Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/458 E. 2026/725 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/458
- Karar No
- 2026/725
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/458 Esas
KARAR NO: 2026/725
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 05/01/2024
NUMARASI: 2022/171 E. - 2024/6 K.
DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, dava dışı ... tarafından 24.12.2008 tarihinde 30 ye 43. sınıflarda kullanmak üzere tescil ettirilmiş ... ... markasını 04.10.2019 tarihinde ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi ile devralmış ve kullanım hakları iş bu tarih itibariyle müvekkiline ait olduğunu, müvekkiline ait marka, davalı ... .. Şti tarafından 24/10/2017 tarihinde " ... " olarak, 23/03/2018 tarihinde " ... ... " olarak, diğer davalı ... tarafından 07/09/2020 tarihinde " ... " olarak tescil edilmiş olup müvekkilin marka hakkına tecavüz gerçekleşmiş olmakla birlikte diğer davalılara Franchising/bayilik vermek suretiyle markanın kullanım hakkını verdiklerini, Franchising/bayilik alarak müvekkile ait markayı kullanan ve müvekkilin marka kullanım haklarını ihlal eden diğer davalılar Mardin, Gaziantep, Kars, Manisa ve Siirt şubeleri olduğunu, davacı müvekkilinin tescilli markasının esaslı unsuru "..." olduğunu, davalı şirketin genel olarak kullanmış olduğu işletme adı "... "olmakla birlikte; sayın mahkemeye ibraz edilen tüm deliller incelendiğinde açıkça görüleceği üzere öne çıkartılan ve özel şekilde kullanılan işletme adı '... olduğunu belirterek; Tescilli marka hakkına yapılan tecavüzlerin ve haksız rekabetin TESPİTİNE, marka hakkına tecavüzlerin ve haksız rekabetin önlenmesine ve bu kapsamda; işyerinde tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden her türlü emtiaya el konulmasına, tabelaların indirilmesine, reklam ve tanıtım çalışmalarına son verilmesine, her türlü reklam ve tanıtım araçlarına el konulmasına, internet sitelerinin kapatılmasına, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; maddi zararın tam tespit edilememesi nedeniyle davalıların marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak ve satmak yoluyla elde ettiği kazanca göre ve diğer markayı kullanan davalıların yine elde ettikleri kazancın tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL Maddi; 100.000,00 TL Manevi Tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans(ticari) faiziyle birlikte davalıdan Tahsiline, yargılama giderlerinin davalı yandan karşılanmak suretiyle, ülke çapında en yüksek trajlı 5 büyük gazeteden birinde ilanına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalılar ... ... Limited Şirketi ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ...Limited Şirketi adına kayıtlı sadece bir adet tescilli 24.12.2008 tarihli “... ...” ibareli aşağıda görseli mevcut olan markanın bulunduğu anlaşıldığını, davacı tarafın ihtarnamede belirttiği üzere tescilli olan markası “...” ibaresi değil, marka örneğinde ayırt edici nitelikte ... ibaresinin ve diğer kelime ve şekil unsurlarının kullanıldığı şekilde görülen işaret olduğunu, davacı tarafın adına kayıtlı olan markada ayırt edici nitelikte olan ... ibaresinin varlığı da tecavüz fiilinin ortaya çıkmasına neden olan benzerlik hususunu ortadan kaldıran en önemli etmenlerden birisi olduğunu, davacının davası ve talepleri haksız kazanç elde etmeye yönelik olup Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması niteliği taşımakta olduğunu, müvekkili firmanın kalite ve özgünlüğü ile Türkiye çapında tanınırlığı olan kurumsal bir firma olup davacı firmanın işletme tarzı ile ürünleri bakından yakından uzaktan bir ilgisi bulunmadığını belirterek; davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davacının iddia etmiş olduğu hususların gerçeği yansıtmaması nedeniyle davanın esastan reddedilmesi gerektiğini, markada yer alan asli ve ayırt edici unsur ... ibaresi olduğunu, her iki markada yer alan işaretler arasında ayırt edici niteliği düşük/olmayan kelime veya şekil unsurlarının yer alıyor olmasının tek başına işaretler arasında aynılık veya benzerlik oluşturmayacağı gerek ulusal gerekse uluslararası birçok yargı ve idare kararında açıkça yer aldığını belirterek; davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; müvekkili ile diğer davalı ... arasında franchise sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme ile müvekkilinin diğer davalıdan marka kullanım hakkını elde ettiğini, davacının iddia etmiş olduğu hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının markasında yer alan asli ve ayırt edici unsuru ... olduğunu, “...” ibaresinin olmadığını, her iki markada yer alan işaretler arasında ayırt edici niteliği düşük/olmayan kelime veya şekil unsurlarının yer alıyor olmasının tek başına işaretler arasında aynılık veya benzerlik oluşturmayacağını belirterek; davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ cevap dilekçesinde; müvekkili ile diğer davalı ... arasında Franchise sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme ile müvekkilinin diğer davalıdan marka kullanım hakkını elde ettiğini, davacının iddia etmiş olduğu hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının markasında yer alan asli ve ayırt edici unsuru ... olduğunu, “...” ibaresinin olmadığını, her iki markada yer alan işaretler arasında ayırt edici niteliği düşük/olmayan kelime veya şekil unsurlarının yer alıyor olmasının tek başına işaretler arasında aynılık veya benzerlik oluşturmayacağını belirterek; davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile diğer davalı ... arasında franchise sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme ile müvekkilinin diğer davalıdan marka kullanım hakkını elde ettiğini, davacının iddia etmiş olduğu hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının markasında yer alan asli ve ayırt edici unsuru ... olduğunu, “...” ibaresinin olmadığını, her iki markada yer alan işaretler arasında ayırt edici niteliği düşük/olmayan kelime veya şekil unsurlarının yer alıyor olmasının tek başına işaretler arasında aynılık veya benzerlik oluşturmayacağını belirterek; davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/171 esas, 2024/6 karar sayılı, 05/01/2024 tarihli kararı ile; "Davacı tarafa ait markanın ... ......+ŞEKİL ibare ve unsurlarından oluştuğu, davalı tarafın birden çok markasının tescilli olduğu, bu markaların bazı küçük değişiklikler içerse de asıl unsurunun .......... ibaresinden oluştukları, bu yönüyle her iki tarafa ait markalar incelendiğinde markaların zayıf ibareler olan ... ve kafe ibarelerinden oluştuğu ve zayıf marka kapsamında oldukları, belirleyici ve ayırt ediciliği kelime ve şekil unsurlarının birlikte kullanılarak sağlanmaya çalışıldığı, bu yönüyle değerlendirildiğinde davalıların kullanımlarının ...tescil numaralı ...+........markasının tesciline uygun ve hem kelime hem de şekil unsurunu birlikte kullanmak şeklinde olduğu dikkate alındığında iltibasın oluşmayacağı, davalı Yakışır Medyanın internet adresleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafın fiilen 06.04.2017 tarihinden etkin olarak kullanmaya başladığı, davacının davalı aleyhine keşide ettiği ihtarnamenin .... Noterliği'nin 22.04.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarına göre 22.04.2022 tarihi olduğu, bu tarihten önce davacının davalıları marka hakkını kullanmaktan men ettiğine dair bir delilin bulunmadığı, yine dava tarihinin de 19.07.2022 tarihi olduğu dikkate alındığında davacının 5 yıl süre ile sessiz kaldığı ve Yargıtay yerleşik uygulamasına göre 5 yıl süre ile sessiz kalan kimsenin marka hakkına tecavüzden kaynaklı hakları ileri süremeyeceği, yine MK 2.nci maddesi kapsamında dava açılması için somut olayın koşullarına göre belirlenmesi gereken makul sürenin geçtiği ve davalılaraın kullanımlarının da ...tescil numaralı ...+..... markasına dayandığı dikkate alınarak davanın tüm davalılar yönünden ayrı ayrı REDDİNE " karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kullanım hakları kendisine ait olan ve uzun yıllardır İstanbul genelinde tanınmış "... ..." markasını işlettiğini, markasının esaslı unsurunun "..." olduğunu, davalıların ise bu ibaredeki kelimelerin yerini değiştirerek "..." ismini tescil ettirdiklerini ve şubeler/franchise sistemiyle kullanarak marka hakkına tecavüz ettiklerini, her iki tarafın da aynı hizmet sınıfında (43. sınıf) faaliyet göstermesi sebebiyle tüketiciler nezdinde iltibas ve haksız rekabetin kaçınılmaz olduğunu, mahkemeye sunulan tabela, menü ve basın verileri gibi somut delillerin göz ardı edilerek karar verildiğini, davalıların "..." ismini öne çıkararak müvekkilinin markasının birebir aynısını kullandıklarını, SMK m. 29 ve TTK m. 54 uyarınca bu durumun açık bir ihlal teşkil ettiğini, Yargıtay içtihatlarına göre ortalama alıcı kitlesinin bir kısmının dahi karıştırma riskinin bulunmasının iltibas için yeterli olduğunu, ancak mahkemenin bu unsurları değerlendirmek yerine hatalı bir şekilde davanın reddine karar verdiğini, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğini, müvekkilin markayı devraldığı önceki malik tarafından başka bir firmaya karşı açılan ve kazanılan İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/211 Esas sayılı kesinleşmiş kararın emsal teşkil ettiğini, yerel mahkemenin bu dosyayı inceleme kararı almasına rağmen incelemediğini, bu durumun yargısal tutarlılığa ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu, emsal kararın celbi halinde ihlalin net bir şekilde görüleceğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yer alan "markanın zayıf karakterde olduğu" yönündeki tespite dayanılarak kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, zayıf ibarelerin korumadan yararlanmayacağı anlamına gelmediğini, davalıların müvekkili markasıyla aynı kitleye hitap ederek görsel ve kavramsal benzerlik üzerinden haksız kazanç sağladıklarını, mahkemenin ise somut vakıaları incelemek yerine sadece "zayıf karakter" nitelendirmesine sığınarak tecavüzü görmezden geldiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının reddedildiğini ve yeni bir rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin "... ..." markasını 04.10.2019 tarihinde marka devir sözleşmesi ile devraldığı göz önüne alındığında devir tarihinden önce davalıların kullanımından haberdar olması kendisinden beklenilemeyecek olduğunu, mahkemenin "beş yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı" gerekçesinin maddi gerçeklerle bağdaşmadığını, müvekkilinin markayı 04.10.2019 tarihinde devraldığını ve bu tarihten önceki kullanımlardan haberdar olmasının imkansız olduğunu, devir sonrası ihlali öğrenir öğrenmez 2022 yılında ihtarname çekerek yasal süreci başlattığını, sessiz kalma süresinin tescilsiz bir internet sitesinin aktifleşmesiyle başlatılamayacağını, kullanımın iktisadi hayatta ciddi ve eylemli olması gerektiğini, yerel mahkemenin ise müvekkilin devir tarihini dahi gözetmeksizin matbu gerekçelerle davanın reddine karar verdiğini belirterek usule ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı ... - ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, 22.11.2023 tarihli bilirkişi raporu ile tüm delillerin değerlendirildiğini, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirterek davacının asılsız iddialarının reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
Davalılar .... Şti ve ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yaptığı yargılama neticesinde davacının hukuka ve hakkaniyete aykırı davası reddedildiğini, davacının kötü niyetli olarak istinaf isteminde bulunduğunu, davacının mahkemeye yanıltmaya çalıştığını, davacı müvekkilin markasından ve ticari itibarından haksız kazanç elde etmek için, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, davacının haksızlığının dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu belirterek davacının usul ve yasaya aykırı istinaf istemenin reddi ile mahkeme kararının onanmasını, kötüniyetle istinafa başvuran davacının 329. madde gereğince giderlere ve cezaya mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; davacı şirketin, dava dışı ... adına 24.12.2008 tarihinde 30 ve 43. sınıflarda tescilli, ...numaralı '' ... ...'' kelime+şekil markasını 04.10.2019 tarihinde ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi ile devraldığı, davalı ... ... Şti adına 24/10/2017 tarihli "...'' markasının, 23/03/2018 tarihli " ... ... " markasının tescil edildiği, davalı ... adına 07/09/2020 tarihli "..." markasının 43. sınıfta tescil edildiği, diğer davalıların da franchise sözleşme ilişkisi kapsamında tescil maliki olan davalılar adına kayıtlı markaları kullandıkları ve iltibas oluşturan eylem iddialarına dayalı olarak huzurdaki davanın ikame edildiği görülmüştür.
Mahkemece sessiz kalma sureti ile hak kaybının bulunduğu sonucuna varılmış ise de sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için öncelikle marka sahibinin, markanın başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayın şartlarına göre markasının, başkası tarafından kullanıldığını bilemeyecek durumda olanlar için sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilmesi mümkün olamayacaktır. SMK'nın m. 25/6’da hükümsüzlük davaları için 5 yıllık süre öngörülmüş ise de ihlal davaları için kanunen belirlenmiş bir süre bulunmadığından her somut olayın özelliklerine göre TMK m. 2 kapsamında inceleme yapılması gerekmekte olup bu kapsamda somut olaya bakıldığında; davalılar tarafından, ihtarname öncesinde davaya konu markasal kullanımı, davacının bildiği yahut bilmesi gerektiği tarihin tespitine olanak verecek şekilde ispata elverişli delil sunulmadığı gibi davacının markayı 04.10.2019 tarihinde devraldığı, davalılara .... Noterliğinin 22.04.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiği, davanın ise 19.07.2022 tarihinde ikame edildiği tespit edilmekle sessiz kalma sureti ile hak kaybından bahsedilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu yönü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile sessiz kalma sureti ile hak kaybının oluştuğu kabulüne varılması kanuna aykırı bulunmuştur.
İlk derece mahkemesi tarafından; markaların zayıf ibareler olan ... ve kafe ibarelerinden oluştuğu ve zayıf marka kapsamında oldukları, belirleyici ve ayırt ediciliği kelime ve şekil unsurlarının birlikte kullanılarak sağlanmaya çalışıldığı, bu yönüyle değerlendirildiğinde davalıların kullanımlarının tesciline uygun olduğu dikkate alındığında iltibasın oluşmayacağı kabulüne varılmış ise de aynı sınıftaki (43. sınıf) taraf markasal kullanımlarındaki ayırt edici ortak ibarenin ''...'' olduğu, ''...'' kelimesinin ise zayıf ibare niteliğinde olmadığı görülmüştür. ''Cafe'' ibaresi her ne kadar tescilli olduğu hizmet sınıfında zayıf ibare ise de işaretin zayıf olmasının, söz konusu markanın markasal korumadan hiçbir şekilde yararlanmayacağı anlamına gelmeyeceği, yalnızca korumanın dar kapsamda değerlendirilmesini gerekli kılacağı bilinmelidir. Markada teklik ve öncelik ilkesi geçerli olup davacının ''...'' ibaresi yönünden önceye dayalı hak sahibi olduğu, davalıların '' ...'' şeklindeki markasal kullanımlarında, davacı markasından farklılaştırmaya yeterli herhangi bir ayırt edici ibarenin mevcut olmadığı, SMK'nın 155. maddesi kapsamında davalıların tescilli markalarını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, böylece markaların bütünsel olarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer oldukları anlaşılmıştır. Dolayısıyla aynı sınıflarda (43.) kullanılan markaların hitap ettiği ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından ortalama tüketicinin dikkat seviyesi gözetildiğinde davalıların kullanımındaki markayı davacının seri markalarından birisi olarak düşünebilecekleri, böylece markalar arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle SMK'nın 7/2-b. ve 29. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla yapılması gereken; davalıların ticari defterleri üzerinde mâli bilirkişiye yetki verilerek ticari defterler, faturalar, ticari faaliyetlere ilişkin tarafların sundukları yazılı deliller üzerinde inceleme sağlandıktan sonra SMK'nın 151/2-b maddesi gereğince talep edilmesi mümkün maddi tazminat miktarının, SMK'nın 151/3. maddesine uygun şekilde sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler ışığında belirlenmesinden sonra hukuka uygun şekilde karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde inceleme yapılması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- İstanbul ..... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../01/2024 tarih, 2022/... E. 2024/.. K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026