Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/153 E. 2026/1232 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/153
Karar No
2026/1232
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/153 Esas 2026/1232 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/153 KARAR NO : 2026/1232 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2023/639 Esas 2023/702 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2023 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; hakkında dava açılan kefil ...'ün kefaleti 08/12/2004 tarihli olup, icra takibinin 09/10/2006 tarihinde açıldığı, davalının 21/03/2011 tarihinde borca itirazı üzerine takibin durduğu gözetildiğinde, dava tarihi itibari ile TBK'nun 598. maddesi ve Uygulama Kanunu'nun 5/2. maddesinde düzenleme yeri bulan on yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği, her ne kadar davalı banka davacının müşterek borçlu olduğunu iddia etmiş ise de, kredi kullanan asıl borçlu farklı olmakla davacının müteselsil kefil olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladığını, asıl borçlu gibi borcun ödenmemesinden doğan sorumluluğu üstlendiğini, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek asıl borçlu ve kefillere ihtarname keşide edildiğini, ihtarname ile tanınan sürede borcun ödenmemesi üzerine borçlu ve diğer kefiller hakkında Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2022/5569 sayılı dosyasına kayden icra takibine geçildiğini, mahkeme tarafından icra dosyasının incelenmediğini, icra dosyası içerisinde borçlu hakkında asliye ticaret mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararının bulunduğunu, icra dosyasından borçlu hakkında sürekli olarak ihtiyati haciz uygulandığını, bu sebeplerle dava konusu edilen olayda borçlu lehine hak düşürücü süre ve zamanaşımı işlemediğini, ihtiyati haciz işlemi ile sürelerin en baştan tekrar başladığını, borçlu hakkında başlatılan icra dosyası ayrıntısı ile incelenmeden, ihtiyati haciz uygulanıp uygulanmadığı ve diğer işlemler incelenmeden davanın 10 yıllık sürenin geçmesi sebebi ile reddine karar verilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, yapılan değerlendirmede davalının müteselsil kefil olduğunun kabul edildiğini, ancak müşterek borçlu olduğu hususunun göz ardı edildiğini, yapılan bu değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı yönünden kaldırılmasına, kötüniyet tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan davalının dava dışı asıl borçlu şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi alacağının tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının sözleşmede kefil olduğu, dava tarihi itibarıyla 10 yıllık kefalet hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2022/5569 sayılı icra takibi ile, alacaklı banka tarafından borçlu davalı aleyhine toplam 87.984,76 TL alacağın tahsili talebiyle 09/10/2006 tarihinde icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin tebliği ile davalı yanca yasal süre içerisinde, 21/03/2011 tarihinde borca itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından itiraz dilekçesi tebliğ edilmediğinden 20/09/2023 tarihinde ve yasal süre içerisinde işbu itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı ile dava dışı ... ... Ltd. Şti arasında 01/01/2004 tarihli 3.000.000.000.000 eTL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmede davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla şeklen imzasının bulunduğu görülmüştür. Kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu, davalı ve dava dışı diğer borçlulara 26/09/2006 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek 85.880,69 TL'nin 1 günlük atıfet süresi içerisinde ödenmesi ihtar olunmuştur. Mahkemece verilen karar ve istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, davalının genel kredi sözleşmesinde sıfatının müşterek borçlu mu, müteselsil kefil mi olduğu, müteselsil kefil ise kefaletten kaynaklı 10 yıllık kefalet hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı, davacının icra takibinde haksız olup olmadığı, takibin kötüniyetli olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davalının imzasının şeklen yer aldığı genel kredi sözleşmesindeki kefalet 01/01/2004 tarihlidir. Davalı anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Sözleşme içeriği gözetildiğinde davalının sözleşmede şeklen yer alan imzasının müteselsil kefil sıfatıyla atıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda gerçek kişi kefaletine ilişkin herhangi bir sorumluluk süresi düzenlenmemiştir. Davalının şeklen imzasının yer aldığı genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 598/3. maddesinde ise gerçek kişilerin kefaletinin kefalet tarihini takip eden 10 yılın sonunda kendiliğinden sona ereceği hükme bağlanmıştır. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5/2. maddesinde, Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olduğunda başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahiplerinin Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacakları, ancak, bu ek sürenin Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davalının kefaletinin yer aldığı 01/01/2004 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanılarak davacı tarafından davalı aleyhine işbu dava konusu takip 09/10/2006 tarihinde başlatılmış olup, hak düşürücü süre içinde takibin yapıldığı anlaşılmaktadır. Hak düşürücü süre sona ermeden dava konusu icra takibi başlatılmış olup, hak düşürücü sürenin zaman aşımı süresinde olduğu kesilmesi veya durması söz konusu değildir. Bir başka anlatımla hak düşürücü süre içerisinde icra takibi başlatıldığından icra takip tarihinden itibaren kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü süre kaldığı yerden veya yeniden işlemeye başlamayacaktır. (Emsal Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 08/07/2020 tarih 2019/167 Esas 2020/1360 Karar sayılı ilamı). Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş, işbu davanın itirazın iptali davası olduğu, dava konusu icra takibinin kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde başlatıldığı, takip tarihi itibarıyla 10 yıllık kefalet hak düşürücü sürenin dolmadığı, hak düşürücü sürenin durmadığı veya kesilmediği, bu nedenle takip tarihinden itibaren yeniden veya kaldığı yerden işlemeye devam etmeyeceği, dava konusu icra takibi kefalete ilişkin hak düşürücü süre içerisinde yapıldığı gözetilerek işin esasına girilip, dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin tüm sayfalarını içerecek şekilde tasdikli bir sureti dosyaya kazandırıldıktan sonra taraf delilleri toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Yukarıda açıklanan gerekçe karşısında, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin katılma yoluyla istinaf talebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2023 tarih ve 2023/639 Esas 2023/702 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Davacı tarafından yatırılan teminatın verilen kararın niteliği gözetilerek bu aşamada İİK'nun 36. maddesi uyarınca iade edilmesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/153, K. 2026/1232, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-153-e-2026-1232-k-eeae33403103