Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/295 E. 2026/1221 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/295
Karar No
2026/1221
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2026/295

KARAR NO: 2026/1221

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 03/12/2025

NUMARASI : 2025/66 Esas - 2025/781 Karar

DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/10/2018 tarihinde Nevşehir'de meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazaya sigortasız, trafikten çekilmiş ford marka kamyonun araç sürücüsünün sebebiyet verdiğini, aracın olay tarihinde geçerli trafik poliçesi olmadığını, SBÜ Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğinden alınan %26 oranında malul olduğuna dair Engelli Sağlık Kurulu raporu nazara alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davalıya teminat limitleri içinde ödeme yapması için ihtarname tebliğ edildiğini, belirsiz alacak davası niteliğinde müvekkili için 10 TL geçici iş göremezlik, 10-TL sürekli iş göremezlik, 10 TL geçici bakıcı gideri ve 10 TL sürekli bakıcı gideri olmak üzere toplam 40-TL maddi tazminatın eksik ödemenin yapıldığı 16/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava tarihinden önce başvurusu üzerine ödeme yapılmış olup bu sebeple ek tazminat için başvuru şartı yerine getirilmediğini, davanın ... plakalı aracın işleteni/sürücüsü konumunda olan .... Ltd. Şti.'ye ihbarını talep ettiklerini, ibranamenin geçerli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kısmen kabulü ile 318.962 TL sürekli iş göremezlik, 3.044,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 322.006,25 TL maddi tazminatın 16/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı ... Hesabı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hurdaya ayrılmış araç için sigorta yaptırma yükümlülüğü bulunmadığını, ... plakalı araç kaza tarihinde trafikten çekili olup çekme sebebi araştırılması gerektiğini, aracın çekme belgeli olduğu trafikten alınan yazı ile sabit olup, ... Hesabı'nın sorumluluğunun ancak ZMSS yaptırabilecek tescilli (tescil edilebilir) bir araç bulunması halinde söz konusu olacağını, Karayolunda kullanılması mümkün olmayan ve bu nedenle de sigorta yaptırma yükümlülüğü olmayan araçların karıştığı kazalar müvekkili kurumun sorumluluğunda bulunmadığını, olay trafik-iş kazası olduğunu, görevli mahkeme iş mahkemeleri olması gerektiğini, dava konusu olay trafik-iş kazası olduğundan işveren ve SGK'nın da davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacı, dava konusu trafik kazası hakkında yürütülen Soruşturma dosyası kapsamında, kazadan dolayı kimseden şikayetçi olmadığını açıkça beyan ettiğini, işletenin sorumluluğunu temin eden müvekkil kurum, işletene karşı vazgeçilen talep ve zararlardan sorumlu tutulamayacağını, bu kapsamda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olduğunu, SGK tarafından davacılara ödenen PSD'li gelir araştırılarak hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, genel şartlar kapsamında müvekkili kurumun geçici iş görmezlik ve geçici bakım tazminatı kapsamında sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bakıcı gideri tazminat hesabının brüt ücret üzerinden değerlendirilebilmesi için fiilen bakıcı tutulduğunun ve SGK priminin yatırıldığının ispat edilmesi gerektiğini, aksi halde davacıya aile içinde bakıldığı kabul edilmeli ve ancak net ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, tazminat hesaplamasının KTK'de yapılan değişiklik kapsamında çıkartılan Zorunlu Mali Mesuliyet Genel Şartları gereğince TRH 2010 tabloları ve 1,65 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, kaza tarihinde mevzuat uygulanacaksa da eski genel şartlar gereği 1.8 oranında teknik faiz uygulanması gerektiğini, Mahkeme tarafından kurulan hüküm, teminat limitini aştığını, kaza tarihi itibariyle maddi tazminat için limit 360.000 TL olduğunu, aleyhe hükmedilecek feriler ve yargılama gideri bakımından da limitle orantılı olacak şekilde hesaplama yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden kurulan hükmün hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 19/12/2024 tarih, 2022/1216 Esas ve 2024/2238 Karar sayılı kararı ile " ... Somut uyuşmazlıkta, zarara sebep olduğu iddia edilen trafik sigortası olmayan ... eski plakalı kamyonun trafikten çekilmiş olduğu kaza tespit tutanağından anlaşılmıştır. Mahkemece kazaya karışan aracın verdiği zarardan ... Hesabı’nın sorumlu olduğu kabul edilmiş, davalı tarafından ileri sürülen kazaya karışan aracın tescil kaydının olmadığı ve hurdaya ayrıldığı şeklindeki iddia üzerinde yeterince araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Bu durumda; aracın tescil dosyasının getirtilerek, aracın kullanılamaz (hurda) hale gelmesinden kaynaklanan bir trafikten çekme durumu bulunup bulunmadığı, hurda belgeli araçların yeniden trafiğe tescil edilemeyeceği, aracın tescil kaydının olup olmadığı hususları üzerinde durularak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/10553 E. - 2023/13583 K. sayılı kararı). Dairemiz kararının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer istinaf itirazları inceleme konusu yapılmamıştır...." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda Türkiye Noterler Birliğinden ... plakalı araca ait tescil dosyası getirtilmiş, gelen müzekkere cevabı ile araç için 28/06/2016 tarihinde sahibinin dilekçesi ile trafikten çekilme işleminin, 25/01/2023 tarihinde ise trafiğe çıkarma işleminin yapıldığı bildirilmiştir. Bu durumda sahibinin talebi ile trafikten çekilmesine karar verilen aracın her zaman tescilinin mümkün olduğu dikkate alınarak, davalı ... Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

4857 sayılı Kanunu'nun 1.maddesinde kanunun kapsamı belirtilerek, “Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir. Bu kanun, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.” denilmektedir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesinde ise “... 5953 sayılı kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ikinci kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına...." bakma görevinin iş mahkemelerine ait olduğu” belirtilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta trafik kazasının trafik iş kazası olduğuna dair bilgi belge bulunmadığı kaldı ki, işverenin taraf olarak gösterilmediği de anlaşılmakla davaya iş mahkemesinde bakılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.

Kaza nedeniyle davacının ceza soruşturma sırasında şikayetçi olmaması tazminat haklarından da vazgeçtiği anlamına gelmeyecektir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).

TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici işgöremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).

SGK'dan gelen 21/10/2020 tarihli yazı cevabına göre; davacıya geçirdiği trafik kazası nedeniyle sürekli - geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği bildirildiğinden, bu yöne değinen istinaf itirazları da yerinde değildir.

Kaza tarihinde davalının sorumlu olduğu limit 360.000,00 TL olup, hükme esas rapora göre davadan önce ödenen 41.038,00 TL nin düşülmesiyle kalan limit 318.962,00 TL olduğundan mahkemece 318.962 TL sürekli iş göremezlik, 3.044,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 322.006,25 TL maddi tazminata karar verilmiş olmakla limit aşımı bulunmadığı harç ve yargılama giderlerinin de bu miktar üzerinden hesaplanmış olmasında ayrıca yerleşik yargıtay içtihatları gereği bakıcı giderinin brüt ücret üzerinden hesaplanmasında da usul ve yasaya aykırılık yoktur.

Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 21.996,24 TL harçtan peşin alınan 5.499,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.497,18 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/295, K. 2026/1221, T. 03.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-295-e-2026-1221-k-09d06d07b1a8