Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1184 E. 2026/1043 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1184
Karar No
2026/1043
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1184 - Karar No:2026/1043

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1184 KARAR NO : 2026/1043 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2024 NUMARASI : 2023/253 E-2024/570 K

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Davalının yükleniminde olan "...Projesi" işi kapsamındaki kiriş nakline ilişkin olarak taraflar arasında 01.10.2021 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalandığını, işin bitmesi gereken tarih 31.12.2021 iken zeyilname ile 31.12.2022 tarihine revize edildiğini, davalıya ait kirişlerin bir stok sahasından diğer stok sahasına taşındığını, sözleşme gereğince davalıya ait kirişlerin sözleşmede belirtilen şartlarda müvekkilince stok sahasından diğer stok sahalarına taşındığını ve taşınan kirişlerin montaj yerine yerleştirilmesinin yapıldığını, işin bitim süresinin 31.12.2021 tarihli zeyilname ile 31.12.2022 tarihi olarak revize edildiğini, müvekkilinin 31.12.2022 tarihinde sözleşme kapsamındaki ve diğer tüm işleri eksiksiz olarak tamamlayıp davalı şirkete teslim ettiğini, 18.10.2022 tarihinde ödenmesi gereken 9 no'lu kesin hakediş bedeli olan 1.106.951,88TL alacağın, müvekkili şirketin tüm yazılı ihtarlarına rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili için Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2023/1099 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı şirketin 02.02.2023 tarihinde itiraz ettiğini belirterek, haksız itirazın iptaline, takibin devamına, %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Taraflar arasında ... Modeli ile Yapılması işi kapsamında müvekkile ait kirişlerin stok sahasından diğer stok sahaların taşınması ve taşınan kirişlerin montaj yerlerine yerleştirilmesi hususunda 01.10.2021 tarihli sözleşme imzalandığını, ancak sözleşmeye binaen müvekkilinin davacıya takibe dayanak belgede yer alan herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından dava kapsamında sunulan belgelerin tek taraflı olarak hazırlanan ve işin yapıldığına dair müvekkil şirketin onayının yer almadığı tutanaklar olduğunu, hakedişlerde müvekkili şirket yetkilisinin onayının olması gerektiğini, davacı tarafından müvekkilinin onayına sunulmayan ve müvekkili tarafından da imzalanmamış bir hak ediş olduğu iddiası ile takip yapıldığını, davacı tarafından herhangi bir fatura düzenlemeden yalnızca kendisinden sadır bir belgeyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip konusu borcu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, takip dayanağı olarak eklenen belge ile ispatlanmak istendiğini, ancak ilgili belge taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmadığı gibi herhangi bir borç ikrarını içeren bir belge niteliğini de haiz bulunmadığını, hiçbir şekilde borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte; takibe konu borç muaccel hale gelmediğinden ve müvekkil şirket temerrüde düşürülmediğinden davacının takip öncesi faiz istemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine ve red olunacak alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu, itirazın iptali davasının yasal süresinde açıldığı, davanın taraflar arasında tanzim edilen 01.10.2021 tarihli sözleşme gereği 9 nolu hakediş bedeli 1,106.951,88 TL'nin tahsiline ilişkin yapılan takibe davalının itirazının iptaline ilişkin olduğu, davalı vekilinin ise 9 no'lu kesin hakedişin müvekkilince incelenmediğini ve dolayısıyla onaylanmadığını, bu nedenle alacağın belirgin olmadığını, müvekkilinin haklı gerekçeyle takibe itiraz ettiğini belirttiği, taraf delilleri toplanarak, dosyanın inşaat mühendisi, hesap uzmanı ve mali müşavirden oluşan heyete tevdi edilerek 24.01.2024 tarihli raporun alındığı, taraf vekillerine iş bu raporda belirtilen bilgi ve belgeleri sunmaları için süre verildiği, sunulan belgeler nazara alınarak aynı heyetten alınan 08.05.2024 tarihli ek raporda; taraflarca düzenlenen 8 no'lu hakediş ekleri ile davacının tek taraflı düzenlediği 9 no'lu hakediş karşılaştırıldığında, son hakediş döneminde; fabrikadan ara stoka taşınan 210 'luk kiriş miktarının 780,737m3, 180 'lik kiriş miktarının da 134,562m3 azaldığı (azalmasının sebebinin açıklanmadığı), ara stoktan montaj vinç altına nakledilen 210 'luk kiriş miktarında 2.033,115m3, 150'lik kiriş miktarının 310,982m3 arttığı, 180'lik kiriş miktarının 43,466m3 azaldığı, kiriş montajı işinin 242,780m3 arttığı, fabrikadan montaj vinç altına 971,040m3 210 'luk kiriş nakledildiği, şantiye stoktan ara stoka 897,935m3 210 'luk kiriş, 457,890m3 180' lik kiriş, 72,990 m3 150'lik kiriş nakledildiği, geçici köprü kiriş beton plaka ve kirişlerin yerleştirilmesi namıyla 140.000,00TL tutarında imalat yapıldığı, hakediş fiyat farkının 647.251,92TL olarak hesaplandığı, devrilen kiriş için 91.161,39TL kesildiği, sonuç itibariyle artan ve eksilen işleri fiyat farkı ve kesinti dikkate alınarak toplam hakedişin 4.752.491,92TL olarak hesaplandığı, ancak davalı yan kendi hazırladığı 9 no'lu hakedişi sunmadığı, davacının hazırladığı 9 no'lu hakedişe de ayrıntılı şekilde itiraz etmediği nazara alındığında, mevcut belgelere göre davacının 9 no'lu hakediş itibariyle KDV dahil 1.106.951,88TL alacaklı olduğu, bu kapsamda; davacı 9 nolu hakediş bedeli 1.106.951,88TL için takip yapmış ve itiraz üzerine itirazın iptalini talep ettiği, mali inceleme kısmında görüleceği üzere 9 nolu hakedişe ilişkin fatura kaydına rastlanmadığı, deftere işlenen 10 adet fatura bedelinin ödendiğinin tespit edildiği, ancak bu 10 adet faturanın dava konusu dışında olduğu, davalı taraf ise 9 nolu hakedişin kesinleşmediğini belirttiği, teknik inceleme kısmında taraflarca müştereken düzenlenen 8 nolu hakediş ve ekleri ile davacı tarafça tek taraflı düzenlenen 9 nolu hakedişin karşılaştırıldığı, bu hakedişte artan ve eksilen işler fiyat farkı ve kesintiler dikkate alınarak toplam hakedişin 4.752.491,92 TL olarak hesaplandığı ve 9 no'lu hakediş itibariyle davacının KDV dahil 1.106.951,88TL alacaklı olduğu, mali inceleme kısmında davalının 10 adet fatura karşılığında 4.025,15 TL fazla ödemesi tespit edildiğinden davacının bakiye alacağının( 1.106.951,88 TL- 4025,15=) 1.102.926,73 TL olarak hesaplandığının bildirildiği, bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin davanın kabulü, aksi halde ise 9 nolu hakediş de yer alan kirişlerin yapıldığı konusunda mahallinde bilirkişi heyetinin katılımıyla keşif yapılmasını talep ettiği, davalı vekilince ise, davacı tarafın bilirkişi raporunda belirtilen delilleri sunmadığını, davacı ile sözleşmenin sonlanması üzerine kalan işin, müvekkili ya da üçüncü kişilerce yapıldığını, tek taraflı düzenlenen hakediş raporu kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, söz konusu olan ve iddia edilen 9 nolu hakedişin yapıldığı kısıma ilişkin iş tamamlandığından keşifte hukuki yarar bulunmadığının bildirildiğini, asıl işveren olan ..., İşletme Dairesi Başkanlığın'dan davacı ile davalı arasındaki ...Nakliyesi ve Montajına ilişkin kısımlar yönünde ihale dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin özellikle ara ve varsa kesin hakedişlerin yine geçici ve kesin kabul tutanakları örneğinin gönderilmesi istenilmiş, söz konusu kurumca adı geçen işe ilişkin yüklenicinin davalı ... olduğu belirtilerek bilgi ve belge gönderilmediği, tarafların ek rapora itirazların değerlendirilmesi için dosya yeniden aynı heyete tevdi edildiği ve heyetin hazırladığı 11.09.2024 tarihli ek raporda, önceki rapor tekrar edilerek, davacının tek taraflı düzenlediği 9 numaralı hakedişe itibar edildiğinde davacının 1.106.951,88TL alacaklı olacağı, aksi takdirde ticari kayıtlara ve taraflarca düzenlenmiş olan hakedişlere göre davacının alacağının bulunmadığının bildirildiğini, tüm dosya kapsamı, dava, cevap, taraflar arasındaki sözleşme, hak edişler, ödemeler ile ticari defterlerdeki kayıtlar ile hüküm vermeye elverişli heyetin rapor ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında kiriş nakli sözleşmesi kapsamındaki taşeron sözleşmesi gereğince 8 adet hak edişin taraflarca düzenlendiği, faturalandırıldığı ve davalı iş verence, yüklenici davacıya ödendiği, ancak davacı yüklenicinin takip dayanağı yaptığı ve de karşı tarafın imzasının içermeyen 9 nolu hak ediş kapsamındaki söz konusu işin tamamlanması için gerekli olan kısmının yapımı bedelinin ödenmediği ve yapılan takibe itiraz edildiği, davalı vekilinin söz konusu 9 nolu hak edişe giren işlerin kendileri ya da üçüncü kişiler tarafından yapıldığını iddia edildiği, ancak davacı alt taşeron sözleşmesinin fesih edilmediği ayakta kaldığı bir durumda, davalı yanca eksik işin kendilerince yapıldığı ya da yaptırıldığı iddiasının kanıtlanması gerektiği ve kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacının 9 numaralı hak edişten kaynaklanan alacağının varlığının kabulü gerekmiş ve davalının asıl alacak kalemine itirazın iptaline, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı ve de davalıyı temerrüte düşürücü bir ihtar olmadığından takip öncesi işlemiş faize itirazın kaldırılması istemlerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle ve ayrıca mahkemenin 20/11/2024 tashih ek kararı ile icra dairesi nosu 4 yerine 7 olarak düzeltilmiş olarak; davacının davasının kısmen kabulü ile Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2023/1099 sayılı dosyasında davalının 1.106.951,88TL asıl alacağa yaptığı itirazın iptaline, bu alacak kalemine takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi kapsamında değişen oranlarda avans faizi uygulanarak takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından sunulan beyanların ve delillerin hükümde dikkate alınmadığını, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacağı bulunduğunu, yargılama sürecinde alınan bilirkişi kök raporunda da açıkça tespit edildiği üzere, taraflar arasındaki ticari ve sözleşmesel ilişki kapsamında davacı şirket tarafından 10 adet fatura düzenlendiği ve bu faturaların müvekkilinin kayıtlarına alındığı, fatura bedellerinin karşılığı olarak da davacıya toplamda 4.505.762,53 TL ödeme yapıldığı ve bu şekilde hesapların kapatıldığının tespit edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacıya yapılan ödemeler sonucunda alacak bakiyesi bulunduğunu, alınan ek raporda da bu hususun bilahare tespit edilerek müvekkilinin davacıdan 4.025,15 TL alacaklı olduğunun netlik kazandığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte; muaccel hale gelmemiş ve temerrüde düşürülmemiş bir alacak hakkında takip başlatılması ve takip tarihi öncesine dair faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki ilk derece mahkemesi tarafından da takip öncesi faize ilişkin tutar bakımından takibin iptali yönünde karar verilmemiş olduğunu, ayrıca davacının müvekkil şirketten hakedişe yönelik bir alacak talebi ileri sürebilmesi için ilgili hakedişin müvekkil şirket tarafından onaylanmış olması ve davacının bu onaylanan hakedişe istinaden fatura düzenlemiş olması akabinde de müvekkil şirketin ilgili faturayı kayıtlarına almış olması gerektiğini, davacının takipten önce müvekkili şirketi temerrüde düşürmediğini, bu nedenle icra takibiyle talep edilen takip öncesi işlemiş faizin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından da bu husus dikkate alınarak icra takibi açısından takip öncesi faize yönelik yapılan itirazlarının kabul edildiğini, davacı tarafça davaya konu dosyaya sunulmayan ve ibraz edilmeyen birçok bilgi ve belge olmasına rağmen davacı tarafça tek taraflı olarak düzenlenen ve müvekkil şirketin kabulünde olmayan bir belge ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar arasında 01.10.2021 tarihli sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşme kapsamında, davacı şirket tarafından yaptığı işler için şirket yetkilisi gözetiminde hakediş düzenlenmekte ve bu hakedişin taraflarca imzalanarak şirket onayına sunulmakta olduğunu, müvekkil şirket yetkilisi tarafından onaylanan hakedişlere istinaden de davacı şirket tarafından fatura düzenlenmekte ve bu faturaya istinaden de ödeme yapılmakta olduğunu, bu kapsamda hakedişlerin tek taraflı da düzenlenebilecek belgeler olması nedeniyle işveren konumundaki müvekkil şirketin yetkilisinin hakedişlere yönelik onayının olması fatura düzenlenmesi ve ödeme yapılabilmesi için asli şart olduğunu, yargılama sürecinde alınan ek raporda da açıkça belirtildiği şekliyle;"Davalı defterinde; davacının düzenlediği 4.505.762,53-TL bedelli 10 adet fatura bedeli ödenerek hesabın kapatıldığı ve taraflar arasında alacak/borç bakiyesi bulunmadığı, Davacı defterinde; davacının düzenlediği 4.505.762,53-TL bedelli 10 adet faturaya karşılık davalının yaptığı 4.509.787,68-TL ödemenin tenzili ile davacının davalıya bakiye 4.025,15-TL borç kaydının varlığı, Taraf defterlerinde takip konusu hakediş bedeli için düzenlenmiş fatura kaydına rastlanmadığı görülmüştür.'' tespiti bulunduğu, teknik yönden yapılan incelemede de ön raporda eksik olduğu belirtilen; şantiye stoku - ara stok - montaj vinç altı ile fabrika - montaj vinç altı kiriş taşıma irsaliyelerinin, yetkililer tarafından düzenlenen teslim tutanağı, şantiye günlük defteri, montajı yapılan kirişlerin kabul tutanakları vb belgelerin sunulmadığı tespitinin bulunduğu, yine teknik yönden yapılan incelemenin devamında davacının fabrikadan ara stoka taşınan malzeme miktarının azalmasının nedenini açıklayamadığı, aynı şekilde davacının düzenlediği 3 nolu tutanaktaki şantiye stokundan ara stoka kiriş nakline ilişkin kanıtların da ibraz edilmediğinin tespit edildiği, bu tespitlere rağmen hükümde davacı tarafça tek taraflı düzenlenen hak edişe dayanılarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmediği ve ayakta olduğu gibi yanlış bir değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira davacının icra takibine dayanak belge olarak sunduğu 9 no'lu kesin hakedişe müvekkil şirket yetkilisi tarafından onay verilmediği dolayısıyla müvekkil şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, hakediş kapağının yalnızca davacı şirket tarafından imzalandığı, hakedişin davacı şirket tarafından düzenlenen kendisinden sadır olan bir belge olduğu, hakediş kapsamında davacı şirket tarafından fatura düzenlenmediği, müvekkil şirket kayıtlarına alınmış bir fatura da bulunmadığının görüldüğü, imzasız belgelerin delil vasfı taşımadığına ve her zaman düzenlenebilecek nitelikte belgeler olduğuna dair emsal Yargıtay kararlarının bulunduğunu, kaldı ki davacı tarafından 9 nolu hakedişe yönelik herhangi bir fatura dahi düzenlenmediğini, düzenlenmiş bir fatura olsa ve müvekkil şirket kayıtlarında bulunsa dahi tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmayacağının emsal Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olduğunu, ilgili Yargıtay kararlarına rağmen davacı tarafından tek taraflı düzenlenen ve müvekkili şirketin kabulünde olmayan bir belge ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ilgili hakedişin her an düzenlenebilecek nitelikte belge olduğu bu nedenle de delil vasfı taşımadığının kabulüyle müvekkili şirket aleyhinde başlatılan icra takibinin haksız olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmaması, davacının haksız kazanç elde etme çabası ve takibin hukuka aykırı olmasının şirketin itirazındaki haklılığını kanıtlar nitelikte olduğunu, müvekkilinin taraflar arasındaki ticari ve sözleşmesel ilişki kapsamında davacıya herhangi bir borcu bulunmadığının alınan raporlarla da belirlendiğini, bu kapsamda davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen belge ile icra takibi başlatılarak asıl alacak ve faiz talebiyle haksız kazanç elde etme çabasının kötü niyetli olduğunu, davanın konusunun itirazın iptali olduğunu, burada esas incelenmesi gerekenin müvekkilinin icra takibine yönelik itirazındaki haklılığının tespiti olduğunu, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunup bulunmadığının tespitinin işbu davanın konusu olmadığını, HMK'nın 26 maddesinin taleple bağlılık ilkesini düzenlediğini, taleple bağlılık ilkesi uyarınca hakimin, davacının itirazın iptali davası ikame ettiğini göz önünde bulundurarak talebi doğrultusunda hüküm vermesi gerektiğini, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ettiklerini, mahkeme tarafından alt taşeron sözleşmesinin fesih edilmediği ayakta kaldığı yönünde değerlendirme yapılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında 8 adet hakediş düzenlendiği, bu hakedişler kapsamında faturalar düzenlendiği ve düzenlenen faturalar uyarınca müvekkili şirket tarafından davacıya ödeme yapıldığını tarafların kabulünde olduğunu, 9 nolu hakediş açısından yapılan değerlendirmede ise ilgili hakedişin tek taraflı düzenlendiği ve müvekkili şirketin kabulünde olmadığı göz ardı edilerek sözleşmenin feshedilmediği bu nedenle ayakta olduğu yönünde yanlış bir değerlendirmede bulunulduğunu, zımni fesihin, bir sözleşmenin açıkça feshedilmeden, taraflardan birinin davranışları veya iradesiyle sözleşmenin sona erdirilmesi olduğunu, yani, taraflardan biri açıkça bir fesih bildirimi yapmadan, eylemleri veya tutumlarıyla sözleşmenin sona erdiğinin kabul edileceğini, zımni fesihin, sözleşmenin feshi için özel bir ifade ya da yazılı bir beyan gerektirmeyen, dolaylı bir fesih türü olduğunu, aynı zamanda zımni fesih farklı şekillerde gerçekleşebileceğini, bunlardan birinin de sözleşmenin taraflardan biri tarafından ihlali olduğunu, somut olay açısından davacı tarafça 8 nolu hakediş düzenlenmesinden sonra üstüne düşen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin zımni fesih olduğunun kabul edilebileceğini, kaldı ki taraflarınca sunulan beyanlarda da davacı tarafça sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle kalan işin müvekkil şirket tarafından bizzat ifa edildiğinin beyan edildiğini, buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından sözleşmenin fesih edilmediği yönünde tespitte bulunularak hüküm kurulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki mahkemenin davalıca eksik işin kendilerince yapıldığı ya da yaptırıldığı iddiasının kanıtlanması gerektiği, kanıtlanamadığı, davacının 9 numaralı hak edişte kaynaklanan alacağının varlığının kabulü gerektiğine dair hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verdiğini, zira hakediş belgelerinin tek taraflı düzenlendiğini, müvekkilinin herhangi bir kabulünün söz konusu olmadığını, işin davacı tarafından yapıldığına ilişkin dosyada hiçbir delil bulunmadığını, davacının davasını ispat edemediğini, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda reddedilen kısım açısından müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ve de reddedilen kısım bakımından hükmedilen yargılama giderleri ve harçlar bakımından da müvekkil şirketin sorumlu olmayacağının kabulü gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ...Projesi işi kapsamında kiriş naklini, kirişlerin montaj yerine yerleştirilmesini konu alan 01.10.2021 tarihli taşeron sözleşmesi kapsamında düzenlendiği ve bedelinin ödenmediği iddiasıyla 9 nolu kesin hakedişe ilişkin olarak davalı aleyhine başlatılan Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2023/1099 sayılı icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Davaya dayanak icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde 1.106.951,88 TL 9 nolu kesin hakediş alacağı ve 43.944,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.150.895,88 TL alacağın tahsil tarihine kadar %15,75 avans faiziyle tahsilinin talep edilmiş olduğu, ödeme emrinin 31.01.2023 tarihinde tebliği üzerine davalı borçlu vekili tarafından verilen 02.02.2023 tarihli itiraz dilekçesinde takip konusu borcu kabul anlamına gelmemek üzere, takip dayanağı belge taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmadığı gibi herhangi bir borç ikrarını içeren bir belge niteliğine haiz olmadığını, alacaklının yalnızca kendisinden sadır olunan belgeye dayandığını, müvekkili nezdinde doğmuş herhangi bir hak veya alacağının mevcut olmadığını belirterek borca ve tüm ferilerine itiraz etmiş olduğu görülmüştür. Mahkemesince, davacının davasının kısmen kabulü ile Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2023/1099 sayılı dosyasında davalının 1.106.951,88TL asıl alacağa yaptığı itirazın iptaline, bu alacak kalemine takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi kapsamında değişen oranlarda avans faizi uygulanarak takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine dair verilen karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği gibi ve Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere eser sözleşmelerinde kural olarak yüklenici sözleşme ve yasaya uygun gerçekleştirdiği imalât miktarını, iş sahibi ise yaptığı ödemeleri kanıtlamakla yükümlü olup iş tamamlanmış olmasına rağmen, iş sahibince yüklenici tarafından eksik bırakıldığı, başkasına tamamlattırıldığı iddiasında bulunulması halinde yazılı eser sözleşmesinin aksi üçüncü kişilerden alınan belgeler ve tanık beyanlarıyla ispatlanmış sayılamaz. İş sahibi tarafından, iş terk edilerek eksik bırakıldığı için işin başkasına yaptırılacağına dair çekilmiş bir ihtarı veya işin eksik bırakıldığına dair yaptırılan delil tespiti bulunmadığında, sözleşme ayakta ve iş tamamlanmış ise işin sözleşme ilişkisi devam eden yüklenicisi tarafından tamamlandığının kabulü gerekir.(Yargıtay 15. HD 15/06/2017, 2016/3587 E-2017/2569 K) Somut olayda; davalı taraf, davacının işi tamamlamadığını, kendisince işin tamamlandığı yönünde iddiada bulunmuştur. Takibe dayanak 9 nolu hakedişin incelenmesinde hakedişin davacı tarafça düzenlendiği, davalının hakedişte herhangi bir imza ve onayının bulunmadığı görülmekle bu hakedişin davacının bakiye hakedişi olarak kabulüyle alacak miktarını ispata yeterli görülmesi doğru olmamıştır. Mahkemesince taraflar arasında düzenlenen hakedişler, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, işin tamamlandığı da anlaşılmakla sayılan belgelerle sonuca varılamaması durumunda davalı ile dava dışı idare arasındaki sözleşme kapsamında davaya konu taraflar arasındaki sözleşmedeki imalatları kapsar hakediş ve dayanak belgeleri de getirtilmek suretiyle yukarıda belirtilen karine ve karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanıp ispatlanamadığı hususu da değerlendirilmek suretiyle davacının davaya konu sözleşme kapsamında kesin hakediş alacağının bulunup bulunmadığı belirlenerek, davalı tarafça ispatlanan ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre bir hükme varılması gerekirken yukarıda belirtilen açıklama ve ilkelere uygun inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davaya konu 9 nolu hakediş tek taraflı davacı tarafça düzenlenmiş belge niteliğinde olmasına rağmen davacının kesin hakediş miktarı yönünden herhangi bir inceleme yapılmaksızın bu hakedişteki miktarın aynen kabul edilerek yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kabul şekli itibariyle de davada reddedilen kısım bakımından davalı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2- Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/10/2024 gün ve 2023/253 E-2024/570 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafından yatırılan 18.903,97 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 01/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1184, K. 2026/1043, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1184-e-2026-1043-k-3faec62974d6