ve 18.000,00 TL tedavi gideri olamak üzere toplam 65.963,50 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'den 31/08/2016 tarihinden, diğer davalılar yönünden 04/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ ile, 80.000,00 TL manevi tazminatın 04/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Belediyesi ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-a-)Maddi tazminat yönünden karar tarihi itibariyle alınması gereken 4.505,96 TL nisbi karar ve ilam harcından peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 1.140,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.365,15 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, b-)Manevi tazminat yönünden karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 4.098,60 TL'nin davalı ... Belediyesinden ve davalı ...'den tahsili ile hazineye irad kaydına, c-)İlk derece mahkemesince 09.05.2024 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, d-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine, e-)Davacı tarafından yatırılan toplam 1.140,81 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı vekili tarafından sarf edilen 31,40 başvurma harcı, 697,00 TL tebligat gideri, 257,40 TL müzekkere gideri, 2.300,00 TL bilirkişi gideri, 1.640,00 TL Adli Tıp Kurumu gideri olmak üzere toplam 4.925,80 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Maddi tazminat yönünden davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesaisi dikkate alınarak 17.900,00 TL vekalet ücreti takdiri ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Manevi tazminat yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiginden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... Belediyesi ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,
İstinaf giderleri açısından; 11-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 13-Davalı ... Belediyesi Başkanlığı tarafından yapılan 518,00-TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.06.10.2026
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.