Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2202 E. 2026/1095 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2202
- Karar No
- 2026/1095
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2202 KARAR NO : 2026/1095
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/127 KARAR NO : 2023/770 DAVA TARİHİ : 12.01.2018 KARAR TARİHİ : 10.10.2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 14.07.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 14.07.2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.10.2023 tarih ve 2019/127 Esas, 2023/770 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini davacının ifa ettiğini, asıl işveren dava dışı şirketin davalıya tüm ödemeleri yapmış olduğunu, davalının aradaki eser sözleşmesinden kaynaklı borcunu ödemediğini, davalı hakkında İzmir 18. İcra Müdürlüğü 2017/14704 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve dayanaksız itiraz ettiğini, itirazın iptalini ve davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini iddia etmek suretiyle itirazın iptalini ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin uyuşmazlığın çözümünden görevli olmadığını, uyuşmazlığın çözümü taraflar arasındaki sözleşme gereğince öncelikle uzman meslek odasına başvuru yapılmasının gerektiğini, davacının sözleşmede yapması gerekli olan edimlerini gereği gibi ifa etmediğini, sözleşme konusu işlerin tek olduğunu, işin bitirilmesi için üç ayrı alt yüklenici ile birlikte çalıştıklarını, tüm alt yüklenicilere fatura bedellerinin ödendiğini, davacıya banka havalesi, nakit ve davacının sorumlu olduğu giderlerle birlikte 308.871,42 TL ödeme yapıldığını, savunmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 10.10.2023 tarih ve 2019/127 Esas, 2023/770 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Davacı ile davalı arasında Aliağa Rafineri binasının mekanik tesisatının yapılması hususunda bir eser sözleşmesinin bulunduğu tespit edilmiştir.02.02.2023 tarihli ve 02.06.2023 tarihli bilirkişi raporları ve tanık beyanları neticesinde davacı tarafça sözleşmeye konu olan mekanik tesisatı dair edimlerini ifa ettiği ve ifa edilen edimin miktarı ve parasal karşılığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahallinde yapılan keşif ve tanık anlatımları doğrultusunda ise davacı tarafça yapılan işlerin tesliminin yapıldığı, rafinerinin faaliyette olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle davacının eser sözleşmesinden kaynaklı olarak eseri meydana getirme ve teslim etme borcunun ifa ettiği anlaşılmıştır. İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur. Davacının 6098 sayılı yasanın bu hükmü gereğince sözleşmede kararlaştırılan birim fiyat üzerinden davacı tarafça ifa edilen edim miktarınca bedel ödeme borcunun bulunduğu anlaşılmakla bu hususta bilirkişiler tarafından yapılan tespit neticesinde, yapılan iş miktarı ve bunun sözleşme birim fiyatları doğrultusunda hesaplanmasının gerektiği, dosya kapsamında incelenmesi gerekli 7 adet hakediş dosyasının bulunduğunu, sözleşme ekinde malzeme ve işçilik birim fiyat listesinin olduğunu, sözleşmede yer alan birim fiyatlar ile davalının sunduğu birim fiyatların aynı olduğunu, yapılan işin toplam 297 izometri olduğunu, bunlarda 206 tanesinin davacı tarafça yapıldığını, davalı tarafça davacının hesabına 289.080,00 TL ödeme yapıldığını, yemek ve malzemelere ilişkin faturaların davacı hesabından mahsubunun mümkün olmadığı, zira davalı tarafça bu faturaların kurumlar vergisi indirimi ve kdv indiriminde kullanılabileceği, taraflar arasında aksi bir sözleşme var ise davalının davacıya yansıtma faturası kesmesi gerektiği, bu durumda davacının davalıdan KDV dahil 164.552,61 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Alınan son heyet raporu ile heyet ek raporunun taraflar arasında mahkemece tespiti yapılan uyuşmazlık noktalarına ilişki tespitleri sözleşme ve yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirdiği anlaşılmakla raporun hükme esas alınabilecek kuvvette olduğu görülmüştür. Bundan ötürü davanın kısmen kabülüne alacak likit olduğundan bahisle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 29.11.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Hükme esas alınan 02.06.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu incelendiğinde görüleceği üzere, tamamen hukuki denetimden uzak olan 02.02.2023 tarihli kök raporun tekrar edildiğini ve sorularının/itirazlarının hiçbirinin işbu ek raporda cevap bulamadığını, zira 02.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu dosyada alınan eski tarihli raporlar bir nevi karıştırılarak bir rapor ortaya çıkartılmaya çalışıldığını, ek raporda da kök rapora itirazlarının hiçbir şekilde irdelenip değerlendirilmeyerek kök rapordaki görüşlerle sabit kalındığını, raporda hangi sonuca nereden varıldığının dahi belli olmadığını, tamamen davacı ve davalı tarafların itiraz dilekçeleri aynen alınarak kök rapordaki sonuç kısmının tekrarlandığını, işbu sebeple hükme esas alınan bilirkişi heyeti ek raporunun kabul edilmediğini, zira taraflarınca kök rapora ayrıntılı ve gerekçeli şekilde itiraz edildiğini, 02.02.2023 tarihli raporda bilirkişilerin 07.12.2020 tarihli raporu inceleyerek inceleme yaptığını söylediği değerlendirmelerine başladığını, rapordaki işbu beyana göre davacı şirket tarafından sunulan CD açılamadığını ve sözde davanın taraflarınca mutabakat sağlanarak belirlenen izometreler üzerinden hesaplamalar yapıldığını, keşif esnasında hiçbir şekilde davanın taraflarınca izometriler üzerinden mutabakat sağlanmadığını, bilirkişi heyetinin davanın taraflarınca mutabakat sağlandığı yönündeki tespitinin doğru olmayıp gerçeği yansıtmadığını, buna dayanarak düzenlenen hatalı bilirkişi raporunun hatalı hüküm kurulmasına sebep olduğunu, - 07.12.2020 tarihli rapor üzerinden izometre hesaplaması yapılmasının taraflarınca kabul edilmediğini, zira taraflarınca rapora itiraz edildiğini ve rapora itiraz dilekçeleri ekinde hakediş icmalleri ve izometrelerine ilişkin dosya asıllarının yerel mahkeme dosyasına sunulduğunu, zira taraflarınca gerçek izometriler ve gerçek işçilik birim fiyat asıllarının 18.01.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ekinde yerel mahkemeye sunulmuş olmasına rağmen hiçbir bağlayıcılığı olmayan izometrilerin hesaplama da baz alındığı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bu gerekçelerle bilirkişi heyeti raporuna itiraz etmelerine rağmen hiçbir itirazlarının yerel mahkemece irdelenmediğini, eksik inceleme ile oluşturulan raporun hükme esas alındığını, -Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda 9.sayfasında; ''dosyaya sunulmuş olan izometrilerle ilgili taraflarında kendi ellerinde bulunan izometrileri sundukları ve bu izometriler ve hakedişlerin taraflarca imza altına alınmamış olduğu anlaşılmış, sunulan izometrilerin karışıklıklar içerdiği, bir kısım izometrilerin bir birine göre eksik olduğu anlaşılmıştır.'' şeklindeki tespitlerinin hukuken kabul edilebilir bir yanı olmadığını, davacı ve davalının kendisine göre izometri sunduğu tespitini anlamadıklarını, bu şekilde tespitlerle uyuşmazlığın çözülebilir mi olduğunu anlamadıklarını, sözleşme birim fiyatının belli ve tek olduğunu, davaya cevap dilekçesi ekinde sundukları sözleşme birim fiyatlarının davacı tarafından izometrilerde daha yüksek yazıldığının dahi bilirkişi heyeti tarafından tespit edebilecek durumda olmadığını, sözleşme birim fiyatlarının davacı ve davalı tarafından imza altına alındığını, sunulan izometrilerilerdeki birim fiyatlarının sözleşme ile kararlaştırılan birim fiyatları ile uyumlu olup olmadığının denetlenebilir olup, bilirkişi heyeti tarafından ısrarla denetim yapılmadığını, davacı ve davalının sunmuş olduğu izometrilerin karşılıklı imzalanmadığı gerekçesi ile aynı statüde kabul edildiğini ve her nasılsa davacının sunduğu hatalı izometriler üzerinden hesaplama yapıldığını, izometrilerin karşılıklı imzalanmasının zorunlu olmayıp karşılıklı imzalanan sözleşmede belirlenen birim fiyatlar üzerinden hangi izoımetrilerin taraflar arasında bağlayıcı olup olmadığının denetlenebilir durumda olduğunu, bu sebeple yeni bilirkişi heyetinde inşaat mühendisi yerine sözleşmeleri de inceleyebilecek hukukçu bir bilirkişinin olması talep edilmiş ise de yerel mahkeme tarafından çelişkiler giderilmeden itirazları incelemeyen denetimden uzak bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, -Bilirkişi Heyeti raporunda 9.sayfasında; kök rapor hazırlanırken dosyaya sunulmuş olan ve dosyada mevcut olan izometrilerle ilgili belgeler ve hakedişler dikkate alınarak değerlendirme yapıldığının belirtildiği ve 18.01.2021'de sundukları 7 adet dosyada yer alan gerçek izometriler üzerinden yeniden hesaplama yapmaktan itina ile kaçındıklarını, karşı tarafın sunmuş olduğu delillere karşı delil sunma haklarının her zaman saklı tutulmuş olup 18.01.2021'de sundukları izometriler üzerinden hesaplama yapılmadığının bilirkişi heyeti tarafından itiraf edildiğini, defalarca ek rapora gitmesine rağmen dosyaya sunmalarına rağmen kök rapor hazırlanırken dosyada mevcut olmadığı gerekçesi ile sundukları gerçek sözleşme birim fiyatlarını gösterir izometriler üzerinden hesaplama yapılmamasının kabul edilemeyeceğini, -Yine 02.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; "Sahada Kaç Adet İzometri yapıldığının İlk Etapta Tespit edilmesi gerekmektedir." şeklinde değerlendirme yapıldığını, fakat buna ilişkin bir tespit yapılmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında 02.02.2023 ve 02.06.2023 tarihli bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, anılan raporda yer alan davacının sözleşme ile kararlaştırılan işin yüzde 75'ini tamamladığı tespitine nasıl ulaşıldığını anlamadıklarını, davacının kaç adet izometri yaptığının dahi bilirkişi heyetince tespit edilememiş iken işin yüzde yetmişini davacının tamamladığı tespitinin gerekçesinin anlaşılamadığını, sözleşme konusu işin tek olduğunu, tüm yazılı beyanlarında ısrarla açıklamalarına ve tüm alt işverenlerin kaç adet izometri yaptığını ve kaç TL hak edişe hak kazandığını ayrıntılı bir şekilde izah etmelerine rağmen bilirkişi heyetinin her nereden ulaştıysa % 75'e ulaştığını ve haliyle hatalı tespitlerine dayanak olarak % 75'i baz aldığını, davacının işin % 75'ini yaptığını kesinlikle kabul etmediklerini, davacının kaç adet izometri yaptığının öncelikle yerinde keşif ve inceleme yapılarak tespit edilmesi ve akabinde bu izometri sayısına göre hak edişinin hesaplanmasının gerektiğini, Bilirkişi raporuna karşı soruları ve bilirkişilerin cevaplarından sonra davacı yanın hak ediş listelerinin, kendilerinin hak ediş listelerindeki birim fiyatlarda oynama olduğu şeklinde itirazlarından sonra her nasılsa mahkeme dosyasından bir şekilde kaybolduğunu, ancak halen kaybolan ve geçerliliği olmayan rakamlar üzerinden hesaplanan davacının sunduğu birim fiyatlar üzerinden düzenlenen ilk rapordaki rakamların gerçek kabul edildiğini, bilirkişi heyetinin birim fiyatlarının farklı olamayağı sonucuna nereden vardığını belirtmediğini, gerekçesiz ve dayanaksız bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, bilirkişi heyetinin davalının sunduğu birim fiyatlar ile davacının sunduğu birim fiyatların farklı olmayacağı şeklindeki tahmini ve öngörüsünün hatalı olduğunu, ancak farklı olduğunu, davacının sunduğu kayıtları görmeden bu şekilde bir tespitte bulunmalarını da anlaşılamadıklarını, bu şekilde belirlilikten yoksun bir bilirkişi raporu taraflarınca kabul edilebilir değilken aynı görüşleri devam ettiren hukuki denetimden uzak 02.06.2023 tarihli ek raporun hükme esas alınmasının da kabul edilemeyeceğini, -Dosyada alınan diğer raporlar incelendiğinde; 07.12.2020 Tarihli, 30.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporu, 04.04.2022 tarihli bilirkişi ek raporu, 10.08.2022 tarihli bilirkişi ek raporu, 02.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve son olarak 02.06.2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu alındığının görüldüğünü ve tüm bu raporlar arasında çok fazla çelişki olduğunun tespit edildiğini, örneğin, 07.12.2020 tarihli raporun sonuç ve kanaat kısmında; "davacı şirketin davalı şirketten 472.000 TL alacaklı olduğunu iddia etmekte olup, ancak toplam hakedişlerinin 358.688,66 TL olduğu, şirkete bu hakedişlerinin karşılığı 285.000 TL ödendiği bu durumda davalı şirketin davacı şirkete 73.688,66 TL borcunun olduğu'' hususunun hatalı olarak tespit edildiğini, -10.08.2022 tarihli Bilirkişi 3. ek heyeti raporunda ise; gerçek izometriler olan ve taraflarınca dosyaya sunulan hakediş listelerindeki hesaplamalar ışığında 263.897,10 TL olduğu ve 30.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda mali bilirkişi tarafından belirlenen ve müvekkili şirket tarafından davacıya ödenen toplam tutarın 308.871,42 TL olduğu birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın müvekkili şirketten alacaklı olmadığı, aksine davalı müvekkili ..... Şti'ne davacının 44.974,32 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, 10.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirket olarak sundukları hak ediş listeleri ve dökümanlarının neden hükme esas alınmadığını, neden davacının sunduğu gerçeğe ve sözleşmeye aykırı birim fiyatları üzerinden hüküm kurulduğunu anlamadıklarını, -02.02.2023 tarihli raporda ise davacının 134.172,61 TL alacağı olduğu şeklinde tespitler yapıldığını, çünkü 02.02.2023 tarihli raporda 07.12.2020 tarihli rapordaki rakamların esas alındığını, fakat taraflarınca dosyada alınan ilk rapor olan 07.12.2020 tarihli rapora itiraz edildiğini, sonrasında alınan ek raporlarla mali yönden doğru hesaplamalar yapılsa da teknik yönden doğru hesaplamalar yapılamadığını, hal böyleyken 02.02.2023 tarihli kök rapor ve 02.06.2023 tarihli ek raporla dosyanın iyice karmaşık ve içinden çıkılamaz bir hal aldığını, hükme işbu hatalı raporların esas alındığını, ayrıca bilirkişi raporları arasında bu minvalde farklılıklar olmasının normal olmadığını ve tüm bu kafa karışıklıklarının giderilerek dosyada yeni bir rapor alınması gerekmekte iken son celsede yerel mahkemeden sözleşmede kararlaştırılan gerçek ücretler üzerinden inşaatçı bilirkişinin çıkarılarak yerine hukukçu bilirkişinin atanması ile yeni bir heyet kurulması talep edilmiş iken işbu talepleri kabul görmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, zira alınan bilirkişi raporlarında Hukukçu Bilirkişi olmadığı için sözleşmelerin gereği gibi incelenemediğini ve davacı ile davalı arasındaki sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatlarının hesaplamaya baz alınması gerektiğinin bile anlaşılamadığını, -Hükme esas alınan bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç ve kanaat kısmına bakıldığında ise -kök rapordaki ile aynı görüşte devam edildiğinden- "358.688,66.-TL olacağı, bu tutara %18 kdv eklenmesi ile 423.252,61 TL’na ulaşılacağı," belirtildiğini, bu tutarların 02.02.2023 tarihli kök raporda 07.12.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile aynı hesaplandığını, 02.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise davalı şirket vekili olarak taraflarınca sunulan evrak asıllarının doğruluğunun kabul edildiğini, fakat her nasılsa davacı şirketin sunduğu kayıtlara göre hesaplama yapıldığını, Şöyle ki; 07.12.2020 tarihli heyet raporunda davacının sunduğu rakamları şişirilmiş sahte izometriler üzerinden hesaplama yapıldığını, 07.12.2020 tarihli rapor sunulduğunda gerçek birim fiyatlarının baz alınmadığının taraflarınca tespit edildiğini ve 18.01.2021 de 7 adet dosya olarak gerçek birim fiyatlarının yerel mahkeme dosyasına sunulduğunu, 18.01.2021 de kendilerinin davalı olarak gerçek birim fiyatları sunduktan sonra davacının sunduğu birim fiyat listelerinin mahkeme dosyası içinde her nasılsa kaybolduğunu, 18.01.2021 de sundukları 7 adet dosyada yer alan birim fiyatların sözleşmede kararlaştırılan gerçek ücretler olduğu son bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmesine rağmen gerçek birim fiyatları üzerinden bir hesaplama yapılmadığını ve hatalı/sahte belgelere dayanan 07.12.2020 tarihli hak ediş hesaplaması üzerinden gidildiğini, hükmün de hatalı olan 07.12.2020'deki hesaplamalar üzerinden kurulduğunu, 07.12.2020 tarihli raporda hesaplanan hak ediş rakamları doğru kabul edilmiş olsa zaten hüküm kurulacağını ve dosyanın tekrar yeni bir heyete gönderilmeyeceğini, 07.12.2020 tarihli rapordaki izometri sayıları ve karşılığı ücretlerin doğruluğu görevleri olmasına rağmen son heyet tarafından da maalesef denetlenmediğini, denetimden uzak çelişkileri gidermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, dosyada mevcut olmayan ve görülmeyen davacının sunduğu birim fiyatlar ile kendilerinin sundukları birim fiyatların karşılaştırılamadığı tespit edilmiş iken akabinde aynı olabileceği şeklindeki tahminin anlaşılabilir ve açıklanabilir olmadığını, -Daha önce dosyaya sundukları rapora itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere; tek işin mekanik borulama ve montaj işi olup toplamda 297 adet izometri yapıldığını, tek tek alt işverenlerin yaptığı izometri sayılarının dilekçelerinde yer verildiğini, .... 47 adet izometri, . ..... 206 adet izometri ( davacı),.... 44 adet izometri olmak üzere toplamda işin tamamında 297 adet izometri yapıldığını, ana Sözleşmede 294 adet izometri olduğunun görüldüğünü, 3 adet izometri konsollamanın .... firması tarafından ilave edilerek hakkedişe girdiğini, -Hem davacı hem de davalı tarafından imzalanan ve her iki tarafı da bağlayıcı olan cevap dilekçeleri ekinde sunulmuş olan işçilik birim fiyatları baz alınmayıp da davacı tarafından sonradan yalan yanlış bir şekilde oluşturulan hiçbir bağlayıcılığı olmayan izometrilerin hesaplamaya baz alınması, üstelik taraflarınca sunulan izometrilerinin doğru olduğu raporda söylendikten sonra doğru izometriler üzerinden hesaplama yapılmamasını anlamadıklarını, bilirkişi heyetinin bu dosyada kolay yolu seçtiğini ve taraflarınca zaten itiraz edilmiş olan 07.12.2020 tarihli rapordaki hesaplamaları baz aldığını, 07.12.2020 tarihli rapordaki hesaplamalar üzerinden bir denetim gerçekleştirilmediğini, 07.12.2020 tarihli rapordaki rakamlar doğru olsa zaten hükme esas alınacağını ve tekrar heyete gönderilmeyeceğini, tüm itirazlarına rağmen ek raporda yine hesaplama yapılmadığını ve kök rapordaki görüşlerini devam ettirdiğini, -Şayet bilirkişi heyeti de cevap dilekçeleri ekinde sundukları (ek 1) sözleşmeleri incelemiş olsa idi davacının sunduğu izometrilerin sonradan düzenlendiği ve gerçek izometriler olmadığını, zira davacı ile akdedilen sözleşmede yer alan birim fiyatlarının gerçeğe aykırı bir şekilde şişirildiğini anlayacağını, davacının sunduğu izometrilerinin birçok hatayı barındırdığını, Örneğin, 310-010 izometrisi hesaplandığını, ancak böyle bir izometri yapılmadığını, 310-028 izometrisinin 1867,71 TL olarak hesaplandığını, ancak sözleşme işçilik birim rakamları doğru yazılmadığından dolayı yüksek rakamlar yazılarak kendilerini alacaklı duruma getirmek için tutarda oynama yapıldığını, doğru rakamı dosyada mübrez icmalde görüleceği üzere 1.478,32 TL olduğunu, 310-029 izometrisinin 335,50 TL olarak hesaplandığını, ancak yine sözleşme işçilik birim rakamı yazılmadığından dolayı yüksek rakamlar yazarak kendilerini alacaklı duruma getirmek için tutarda oynama yapıldığını, 310-029 izometride işçilik birim fiyatının gerçekte 18,00 TL iken davacının sunduğu izometride 28,00 TL olarak gösterildiğini, doğru rakamı dosyada mübrez sundukları icmalde olduğu gibi toplamda 221,94 TL olduğunu, 310-030 izometrisinin 427,24 TL olarak hesaplandığını, ancak yine sözleşme rakamı doğru yazılmadığından dolayı yüksek rakamlar yazarak kendilerini alacaklı duruma getirmek için tutarda oynama yapıldığını, doğru rakamı ise dosyada mübrez icmalde sundukları gibi 304,99 TL olduğunu, -Davacı ....'nin dosyaya sunduğu tüm izometrilerde bu hataların göründüğünü, sundukları örneklerle sınırlı olmamak üzere tüm izometrilerde davacının işçilik birim rakamlarını gerçeğe aykırı bir şekilde yüksek olarak yazdığının görüldüğünü, davacı ....'nin sözleşme birim fiyatlarını hatalı olarak yüksek yazarak bilirkişileri ve yerel mahkemeyi yanıltarak hatalı hüküm kurulmasına sebep olduğunu, hatalı olduğu anlaşılan 07.12.2020 tarihli heyet raporuna itiraz dilekçeleri (18.01.2021) ekinde sundukları 7 adet dosya içinde yer alan birim fiyatların sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatlar olduğu tespit edilmesine rağmen davalı olarak sundukları geçerli birim fiyatlar üzerinden ısrarla neden hesaplama yapılmadığının anlaşılamadığını, -Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda ve ek raporunda izometri sayısına ilişkin tespit de yapılmadığını, zira kök rapora itirazlarında bu hususun belirtilmesine rağmen ek raporda bu açıdan yetersiz kaldığını, bu hususa ilişkin olarak yerinde inceleme yapılmasını talep ettiklerini, anlatılan tüm bu nedenlerle; işbu bilirkişi heyeti ek raporu sonucunda, 01.11.2022 tarihli dilekçelerinde belirttikleri sorularının hiçbirine cevap verilmemiş olması, davacının sunduğu izometrelere ilişkin hiçbir husus olmaması, izometre sayılarının problemli olması, dosyada alınan tüm raporlar incelendiğinde ise dosyanın çok fazla karışmış olması, hükme esas alınan bilirkişi heyeti ek raporunun davaya konu uyuşmazlığı çözen bir rapor olmaması, kök rapora itirazlarının hiçbiri değerlendirilmeden direk olarak kök rapordaki değerlendirmeleri tekrarlaması, dolayısıyla hukuka aykırı bilirkişi heyeti ek raporunun hükme esas alınması hatalı hüküm kurulmasına sebep olduğunu, işbu sebeple dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesine, yerinde inceleme yapılarak yeni bir rapor alınmasına, gerçek izometri sayılarının ve karşılığı ücretlerinin sözleşmede kararlaştırılan rakamlar üzerinden doğru bir şekilde hesaplanmasına, bilirkişi heyetinden inşaat bilirkişisinin çıkarılarak hukukçu bilirkişinin eklenmesine yönelik talepleri kabul edilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/127 E. 2023/770 E. Sayılı 10/10/2023 tarihli kısmen kabul kararına karşı istinaf başvurularının kabul edilerek hükmün kaldırılmasına yeniden yargılama yapılarak, dosyada alınan tüm raporlar arasındaki çelişkilerin giderilebilmesi için dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdiine, bilirkişi heyetinden inşaat bilirkişisinin çıkarılarak hukukçu bilirkişinin eklenmesine, davacının yaptığı gerçek izometri sayılarının ve karşılığı ücretlerinin 18.01.2021 tarihinde sundukları 7 adet dosya içinde yer alan sözleşmede kararlaştırılan gerçek ücretler üzerinden doğru bir şekilde hesaplanmasına, aksi kanaatte olur ise yerel mahkeme dosyasında aldırılan 30.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporu ve 10.08.2022 tarihli bilirkişi 3. ek heyeti raporunda lehlerine olan hesaplamaların hükme esas alınarak davanın tümden reddine, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, İzmir 18. İcra Müdürlüğü 2017/14704 Esas sayılı dosyasına İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/127 E. 2023/770 E. Sayılı 10/10/2023 tarihli kısmen kabul kararına karşı icranın geri bırakılması istemli istinaf başvurusu yaptığımıza dair derkenar gönderilmesine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında 09.12.2016 tarihli "Mekanik Tesisatı Yapım Sözleşmesi" isimli eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Sözleşmeye göre davacı taşeronun davalının yüklenicisi olduğu dava dışı iş sahibi .... A.Ş'nin İzmir Aliağa Rafineri binası borulama işlerinin ilgili proje ve keşif listesine uygun olarak mekanik tesisatı işlerinin yapımı işini üstlendiği, işin bedelinin sözleşmeye bağlı keşif özetinde yazılı sabit birim fiyatları ile yapılacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı vekili, davacı taşeronun eser sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirerek işi zamanında teslim ettiğini, ancak davalının bakiye iş bedelini ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı vekili ise, dava dışı iş sahibinin İzmir Aliağa Rafineri binası borulama işlerinin yapımı için davalı yüklenicinin üç ayrı taşeron ile çalıştığını, davacı taşerondan önce dava dışı .... arasında 26.08.2016 tarihli sözleşme yapıldığını, ancak bu taşeronun işe devam edemeyeceğini belirtmesi üzerine davacı taşeron ile 09.12.2016 tarihli sözleşmenin yapıldığını, davacı taşeronun işi zamanında yetiştiremeyeceğinin anlaşılması üzerine ve ayıplı işlerin düzeltilmesi için bu kez dava dışı .....Ltd ile 21.03.2017 tarihli sözleşmenin yapıldığını, son taşeronun işi tamamlayıp davacının ayıplı işlerini tamir ettiğini; davacı taşeronun 09.12.2016 tarihli sözleşmeden kaynaklanan hiç bir alacağı bulunmadığını, bu sözleşme kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin davacıya fazlasıyla ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece mahallinde keşif yapıldığı, bilirkişi heyetinden 07.12.2020 tarihli kök raporun alındığı, bu rapora taraf vekillerinin itirazları üzerine 3 kez ek rapor alındığı; ardından yeni bir bilirkişi heyetinden 02.02.2023 tarihli kök raporunun alındığı; bu rapora taraf vekillerinin itirazı üzerine 02.06.2023 tarihli ek raporun alındığı ve yapılan yargılama neticesinde son bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen kök ve ek raporunun hükme esas alındığı görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi heyeti kök raporu ve ek raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, istinaf sebebi yapılan rapora itiraz sebeplerinin raporlarda değerlendirilmiş olmasına, dosyaya taraflarca sunulan izometrilerin ve hak edişlerinin karşılıklı imza altına alınmamış olmasına, izometrilerin karışıklıklar içermesine, bir kısım izometrilerin birbirine göre eksik olması nedeniyle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyetinin keşif ve yerinde yapılan incelemeler neticesindeki tespitlerine göre gerekli değerlendirmeleri yaparak izometrilerin ve hak edişlerin tespit edilmiş olmasına, davacı taşeron tarafından eser sözleşmesi kapsamında yapılan işin oranına göre hak ettiği iş bedelinin hesaplanmasına ve davalı tarafça yapılan ödemeler mahsup edilerek bakiye alacağın tespit edilmesine göre Mahkemece verilen karar usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.10.2023 tarih ve 2019/127 Esas, 2023/770 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 11.240,58 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.810,14 TL harcın mahsubu ile kalan 8.430,44 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/(1) maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 14.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.