Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/158 E. 2026/1233 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/158
Karar No
2026/1233
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/158 Esas 2026/1233 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/158 KARAR NO : 2026/1233

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2023/638 Esas 2023/701 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2023 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacı tarafından asıl sunulmayan kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, takipteki temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; hakkında dava açılan davalı kefilin kefaletinin 08/12/2004 tarihli olup, icra takibinin 09/10/2006 tarihinde açıldığı, davalının 04.04.2011 tarihinde borca itirazı üzerine takibin durduğu, dava tarihi itibari ile TBK'nun 598. maddesi ve Uygulama Kanunu'nun 5/2. maddesinde düzenleme yeri bulan on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davalı banka davacının müşterek borçlu olduğunu iddia etmiş ise de kredi kullanan asıl borçlu farklı olmakla davacının müteselsil kefil olduğunun kabul edildiğini gerekçesiyle davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... şubesi ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye dayanılarak kredi kullandırıldığını, davalı tarafın kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığını, asıl borçlu gibi borcun ödenmemesinden doğan sorumluluğu üstlendiğini, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek asıl borçlu ve kefillere ihtarname keşide edildiğini, borçlu hakkında süresi içerisinde icra takibine başlanıldığını, mahkeme tarafından icra dosyasının incelenmediğini, icra dosyası içerisinde borçlu hakkında asliye ticaret mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararının bulunduğunu, icra dosyasından borçlu hakkında sürekli olarak ihtiyati haciz uygulandığını, bu sebeplerle dava konusu edilen olayda borçlu lehine hak düşürücü süre ve zamanaşımı işlemediğini, ihtiyati haciz işlemi ile sürelerin en baştan tekrar başladığını, zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olması ile işlemeye başladığını, alacaklının borçludan, borcun ifasını isteyebileceğini, borçlunun da bunu yerine getirmek zorunda olduğu andan itibaren alacağın muaccel hale geldiğini, söz konusu Yasa’nın 90. maddesine göre ise, ifa zamanı taraflarca karşılaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğum anında muaccel olduğunu, bu andan itibaren de alacak hakkında zamanaşımı işlemeye başladığını, TBK’da zamanaşımını durduran ve kesen sebepler ayrı ayrı düzenlendiğini, 154. Maddesinde, borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması, yine alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına başvurması halleriyle sınırlı olmak üzere zamanaşımı süresinin kesildiği hususuna yer verildiğini, bunun yanı sıra, zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalkmasıyla birlikte zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağını, zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir sürenin işlemeye başlayacağını, asıl borçlu için kesilen zamanaşımının kefile karşı da kesilmiş olacağını, yine müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşının diğerleri için de geçerli olduğu yasa koyucu tarafından düzenlendiğini, zamanaşımının durması ile birlikte sebep ortadan kalkınca, zamanaşımı kaldığı yerden işlemesini sürdüreceğini, diğer bir deyişle, işlemiş bulunan süreler dikkate alınarak, geri kalan süre için zamanaşımı yeniden işlemeye devam edeceğini, zamanaşımının kesilmesi ile ise, borçlunun veya alacaklının belli fiillerinin sonucu olarak, işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı şayet zamanaşımının, icra takibi ile (kovuşturulması ile) kesilmişse alacağın takibine ilişkin her icrai takip işleminden eş deyişle “takibin devamına müteallik olan icra dairesi tarafından yapılan her muameleden (ödeme emri gönderilmesi, haciz, ihtiyati haciz, satış, paraların paylaştırılması vb kararı kararı verilmesi) sonra yeniden işlemeye başlayacağını, bu halde zamanaşımının kesilmesinden sonra işleyecek yeni zamanaşımı süresinin, eski (kesilen) zamanaşımı süresinin aynısı yani on yıllık süre olduğunun kabul edildiğini, borçlu hakkında başlatılan icra dosyası ayrıntısı ile incelenmeden, ihtiyati haciz uygulanıp uygulanmadığı ve diğer işlemler incelenmeden davanın 10 yıllık sürenin geçmesi sebebi ile reddine karar verilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca davaya cevap dilekçesinde talep edilen kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkili hakkında kesinleşmiş icra takibi ve talep edebileceği bir alacak olmadığı halde hacizlerini sürdürdüğünü, davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu, kötüniyet şartlarının oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı talebi yönünden kaldırılmasına, tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan davalının dava dışı asıl borçlu şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının sözleşmede kefil olduğu, dava tarihi itibarıyla 10 yıllık kefalet hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2022/4320 sayılı icra takibi ile alacaklı banka tarafından borçlu davalı aleyhine toplam 83.853,95 TL alacağın tahsili talebiyle 09/10/2006 tarihinde icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin tebliği ile davalı yanca yasal süre içerisinde, 04/04/2011 tarihinde borca itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından itiraz dilekçesi tebliğ edilmediğinden 20/09/2023 tarihinde ve yasal süre içerisinde işbu itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı ile dava dışı ... ... Ltd. Şti arasında 08/12/2004 tarihli 3.000.000.000.000 eTL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmede davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla şeklen imzasının bulunduğu görülmüştür. Kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu, davalı ve dava dışı diğer borçlulara 26/09/2006 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek 81.848,46 TL'nin 1 günlük atıfet süresi içerisinde ödenmesi ihtar olunmuştur. Mahkemece verilen karar ve istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, davalının genel kredi sözleşmesinde sıfatının müşterek borçlu mu, müteselsil kefil mi olduğu, müteselsil kefil ise kefaletten kaynaklı 10 yıllık kefalet hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı, davacının icra takibinde haksız olup olmadığı, takibin kötüniyetli olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davalının imzasının şeklen yer aldığı genel kredi sözleşmesindeki kefalet 08/12/2004 tarihlidir. Davalı anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Sözleşme içeriği gözetildiğinde davalının sözleşmede şeklen yer alan imzasının müteselsil kefil sıfatıyla atıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda gerçek kişi kefaletine ilişkin herhangi bir sorumluluk süresi düzenlenmemiştir. Davalının şeklen imzasının yer aldığı genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 598/3. maddesinde ise gerçek kişilerin kefaletinin kefalet tarihini takip eden 10 yılın sonunda kendiliğinden sona ereceği hükme bağlanmıştır. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5/2. maddesinde, Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olduğunda başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahiplerinin Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacakları, ancak, bu ek sürenin Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davalının kefaletinin yer aldığı 08/12/2004 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanılarak davacı tarafından davalı aleyhine işbu dava konusu takip 09/10/2006 tarihinde başlatılmış olup, hak düşürücü süre içinde takibin yapıldığı anlaşılmaktadır. Hak düşürücü süre sona ermeden dava konusu icra takibi başlatılmış olup, hak düşürücü sürenin zaman aşımı süresinde olduğu kesilmesi veya durması söz konusu değildir. Bir başka anlatımla hak düşürücü süre içerisinde icra takibi başlatıldığından icra takip tarihinden itibaren kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü süre kaldığı yerden veya yeniden işlemeye başlamayacaktır. Öte yandan takip kefalet süresi yönünden hak düşürücü süre sona ermeden yapılmış ise de, davalının zamanaşımı def’inden yararlanması mümkündür. Asıl borçlu yönünden borç zamanaşımına uğrarsa, kefil yönünden de zamanaşımına uğrar. Davalı kefilin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı itirazının bu bağlamda değerlendirilmesi gerekir. Bir başka anlatımla, takip tarihi itibariyle asıl borç zamanaşımına uğrarsa, kefil yönünden de zamanaşımına uğramış olur. Böyle bir halde kefilin zamanaşımı def’inin kabulü gerekecek olup, davalı kefilin borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerekir (Emsal Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 08/07/2020 tarih 2019/167 Esas 2020/1360 Karar sayılı ilamı). Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş, işbu davanın itirazın iptali davası olduğu, dava konusu icra takibinin kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde başlatıldığı, takip tarihi itibarıyla 10 yıllık kefalet hak düşürücü sürenin dolmadığı, hak düşürücü sürenin durmadığı veya kesilmediği, bu nedenle takip tarihinden itibaren yeniden veya kaldığı yerden işlemeye devam etmeyeceği, dava konusu icra takibi kefalete ilişkin hak düşürücü süre içerisinde yapılmış olmakla birlikte davalı vekilinin cevap dilekçesinde alacağın zaman aşımına uğradığı yönünde zaman aşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilerek davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı üzerinde durulup, zaman aşımına uğramadığının tespiti halinde ise işin esasına girilip, davalı yanın takip dayanağı genel kredi sözleşmesindeki imzasını inkar ettiği de gözetilerek tüm deliller toplanıp sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Yukarıda açıklanan gerekçe karşısında, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin katılma yoluyla istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca KABULÜNE, 2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2023 tarih ve 2023/638 Esas 2023/701 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Dosyanın yeniden görülmesi için karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/158, K. 2026/1233, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-158-e-2026-1233-k-0e35644692b3