Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2082 E. 2026/1873 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2082
- Karar No
- 2026/1873
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2082
KARAR NO:2026/1873
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:22/05/2023
NUMARASI:2021/399 Esas - 2023/338 Karar
DAVA TARİHİ:10/06/2021
KARAR TARİHİ:22/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/11/2019 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... sahte plakalı traktörü ile Yalıkavak merkez istikametinden ...caddesini takiben ... adlı iş yerleri olan şantiye sahasına doğru seyir halinde iken traktörün çekici ön kısmında sağ taraftaki çamurluk üzerinde oturacak yeri ve korkuluğu bulunmadığı halde üzerinde bulunan davacının ...caddesi üzerindeyken düşüp yaralanması sonucu tek taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, olayla ilgili Bodrum C.Başsavcılığının 2020/79 soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturmada alınan kusur raporunda traktör sürücüsünün asli, tek ve tamamen kusurlu olduğunun tespit edildiğini ayrıca Bodrum 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/196 Esas - 2021/310 Karar sayılı dosyasında da sürücü hakkında ceza verildiğini,Güvence Hesabı'na yapılan başvuruya rağmen geri dönüş ve ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik tazminatı olarak şimdilik 10.000 TL, geçici iş göremezlik tazminatı olarak 500 TL, bakıcı gideri olarak 500 TL ve Adli Tıp masrafı olan 1.851 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmedilecek tazminatlara başvuru tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı için 133.674 TL ödeme yapılmasına karar verildiğini, ancak davacının 157.377,90 TL borcu bulunması nedeniyle yapılacak ödemenin kendi borcundan düşüldüğünü, Yargıtay içtihatları kapsamına tescilsiz araçların sigorta yaptırmasının mümkün olmadığından davalının sorumluluğuna gidilemeyeceğini, başvuru esnasında zorunlu evrakların sunulmadığını, araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, yolun bozuk olmasından kaynaklı kazanın meydana geldiğini, hatır taşıması söz konusu olup indirim yapılmasını talep ettiklerini, emniyet kemeri bağlı olmaması sebebiyle mağdurun ek kusuru bulunduğunu, müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, yolcu taşınmak için uygun olmayan yerde davacının kendi isteği ve rızası ile seyahat ettiğini, seyahat ettiği yerden kaynaklı olarak söz konusu zararın meydana geldiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı talepleri yönünden zararın ispat edilemediğini, geçici talepler ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğunu, sürekli engel oranına kıyasla raporda bahsedilen geçici iş göremezlik süresinin çelişkili olduğunu, rapor ücretine ilişkin talebin reddi gerektiğini, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın öncelikle dava şartı yokluğundan, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için hesaplanan 10.355,42-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 305.401,90-sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.573,69-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 318.331,01-TL tazminat alacağından %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle 254.664,80-TL tazminat alacağının temerrüt tarihi 01.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte(Sigortanın ... Poliçe limiti 360.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; usul hukukuna ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, kusura itirazı, müterafik ve hatır taşımasına ilişkin beyanların değerlendirilmeden, eksik inceleme ile karar verildiğini, şikâyetten vazgeçme ve uzlaşma hususunda gerekli araştırılma yapılmadığını, rapora ilişkin itirazların dikkate alınarak yönetmelik usul ve esaslarına aykırı maluliyet raporu ile sigorta şirketine başvurulmuş olması sebebiyle usul ret kararı verilmesi gerektiğini, sunulan maluliyet raporu kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik kapsamında, ikametgaha yakın sağlık kuruluşundan alınmadığını, başvuruya konu maluliyet raporuna bizzat muayene sonucu yapılan tetkik sonuçları eklenmediğini, maluliyet raporunun güncel tedavi sonuçlarına göre alındığını gösterir röntgen, laboratuvar belgeleri sunulmadığını, sunulan rapor sağlık kurulu raporu niteliğinde olmadığını, ATK'dan rapor alınması gerektiğini, tedavi gerçekleştiren hekim kurulda yer almadığını, tek sekel olmasına rağmen maluliyet alanında uzman üç hekim kurulda bulunmadığını, birden fazla sekel olmasına rağmen sağlık kurulu tam oluşturulmadığını, ortopedik yaralanma olmasına rağmen 12-18 aylık iyileşme süresi beklenmediğini, sekelin tedavisi konusunda uzman hekim kurulda yer almadığını, maluliyet artışı var ise sunulan rapor iddiayı ispatlayacak nitelikte olmadığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı kurum sorumluluğunda olmadığını, geçici iş görmezlik, geçici bakıcı gideri tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza tarihinde geçerli olan genel şart kapsamında 1,8 teknik faiz uygulanması aksi kanaat olsa dahi 04.12.2021 tarihinde yayınlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, kararda hükmedilen temerrüt tarihinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 02/11/2019 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörü ile seyir halinde iken traktörün çekici ön kısmında sağ taraftaki çamurluk üzerinde yolcu olarak bulunan davacının düşüp yaralanması sonucu tek taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.KTK'nın 3. maddesine göre "Trafik Yayaların, hayvanların ve araçların karayolu üzerindeki hal ve hareketleridir.Araç:Karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adıdır.Trafik kazası : Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaydır."Aynı Kanun'un 25.maddesine göre "Tescilsiz olup, karayolunda geçici olarak kullanılacak araçlara mali mesuliyet sigortası yaptırılmış olmak şartı ile ilgili tescil bürosundan geçici trafik belgesi ile geçici tescil plakası alınması zorunludur."... Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yatırmalarının zorunlu olduğu, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için Güvence Hesabı'na başvurulabileceği öngörülmüştür. Aynı mahiyetteki düzenleme, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle Güvence Hesabı'na husumet yöneltilebilmesi için bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. Somut olayda kazaya karışan traktörün sahte plakalı ve ... sigortasız olduğu anlaşılmakla davalı Güvence Hesabı zarardan sorumlu olacaktır.Her ne kadar davalı vekili, davacıya ödeme yaptıklarını iddia etmiş ise de mahkemece ödeme dekontlarının sunulması için verilen süreye rağmen davalı, ödeme dekontu ile ileri sürdüğü mahsuplaşmaya ilişkin imzalı sulh ve ibra belgesini dosyaya sunmadığından tazminatın sona erdiğine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü, 18/10/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu bağlamda CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K.,2021/12288 E. ve 2022/6235 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 14/03/2022 tarihli maluliyet raporunda, davacının tüm tedavi evrakları ile yeni tarihli film ve grafileri incelenerek kaza tarihine göre uygulanması gereken Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre, davacının meslekte kazanma gücünü % 31 oranında kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 9 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği, 2 ay süre ile başka birinin bakımına muhtaç olduğu tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde değildir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile ... Sigorta kapsamında olup, 6111 s. Yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu bulunmadığına (Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2023/12431 Esas - 2025/23675 karar sayılı kararı); Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davalı tarafça dava tarihinden önce davalı başvurulduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı belirtilmektedir. Eksik belge ile müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine geldiğinin kabulü gerekeceğinden bu yöndeki istinafın reddi gerekmiştir.Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/79 Soruşturma esnasında alınan trafik bilirkişi raporuna göre traktör sürücüsü ...'nın %100 kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu, Mahkemece ATK dan alınan rapora göre davacı ...'nin %75 dava dışı traktör sürücüsünün %25 kusurlu olduğu, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla Mahkemece üçlü heyet bilirkişilerinden alınan 03/06/2022 tarihli rapora göre; Traktörün dava dışı sürücüsü ...’nın hatalı davranışının, birinci (asli) derecede ve % 50 oranında etkili olduğu, davacı ...’un hatalı davranışının da, birinci (asli) derecede ve traktör sürücüsü ...’nın hatalı davranışı ile eşdeğer derecede/eşit oranda ve % 50 oranında etkili bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.Somut olayda, davacı traktörde yolcudur. Traktör ve römorku yolcu taşımaya müsait olmayan araçlar olup ancak karayolları trafik yönetmeliğine göre belli şartlarda belli sayıda yolcu taşımasına izin verilmektedir.Bu durumda tek taraflı olarak gerçekleşen trafik kazasında traktörün ön kısmında sağ taraftaki çamurluk üzerinde yolcu olarak bulunan davacı taşımaya müsait olmayan traktörde yolcu olduğu anlaşılmakla müterafik kusurunun bulunduğu gözetilerek belirlenen tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yolcu olan davacının kazanın oluşumunda %50 kusurlu olduğu kabulü ile tazminat hesaplanması doğru olmamıştır.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016 /18287 Esas - 2019/7224 Karar sayılı ilamı). Hükme esas alınan aktüerya raporunda traktör sürücüsünün %50 kusuru esas alınarak toplam 318.331,01 TL tazminat tespit edilmiştir.Oysa dava dışı traktör sürücüsünün %100 kusuru dikkate alınarak tazminat belirlenmeli, önce davacının traktörde yolculuk yapması nedeniyle tazminattan %20 oranında müterafık kusur indirimi, daha sonra taşıma hatır için yapıldığından %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak tazminatın hesap edilmesi gerekmektedir. Buna göre resen hesaplama yapıldığında, davalının %100 kusuruna isabet eden 636.662,02 TL tazminattan %20 müterafık kusur yapıldığında 509.329,64 TL, sonrasında %20 hatır taşıması indirimi yapılması ile 407.463,69 TL toplam tazminat hesaplanmıştır.Ne var ki İlk Derece Mahkemesince %50 kusura göre hesaplama yapıldıktan sonra %20 hatır taşıması indirimi yapıldığı ve davacı lehine 254.664,80 TL tazminata hükmedildiği, bu karara karşı davacının istinafının bulunmadığı, davalı lehine tazminat miktarı bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi gerekçesi düzeltilmiş ancak aynı miktar tazminata hükmedilmiştir.Sonuç olarak HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A- Davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri toplamından 254.664,80-TL tazminat alacağının temerrüt tarihi 01.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Sigortanın ... Poliçe limiti 360.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 17.396,15 TL nispi karar harcından peşin alınan 59,30 TL + 5.189,15 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 5.248,45 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.147,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 38.653,07 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Red edilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 1.851,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti, posta masrafı olmak üzere toplam 4.988,50 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul ve reddi oranında 4.959,66 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, ayrıca davacı tarafından dava açılırken yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 5.189,15 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 5.248,45 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kısmen kabul reddi oranında yapılan hesaplama sonucunda 1.312,36 TL'sinin davalıdan, 7,64 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
7-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davalı Güvence Hesabı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davalı Güvence Hesabı tarafından yapılan 193,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 269,85 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı Güvence Hesabına verilmesine,
3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/09/2026