Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/549 E. 2024/919 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/549
- Karar No
- 2024/919
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/549 - 2024/919 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2023/549 KARAR NO : 2024/919
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : .. KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/568 KARAR NO : 2022/1293 KARAR TARİHİ : 14/12/2022 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 09/02/2023 Davalı Doğa Sigorta DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... : 3-... VEKİLİ :Av. .... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) B.A.M. KARAR TARİHİ : 30/04/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2024
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı ...A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; 16.01.2020 tarihine kadar davalı sigorta şirketi nezdinde ... no'lu zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası poliçesi ile kayıtlı bulunan, davalılardan...'nun işleteni, ... plakalı süt kamyonu, diğer davalı...'nun sevk ve idaresindeyken 02.09.2019 tarihinde ...nolu Sokak üzerinde geri manevra yaptığı sırada aracının sol arka tekerlek kısımları ile aynı yol üzerinde hemen arkasında yer alan müteveffa ...'ın kullandığı bisiklete çarparak 16.12.2014 doğumlu davacıların oğlu ...'ın ölümüne neden olduğununu, yaşanan trafik kazası sonrası sürücü ... sanık sıfatı ile Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/579 esas, 2020/161 karar sayılı dosyasında yargılanmış olup yapılan yargılamada, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 31.03.2020 tarihli raporu ile sürücü ...'nun meydana gelen trafik kazasında birinci derecede tam ve asli kusurlu olduğunu, müteveffanın kusursuz olduğunun tespiti ile bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, 02.09.2019 tarihli ölü muayene tutanağında trafik kazası sonucunda oluşan yaralanma nedeniyle ölümün meydana geldiğinin belirlendiğini, vefat eden ...'ın henüz 5 yaşında olup, geri manevra yapan kamyonun altında kalarak yaşamını yitirdiğini, müvekkilleri 08.06.1981 d.lu baba İbrahim Arap ve 25.09.1986 d.lu anne ..., müteveffa...'ın mirasçısı olup buna ilişkin mirasçılık belgesinin sunulduğunu, oğullarının ölümüyle onun maddi ve manevi destekliğinden yoksun kaldıklarını, 2918 S. KTK m.85 hükmü uyarınca işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına yardım eden diğer kişilerin kusurlarından kendi kusurları gibi sorumlu olduklarını, yargılama sırasında toplanacak delillere, mahkemece yapılacak incelemelere ve tazminat hukuku alanında uzman bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı bakımından şimdilik her bir müvekkil için ayrı ayrı olmak üzere 2.000,00'er TL'den harca esas değer olarak toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın işleten ve sürücü yönünden olay tarihi olan 02.09.2019 tarihinden, sigortacı yönünden temerrüt tarihi olan 06.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıların her biri için ayrı ayrı 200.000,00 TL, toplam 400.000TL manevi tazminatın olay tarihi 02.09.2019'dan itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen işleten ve araç sürücüsünden müşterek ve müteselsillen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş.vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı sebebiyle reddini, kazaya karışan aracın davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, sorumluluğun 2015 yılı sonrası yürürlüğe giren yeni genel şartlara göre yapılması gerektiğini, kusur oranını kabul etmediklerini, müteveffanın destekliğinin ispatlanması gerektiğini, hatır taşıması durumunun değerlendirilmesini, faizden sorumlu olmadıklarını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... ile ... vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, olayın taksirle meydana geldiğini, alkol veya uyuşturucu kullanmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacıların da kusurunun bulunduğunu, maddi ve manevi sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile, 445.107,14 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi bu tutarın 247.130,78 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davacı...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile, 257.321,67 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi bu tutarın 142.869,22 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davalı... ve...'nun 02/09/2019 kaza tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin 20/02/2020 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu tutulmasına, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 100.000,00 TL davacı ... için, 100.000,00 TL davacı ... için taktir edilen manevi tazminatın davalılar... ve ...'dan 02/09/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için müteveffanın kendilerine destek olduğunu ispatlamaları gerektiğini, müteveffanın davacılar dışında destek olduğu başka kişiler olup olmadığının araştırılarak pay dağıtılırken onların payının da hesaplanması gerektiğini, kusur için hem ATK hem de Karayolları Fen Heyetinden rapor alınması gerektiğini, müteveffanın kaza anında koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının tespiti ile kullanmıyorsa tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirim yapılması gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davacılara müteveffanın ölümü nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması ile yapılmış ise tazminattan indirilmesi gerektiğini, manevi tazminatın poliçe teminatı dışında olduğundan müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını ve müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun dava tarihi dava tarihinden itibaren yasal faiz olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kusur durumu , müteveffanın davacıları destek olup olmayacağı, tazminat hesabı ve faiz başlangıcına ilişkindir. Destekten yoksun kalma tazminatı, maddi tazminat türü olup, hukuka aykırı fiil sonucunda ölen kişinin destek verdiği kişilerin; ölen kişinin yokluğunda alacağı destekten mahrum kalması ve sonucunda hayat kalitelerinin düşmesi vs. sebeplerle, bu ölümden kusurlu olarak sorumlu olan kişiden alacakları tazminattır. Müteveffa ile destek olunanlar arasında, hali hazırda destek sağlanmamışsa dahi destek olacakları muhtemel olarak kabul edilir. Bu durum gerçek destek ve varsayımsal destek kavramlarını gündeme getirecektir. Varsayımsal destek, ölüm olayı gerçekleşmeseydi hayatın olağan akışı gereği, ileride kurulacak olan desteği ifade eder. Uygulamada en sık karşılaşılan örnek somut uyuşmazlıktaki gibi, çocukların anne ve babalarına verecekleri destektir. Başka bir ifade ile anne-baba ve çocuk arasında destek ilişkisi olacağı hususunda hukuki karine mevcuttur. Bu karine gereği, bu kişiler arasında desteğin ayrıca ispatlanmasına gerek bulunmamaktadır. Davalı tarafın, destek tazminatından kurtulması ancak, karinenin aksini ispatla mümkündür. Ölen çocuğun gelecekte ana-babasına bakacağı, hayatın olağan akışı içinde beklenebiliyorsa, çocuk onlar için destektir (Yargıtay 17 HD 2019/2559 E.- 2020/2414 K. sayılı ilam). Müteveffanın, davacılara destek olmayacağı, karinenin aksini iddia eden davalı tarafça ispat edilemediğinden davalı ...vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında davalı hakkında taksirle adam öldürme suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen rapor ile ATK dan alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu ve müteveffanın kusuru bulunmadığının tespit edildiği ve bu raporlar hükme esas alınmak suretiyle Mustafakemalpaşa 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/579 esas 2020/161 karar sayılı ilamı ile sanığın hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Kararın davalı sanık ve Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10.Ceza Dairesinin 02/12/2021 tarih 2020/1353 esas 2021/2062 karar sayılı ilam ile davalı sanığın kazanın oluşumunda tam kusurlu kabul edilmesinde ilişkin mahkeme takdirinde isabetsizlik bulunmadığı sadece sanığın eyleminin bilinçli taksir kabul edilmesi, alt sınırdan fazla uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi ve ferilerine ilişkin olmak üzere kararın düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamayacaktır. İlk Derece Mahkemesi tarafından yargılama sırasında ATK dan rapor alındığı ve alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu ve müteveffanın kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür. Somut olayda, yargılamanın devamı sırasında kazanın meydana gelmesinde tam kusurun davalı sürücüye ait olduğu ve müteveffanın kusurunun bulunmadığına ilişkin değerlendirme yapan ATK raporu hükme esas alınmış olup, ceza yargılamasında da alınan raporlarda tam kusurun davalıya ait olduğunun tespit edildiği bu yönüyle ceza mahkemesinin kusura yönelik değerlendirmesi hukuk mahkemesini bağlamayacak ise de, olayın meydana gelmesine davalı sürücünün eyleminin neden olduğunu ilişkin ceza mahkemesince tespit edilen ve istinaf incelemesi ile kesinleşen maddi vakıa bağlayıcı olduğundan müteveffanın kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığının kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin kusura ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde "üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; müteveffanın bisikletle iken kazanın meydana geldiği ve kaza sonucu müteveffanın ölüm sebebinin kafa ve yüz kırıkları ve kafa içi kanama olduğu, dosya kapsamından anlaşılmakta ise de, yukarıdaki açıklamalar ışığından KTK 78 maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesi uyarınca bisiklette kask takma zorunluluğu bulunmadığından müteveffanın mütarafik kusurundan bahsedilemeyeceğinden davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Davalı ... vekili destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılırken davacı olmayan destek alacaklılarının bulunup bulunmadığının tespit edilerek var ise onların payının da hesaplanarak tazminatın belirlenmesi gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de, müteveffanın kaza tarihinde 18 yaşından küçük çocuk olduğu, nüfus kayıtlarının incelenmesinde anne ve babası dışında iki adet kardeşinin bulunduğu ancak yaşı ve konumu itibariyle davacı anne babası dışında başkaca destek alacaklısı bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekmekte olup somut olayda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın bu yönteme uygun yapıldığı anlaşılmakla davalı ...vekilinin teknik faizin uygulanmasına ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD. 2019/3292 E. - 2021/1848 K. sayılı ilam). Davalı sigorta vekili, manevi tazminat talebinin poliçe teminatı dışında olduğundan bahisle manevi tazminatın müvekkilinden talep edilmemesi gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de davacı tarafça manevi tazminat isteminin sigorta şirketi dışındaki aracın işleteni ve sürücüsünden talep edildiği ve mahkeme tarafından da taleple bağlı olmak üzere manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olduğu anlaşılmakla davalı Doğa Sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. 2918 sayılı KTK 99/1 maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının poliçe limiti dahilindedir. Başka bir ifade ile sigortacının temerrüdü, bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde başlayacaktır. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılıp 8 iş günü içinde ödeme yapılmazsa temerrüt tarihinden, doğrudan dava açılmışsa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir. Somut olayda davacılar tarafından davalı sigorta şirketine müracaat evraklarının 06/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla mahkeme tarafından sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcının tebliğden itibaren 8 iş günü sonrası olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı Doğa Sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı ...A.Ş vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih ve 2021/568 - 2022/1293 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı Doğa Sigorta A.Ş vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş tarafından yatırılması gereken 26.640,9.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.610,22.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 20.030,68.-TL istinaf karar harcının davalı Doğa Sigorta A.Ş alınarak hazineye irat kaydına, 3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 30/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ... ... Üye ... ... Üye .... .... Katip .....