Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/865 E. 2026/1282 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/865
- Karar No
- 2026/1282
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/865
KARAR NO : 2026/1282
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2023
NUMARASI : 2021/998 Esas - 2023/186 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/03/2015
İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/07/2026
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... AŞ arasındaki genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, borç ödenmediğinden 20/10/2014 ve 21/11/2014 tarihli ihtarların gönderildiğini, sonrasında asıl kredi borçlusu ile kefiller aleyhine Bakırköy 4. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını; müvekkilinin asıl kredi borçlusu şirketteki hisselerini devrettiğini; şirketin mali durumu kötüleşmesi TBK 138 anlamında beklenmeyen bir durum olduğundan müvekkilinin kefaletten dönebileceğini, bu hususun davacıya bildirildiğini; şirketin kredi kartlarına kefil olunmadığını; talebin fahiş olduğunu ve haksız şart içeren sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırılık nedeniyle geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesi istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ:Mahkemece, ilk olarak 2015/288 esas, 2019/155 karar sayılı ve 13/02/2012 tarihli kararla, sözleşme tarihinde yürürlükteki 818 sayılı BK hükümlerine göre dava dışı şirket ortağı davalının 250.000-TL limitli kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, ATK Fizik İhtisas Dairesi raporunda yazı yaşının tespit edilemeyeceğinin bildirildiği; davalının sözleşme dava dışı şirket ortaklığından ayrılmasının kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirmediği; bilirkişi raporunda belirlenen bankanın ödediği 8.240-TL çek bedelinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu sonucunda, Dairemizin 2019/1235 E., 2021/1591 K. sayılı ve 04/11/2021 tarihli ilamıyla, davalının kefaletinin sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca geçerli olduğu, takip öncesinde temerrüde düşürülmüş davalının asıl borç ile birlikte kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu bulunduğu; 818 sayılı BK'da bulunmayan ve sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'da düzenlenen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması mümkün olmadığı; asıl borçlunun ekonomik durumunun kötüleşmesi aşırı ifa güçlüğü olarak değerlendirilemeyeceğinden, müteselsil kefil davalının bu gerekçeyle kefalet sorumluluğunun sona ermeyeceği; hükme esas alınmış ek bilirkişi raporunda, davacının ödediği karşılıksız çek yasal sorumluluk tutarlarının tespit edildiği, depo edilmesi gereken bakiye çek sorumluluk tutarı olup olmadığının ve davacının nakit alacak talebinin değerlendirilmediği, nakde dönüşen çek sorumluluk tutarlarından kaynaklanan akdi ve temerrüt faizi ile BSMV hesaplamasının yapılmadığı, bu nedenle mahkemece sadece nakde dönüşen çek sorumluluk tutarından asıl alacağa hükmedilerek, davacının diğer alacak ve depo talebine ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadan fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu; buna göre kredilerin nelerden ibaret olduğu, nakit alacak ve depo talebinin dayanaklarının davacı tarafa açıklatılması, mahkeme kasasında olduğu anlaşılan dayanak genel kredi sözleşmesinin bir örneğinin dosya arasına alınması, hesap ekstrelerinin okunaklı suretlerinin getirtilmesi suretiyle yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, davalının genel kredi sözleşmesi ve sonra imzalanan business kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulup tutulamayacağı, takip ve dava konusu nakit ve gayri nakit alacak tutarları ile akdi ve temerrüt faiz oranlarına göre talep edilebilecek alacak ferilerinin tespit edilerek sonucuna
göre karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı üzerine mahkemece, bilirkişi raporuna göre davacı banka tarafından davalıdan olan alacaklarından sadece ödediği çek taahhüt bedellerinden oluşan nakit alacağı ile kredi kartı kaynaklı nakit alacağını temlik ettiği, gayri nakit alacağını devretmediği, depo istemine ilişkin çek taahhüt bedeline ilişkin banka sorumluluğunun Çek Kanunu gereği 30/06/2018 tarihinde sona erdiğinden davalıdan bu bedeli depo etmesinin istenemeyeceği; kredi kartı hariç tüm nakit alacağın çek taahhüt bedellerinin ödenmesi kaynaklı olduğu, anapara tutarının 8.240-TL olarak belirlendiği, kredi kartı kaynaklı anapara alacağının ise 801,48-TL olduğu, sözleşmenin 71. maddesi uyarınca ödenen çek garanti bedelleri için faiz talebinde bulunabileceği, sözleşmenin 5. ve 70. maddesi gereği kredi kartı alacağının da sözleşme kapsamında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine itirazının 9.041,48-TL asıl alacak, 10.982,53-TL işlemiş faiz, 549,13-TL bsmv, 1.951,99-TL masraf olmak üzere toplam 22.525,13-TL alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine; likit alacağın %20'i oranında 4.505,02-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili, hatalı bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini; kararın gerekçe içermediğini; kabul anlamına gelmemekle birlikte çek taahhüt bedelleri dışında, müvekkilinden kredi kartı borcu ve kredilerle ilgili bilirkişi raporunda yapılmış değerlendirmelerin kabul edilmediğini; müvekkilinin temerrüt faizinden sorumlu olmayacağını; kabul edilen faizin hukuka aykırı olduğunu; sözleşmenin genel işlem koşulları sebebiyle geçerli olmadığını; icra inkar tazminatı koşullarının bulunmadığını; kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve asıl borçlunun malvarlığındaki kötüleşmeden dolayı kefaletin sona erdiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, davacı bankanın genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamış davalıya karşı alacağın tahsili için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin kefalete, temerrüde ve genel işlem koşullarına ilişkin istinaf nedenleri Dairemizin kaldırma kararında karşılığından, bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri tekrar değerlendirilmemiştir.
Somut olayda, temlik eden davacı banka ile dava dışı ... AŞ arasında 09/06/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 06/01/2011 tarihli business card üyelik sözleşmesi akdedildiği, davalının da 09/06/2010 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığı, sözleşmede asıl borçluya tanınan kredi limiti ile kefalet limitinin 250.000-TL olarak gösterildiği, borçlu şirket tarafından kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın 27.195,23-TL taksitli kredi borcu yönünden 22/10/2014 tarihinde, 2.014,23-TL kredi kartı borcu ve 23.741,71-TL çek yaprağı sorumluluk bedeli yönünden ise 21/11/2014 tarihinde kat edildiği; 22/10/2014 tarihli ihtarnamenin 28/10/2014 tarihinde, 21/11/2014 tarihli ihtarnamenin ise 02/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, bu nedenle davalı kefilin taksitli kredi borcu yönünden 05/11/2014 tarihinde, kredi kartı borcu ile çek sorumluluk bedeli yönünden ise 10/12/2014 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı banka tarafından davalı aleyhine toplam 26.278,56-TL ödenmiş çek yasal sorumluluk bedeli, 2.036,14-TL nakit alacak ve 1.951,99-TL masrafın tahsili ile 23.741,71-TL çek yasal sorumluluk bedelinin depo edilmesi istemiyle 25/12/2014 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin kaldırma kararından sonra alınmış 18/01/2023 tarihli bankası bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle çek taahhütlerinden dolayı ödenerek nakde dönüşmüş 8.240-TL ve kredi kartından dolayı 801,48-TL olmak üzere toplam 9.041,48-TL asıl alacak; çek taahhütlerinden dolayı ödenerek nakde dönüşmüş tutarın 9.806,66-TL ve kredi kartı borcu için 1.175,87-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.982,53-TL işlemiş faiz; çek taahhütlerinden dolayı ödenerek nakde dönüşmüş tutarın 490,34-TL ve kredi kartı borcu için 58,79-TL işlemiş faizin BSMV'si olmak üzere toplam 549,13-TL işlemiş faizin %5 oranında bsmv'si ve 1.951,99-TL masraf olmak üzere toplam 22.525,13-TL alacağın hesaplandığı görüşü bildirilmiştir. Denetime elverişli bankacı bilirkişi raporuna göre, davacı bankanın alacağının hesaplamasının ve esas alınan faiz oranının taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesine uygun olduğu ve davalının kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan borçtan da sorumlu bulunduğu anlaşıldığından, davalının istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece yeterli gerekçeyi içerir şekilde davanın kısmen kabulü ile likit alacak için icra inkar tazminatına dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 1.538,69-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 384,90-TL harcın mahsubu ile kalan 1.153,79-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 152,30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/07/2026