Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1499 E. 2026/1316 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1499
- Karar No
- 2026/1316
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1499
KARAR NO : 2026/1316
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 13/04/2023
NUMARASI : 2019/581 Esas - 2023/276 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/09/2019
KARAR TARİHİ: 03/06/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/03/2019 tarihinde, sürücüsü ... ...'un sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile ... caddesi istikametinden gelip, Vezneciler istikametine seyir ederken 15 Temmuz Şehitle caddesi üzerinde yaya geçidinde karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu bir trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle ağır yaralandığını, kazanın ışıklı yaya geçidinde gerçekleşmiş olduğunu, davalı sürücü kendisinin yeşil ışıkta, davacının kırmızı ışıkta geçtiğini iddia etmiş olduğunu ancak kamera kayıtlarının gelmesi sonucu davalının kendisine kırmızı ışık yanarken geçtiği, aşırı süratli olduğu, yayanın kusursuz sürücünün tam kusurlu olduğunun kanıtlandığını, davalı sigorta şirketine ...Nolu hasar dosyası açtırdığını ve tazminat talep edilmiş ise de cevap verilmediğini, arabuluculuk toplantılarında oturumlarına da katılmamış, teklif sunmamış ve anlaşmaya yanaşmadığını, diğer 2. ve 3. numaralı davalılar da anlaşmaya yanaşmadıklarını beyanla; davanın kabulü ile fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL tedavi ve bakım gideri, 1.000,00-TL raporlu olduğu dönem iş ve kazanç kaybı 1.000,00-TL sürekli sakatlık ,çalışma gücü, performans kaybı tazminatının her üç davalıdan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini, 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte 1 numaralı davalı ... ...'tan sürücü sıfatiyla ve 2 numaralı davalı ... .... AŞ den araç maliki sıfatıyla müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın başvuru koşullarını taşımadığından usulden reddi gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ... poliçesi ile 10.04.2018/2019 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sakatlanma halinde kişi başına azami sorumluluk limiti kaza tarihinde 360.000-TL olup sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, sigorta şirketlerinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi’nin tedavi teminatı kalmamış olduğundan teminattan ödenen tedavi giderleri, bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik, bakıcı, tedavi giderinden bakımından sorumluluğunun kalmadığını, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren 8 işgünü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğini ve bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, taraflara atfedilen kusur oranlarının kabul edilmediğini, dava dilekçesinde sürekli sakatlık ve performans kaybı tazminatı ve tedavi giderleri olarak belirtilen bedellere ilişkin olarak düzenlenen dayanak belgeler, dilekçe ekleri ile tarafımıza tebliğ edilmediğini, davaya konu olayda kaza sırasında diğer davalı ... ... tarafından kullanılan... plakalı araç hakkında mali sorumluluk sigorta poliçesi mevcut olduğunu, bu nedenle sigorta poliçesinin muhattabının ... A.Ş. olduğu ve aracın kaza anında sigortalı olduğu deliler ile sabit olduğunu, davacı yanın sigorta şirketine başvuru yapıp yapmadığı hususu araştırılması gerektiğini, başvuru şartı yerine getirilmedi ise davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep ettiği manevi tazminat miktarı olan 50.000,00-TL'nin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davacının maddi tazminat istemli davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 711,68 TL bakıcı ve tedavi gideri, 21.071,56 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 180.843,68 TL sürekli iş göremezlik tazminatının; davalı sigorta poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydı ile davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 12.03.2019; sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 04.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalının manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddi ile; 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranlarının doğru olmadığını, dava konusu trafik kazasında kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce 04.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, sürücünün birden çok kusur işlediğini, Uyarı levhasında 30 KM azami hızı 50 km aşarak 80 km hızla yayaya çarptığını, birden çok uyarı levhasını dikkate almadığını, sürücünün sarı ışığı dikkate almadığını, yayaya vurduğu anda sarı ışık kırmızı ışık haline geldiğini, KTK'ya göre sarı ışıkta geçilir diye birşey olmadığını, olayda gerçekte kırmızı ışıkta çarptığını, sürücü yönünden kazanın kaçınılmaz olmadığını, tam tersine 3 şeritli tek yönlü yolun sol şeridinde yaya geçişini tamamladığı anda çarpma olduğunu, bu anda sürücünün sağ şeridi boş olduğunun kamerada görüldüğünü, bu gerçekler ışığında yayaya %80, sürücüye %20 kusur verilmesinin adil ve gerçekçi olmadığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, hak ve nesafet kuralları dahilinde kusurun en az yarı yarıya olması gerektiğini, bu nedenlerle yeniden kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyet oranının gerçekçi olmadığını, 18 ay yatağa bağımlı, bakıcıya muhtaç davacı yönünden 711,00 TL bakıcı ve tedavi gideri 21,071 TL iş göremezlik tazminatının adil olmadığını, 15.000 TL manevi tazminat amacına uygun olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece kabul edilen tazminat tutarlarına esas hesaplama ve esas alınan hesaplama formulünün hatalı olduğunu, bu kapsamda Yargıtay kararları çerçevesinde maluliyet oranı belirlenirken esas alınması gereken yönetmelikler kaza tarihinde hangi yönetmelik yürürlükte ise maluliyet tespiti de buna göre yapılması gerektiğini, mahkemece aksi yönde yapılan hatalı değerlerlendirmelerin kabul edilemeyeceğini, yönetmeliğin oldukça açık olduğunu, ilgili yönetmelikte raporun şekil şartları ayrıntılı olarak belirtilip anlatıldığını “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” başlıklı ilgili yönetmelikte, sağlık kurulu raporunun nasıl olması gerektiği anlaşılır bir şekilde madde madde yazıldığını, sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve engellilere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporunun dikkate alındığını belirtmek gerektiğini,
dava konusu sigortalı araç poliçesi genel şart değişikliği sonrasında tanzim edilmiş olduğundan yeni genel şartların uygulanması gerektiğini, bu nedenle sakatlık konusunda rapor alınması durumunda poliçe genel şartları gereği özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmeliği uygun olarak tanzim edilmesi gerektiğini, bu yönetmeliğe göre de kişinin maluliyetinin tespit edilmesi hususunda yönetmelikçe sayılan uzmanlık alanlarının tamamı olmalı ve her branşa ait özür durumu tek tek belirtilmesi gerektiğini, davacı için öngörülecek geçici iş göremezlik giderinden, bakıcı giderinden müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, bu konuda sorumluluğun tamamen Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan aktüer hesabında maddi hata yapılmış olup bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, kişinin SGK'dan geçici iş göremezlik ödeneği alıp almadığına ilişkin SGK'ya müzekkere yazılmalı ve eğer kişi iş göremezlik ödeneği almış ise bu ödemelerin tenzil edilmesi gerekmekte iken mahkemece bu husus değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğnuu, müvekkil şirketin geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı giderleri ve sağlık giderlerine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, huzurdaki başvurunun bu nedenle de esastan reddi gerektiğini, talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı “sağlık giderleri teminatı” içerisinde değerlendirildiğini, bu suretle ilgili yasa, genel şart hükümleri ve itiraz hakem heyeti kararı doğrultusunda bu yöndeki taleplerin poliçe teminatı dışında kaldığını belirtir başvurunun reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
kaldı ki bilirkişi tarafından farazi miktarlarda yol ve tedavi gideri belirlenmiş olup bu doğrultuda hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, kişinin kaza nedeniyle yapmış olduğu giderleri belgelendirmesi gerekmektiğini, ancak bu doğrultuda tedavi ve yol giderlerine hükmedilebileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 12/03/2019 tarihinde, davalı ... A.Ş.'ye ... poliçesi ile sigortalı, davalı .....şirketine ait olup, davalı ... ...'un sevk ve idaresindeki... plakalı aracın yaya davacıya çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanan davacının, tedavi ve bakıcı giderleri ile geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.
Polis memurları tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, sürücü ... ...'un sevk ve idaresindeki... plakalı aracıyla sarı ışıkta geçtiği ve yaya ...'e çarpması şeklinde meydana gelen kazanın oluşumunda sürücü ... ...'un KTK'nın 84.maddesinde yer alan sürücü diğer kusurlarından aynı Kanun'un 47/1-b.maddesindeki kuralı ihlal ettiğinin tespit edildiği; olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 22.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/945 Esas sayılı dosyasında, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 10/12/2019 tarihli raporda olayın iki seçenekli olarak değerlendirildiği, 18.11.2019 tarihli CD inceleme bilirkişi raporunda anlatıldığı şekilde müşteki yayanın yeşil ışıkta karşıdan karşıya geçtiği kabulü halinde; sanık sürücü ... ...'un asli kusurlu olduğu, müşteki yaya ...'in kusursuz olduğu; sanık sürücünün beyanında belirttiği trafik ışıkları kendisine hitaben yeşil yandığından dolayı seyrini sürdürdüğü sırada kazanın meydana geldiği kabulü halinde; sanık sürücü ... ...'un alt düzeyde tali kusurlu olduğu, müşteki yaya ...'in asli kusurlu olduğunun belirtildiği, yargılama sonucunda Sanık ... ...'un taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma eyleminden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 03/02/2023 tarihinde kesinleştiği; İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 04/03/2022 tarihli raporda, 13.03.2019 tarihli CD ve Görüntü izleme tutanağı ile kaza tespit tutanağında belirtildiği üzere kaza anında sarı ışık olduğu ve davalı sürücünün yeşil ışığın akabinde yanan sarı ışıkta kavşaktan mevcut seyri ile geçiş yaptığı, dolayısı ile davacı yayanın kamera görüntülerinden de(özellikle... isimli klasörün içerisinde bulunan görüntülerden) görüleceği üzere yayalara hitaben yanan kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçiş yaptığı anlaşıldığından, davalı sürücü ... ...'un %20 oranında, davacı yaya ...'in %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece bu rapora itibar edildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunun, ceza yargılamasında alınan ATK raporunun 2.ihtimali ile uyumlu olup, raporun, tüm kusur raporları ve olay anını gösteren cd değerlendirilerek hazırlanması ve çelişkileri ortadan kaldırması karşısında, bu kusur raporuna itibar edilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına ve raporu hazırlayan heyetin yaralanma bölgesi ile uyumlu oluşturulmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaflar yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).
Trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesinin olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının dava konusu belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden Sosyal Güvenlik Kurumu, belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı sorumludur.
Danıştay 10. Dairesinin 2010/6584 Esas sayılı dosyasından verdiği karar gereği, 05.11.2011 tarih ve 28106 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de yer alan trafik kazası tedavi giderlerine yönelik Sağlık Uygulama Tebliği'ne ilişkin uygulamanın yürütmesi durdurulmuş olup, SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin belirlenmesinde SUT hükümlerinin uygulanması söz konusu olmayacaktır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5486 Esas ve 2020/8961 Karar sayılı kararı).
Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.
TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden, davalılar, kazaya sebep olan aracın ... poliçesini yapan sigorta şirketi, işleteni ve sürücüsü olmakla, geçici iş göremezlik tazminatından, bakıcı ve belgesiz tedavi giderinden sorumlulukları bulunmadığına ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacının kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlenerek prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplandığı anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak; hükme esas alınan 30/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun 5.sayfasında, davacının geçici iş göremezliğinin 35.211,00 TL olarak hesaplanmasına ve davalının %20 kusuruna göre, davacının talep edebileceği tazminat miktarı 7.042,20 TL olmasına rağmen, raporun sonuç kısmında geçici iş göremezliğin 21.071,56 TL olarak belirtilmesi ve Mahkemece bu maddi hataya dikkat edilmeksizin geçici iş göremezliğin 21.071,56 TL olarak tespit edilmesi doğru olmamış, hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.
Davacının kaza tarihinde çalışması olmayıp, kazadan sonra işe başladığı ve SGK tarafından rücuya tabi bir ödeme alamayacağı anlaşılmakla, bu hususun araştırılmaması sonuca etkili olmadığından, bu yöndeki istinaf yerinde değildir.
Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uymadığı, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacı vekili istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Bu nedenle; davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A- Davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı .... A.Ş. vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davacının maddi tazminat istemli davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 711,68 TL bakıcı ve tedavi gideri, 7.042,20 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 180.843,68 TL sürekli iş göremezlik tazminatının; davalı sigorta poliçe limiti olan 360.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydı ile davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 12.03.2019; sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 04.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davalının manevi tazminat isteminin kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 16.298,59 TL harçtan peşin alınan 1.590,36 TL'nin mahsubu ile bakiye 14.708,23 TL harcın (davalı sigorta şirketi 12.883,10 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına
4-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.590,36 TL peşin harç ile 44,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.634,76 TL'nin (davalı sigorta şirketi 1.291,46 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 3.778,55 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 3.702,97 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (manevi tazminat için ayrıca yargılama gideri yapılmadığından davalı sigorta için oranlama yapılmamıştır) davacı tarafa verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Zorunlu Arabuluculuk başvurusu nedeniyle harcanan 1.320,00TL'nın davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 66,00 TL'sinin davacıdan; 1.254,00 TL'sinin ise davalılardan (davalı sigorta şirketi 990,66 TL'sinden sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) alınarak Hazineye irat kaydına,
7-Maddi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri üzerinden ve AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Maddi tazminat yönünden reddedilen dava değeri ve AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 12.029,36 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine,
9-Manevi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri ve AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... A. Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davacı, davalı ... A.Ş. ve davalı .... A.Ş. vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 244,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-İstinaf aşamasında davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,
2-İstinaf aşamasında davalı .... A.Ş. tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı .... A.Ş.'ye verilmesine,
3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/06/2026