Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1100 E. 2026/982 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1100
- Karar No
- 2026/982
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1100 - Karar No:2026/982 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1100 KARAR NO : 2026/982 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2024 NUMARASI : 2021/372 E-2024/235 K
DAVACI-KARŞI DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVALI-KARŞI DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. Av. FER'İ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. ASIL DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARŞI DAVA KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı davacı vekili tarafından karşı davalı aleyhine açılan tazminat davalarında mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara asıl davada davacı- karşı davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkilinin, davalı borçludan alacağının tahsili amacıyla Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10094 sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalı borçlunun icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ve takibinin durduğunu, müvekkilinin, davalı borçluya ait ... plakalı araç için verdiği araç tamir, bakım, işçilik işlerini kapsayan servis hizmetine ilişkin fatura kesildiğini, fatura içeriğinde belirtilen tüm işler ve hizmetlerin eksiksiz olarak davalı borçluya verildiğini, ayrıca aracın tüm işlemleri bittikten sonra birçok kez uyarı ve ikazda bulunulmasına rağmen davalı borçlunun aracını müvekkili şirketin servisinden çok uzun bir süre teslim almadığını, bu sebeple de otopark ücretinin de takip konusu faturaya yansıtıldığını, davalı borçlunun itirazının kötü niyetli olduğunu, davalının ticari işletme olup, takibe konu faturaların kendisine tebliğ edildikten sonra yasal süre içerisinde faturalara itirazda bulunmadığını, ayrıca şirket ve yetkilileri ile de bu hususta protokol dahi yapıldığını, 01.10.2020 tarihli protokol ile de takip konusu faturaya ilişkin alacak kalemlerinin davalı tarafa bildirildiğini, servis işlemleri ile günlük otopark ücretinin de davalı tarafa ait olacağının belirlendiğini ileri sürerek, davalı borçlu şirketin kötü niyetli olması ve ekonomik sıkıntılar yaşaması sebebiyle müvekkili şirketin hak kaybına uğramaması için teminatlı veya teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesini, ihtiyati haciz talebinin kabul edilmemesi halinde, müvekkilinin uğrayacağı hak kaybı göz önünde bulundurularak davalı borçlu şirketin banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını, davalı borçlu şirketin haksız itirazının iptali ile borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında her ne kadar yasal faiz olarak talep edilmiş ise de, tarafların tacir ve şirket olması nedeniyle faizin ihtar tarihi olan 23.12.2019 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesini, davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili; müvekkili şirketin davacı- karşı davalıya herhangi bir otopark borcu olmadığı gibi, davacı- karşı davalının ayıplı servis hizmeti vermiş olmasından ötürü müvekkilinin alacaklı durumda olduğunu, müvekkilinin ... plakalı ... model otomobili makam aracı olarak kullanılmak üzere 05.03.2012 tarihinde sıfır kilometre 535.010,33 TL bedel karşılığında satın aldığını, karşı davalının... 'de yer alan servisinde ... marka binek araçların satış ve servis hizmetlerini verdiğini, müvekkili şirket tarafından aracın 2019 yılı Şubat ayına kadar sorunsuzca kullanıldığını ancak servis için karşı davalıdan hizmet alınmaya başlanması ile birlikte sorunlar yaşanmaya başlandığını, aracın 187.716 km'deyken bakım için karşı davalıya götürüldüğünü, 1 gün karşı davalıda kaldıktan sonra müvekkiline teslim edildiğini, aracın müvekkiline teslim edildikten hemen sonra (aynı gün) BlucTec arızası yaşanması üzerine yeniden karşı davalıya götürüldüğünü, 2 gün süre ile incelendikten sonra araçta pompa arızasının meydana geldiğinin ve bu arızanın 4.000,00 TL karşılığı giderileceğinin bildirildiğini, aracın yaklaşık 1 hafta serviste kalarak pompa arızasının giderildiğini, devam eden süreçte aracın müvekkiline teslim edildikten sonra yine BlueTec arızası yaşandığını ve tekrar karşı davalıya götürüldüğünü, yapılan tüm işlemler için müvekkili şirket tarafından karşı davalıya 13.287,17 TL ödeme yapıldığını, aracın yaklaşık 2.000 km kullanıldıktan sonra uzun yola çıkılması gerekliliği hasıl olunca, bu defa bir başka ... yetkili servisi olan ... servisine götürüldüğünü ve aracın genel durumunda herhangi bir sorun olup olmadığının tespitinin talep edildiğini, yapılan inceleme neticesinde aracın kritik seviyede yağ kaçırdığının, mevcut haliyle yakın zamandaki servis işlemlerinin karşı davalı tarafından yapılmış olması sebebiyle gerekli incelemenin ......A.Ş tarafından yapılmasının doğru olacağı belirtilerek, araçta yağ eksiğinin tamamlandıktan sonra aracın müvekkili şirkete teslim edildiğini, aracın tekrar ......A.Ş'ye götürüldüğünü, motorun komple söküldükten sonra kontrollerinin yapılabileceğini, bunun da maliyetinin yaklaşık 8.400,00 TL olacağının belirtildiğini, müvekkili tarafından bu maliyete de onay verildikten sonra aracın motorunun sökülüp gerekli bakımların yapıldığını, aracın müvekkiline teslim edildiğini, 07.05.2019 tarihinde ...üzerinde trafikte seyir halindeyken bir anda tüm arıza ışıklarının yanarak aracın kendini kitlediğini ve kullanılamaz hale geldikten sonra çekici ile karşı davalıya gönderildiğini, yapılan ilk incelemede motorun dönmediğinin, 1. silindir kol yatağının aşıntı nedeniyle motorda hasar olduğunun ve motor bloğunda çatlama olduğunun tespit edildiğini, ......A.Ş tarafından müvekkili şirkete ayıplı servis hizmeti verildiğinin değerlendirilerek İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesinde delil tespiti yoluna başvurulduğunu, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 21.08.2019 tarihli raporda "dava konusu araçta meydana gelen arızanın kısa zaman dilimleri içerisinde tekerrür etmesi (18.04.2019 tarihinde yapılan arıza giderme işleminden sadece 20 gün sonra motor sarmış olması) ... Yetkili servisi ....'in sorunun çözümünde yetersiz kalmış olabileceği" değerlendirmesinin yapıldığını, uzman ... tarafından araçta meydana gelen hasar ile ilgili uzman raporunda ise "...yapılan işlemlerin detaylı kaydı ve ayrıca tüm atölye giriş ve çıkışlarında yapılması gereken diyagnoz işlemleri sonucu kayıtlarının alınmadığı, motorda yağ kaçağı şikayeti ile yapılan girişte yağ kaçağının nereden kaynaklandığı ve nasıl giderildiğinin tespitinin kayıtlarda olmadığı, yağ kaçağının giderilmesi esnasında, süreçlerde olmamasına rağmen, motor yatakları açılıp incelenmesi yapılsaydı arızanın çok daha erken yakalanıp motor blak patlatmadan daha düşük bir kapsam ile giderilmesi mümkün olurdu" şeklinde ifade edildiğini, ......A.Ş'ye Ankara 38. Noterliği'nin 04.09.2019 tarih ve 24171 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile raporların gönderilerek aracın tüm arızalarının bila bedel giderilmesi ve aracın teslim edilmesinin talep edildiğini ancak ......A.Ş tarafından müvekkilinin taleplerinin yerine getirilmediğini, müvekkilinin aracı 01.10.2020 tarihinde motor ve şanzımanı parçalanmış bir şekilde teslim aldığını ve aracı ... Ankara ... servisine teslim ettiğini, ... tarafından yapılan ilk kontrollerde araçta yaklaşık 32,500 Euro tutarında bir masrafın bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından aracın tamir edilmesine karar verildiğini, aracın ... tarafından 385.300,02 TL karşılığında tamir edildiğini, müvekkili şirketin hem aracını yaklaşık 1 sene kullanamadığını, hem de 385.300,02 TL tutarında bir zarar gördüğünü, aracın motorunun tamamen değişmiş olmasından ötürü araçta değer kaybı da yaşandığını savunarak, asıl davanın reddine, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava açma hakları saklı tutularak 10.000,00 TL müvekkili şirketin aracı tamir ettirmek için uğradığı zarar, 10.000.000 TL araçta meydana gelen arıza nedeniyle oluşan değer kaybı, 10.000,00 TL aracın uzun bir süre kullanılmasından ötürü maruz kaldığı zararın 04.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı- karşı davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 20.12.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; 17.07.2023 tarihli bilirkişi kurulu 2.ek raporunda yer alan tespitler doğrultusunda, aracı tamir ettirmek için uğradığı zarara ilişkin 10.000,00 TL'nin 375.300,02 TL artırılarak 385.300,02 TL'nin, müvekkili şirketin aracı uzun bir süre kullanamamasından ötürü uğradığı zarara ilişkin 10.000,00 TL'nin 521.000,00 TL artırılarak 531.000,00 TL'nin karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Fer'i Müdahil ... ... A.Ş vekili; dava konusu aracın ithalatçısı sıfatıyla, davanın kaybı durumunda, müvekkili firmaya rücu ihtimaline binaen, davalı yanında fer'i müdahale taleplerinde bulunduklarını, davalı- karşı davacı tarafından yaptırılan tespitin geçersiz olduğunu, dava konusu aracın ayıpsız olduğunu, araçta herhangi bir üretim/ imalat hatası bulunmadığını, müvekkili ... ... A.Ş'nin dava konusu aracın satıcısı olmayıp ihracatçısı olduğunu, TBK'nun 219 - 231 arasında düzenlenen ayıptan doğan sorumluluk ve buna bağlı fer'i haklar alıcı tarafından sadece satıcıya karşı ileri sürülebileceğini, işbu davada, müvekkili ithalatçı şirketin, yetkili servisin sunmuş olduğu ayıplı hizmetten dolayı sorumlu tutulamayacağını, sonuç olarak davalı yanında fer'i müdahale taleplerinin kabulünü, asıl davanın kabulüne, karşı davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, asıl davanın, araç tamir ve bakımına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı tarafın, davalı şirketin aracının tamir, bakım için serviste kaldığı süre içerisinde otopark ücreti kapsayan fatura alacağından kaynaklı başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davası , karşı davanın ise, davacı -karşı davalının , davalı- karşı davacının, eser sözleşmesi kapsamında aracını ayıplı tamir ettiği iddiası ile aracında meydana gelen araç tamir zararı ile değer kaybı ve tamir süresi içerisinde aracını kullanamamasından dolayı mahrumiyet kaybı zararı için açtığı maddi tazminat davasında ilişkin olduğu ,davacı-karşı davalı şirketin davalı-karşı davacıya ait aracın bakım ve onarımı hususunda anlaştıklarının dosya kapsamından anlaşıldığı, ihtilafın, asıl davada, davacı- karşı davalının, davalı- karşı davacının aracanın tamir için serviste kaldığı süre içerisinde otopark ücreti talep edip edemeyeceği, karşı davada ise; davacı- karşı davalı yetkili servis elemanın haksız fiili neticesinde davalı- karşı davacının aracında meydana gelen zararlara sebep olup olmadığı, sebep olmuş ise talep edebileceği araç tamir zararı, değer kaybı ve tamir süresi içerisinde aracını kullanamamasından dolayı mahrumiyet kaybı zararı tazminatların tespiti noktasında toplandığı, eser sözleşmesi kapsamında, tamir işini üstlenen davacı- karşı davalı servisin, aracın tamir işini özen borcu gereği olarak fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde eksiksiz olarak yapmakla ödevli olduğundan alınan bilirkişi raporunda belirlenen ayıplı servis hizmeti nedeniyle, yargılama sırasında görüşüne başvurulan makine mühendisi ..., makine yüksek mühendisi ..., SMMM hesap bilirkişi ... ile nitelikli hesap uzmanı ... tarafından düzenlenen 17.07.2023 tarihli raporda "...Davaya konu ... plakalı bu aracın, davacı servis tarafından yapılmış olan bakım ve onarım işlemlerinin uygun tarzda ve yeterli düzeyde neticelendirilememesi, ayıplı hizmet durumunu ortaya koyduğu, meydana gelen bu olumsuz durumların sorumluluğu, davacı (karşı davalı) konumunda olan ...A.Ş. servisinin sorumluluğunu teşkil etmekte ve buna göre de davalı (karşı davacı) ... A.Ş. ‘nin istemlerinin yerinde olduğu, ayrıca aracın serviste beklemesinin sorumluluğu, servisin neticelendireceği işlerle ilgili hususlarda süreç itibariyle davacı tarafça sorumluluk teşkil ettiği ve bu yöndeki değerlendirme hukuki yorum gerektirdiği, dolayısıyla bu husustaki takdir Mahkeme’nize bırakıldığını, En son olarak ... Tic. A.Ş. servisi tarafından yapılan orijinal motor yenilenmesi ve beraberinde ilgili parçaların da yenilenmesi neticesi, ayrıca aracın model yaşı, önceki kazaları ve km’si de dikkate alındığında, bu araçta değer kaybı oluşturmayacağı, park ücreti talepte bulunabileceğinin düşünülmesi halinde fatura bedeli 10.778,43 TL ve işlemiş faizi (TTK 1530/4’e göre ve talep edilen %13,5 orana göre) fatura B. 10.778,43, fatura t. 15/10/2020, F.B 14/11/2020, Takip T. 19/11/2020, İşlemiş Faiz 20,30 TL olarak hesaplandığını, Karşı davada, Ayıplı hizmet sonucu davalı/karşı davacının aracı tamir ettirmek için uğradığı zarar 385.300,02.TL olduğu, Değer kaybı nedeni ile doğmuş zararın bulunmadığını, Aracın 07.05.2019 ile 24.12.2020 tarihleri arasında kullanılamadığının sabit olup, 385.300,02 TL'nin tenkisi halinde bu zararın 145.699,98 TL olarak, tenkis edilmemesi halinde ise araç mahrumiyet kaybı zararının 531.000,00 TL olarak hak ve nefaset kuralları gözetilerek hesaplanabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirildiği, bilirkişilerin bu raporunun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunun anlaşıldığı, davada feri müdahil olan ... ... A.Ş. dava konusu aracın satıcısı olmayıp ihracatçısı olmakla, alınan raporlara göre ayıbın imalattan kaynaklı olmayıp hizmet kusurundan kaynaklı olduğunun belirtildiğinden, Türk Borçlar Kanunu 219 - 231 maddeleri arasında düzenlenen ayıptan doğan sorumluluk ve buna bağlı fer'i haklar alıcı tarafından, sadece yetkili servise karşı ileri sürülebileceğini, bu kapsamda, dava konusu zararın, aracın bakımı sırasında davalı yetkili servis elemanının haksız fiili sonucu meydana geldiği, davalı-karşı davacıya ait ... plakalı ... model aracın bakım için davacı şirkete götürüldüğü, araç teslim edildikten sonra aynı gün Bluetec arızası yaşandığı, tekrar davacı şirketin servisine götürüldüğü, araç pompa arızasının meydana geldiği belirtilerek bu arızanın giderildiği, aracın davalı- karşı davacıya teslim edildikten sonra tekrar Bluetec arızasının yaşandığı, başka servise aracı kontrol ettirdiklerinde aracın kritik seviyede yağ kaçırdığının tespit edildiği, yağ eksikliği yapılarak aracın davalı- karşı davacıya teslim edildiği, aracı kendi servisine götürmesinin söylendiği, aracın davacı-karşı davalıya ait servise götürüldüğünde motorun komple söküldüğü, motorun sökülüp gerekli bakımların yapılarak teslim edildiği ancak aracın 07.05.2019 tarihinde... üzerinde trafikte seyir halinde iken tüm arıza ışıklarının yanarak aracın kendini kitlediği ve kullanılamaz hale geldiği, davacı- karşı davalı servise götürüldüğü, birinci silindir kol yatağında aşıntı nedeniyle motorda hasar ve motor bloğunda çatlama olduğunun tespit edildiği, bu hususun İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/76 D.İş dosyası ile delil tespiti yapıldığı, davacı- karşı davalı servisin sorunu çözmede yetersiz kaldığı, yağ kaçağının giderilmesi esnasında, süreçlerde olmamasına rağmen, motor yatakları açılıp incelenmesi yapılsaydı arızanın çok daha erken yakalanıp motor blok çatlamasının daha düşük bir kapsam ile giderilmesinin mümkün olacağından, davaya konu ...model ... plakalı bu aracın, servis tarafından yapılmış olan bakım ve onarım işlemlerinin uygun tarzda ve yeterli düzeyde değerlendirilememesi, ayıplı hizmet durumunu ortaya koyduğunun anlaşıldığı, davalı- karşı davacıya ait aracın servis bakım hizmetleri için bırakıldığı davacı- karşı davalı servis elemanları tarafından hasarlanmasına sebebiyet verilmesi sonucu karış davacı aracında, araç tamir zararı ile araç mahrumiyet kaybı zararının oluştuğu, bu zarara sebebiyet veren işçilerin eylemlerinden adam çalıştıran sıfatıyla davacı-karşı davalı servisin sorumlu olduğu, davaya konu ... plakalı aracın, davacı servis tarafından yapılmış olan bakım ve onarım işlemlerinin uygun tarzda ve yeterli düzeyde neticelendirilememesi, ayıplı hizmet durumunu ortaya koyduğundan, meydana gelen bu olumsuz durumların sorumluluğu, davacı- karşı davalı konumunda olan ...A.Ş. servisinin sorumluluğunu teşkil etmekte ve buna göre de davalı (karşı davacı) ... A.Ş.'nin istemlerinin yerinde olduğu, (aracın arızalarının bila bedel giderilmesi yönünden), ancak davaya konu aracın davacı tarafından 01.10.2020 tarihinde yapılan protokolle; davalı tarafa herhangi bir işlem görmeden aynı hali ile eksiksiz teslim edildiği ve günlük otopark ücretinin de davalı tarafa ait olduğunun beyan edildiği belirtilmişse de; aracın beklediği otopark sürecinin ve ücretinin net olarak belirlenmediği, ayrıca aracın serviste beklemesinin sorumluluğu, servisin neticelendireceği işlerle ilgili hususlarda süreç itibariyle davacı tarafça sorumluluk teşkil ettiğinden, bu kapsamda, asıl davada davacı- karşı davalının, davalı- karşı davacının aracanın ayıplı hizmet durumu nedeniyle tamir için serviste kaldığı süre içerisinde otopark ücreti talep edemeyeceğinden, itirazın iptaline ilişkin asıl davanın reddine, karşı dava yönünden ise, yukarıda açıklanan nedenlere göre; davaya konu ... plakalı bu aracın, davacı servis tarafından yapılmış olan bakım ve onarım işlemlerinin uygun tarzda ve yeterli düzeyde neticelendirilememesi, ayıplı hizmet durumunu ortaya koyduğundan buna göre karşı davanın kısmen kabulüne, karşı davacının araç tamir zararı ile araç mahrumiyet kaybı zararı tazminat taleplerinin kabulü ile 385.300,02 TL araç tamir zararı ile 531.000,00 TL araç mahrumiyet kaybı olmak üzere toplam 916.300,02 TL'nin karşı dava tarihi olan 07.09.2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya ödenmesine, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre aracın hasar tarihi ile davacı- karşı davalı tarafın temerrüt tarihi tespit edilemediğinden, hükmedilen faize, karşı dava tarihinden itibaren taraflar tacir olduğundan avans faiz işletilmesine, ayrıca, davalı- karşı davacıya ait ... plakalı aracın en son olarak davadışı ... Tic. A.Ş. servisi tarafından yapılan orijinal motor yenilenmesi ve beraberinde ilgili parçaların da yenilenmesi neticesi, ayrıca aracın model yaşı, önceki kazaları ve km’si de dikkate alındığında, bu araçta değer kaybı oluşturmayacağı tespit edilmiş olduğundan, buna göre davalı-karşı davacının araç değer kaybı tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Asıl davada davacı- karşı davada davalı vekili istinaf başvurusunda; kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu, davalının mahsup talebine rağmen asıl davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin otopark ücreti yönünden talebinin haklı olduğunu, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, araç kiralama bedelinin sorumluluğunun müvekkili şirkete yüklenemeyeceğini, bunun tek sorumlusunun davalı-karşı davacı olduğunu, zira müvekkili şirket tarafından davalı- karşı davacıya motorun yenilenmesi gerektiğinin izah edildiğini, bu durumu bilmesine rağmen gerekli işlemleri yaptırmayanın davalı ......A.Ş olduğunu, davalı tarafça da bu durumun karşı dava dilekçesinde ikrar edildiğini, davalı- karşı davacının araç çekici ile müvekkili şirkete gönderildiğinde müvekkili şirketin kendisine motor değişimi gerektiğini söylediğini ancak geçen süre zarfında kendilerinin aracı teslim almadığını beyan ettiğini, bu durumda araçtan mahrum kalınmasında müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığının açık olduğunu, yapılan kiralama bedeli hesaplamasına itiraz ettiklerini, öte yandan dosyada farklı firmalardan alınacak kiralama bedellerine göre değil, tek firmanın bildirdiği bedel üzerinden kiralama bedeli hesaplanmasının da raporun hükme ve denetime elverişli olmadığını gösterdiğini, davalı- karşı davacı tarafından delil tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporunda "aracın blok patlatıp yolda kalmadan önce motorun çalışma şeklinden, normalinden aşırı sesli çalışma gibi, kullanıcının bu anormalliği fark edip müdahale edilmesi sağlanarak arızanın boyutu daha düşük tutulabilirdi." denildiğini, kullanıcı hatası nedeniyle aracın hayatın olağan akışına aykırı şekilde hasarlandığının açık olduğunu, zira bu denli büyük bir hasarın bir günde oluşmayacağını, bu hususta aracın ikaz ışıklarının yanacağını, kullanıcı tarafından bu durumun ne süreyle ihmal edildiği anlaşılmadan müvekkili şirketin zarardan sorumlu olduğunun tespitinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı- karşı davacı tarafından 05.03.2012 tarihinde satın alınan aracın arıza tarihine kadar 9 yılı aşkın bir süre boyunca sorunsuz olarak kullandığını, davalı- karşı davacı aracında 9 sene sonra meydana gelen arızadan dolayı aracını müvekkili şirkete götürdüğünü, müvekkili şirket tarafından yapılması gerekli olan onarımların yapılarak, davalıya aracın sorunsuz olarak teslim edildiğini, davalının, aracı yetkili servise bıraktığında aracın servisten teslim alınacağı süre boyunca park ücreti alınacağına dair protokolü de imzaladığını, davalının, davacı şirket tarafından başlatılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin açıkça olduğunu, araçta meydana gelen kullanıcı kaynaklı oluşan bir arızada söz konusu aracın birkaç bakımını yapan müvekkilinin sorumluluğunun aranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu aracın arızalanması hakkında müvekkili şirketin herhangi bir kusur ya da ihmali bulunmadığını, müvekkilinin mercedes yetkili servisi olup uzman ekibi ve mercedes çözüm ortaklığı ile uzun süredir bu hizmeti sağladığını, müvekkilinin de diğer tüm servisler gibi müşteri şikayetlerine bağlı olarak hizmet verdiğini, 08.02.2019 tarihinde periyodik bakımları yapılması için müvekkiline teslim edilen aracın periyodik bakımları (motor yağı, motor yağ filitresi, hava filitresi değişimi gibi belirli kilometre ya da belirli süre aralıklarında yapılması gereken bakım) yapıldıktan sonra aynı gün içinde karşı davacıya teslim edildiğini, periyodik bakımların herhangi bir arıza tespiti ya da kontrolü yapılacak hal olmayıp eksiksiz yerine getirildiğini, 09.02.2019 tarihinde aracın yanan arıza ikaz ışığı üzerine tekrar müvekkili şirkete getirildiğini, arıza ikaz ışığının bluetec arızasından yandığı anlaşılıp gerekli işlemlerin yapıldığını ve aynı gün aracın teslim edildiğini, bluetec mercedes firmasının dizel motorlarda egzoz emisyonunu azaltmak üzere ürettiği bir sistem olup, periyodik bakımdan kaynaklanması ya da periyodik bakımla bu durumun tespit edilmesinin imkansız olduğunu, bunun üzerine araç bir süre kullanıldıktan sonra karşı davacının aracı başka bir servise uzun yol öncesi aracın genel durumunun tespiti için götürdüğünü, dava dilekçesindeki beyanları üzere aracın kritik düzeyde yağ kaçırdığı götürülen servis çalışanları tarafından anlaşılmış olup, araç kullanan ya da araç sahibi olan her kişinin bileceği üzere aracın aşırı düzeyde yağ kaçırdığının servise gidene kadar anlaşılamamasının bile aracın özensiz kullanıldığının kanıtı niteliğinde olduğunu, ayrıca motor yağ kaçırdığında araç sisteminde her zaman bir ikaz ışığı yandığını ve bu ikaz ışığının davalı tarafından fark edilememesinin de hayatın olağan akışına aykırı olacağını, yani aracın ikaz ışığının yanıp yanmadığı ve davalının bu ikaz ışığına dikkat edip etmediği ve ikaz ışığından hemen sonra servise gidip gitmediği hususlarının bilinmediğini, bu derece ucu açık bir konuda müvekkili şirkete kusur atfedilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki söz konusu aracın bir makam aracı olarak tahsis edildiğini ve mesleği araç sürmek olan kişiler tarafından kullanıldığı göz önüne alındığında durumun vahametinin daha anlaşılır olacağını, davalının yağ kaçakları sebebi ile müvekkili şirkete söz konusu aracı tekrar getirdiğini ve gerekli işlemler yapıldıktan sonra aracın çalışır ve yürür şekilde davalıya teslim edildiğini, aracın arıza ikaz ışıklarının yanmadığını ve motorda herhangi bir yağ kaçağı olmadığının taraflarca da tespit edildiğini, bu konu hakkında da davalının onayı ile aracın davalıya teslim edildiğini, 07.05.2019 tarihinde karşı davacının... üzerinde trafikte seyir halindeyken bir anda tüm ikaz ışıkları yanarak aracın kendini kitlediğini beyan ederek aracı tekrar müvekkili şirkete getirdiğini, müvekkili tarafından yapılan inceleme sonucu motorun yatak sardığının ve piston kolunun kırıldığının tespit edildiğini, bu tarz arızalarda yapılacak onarımın çok sağlıklı olmayacağı bilindiğinden motorun sandık motorla değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini davalının daha sonrasında araçta müvekkilinin bir kusuru olduğunu ileri sürerek değişik iş dosyası ile tespit yapılmasını istediği için aracı tamir ettirmediğini ve aracın müvekkili şirkette uzun süreler kaldığını, devamlı olarak davalıya aracını alması ya da tamir yaptırması için bildirim yapılmasına rağmen 15.10.2020 tarihinde aracın alındığını, protokol kapsamında bu oluşan hasarların tüketici kaynaklı olduğunu ve bundan dolayı müvekkili şirketin bir kusurunun olmadığını bildirir imzalı beyanın da karşılıklı olarak alındığını ve dosyaya protokolün sunulduğunu, davalının Ankara ...'de yaptırdığı işlemin müvekkili şirketin davalıya yapacaklarını bildirdiği ancak müvekkili şirkete tadilat yapması için onay vermeyen davalının daha sonrasında aracı alarak yaptırdığı kısımlar olup, aynı işlem için müvekkili şirketin mercedes ile görüştüğünü, mercedesin motor maliyetinin yarısını karşılamaya teklif ettiğini fakat davalının bu teklifi kabul etmeyerek maliyetin tamamının mercedes tarafından karşılanmasını istediğini, söz konusu aracın olay tarihinde 7 yaşında ve 190.000 km değerinde olduğu göz önüne alındığında aracın garanti kapsamında olmadığı ve arızanın kullanıcı kaynaklı olması nedeniyle maliyetin tamamın karşılanmasının beklenmesinin de kabul edilebilir olmadığını, aracın 07.05.2019 tarihinde motorunun yatak sarması ve piston kolunun kırılması ile aracın periyodik bakımı, bluetec arızası ya da yağ kaçaklarının onarılması ile zorlama bir illiyet bağı dahi kurulamayacağını, alınan raporda da belirtildiği üzere 24.12.2020 tarihinde müvekkili şirketçe araç tamir edilmemiş olmasına rağmen davalı yanca alındıktan sonra km'si nasıl olduysa düşürüldüğünü, yani davalının aracında meydana gelen arızanın nasıl oluyor da motor değişimi amacıyla gittiği yerde km'si bu kadar düşmesinin de ... tarafından yapılan tadilatın veya oynamaların asıl sebebinin km ayarıyla alakalı olduğunu ortaya koyduğunu, bu durumun değerlendirilmeden ayıplı hizmet yapıldığının belirtilmesinin kabul edilemez olduğunu, km düşürülmesinin ve böyle bir durumun raporda arızaya sebep olup olmayacağının değerlendirmemiş olmasının kabul edilemeyeceğini, bu hususun da raporda açıklanması gerektiğini, bilirkişinin de o kısma soru işareti koyarak resmen itirazlarını desteklediğini, ayrıca aracın tekrar ...'e getirildikten 19 gün sonra arızalanması ve bu süreçte aracın nasıl kullanıldığının tespit edilmemesi ve bu 19 günlük süreçten dolayı müvekkili şirkete önceki yaptığı tadilatın yetersiz kaldığından kaynaklı ayıplı hizmet verdiğinin beyan edilmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı aracına talepleri doğrultusunda ve arızalar kapsamında gerekenin yapıldığını ve sorunsuz bir şekilde davalıya teslim edildiğini, her seferinde davalının da aracının sorunsuz aldığını kabul ederek aracı teslim aldığını, yaşanan tüm arızaların müvekkili şirketten kaynaklandığı gibi bir durumun ortaya atılmasının kabul edilemeyeceğini, bu 19 günlük süreçte davalının aracı kullanıp kullanmadığı ve herhangi bir arızasının oluşup oluşmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, bu hususun eksik kaldığı sürece davalı- karşı davacının arızanın servisten kaynaklı bir arıza olduğunu kanıtlayamamış olacağını, ilgili arızanın nedeninin tam olarak bilinmemekle beraber, aracın yüksek devirli kullanılması, iletim organlarındaki arıza ya da engellerin motora direnç uygulaması gibi hallerin neden olabileceğinin bilindiğini, bir diğer neden olabilecek sebebin ise, motor yağının sürtünmeyi azalacak nitelik ya da nicelikte olmaması durumu olacağını fakat böyle bir durumda tüm araçlarda olduğu motor yağı ikaz ışığı yanacağını, motor yağı ikaz ışığı yandığında aracın motorunun derhal kapatılacağı bir süre bekledikten sonra yağın seviyesinin kontrol edileceğinin ehliyetli olan herkesçe bilinen bir durum olduğunu, karşı davacının beyanı üzerine aracın seyir halinde arıza verdiği bu durumun delil tespitinde de yer aldığını, bunların yanına ek olarak karşı davacının aracın air süspansiyonlarının havasını sağlayan komprosörün motorun çalışması ile dolacağını bilmeyecek ve bunu arıza zannedecek kadar aracın teknolojisinden bihaber kullanmakta olduğunu itiraf ettiğini, söz konusu aracın yaşı, kilometre değeri göz önüne alındığında yoğun olarak kullanıldığı ve bu durumun motorun içindeki aşınmaları hızlandıracağı ve kullanım tarzı bu arızanın kullanıcı kaynaklı olduğunu, davacının aracı aylarca tamir ettirmeyerek, aracın tamir masrafının bu denli büyümesine kendisinin neden olduğunu, ayrıca araçtaki hasarın müvekkili şirketin kusurundan kaynaklandığı yönündeki değerlendirmenin sadece değişik iş dosyasındaki rapora dayanarak bir sonuca gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sadece yetersiz olduğu, uygun tarzda neticelendirilmemesi gibi ucu açık ve yoruma dayalı bir sonuca varılmasının bilirkişinin teknik yönden yapması gereken incelemeyi zedelediğini, raporda dikkat edilmesi gereken diğer bir hususun da "çünkü aracın serviste beklemesinin sorumluluğu, servisin neticelendireceği işlerle ilgili hususlarda süreç itibariyle davacı tarafça sorumluluk teşkil ettiği" denilerek sanki aracın serviste tamir süresini ve sebebini belirlemek için kaldığı yönünde yoruma dayalı bir sonuca varılması olup, zaten dava açılma sebebinin aracın tamir ettirilmeyip otoparkta bekletilme ve otoparkı meşgul etmeden dolayı olan otopark bedeli talebine ilişkin olduğunu, bu otopark bedelinin de davalının aracını müvekkili şirkete bırakıp daha sonrasında kendi kusuru ile aracı tamir ettirmeyip almamasından kaynaklandığını, kesilen faturaya davalı tarafça itiraz edilmediğini, aynı zamanda kapanış iş emrinde otopark bedelinin ödeneceğinin de davalı tarafça kabul edildiğini ancak itiraz etmediğinin de raporda dikkate alınmamasının eksik inceleme yapıldığını gösterdiğini, bu hususun da değerlendirilmesi gerektiğini, davalı- karşı davacının aracı kullanamamasının sorumluluğunu müvekkili firmaya yüklemeye çalışıldığını, müvekkili firma tarafından kendisine aracın çalışır vaziyette teslim edildiğini, yine, kendisinin çalışır vaziyette ve motorda yağ sorunu olduğunu bilinerek, söz konusu aracın kullanmaya devam edilmesinin sıkıntılı olduğunun açık olduğunu, davalı tarafından müvekkili firmadan araç teslim alındıktan sonra arıza olmasına rağmen halen kullanılmaya devam edildiğini ve kullanım kaynaklı olarak da aracın bozulduğunu ve kullanamamasından dolayı da müvekkili firmanın sorumluluğunun bulunmadığını, 2019/76 D.iş. sayılı dosyada arızanın garanti kapsamında kalmadığının da belirtildiğini, yine müvekkili şirketin 18.04.2019 tarihinde aracı teslim ederken kapanış emrinde arızanın nedeninin kullanım kaynaklı olduğunun belirtildiğini, davalı tarafından buna itiraz edilmediğini, dava konusu aracın 70 tane işlem geçirdiğini ve yine de çalışır vaziyette teslim edildiğinin açık olduğunu, davalı tarafından araç kullanılmaya devam edilerek davalı şirketin kendi kusuru ile söz konusu duruma sebebiyet verdiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı asıl davada davacı- karşı davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davada davacı- karşı davada davalı yüklenici ile davalı- karşı davacı iş sahibi arasında, aracın bakım ve tamiri konusunda hukuki ilişki bulunduğu, en son 18.04.2019 tarihinde aracın davacı yüklenici servisine götürülüp tamirinin yapılıp tesliminden sonra 07.05.2019 tarihinde seyir halinde iken aracın arızalanıp kendini kitlemesi üzerine aracın yetkili servis olan davacıya götürüldüğü, arızanın tespiti noktasında davacı yüklenici tarafça motorun açıldığı, yapılan incelemede motorun dönmediği, motorda hasar olduğu ve motor bloğunda çatlama olduğu hususunun tespiti ile birlikte tamire ilişkin hiçbir işlem yapılmaksızın aracın davacıda bırakıldığı, daha sonra taraflar arasında düzenlenen 01.10.2020 günlü protokol başlıklı belge ile .....A.Ş vekili tarafından ihtirazı kayıtlı aracın tamir edilmeden davalı iş sahibine teslim edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Yine, dosyanın incelenmesinde, aracın 17.05.2019 tarihinde arızalanıp davacı yükleniciye getirilmesinden sonra arızanın tespiti noktasında motorun açılmasından sonra davalı iş sahibi tarafından İstanbul Anadolu 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/76 D. İş sayılı dosyasıyla tespit yaptırıldığı , tespit dosyasında alınan 21.08.2019 tarihli raporda; araçta meydana gelen son hasarın kullanıcı kaynaklı mı yoksa serviste yapılan işlemlerden mi kaynaklandığı hususunun tespit edilemediği fakat son arıza öncesinde ikaz ışığının yanmış olabileceği ve sürücünün aracı kullanmaya devam etmemesi gerektiği, motorun yatak sarmış olduğu, bunun motorun yağsız kalmasından kaynaklanmış olabileceği, yağsız kalan herhangi bir araçta ikaz lambasının yanacağı ve aracın kullanılmaya devam edilmesi durumunda daha büyük sorunlara neden olabileceği, son arıza öncesinde ikaz ışığının yanmış olup olmadığının kesin tespitinin mümkün olmayacağı, aracının yaşının ve km değerinin yüksek olmasının arıza tespitini zorlaştırdığı, araçta meydana gelen arızanın kısa zaman dilimleri içerisinde tekerrür etmesi (18.04.2019 tarihinde yapılan arıza giderme işleminden sadece 20 gün sonra motor sarmış olması) ... Yetkili servisi ....’in sorunun çözümünde yetersiz kalmış olabileceği değerlendirmesinin yapıldığı, yine, davacı tarafça uzman bilirkişiden alındığı belirtilen ve dosyaya kazandırılan 27.06.2019 tarihli raporda; arıza nedeninin birinci silindir biyel kol yatağının yağsız kalarak aşırı ısınması ve devamında yatak sararak kitleyip biyel kolunun sıkışması sonucu kırılarak bloğun da hasarlanmasına sebep olduğu, aracın blok patlatıp yoldan kalmadan önce motorun çalışma şeklinden, normalinden aşırı sesli çalışma gibi, kullanıcının bu anormalliği fark edip müdahale edilmesi sağlanarak arızanın boyutunun daha düşük tutulabileceği, motorda yağ kaçağının giderilmesi şikayeti ile yapılan girişte yağ kaçağının nereden kaynaklandığı ve nasıl giderildiğinin tespitinin kayıtlarda olmadığı, değişik fatura edilen parçalardan yağ kaçağının giderildiğinin ifade edildiği, yağ kaçağının giderilmesi esnasında süreçlerde olmamasına rağmen, motor yatakları açılıp incelenmesi yapılsaydı arızanın çok daha erken yakalanıp motor blok patlatmadan daha düşük bir kapsam ile giderilmesinin mümkün olduğunun belirtildiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında dosya üzerinden makine yüksek mühendisinden alınan 18.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise, davaya konu aracın, servis tarafından yapılmış olan bakım ve onarım işlemlerinin uygun tarzda ve yeterli düzeyde neticelendirilememesinin ayıplı hizmet durumunu ortaya koyduğu, bu durum itibariyle de davalı iş sahibinin istemlerinin yerinde olduğu ancak en son olarak yapılan orijinal motor yenilenmesi ve beraberinde ilgili parçaların da yenilenmesi neticesi, ayrıca aracın model yaşı, önceki kazaları ve km’si de dikkate alındığında, bu araçta değer kaybı oluşturmayacağı, aracın serviste bekleme süresi dahilinde ücret talebinin yerinde olmadığı, zira aracın serviste beklemesinin sorumluluğunun, servisin neticelendireceği işlerle ilgili hususlarda süreç itibariyle davacı tarafta olduğu ve takdirin mahkemeye ait olduğunun belirtildiği, taraf itirazları üzerine alınan 1.ek raporda kök rapordaki görüşlerde ısrar edildiğinin belirtildiği, mahkemece 26.10.2022 tarihli duruşmada verilen ara karar gereğince kök raporu düzenleyen bilirkişi heyetine nitelikli hesap uzmanının eklenmesi suretiyle rapor tanziminin talep edilmesi üzerine hazırlanan 21.12.2022 tarihli 2.ek raporda ise teknik bilirkişinin kök rapordaki değerlendirmelerini yinelediği, hesap bilirkişisinin ise aracı tamir ettirmek için uğranılan zararın 385.300,02 TL olduğu, değer kaybı nedeniyle bir zararın bulunmadığı, aracın 07.05.2019 ile 24.12.2020 tarihleri arasında kullanılamadığı sabit olup, davalı- karşı davacının aracı uzun bir süre kullanamamasından ötürü maruz kaldığı zararın hesaplanabilmesi için bu marka ve modeldeki aracın ilgili tarihlerdeki uzun süreli kiralama bedelinin tespitinin gerektiğini belirttiği, mahkemece bu kapsamda gerekli delillerin toplanmasından sonra ek raporu hazırlayan heyete bir makine mühendisi ile mali müşavir bilirkişi eklenerek ek rapor alınmasına karar verildiği, alınan 17.07.2023 tarihli bu raporda; önceki teknik incelemelerde varılan görüş ve sonuçta değişiklik bulunmadığı, asıl dava yönünden davacının kendi kusuruna dayanarak talepte bulunup bulunmayacağı hususunda takdirin mahkemede bulunduğu, ayıplı ifa sonucu aracın tamiri nedeniyle 385.300,02 TL, aracın 07.05.2019 ile 24.12.2019 tarihleri arasında kullanılamaması nedeniyle 385.300,02 TL'nin tenkisi halinde zararın 145.699,98 TL, tenkis edilmemesi halinde ise 531.000,00 TL olacağı hususunun tespit edildiği anlaşılmış, davacı- karşı davalı vekilinin en son alınan raporuna da kiralama bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı, müvekkili şirket tarafından iş sahibine motorun yenilenmesi gerektiğinin izah edilmesine rağmen gerekli işlemleri iş sahibinin yaptırmadığını, karşı dava dilekçesinde de bu hususun ikrar edildiğini, bu nedenle iş sahibinin aracından mahrum kalmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, yine, farklı firmalardan alınacak kiralama bedellerine göre değil, tek firmanın bildirdiği bedel üzerinden kiralama bedelinin hesaplanmasının da raporun hükme ve denetime elverişli olmadığını gösterdiği gibi, kullanıcı hatası nedeniyle aracın hasarlandığını, bu kadar büyük bir hasarın bir günde oluşmayacağını, aracın ikaz ışıklarının yanacağı ve bunun kullanıcı tarafından ne süreyle ihmal edildiği anlaşılmadan müvekkilinin zarardan sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğu yönünde itirazlarda bulunarak yeni bir kurul tarafından rapor alınmasını talep etmiştir. Dosya kapsamından, mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan ve yukarıda belirtilen bilirkişi raporlarından, tamir için davacı yükleniciye bırakılan dava konusu araçta meydana gelen en son arızanın motorda yağ kaçağı nedeniyle oluştuğu yönünde saptama yapılmış ise de, davacı yüklenicinin yapmış olduğu tamirden kısa bir süre sonra oluşmakla birlikte, yağ kaçağına ilişkin bu hususla ilgili araçta ikaz lambasının yanmış olacağı, buna rağmen aracın kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle mevcut arızanın ortaya çıkması ve zararın artması yönünde de etken olduğu yönünde bilirkişi değerlendirmelerinin de bulunduğu görülmekle beraber, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ve gerekçe kısmında da, bu iki tespite yönelik oluşan zarar yönünden tarafların kusur durumuna ilişkin herhangi bir irdeleme ve değerlendirme yapılmaması hatalı olduğu gibi, oluşan hasar sonrası aracın davacı servise getirtilerek arızanın tespiti noktasında bir kısım işlemler yapılmış ise de, tamir hususunda taraf iradelerinin birleştiği noktasında bir delilin bulunmadığı, davacı yüklenicinin aracın davalı iş sahibi tarafından alınmasına karşı çıkıldığı da iddia ve ıspat edilmediği, 01.10.2020 tarihli protokol başlıklı belge ile de tamir edilmeksizin davalı- karşı davacı tarafından da aracın teslim alındığı ve dava dışı servise tesliminden sonra 24.12.2022 tarihinde dava dışı firma tarafından tamirin yapıldığı anlaşılmakla, bu süre de dikkate alınarak aracın tamiri için geçecek makul sürenin saptanarak , sadece bu süre için ikame araç bedeline hükmedilmesi gerekirken, bu kalem yönünden de hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken, yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında araçta meydana gelen arıza ve bu arıza nedeniyle zararın artmasında yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak tarafların kusurunun olup olmadığının değerlendirilerek, varsa kusur durumunun saptanması ve sonucuna göre karşı davada davalı iş sahibinin talep edebileceği alacak miktarının bulunması, yine mevcut arızanın giderilmesi için makul tamir süresinin belirlenerek, bu süre için aracın kullanılmaması nedeniyle iş sahibinin talep edebileceği alacak miktarının saptanması yönünde denetlenebilir nitelikte yeni oluşturulacak olan konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden dosyadaki tüm raporlar da irdelenerek denetime elverişli rapor alınması, rapora itiraz edilmesi halinde de itirazları karşılar şekilde ek rapor alınarak dosya kapsamına uygun bir karar verilmesidir. Açıklanan nedenlerle; asıl davada davacı- karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/03/2024 tarih ve 2021/372 Esas- 2024/235 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı- karşı davalı tarafından yatırılan 427,60 TL + 15.648,11 TL olmak üzere toplam 16.075,71 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 5-İstinaf talep eden davacı- karşı davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 24/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır