Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1473 E. 2026/1315 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1473
Karar No
2026/1315
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/1473

KARAR NO : 2026/1315

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 14/02/2023

NUMARASI : 2020/310 Esas - 2023/105 Karar

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ: 03/06/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nun sevk ve idaresindeki... plakalı aracın, 18/06/2019 tarihinde yaya konumundaki müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kaza sonrası müvekkili ağır travma geçirdiğini, baş, ağız ve boyun kısmı başta olmak üzere vücudunun birçok yerinde ağır kırıklar ve maluliyet oluştuğunu, kaza ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/102437 soruşturma başlatıldığını, soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda ve ATK Trafik İhtisas dairesinin raporunda davalı ...'nun kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin yaralanmasına neden olan... plakalı aracın ... A.Ş. Nezdinde ... no ZMMS kapsamında sigortalı olduğunu, 18/06/2019 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde sigorta şirketine yapılan başvuru yapıldığını, ancak sigorta şirketi tarafından müvekkilinin kalıcı sakatlığının olmaması nedeniyle taleplerinin teminat dışı olduğunu bahisle taleplerinin reddedildiğini iddia ederek; 1.000-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere kaza tarihi olan 18/16/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000-TL manevi tazminatın davalı sürücü ... ve araç maliki/işleteni...'dan 18/16/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka aracın müvekkili sigorta şirketi kapsamında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının geçirdiği trafik kazası sonucu meydana gelen arazların çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliğine göre özür oranı almayacağının müvekkili sigorta şirketince tespit edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin yükümlülüğünün bulunmadığını, bakıcı gideri zarar tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatının ...’nın sorumlu olduğu tedavi giderleri kapsamında olduğunu, kabul etmemekle birlikte yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın davanın reddini talep etmiştir.

Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 6.871,06 TL geçici iş göremezlik tazminatının 18/06/2019 tarihinden itibaren (davalı ... A.Ş yönünden dava tarihinden itibaren) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; 17.212,50 TL tedavi gideri tazminatının 18/06/2019 tarihinden itibaren (davalı ... A.Ş yönünden dava tarihinden itibaren) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine; koşulları oluşmadığından davacının sürekli iş göremezlik talebinin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 18/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar... ve ...'ndan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili, davalı... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin tedavi giderlerine ilişkin artırım dilekçesindeki talebine aykırı olarak kısmen reddine ve karşı tarafa fazladan vekalet ücretine hükmedilmesine dair kararının eksik, hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda tedavinin seçenekli olarak hesaplandığını, Mahkemenin ne sebeple en düşük tedavi giderini esas aldığının anlaşılamadığını, hükmedilen manevi tazminatın düşük kaldığını, talebe aykırı olarak kısmen kabulü ve karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uygun illiyet bağı kurulamadığını, kusura ilişkin olarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının ağır kusurlu olduğunu, müvekkili işleten sıfatına haiz olmadığını, tedavi ve geçiçi iş göremezlik kapsamında ... tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, maddi tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, davacının net gelirinin dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tedavi giderinden ve geçici iş göremezlik zararından kesinlikle sorumlulukları bulunmadığını, bu kalemlerden ...'nın sorumlu olduğunu, Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyet tespiti gerektiğini, geçici ve sürekli iş göremezlik taleplerinin reddi gerektiğini, hesaplamada 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, davacının son 3 aylık vergilendirilmiş gelirine göre hesaplama yapılması gerektiğini, hatır indiriminin değerlendirilmediğini, kusur raporu alınmadığını,

davacı tarafa, ... tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme veyahut gelir bağlama işleminin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini,

kesinlikle kabul etmemekle birlikte, faiz başlangıcı ancak dava tarihi, uygulanması gereken faizin ise yasal faiz olması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından, 18/06/2019 tarihinde, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olup, davalı...'a ait ve davalı ...'nun sevk ve idaresindeki... plakalı aracın, yaya davacıya çarpması şeklinde meydana gelen kaza sonucu yaralanan davacının, maddi ve manevi tazminat talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.

Olay tarihinde, polis memurları tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında; 18/06/2019 günü saat 00.20 sıralarında Şehzadebaşı Caddesi üzerinde Vezneciler istikametinden Edirnekapı istikametine seyir halinde olan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobilin ön kısmının gidiş istikametine göre yolun sol tarafında karşı istikamette yürüyen ve yaya geçidi mahallinde yolun iç kısmına yönelen davacı yaya ...'e çarpması sonucu meydana gelen yaralanmalı trafik kazasının meydana gelmesinde... plakalı otomobil sürücüsünün KTK'nın 74/b.maddesindeki kuralı ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun belirtildiği; olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/691 Esas sayılı dosyasında, sanık ... hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma eyleminden yapılan yargılamada alınan ATK Trafik İhtisas Kurulu 31/03/2020 tarihli raporunda, sürücü ...'nun asli kusurlu, yaya ...'ün alt düzeyde tali kusurlu olduğu şeklinde rapor düzenlendiği; İlk derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Kurulu'ndan alınan 02/04/2021 tarihli kusur raporunda; davalı sürücü ...'nun meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, yaya geçidi mahalline yaklaştığını dikkate alarak seyrini sürdürmesi, yolun sol tarafında karşı istikamette yürüyen ve yaya geçidi mahallinde yolun iç kısmına yönelen yaya nedeniyle yeterli mesafeden etkili fren ve direksiyon tedbiri alması gerekirken tedbir almakta yetersiz ve geç kalıp sevk ve idaresindeki otomobilin yayaya çarptığı olayda %85 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ... bölünmüş yol üzerinde orta refüjün yanından yürüyerek geldiği yaya geçidi mahallinde karşı yönde seyrederek gelen aracı dikkate almadan taşıt yolunun iç kısmına doğru yöneldiği sırada gelen otomobilin kendisine çarptığı olayda %15 oranda kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporun ceza yargılamasında alınan rapor ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu anlaşıldığına göre, bu raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi, sadece kaza tespit tutanağı ile yetinildiğine ve kusur raporu alınmadığına yönelik istinaf da yerinde değildir.

Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre; maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporu her ne kadar kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş ise de, bu yönden kararı istinaf eden davalı ... A.Ş. Vekilinin maluliyet raporuna, raporun tebliğinden itibaren süresi içinde itirazının olmadığı, bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde maluliyet oranı bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden yanlış yönetmelik uygulandığına ve illiyet bağı açıklanmadığına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının, geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).

Trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesinin olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının dava konusu belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden Sosyal Güvenlik Kurumu, belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı sorumludur.

Danıştay 10. Dairesinin 2010/6584 Esas sayılı dosyasından verdiği karar gereği, 05.11.2011 tarih ve 28106 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de yer alan trafik kazası tedavi giderlerine yönelik Sağlık Uygulama Tebliği'ne ilişkin uygulamanın yürütmesi durdurulmuş olup, ...'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin belirlenmesinde SUT hükümlerinin uygulanması söz konusu olmayacaktır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5486 Esas 2020/8961 Karar sayılı kararı).

Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.

Dosya kapsamına göre, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu doğrultuda değerlendirme yapılarak davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu belgeye dayanmayan tedavi giderinin hesaplanmasında isabetsilik bulunmamaktadır.

KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.

2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).

Davalı... ... plakalı otomobilin maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Bu nedenle Mahkemece davalı... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

...'nın 04/08/2020 tarihli cevabına göre, davacıya davaya konu kaza nedeniyle rücuya tabi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından, bu hususun araştırılmadığı yönündeki istinaflar yerinde değildir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).

Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, desteğin ölüm tarihindeki gelir durumunun ve malul olan davacının kaza tarihi itibariyle gelir durumunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bunun kanıtlanmaması halinde ise maddi destek tazminatının hesabında asgari ücretin esas alınacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/910 Esas ve 2019/12325 Karar sayılı ilamı). Davalılar vekili davacının gelirinin araştırılmadığını öne sürerek istinaf itirazında bulunmuş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, esasen asgari ücretin altında gelir üzerinden hesaplama yapılamayacağından istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

Davacı yaya konumunda olup, hatır taşıması söz konusu olmadığından bu yöndeki istinaf yerinde değildir.

Somut olayda; davalı sigortacı yönünden zaten dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olup, faizin dava tarihinden başlatılması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Ancak, davaya konu trafik kazasına sebep olan davalı Sigorta şirketine trafik sigortalı... plakalı aracın ruhsat bilgilerine göre kullanım şeklinin hususi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren sigortalı araç, ticari olmadığından İlk Derece Mahkemesince kabul edilen maddi tazminat bakımından temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenle bu hususa değinen istinaf talebinin kabulü ile hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.

TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Mahkemece tedavi giderleri zararı yönünden; "...eksik dişler yönünden 6 üyeli porselen köprü uygulamasının makul olduğu, implant tedavi giderinin en kötü senaryo için belirlenmiş olduğu ve yerli implant ücretleri dikkate alındığından ilk belirlenen tedavi yöntemi olan köprü uygulamasının hakkaniyete uygun olduğu ve davacının %15 kusur indirimi sonucunda davacının diş kaybı yönünden tedavi giderinin 17.212,50 TL olduğu..." kabul edilmiş ise de; davacı muayene edilmeden ve tek hekim tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.

O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, davacının Diş Hastanesi'ne sevki ile muayenesi yaptırılıp, trafik kazasına bağlı olarak dişlerini kaybetmesi nedeniyle uygulanacak tedavi ve maliyeti konusunda somut, gerekçeli ve denetlenebilir heyet raporu alınarak, sonuna göre hukuki durumun değerlendirilmesi olmalıdır.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1- Davacı vekili, davalı... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5- Davacı, davalı... ve davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1473, K. 2026/1315, T. 14.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1473-e-2026-1315-k-725601e0846e