Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/910 E. 2026/1501 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/910
Karar No
2026/1501
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/910 KARAR NO : 2026/1501

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :11/01/2023 NUMARASI : 2021/732 Esas 2023/19 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) BAM KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026

Davacı vekili ile davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ortaca icra Müdürlüğü'nün 2021/1229 Esas sayılı dosyasında taraflarına 109.756 USD karşılığı 942.804,04-TL takip miktarı üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin işyerine önce tebligat kanunu 21/1 ile tebliğe çıkarıldığı ancak ticaret sicilinde kayıtlı adresi bulunan şirketine gerekli araştırmalar yapılıp tebliğ evrakına işlenmeden adreste bulunmama gerekçesi ile tebliğ evrakının merciine iade edildiğini sonrasında 35. Madde gereği usulsüz olarak tebligat çıkartıldığı ancak yapıştırılan herhangi bir evrak olmadığından taraflarınca durumun öğrenilemediğini, bu durumun düzeltilmesi amacıyla Ortaca İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/132 Esas sayılı dosyası ile şikayet yoluna gidildiği ancak bu taleplerinin reddedildiğini, alacaklı davalıya herhangi bir nedene dayalı olarak borçlarının bulunmadığını, takibin talihsiz şekilde kesinleştiğini, kesinleşmesi nedeniyle şirkete ait taşınmazları satarak nakite çevirmeye çalıştığını bu nedenle iş bu davanın açıldığını, ihraç edilen narlarda akdeniz meyve sineği larvası bulunması nedeniyle iade edilen 59.756-USD hususunda 17 - 18 konteynır nar gönderildiğini ancak sadece bilgileri sunulan nar ürünlerinde bu şekilde meyve sineği kalıntısı çıktığını diğer konteynırların ülkeye girişinin gerçekleştiğini bu nedenle sorunun keyfi bir tutumdan kaynaklandığını, davalının iade ettiği nar ürünlerinin bedelinin 59.756-USD değil, 34.545-USD olduğunu, aradaki farktan kaynaklanan davalının alacağının bulunmadığını, ürünlerde kalıntı bulunmadığını, iadenin haksız olduğunu, ürünlerin Mersin iline döndüğünde üzerinde kalıntı bulunup bulunmadığı yönünde yeniden analizlerinin yaptırıldığını, iade edilen ürünlerde herhangi bir pestisit kalıntısının bulunmadığı ilgili kurum ve laboratuvarlarca tespit edildiğinin rapor edildiğini, ihraç edilen ürünlerle ilgili Rusya Gümrük Bekleme masrafı olan 6 bin dolar ile ilgili şirketinin tüm masrafları tam ve eksiksiz olarak ödediğini, Türkiye'den Rusya gümrük girişine kadar tüm yol, navlun, konteynır yükleme, boşaltma, taşıma, bekleme ve her türlü taşıma bedellerini dava dışı .... Şti'ye yaptığını ve 15.750-USD ödediğini, davacı şirket hesabına gelen 44 bin dolar miktarlı havaleler ile ilgili mal karşılığı ya da avans niteliğinde gönderildiği iddiasında bulunduğunu ancak havalenin gönderildiği tarihte mevcut bir borcun ödenmesi durumu dışında iddiası olan tarafın bu iddiasını başka bir yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, davalının bu havaleler ile ilgili Ortaca / Muğla adresinde bulunan meyve sebze işleme, paketlem ve soğuk hava tesislerinde bekleme hizmetlerinden kaynaklanan havale tarihinde mevcut borçlarını ödediğini, tüm bu nedenlerle davalıya toplamda gerçekleşen 44.000-USD borcunun bulunmadığını, öncelikle icra takibinin uygun teminat miktarı doğrultusunda durdurulmasına karar verilmesini ve davanın kabulü ile davalının alacağının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın geçmişteki isminin .... firması olduğunu daha sonra ünvan değişikliği yaparak .... adını aldığını, öncelikle 28/03/2018 tarihli sözleşmenin 10 maddesi gereği tahkim uyuşmazlığının Chelyabinsk tahkim mahkemesi olduğunu bu nedenle tahkim ilk itirazlarının bulunduğunu, davacı taraf ile davalı müvekkilinin 30/03/2018 ile 28/08/2019 tarihleri arasında ticari faaliyette bulunduklarını, davacı tarafça düzenlenen 07/12/2018 tarihli 7736, 7737, 7738 numaralı faturalarda belirtilen 3 konteynır nar ürününün Mersin Limanından Novorossiysk Limanına gönderildiğini, gönderilen ürünler üzerinde Rusya Hayvan ve Bitki Sağlığı Kontrolü Federal Servisi tarafından yapılan incelemede Akdeniz Meyve Sineği Lavrasının tespit edildiğini, bu nedenle ürünlerin ülkeye girişine izin verilmediğini, icra takibindeki ödeme emrinde 59.756,00-USD'nin iade edilen bu ürünler için istendiğini, ürünlerde çıkan ayıplı malın derhal davacıya bildirildiğini gerekli tespitlerin yapılmasından sonra geri gönderilme masrafının davacı tarafından karşılanarak ürünlerin Mersin Limanına geri gönderildiğini, davacu tarafın bu ürünler üzerinde çıkan ayıbı kabul ederek masrafını ödemiş ve gümrükten iade aldığını, döndükten sonra yapılan pestisit analizinin tarımsal ürünleri korumak için uygulanan kimyasal ilaçların oranlarının tespit edilmesi amacıyla yapılan bir test olduğunu, Rusya gümrüğünün bu ürünleri pestisit sebebiyle değil Akdeniz Meyve Sineği Lavrası sebebiyle iade ettiğini, aldıkları bilgiye göre ürünlerin davacı tarafından iade alındıktan sonra Irak'a ihraç edildiğini, davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiğinde ve ilgili gümrük müdürlüklerinden istendiğinde bu hususunun ortaya çıkacağını, bu ürünlerin Novorssiysk limanında bekletilirken bozulmaması için müvekkili tarafından gerekli koruma tedbirlerinin alındığını ve buna ilişkin ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığını ödeme emrindeki 6 bin dolarlık miktarın bu ödemeler için olduğunu, ödeme emrinde talep edilen son kalemin ise ödemesi yapılıp da gönderilmeyen 44 bin doların iadesi talebi olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini aksi halde müvekkili aleyhinde açılan davanın esastan reddi ile davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava, "Ticari Nitelikteki Satım Sözleşmesine Dayanan Menfi Tespit" talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya aralarındaki sözleşme gereğince ihraç malı olarak nar gönderdiğini, davalının bir kısım ihraç edilen narlarda akdeniz meyve sineği larvası bulunması nedeniyle iade edildiğini, bu iddiasının doğru olmadığını, yaptıkları analiz sonucu herhangi bir hastalığın bulunmadığını, tüm ödemelerin yapıldığını, davalının avans olarak gönderdiği herhangi bir meblağın bulunmadığını, davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı taraf ise, davacı tarafından gönderilen narlarda akdeniz meyve sineği larvası bulunması nedeniyle iade edildiğini, iade edilen ürünler nedeniyle 59.756,00-USD, ödemesi yapılıp gönderilmediği iddia edilen ürünler nedeniyle 44.000,00-USD ve ürünlerin koruma tedbirleri için ödendiği iddia edilen 6.000,00-USD olmak üzere toplam 109.756,00-USD alacaklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere; 1)-Davacı tarafından gönderilen narlarda akdeniz meyve sineği larvası bulunması nedeniyle iade edilen ürünler yönünden; Her ne kadar davacı taraf, İade edilen ürünler ile ilgili Mersin Gümrük Müdürlüğünde yaptırılan analiz sonuçlarına göre pestisit, dithidcarbamates, kadmiyum ve kurşun kalıntısı bulunmadığı iddia edilmiş ise de; Mahkememizce alınan 16/11/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılan Sebze meyve ihracatında Avrupa ülkeleri ve diğer bir çok ülke buna Rusya Devleti de dahil olmak üzere aldıkları yaş sebze ve meyvede hem pestisit analizi hem de zararlı mikroorganizma ve canlıları yönünden test yapmakta ve aldıkları ürünlerde bu yönden arilik beklediği, gönderilen ürünleri gerekli incelemeleri yaptıktan sonra belirledikleri kriterlere uygunsa ülkeye girişine izin verdikleri, aksi takdirde ürünleri kabul etmeyip geri gönderdikleri, somut olayda gönderilen yaş nar da Rusya Hayvan ve Bitki Sağlığı Kontrolü Federal Servisinin yaptığı testlerde Akdeniz Meyve sineği larvası tespit ettiğinden ürünün geri gönderildiği, Rusya devleti ithal ettiği ürünlerde Akdeniz Meyve sineği veya larvasının tespiti halinde o ürünü kabul etmediği, bu kapsamda davacı tarafça düzenlenen 07.12.2018 tarihli 007736, 007737 ve 007738 Numaralı faturalarda belirtilen 3 konteynır mal (Nar) "Rusya Hayvan ve Bitki Sağlığı Kontrolü Federal Servisi" tarafından yapılan incelemede "Akdeniz Meyve Sineği Lavrası" tespit edilmiş olup, Rusya devletinin tarım ve ithalat programına göre ürünlerde Akdeniz Meyve Sineği veya larvasının tespiti durumda ilgili yaş sebze meyveyi kabul etmediği ve ürünü ithal ettiği ülkeye geri gönderdiği, nitekim her yıl Rusya ya gönderilen binlerce ton yaş meyve ve sebze bu yüzden geri geldiği, davacı ilgili ürünlere ilişkin Mersinde yapıldığı iddia edilen Pestisit Analizi yapılmış ise de; Pestisit analizi ile üründe kimyasal ilaç kalıntısı, ağır metal kalıntıları, yasaklı etken madde vb kalıntıların tespiti için yapıldığı, bu testler le ihracatı yapılan ürünlerin ihracat yapılacak ülkenin belirlediği norm değerlere uygunluğunun tespit edildiği, fakat pestisit Analizi ile Akdeniz Meyve sineği veya larvasının tespitinin yapılmadığı veya yapılamayacağı, davacının bu konudaki iddiasını ispatlayacak delil sunmadığı anlaşılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, ihraç edilen ürünlerin geri gelmesi durumunda ürünün iadesi Pestisit Analizi nedeniyle gerçekleşmiş ise ürünü karantinaya alarak tekrar Pestisit Analizi yaparak ülkemizin norm değerlerinin altında değerlere sahipse ürün sahibi firmaya teslim ederek iç piyasada satılmasına müsaade ettiği, fakat yapılan Pestisit analizi sonucunda bulunan değerlerin Türkiye Cumhuriyeti norm değerlerinin üstündeyse ürünü imhaya göndererek imha etmektedir. Şayet iade gelen ürün Pestisit Analizi nedeniyle değil de somut olaydaki gibi Akdeniz Meyve sineği veya Larvası tespit edilmişse ürünü karantinaya almaz. İade gelen ürün ürünün sahibi olan firmaya geri teslim eder. Çünkü Akdeniz Meyve sineği veya larvasının direk insan sağlığına değil ürün kalitesine zarar vermektedir. Bu nedenle iç piyasaya sürülmesine müsaade edilmektedir. Sonuç olarak; Rusya devletinin uyguladığı tarım politikası kapsamında ilgili sineğin tarım ürünlerine zarar vermesi sebebiyle ürünlerin bir kısmının iade ediliği, ürünlerde çıkan ayıbın Davacıya bildirildiği ve geri gönderilme masrafı davacı tarafından karşılanmak suretiyle ürünlerin Mersin Limanına gönderildiği ve burada gerekli testler yapılarak davacı tarafa iade edildiği, Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün 06.04.2022 tarih 7334727 sayılı yazısında Geri Gelen Eşyanın tekrar Mersin Gümrüğünden Yurt Dışı edildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, her ne kadar davalı-alacaklı tarafından takip talebinde iade edilen ürünler için 59.756,00 $, (USD) talep edilmiş ise de, bilirkişi kurulu tarafından tespit edilen değerin 34.545,00 USD olduğu, iade edilen mallara ilişkin ticari defterlerde kaydın olmadığı, bakiye alacak yönünden davalı-alacaklının iddiasını ispatlayacak nitelikte yazıl delil ibraz etmediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayansa da, Mahkememizce yapılan 11/01/2023 tarihli duruşmada davalı alacaklı vekiline yemin deliline başvurup başvurmayacağının sorulması üzerine, davalı vekili yemin deliline başvurmayacaklarını beyan ettiği, böylece davalı-alacaklının 59.756,00-USD-34.545,00-USD=25.211,00-USD yönünden alacağını ispat edemediği, davacı-borçlunun davalı-alacaklıya borçlu olmadığı tutarın 25.211,00-USD olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne, 34.545,00-USD yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 2)-Ödemesi yapılıp gönderilmediği iddia edilen ürünler yönünden; Davalı-alacaklı 44.000,00-USD nin davacı-borçluya avans ödemesi olarak gönderildiğini ve bu miktar kadar ürün gönderilmediğini iddia etmiş ise de; Mahkememizce alınan bilirkişi kurulu raporuna göre davacının defter kayıtlarında bu ödemeye ilişkin bir kaydın yer almadığı, davacı-alacaklı tarafından bu ödemenin yapıldığına dair iddiasını ispatlayacak nitelikte yazıl delil ibraz etmediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayansa da, Mahkememizce yapılan 11/01/2023 tarihli duruşmada davalı alacaklı vekiline yemin deliline başvurup başvurmayacağının sorulması üzerine, davalı vekili yemin deliline başvurmayacaklarını beyan ettiği, böylece davalı-alacaklının 44.000,00-USD yönünden alacağını ispat edemediği, davacı-borçlunun davalı-alacaklıya borçlu olmadığı tutarın 44.000,00-USD olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 3)-Ürünlerin koruma tedbirleri için ödendiği iddia edilen 6.000,00-USD yönünden; Davalı-alacaklı davacı tarafından gönderilen ve iade edilen bu ürünlerin Novorossiysk Limanında bekletilirken bozulmaması için davalı tarafından gerekli koruma tedbirlerinin alınması nedeniyle ödeme yapıldığını iddia etmiş is ede, bu bedelin davacı tarafından gönderilen 5 konteynır malın davalı tarafından teslim alınan 2 konteynır malın teslim alınması için yapılmış olan ödeme olduğu,davacı-alacaklı tarafından bu ödemenin iddia ettiği sebeple yapıldığına dair iddiasını ispatlayacak nitelikte yazıl delil ibraz etmediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayansa da, Mahkememizce yapılan 11/01/2023 tarihli duruşmada davalı alacaklı vekiline yemin deliline başvurup başvurmayacağının sorulması üzerine, davalı vekili yemin deliline başvurmayacaklarını beyan ettiği, böylece davalı-alacaklının 6.000,00-USD yönünden alacağını ispat edemediği, davacı-borçlunun davalı-alacaklıya borçlu olmadığı tutarın 6.000,00-USD olduğu anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı-borçlu davalı aleyhine kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, kabul edilen kısım yönünden davalı-alacaklının haksız olsa da kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından 2004 Sayılı İİK'nın 72/5 Maddesi gereğince yasal koşulları oluşmadığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karara vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1)-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2)-Ortaca İcra Müdürlüğü'nün 2021/1229 Esas sayılı dosyasında, davacı-borçlu Davacı ... ŞİRKETİ'nin davalı-alacaklı ....'na iade edilen ürünler nedeniyle 25.211,00-USD, ödemesi yapılıp gönderilmediği iddia edilen ürünler nedeniyle 44.000,00-USD ve ürünlerin koruma tedbirleri için ödendiği iddia edilen 6.000,00-USD olmak üzere toplam 75.211,00-USD yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 3)- İade edilen ürünler nedeniyle 34.545,00-USD yönünden talebin REDDİNE, 4)-2004 Sayılı İİK'nın 72/5 Maddesi gereğince yasal koşulları oluşmadığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firma tarafından yeniden analizlerinin yaptırılarak iade edilen ürünlerde herhangi bir pestisit kalıntısının bulunmadığını, davalının bir diğer takibe konu ihraç edilen ürünlerden iade edilen 3 konteynır malın Rusya Gümrük Bekleme ve koruma masrafı olarak 6.000 USD davalının 2 konteynır malın teslim alınması için yapılmış olan ödeme olmasına rağmen davalı rus şirketinin bunu takibe konu ettiğini, davalı şirketin müvekkili şirket aleyhine 44.000 USD miktarlı icra takibine konu avans ödemesi iddiasının mevcut borcun ödenmesine yönelik olmasına karşın avans ödemesi olarak gönderildiği ve bu miktar kadar ürün gönderilmediği iddiası ile takip başlatılmış olmasının davalı firmanın kötü niyetinin bir göstergesi olduğunu, davalı firmanın ellerinde herhangi bir sözleşme ya da yazılı belge olmamasına rağmen adeta ne koparırsak kar mantığı ile takip başlatıp bu takibi hukuka aykırı yöntemler ile kesinleştirerek müvekkili firmayı zor durumda bırakmaya çalıştığını, davalının takibinin kötü niyetli olduğunu, kendisi tarafından teslim için almak için ödediği parayı mahkemeyi ve icra dairesini yanıltmak için iade edilen malların koruma masrafı olarak göstermesinin kötü niyet olduğunu, bunun yanı sıra borcunu ödemek için gönderdiği, tüm ticari teamüllerde ve önceki tüm ticari işlemlerde önce malların gönderilip sonra paranın verildiği bir ticari ilişkide önden para göndermiş gibi malların teslim edilmediği savunmasında bulunulmasının yine yapılan takibin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davalının kötü niyetli takiplerinin mahkeme kararında ortaya konulmasına rağmen mahkemece "davalı-alacaklının haksız olsa da kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından" gerekçesi ile kötüniyet tazminatına hükmetmemesinin ilk derece mahkemesi kararının hatasından kaynaklandığını, müvekkili firmaya ile davalı firma arasında düzenlenen sözleşmenin 3.1. Maddesinde Malların kalitesi başlığında "Bu sözleşme kapsamında teslim edilen malların kalitesi bu tür mallar için oluşturulan standartlara uyacak ve görünüm olarak tam, hasar görmemiş, bozulmamış ve çürümemiş olacaktır. " denildiğini, gönderilen ürünlerin sözleşmede öngörüldüğü gibi standartlara uygun, tam, hasar görmediğini, bozulmadığını ve çürümediğini, davalı tarafın tek taraflı almış olduğu, henüz varlığı dahi net bir şekilde ispat edilemediğini, ispat edilse dahi sözleşme hükümlerinde yer almayan ve Türkiye pazarında yasak olmayan bir durumdan dolayı iade yapılmış olmasının müvekkilinin büyük maddi kayıplara uğramasına sebebiyet verdiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararının hüküm kısmında, 95.065,78-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ifadelerine yer verilerek vekalet ücretinin dava tarihi itibari ile 1 USD= 9.3151 TL hesabı ile takdir edildiğini, ancak bu hesaplama yönteminin tamamıyla hatalı ve mahkemelerin uygulamalarından uzaklaşan bir karar olduğunu, davanın başından bu yana USD üzerinden devam ettiğini ve kararın USD olarak belirlendiğini, Yargıtay'ın kararlarında ve mahkemelerin güncel uygulamalarında karar tarihi itibari alacak miktarı üzerinden hesaplamalar yapılırken, maktu vekalet ücretinin belirlendiği davalarda hüküm tarihi itibari ile Avukatlık Ücret tarifesi uygulanırken mevcut bu davada dava tarihi itibari ile dolar kurunun esas alınmasının hukuka uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın tam kabulü yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ürünlere ilişkin Mersinde pestisit analiz testi yapıldığını ve ürünler üzerinden herhangi bir pestisit kalıntısının olmadığını belirttiğini, Pestisit Analizinin Tarımsal ürünleri korumak için uygulanan kimyasal ilaçların oranını tespit etmek amacıyla yapılan bir test olup, Rusya gümrüğünün bu ürünleri pestisit sebebiyle değil Akdeniz Meyve Sineği lavrasının bulunması sebebiyle iade ettiğini, yapılan pestisit analizinde de akdeniz meyve sineği lavrası yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı yerel mahkemeye sunulmuş olan bilirkişi raporunda da tespit olunduğunu, dosyaya ibraz edilmiş olan taraflar arasında akdedilen 28.03.2018 tarihli"Türkiyeden teslimat hakkında uluslararası Sözleşme No.5"in 13.3 nolu Maddesinde "Bu sözleşmede düzenlenen tüm konular için, taraflar Rusya Federasyonu mevcut mevzuatına uyacaktır" hükmünün mevcut olduğunu, bu sebeple ürünlerin niteliğinin Rusya Federasyonunu ilgili ürünlere uyguladığı mevzuata göre değerlendirilmesinin gerektiğini, davacının ayıplı ürünleri iade almasına rağmen müvekkiline ürünlerin bedelini iade etmemesinin davacı tarafın kötü niyetli olduğuna karine teşkil ettiğini, bu sebeple yerel mahkemenin bu kalem yönünden kötü niyeti tazminatına hükmetmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Türkiye'ye iade edilen 3 konteyner malın saklanması ve iadesi için müvekkili tarafından ödenen 6.000 $'ın iadesi taleplerinin ödenen bu paranın teslim alınan ve Rusya'ya geçişine izin verilen 2 konteyner mal için yapıldığı gerekçesiyle kabul görmediğini, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra 29.11.2022 tarihinde sunmuş oldukları beyan dilekçesinde müvekkili tarafından ödenen bedele ilişkin faturanın ekte sunulduğu, fatura üzerinde belirtilen konteyner numaralarının Türkiye'ye iade edilen konteyner numaraları ile aynı olduğu izahatı yapılmasına rağmen bu konuda mahkemede tarafından yeniden bir rapor alınmadığını, müvekkili tarafından bedeli ödenipte karşılığında herhangi bir ürün gönderilmeyen 44.000 $'lık taleplerinin ise davacı tarafın ticari defterlerinde alacak ve borcun eşit çıkması sebebiyle reddedildiğini, müvekkili tarafından davacıya gönderilen 44.000 $'ın yazın kendisine gönderilecek olan üzüm ihracatı için yolladığını, davacı tarafın hem yüksek miktarda ihracat teşviki almak için hem de ilerde müvekkili firma tarafından açılacak olan bir davada haklı çıkabilmek için fatura bedellerini fahiş tutarda düzenlediğini ve bu şekilde defterinde borç ve alacak tutarını eşit hale getirdiğini, daha sonradan kendisine gönderilen ödemeleri ise ticari defterine kaydetmediğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında vekalet ücreti hesaplanırken davanın açıldığı tarihte ki dolar kurunun baz alındığını ve vekalet ücretinin bu rakam üzerinden takdir edildiğini, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere yabancı para alacağının tahsiline ilişkin verilen kararlarda vekalet ücreti hesaplanırken karar tarihi itibariyle yabancı paranın TL'ye çevrilmesi ve bu tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, nisbi karar ve ilam harcı yönünden kabul ve ret oranı yönünden bir hesaplama yapılmadığını, harcın tamamının müvekkilinden alınmasına karar verildiğini gerekçeli kararda yapılan bu hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu ve bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, iade edilen ürünler nedeniyle 25.211,00-USD, ödemesi yapılıp gönderilmediği iddia edilen ürünler nedeniyle 44.000,00-USD ve ürünlerin koruma tedbirleri için ödendiği iddia edilen 6.000,00-USD olmak üzere toplam 75.211,00-USD yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin ve dava tarihindeki döviz kuru karşılığı üzerinden vekalet ücreti belirlenmesinin isabetli olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/01/2023 tarih, 2021/732 Esas ve 2023/19 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 11.964,50 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 11.232,50 TL'nin istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 47.857,99 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcı ve 11.785,50 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplam 11.965,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 35.892,59 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/910, K. 2026/1501, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-910-e-2026-1501-k-06035639afd1